Televizyonlar neden boyle?

Makaleler - 22 Haziran 2007, Cuma
Klasik müzik duymak istediğim bir gün tüm radyoları taradığım halde bulamamıştım ve “Radyolarda aradığınızı bulabiliyor musunuz?” diye sormuştum.
Bir dostum kendini tutamamış, aradı, içini boşalttı.

- Televizyonlarda aradığımızı buluyormuşuz da sıra sanki radyolara gelmiş! Ben televizyonda dahi dişe dokunur bir şey bulamıyorum. Eski bir televizyoncu olarak bu konuya hiç girmiyorsun. Esas bunları yaz, televizyonlar niye böyle?

Dostuma izah ettim tabi, geçmişte bu konuda yazdıklarımı tekrarlamaya gerek yok. Ama bu günlere baktığımızda haklı olduğu şeyler çok. Evet, gerçekten televizyonlar niye böyle?
* * *

Evlerdeki sohbetlerden televizyonların durumunu anlamak mümkün.
Birkaç aile bir araya gelmiş ama kendinizi erkek erkeğe bir sohbet içinde bulmuşsanız, öteki odada hanımlar soluksuz şekilde dizilerden birini izliyordur.

Kendi ailelerindeki sorunları görmezler, hatta bu durumları gittikçe sorun olmaya başlamıştır ama onlar filmdeki kızın dramına gözyaşı dökmekten geri kalmazlar.

* * *
Bu örnekle yetinirsek kadınlara haksızlık etmiş oluruz. Erkekler de aşağı kalmıyor bazen. Artık çilingir sofrasında arabesk dinlemeyi bıraktılar, rakıları filan hazırlayıp, mafya dizileri ile adrenalin depoluyorlar.

* * *
Akşamlar böyle geçiyor artık Türkiye’de.
Dizi film aşağı, dizi film yukarı…
Gündüzler ise bir başka alem.

Eskiden sinema çığırtkanları vardı, gençler hatırlamaz.
Elinde bir ucu dar, diğer ucu geniş bir boru ile mahallenin yüksek tepesinden seslenirdi. Mahallenin sinemasında oynayan filmin adını, oyuncularını, türünü haykırır, reklamını yapardı.
- Aşk, dram, gözyaşı, ihanet, gerilim, macera, hepsi bu filmde, dediğinde sinemayı doldurması hiç de zor değildi.

Televizyonların gündüz programlarını aynen buna benzetiyorum. Ne ararsan var.
Ama ençok, kavga, hakaret, bağırış, çağırış…
O insanların ekrana çıkıp kendilerini böyle sergilemekten nasıl bir tatmin duygusu yaşadıklarını anlamak mümkün değil. Bu kadarla kalmıyor tabii, kaybolan yakınlarını arayanlar, evden kaçan kızını bulmaya çalışanlar.. Doğudaki töreleri sanki bu toplumun tamamı için geçerliymiş gibi sabah akşam tartışıp, izleyicileri sabah akşam gerenler….

Aldatan erkek, aldatılan kadın senaryoları içinde boğulanlar…
Meslek hanesine “ev kadını” diye yazdırıp, tv izleyerek bir ömür geçirirken üniversitede türban” gibi ciddi bir konuda ahkam kesmeye kalkanlar...

Sanatçıların seceresini bir bir dökerken, akrabalarına ziyarete bile gitmeyen bir toplum armağan ediyor bugün bize televizyonlarımız.

Şiddet, kavga, dedikodu dolu ekranları kapattıktan sonra insanların da aynı, filmlerdeki ifadelerle konuştuklarının farkında mısınız?

İşte bu nedenle bazı ürünlerin reklamları televizyonda yayınlanmıyor.
Yani izin verilmiyor.
Yani yasak…
- Ne alaka şimdi, diyebilirsiniz, ama çok alakalı. Çünkü televizyon işte böylesine geniş yığınları etkisine alıp aynı psikolojiye sevkedebilen bir mecra. Buna iyi bakarsanız, barış, dostluk, yardımlaşma veya gelişim için kullanabilirsiniz. Ama isterseniz küçücük bir duygu sömürüsü ile milyonları sokağa dökebilirsiniz.

Yani kullanmasını bilmek bize kalıyor.
Yıllarca, televizyonlardaki kötü sahne-iyi sahne tartışmalarında bulundum. İyiyi anlatabilmek için kötünün de bilinmesi gerekliliğini savundum. Ama kendimizi tamamı kötü örneklerden oluşan bir atmosferde buluyorsak, eğitim ve kültür seviyesi düşük geniş kesimlerin, gördükleri ve izlediklerini doğal karşılamaya başlaması, hayatın öyle olduğunu kabul etmesi olağan hale geliyor. Böyle olduğunda, yapanların da izleyenlerin de bütün bunlardan rahatsızlık duymalarını hiç beklemeyelim.

Tam da böyle günler yaşıyoruz. Diziler, tartışma programları, cenazeler, bayraklar, protestolar ve hakaretlerle dolu siyasi tartışmaların yer aldığı haber bültenleri ile toplum iyice burnundan soluyan, sokakta birbirini tanımadıkları halde birbirine giren insanlar kalabalığı haline geldi.

Çünkü televizyonlarımız, başkaca eğlencesi olmayan geniş kitlelerin kendisi yapmışçasına izlediği, kendisi söylemişçesine dinlediği ve böylelikle içini boşalttığı ve tatmin olduğu birer kutu haline geldi. Halkın deşarj olmasını sağlaması iyi bir şeydir belki ama çok hassas bir dengenin diğer tarafa kaçması ile halkın bu atmosferde sürekli dolduruşa gelmesi tehlikeli bir durumdur.

Peki seyirciler bu kadar aptal mı ki, televizyonların elinde oyuncak oluyor?
Orasını psikolog ve sosyologların çokca tartışması lazım ama bu durumu Türkiye’den önce yaşamış ülkelerin tanımlandığı gibi, bizim televizyonlarımızın da tam bir aptal kutusu haline geldiği apaçık ortada…

Sedat Üreten

Yorumlar

burcu alpogan   24 Temmuz 2007, Salı

ben istanbul üniversitesi gazetecilik bölümü son sınıf öğrencisiyim hürriyet gazetesinde3yıl ekonomi departmanında çalıştım ve muhabirlik hemde yazıişleri ekibinde bulundum fakat ayrılmak zorunda kaldım sizden ricam çalışma imkanı sağlamanıza gerçekten çok ihtiyacım var. Bana ne olur bu konuda bana yardımcı olmanızı rica ediyorum ne olursunuz freehand ve photoshop programlarınıda kullanmaya hakimim ne olusunuz bana bir çalışma şansı verin 1,5 yılda ayrıa maya basınyayında lojistik ve taşıyanlar dergilerinin raklam departmanında çalıştım ne olursunuz başarılı olduğumu biliyorum

Esra ÖZYAZGAN   24 Ağustos 2007, Cuma

sayın Sedat ÜRETEN Ben Erciyes Üniversitesi Pazarlama 2.sınıf öğrencisiyim.Bu televizyonlar böyle ama sizinde 30 yıllık bir geçmişiniz bu sektöre yöneticilik yapmakla geçmiş bunlara önlem almak daha güzel olmaz mı? Bu makaleyi insanlarla tv karşısında paylaşmak daha etkili olmaz mı? Herkes bu sayfayı açıp okumayabilir, beni çok etkiledi, fazla tv izleyen bir insan olmamama rağmen. İYİ GÜNLER

emine   3 Eylül 2007, Pazartesi

herkese ii günler.ben halkla illşkler ve tanıtım ögrencisiyim.Söylediginiz seyler gercekten cok dogru ama su da varki bi ürün cok satılıyorsa ondan cok üretilir böyle bakınca kanallarda haklı cünkü en cok o programlar izleniyor halkımızın kac tanesi belgesel izliyo ve sizin dediginiz gibi radyolarda klasik müzik arıyo.üzülerek söylüyorumki( gerci herkes biliyor ama bunları)halkımız kavgayı tartısmayı görmek istiyor biizm ileetişimciler olarak yapmamız gereken bunu onların akıllarından silmek olmalıdır hepinize saygılarla ii günler

emrah   10 Şubat 2008, Pazar

tesekkur ederım Sedat Bey, toplumumuzdaki bu tv hayranlığı hep magazin ve amaçsız diziler üzerine yoğunlaştı. birey olarak bizlerin buna dikkat etmeleri gerekiyor. ya milli menfaatlere ters düşebilen tv yayınlarına ne dersiniz. kişi hangi ülkede olduğunu şaşırıyor. iyi günler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.