PR (Public Relations) ve Halkla İlişkiler 1

Makaleler - 17 Temmuz 2007, Salı
Türkiye’de kavramların tam yerine oturtulmaması meslek gruplarının eğitim müfredatı üzerinde etkili olduğu gibi ve bazı meslek grupların anlaşılmamasına da neden olmuştur. Bunların başında Halkla İlişkiler gelmektedir.
Halkla İlişkiler kavramı İngilizce’deki Public Relations (PR) kavramının Türkçe’ye çevrilmeye çalışılmış ama karşılığı bir türlü bulunamamış, dünyanın hiçbir yerinde olmayan, “Sekreterlik ve Büro Yönetimi” mesleği ile hemen hemen eş anlamda kullanılan kendine özgün ve Türkiye’ye has bir meslek haline gelmiştir. Bu iki kavramı hangi açıdan ele alırsanız alın hiçbir zaman bir birlerini tam olarak karşılayamayacaktır. Public, halka ait; umumi, açık, aleni, halk; kamu, umum, seyirciler gibi anlamlara gelir. Şimdi burada “Public” kavramına sadece “halk” demek yanlış olur, çünkü İngilizce’de “kamu ve seyirciler” anlamlarında da kullanılmaktadır. Ayrıca PR’ın anlamına baktığımızda; PR sadece halkı ikna etme iletişim aracı değil ki Halkla İlişkiler olsun. Bunun yanında kamu ve kurumlar da söz konusudur. Ayrıca “Halkla İlişkiler” kavramını İngilizce’ye çevirmeye çalışırsak “People Relations” demek daha yakın olacağını düşünüyorum. Böyle bir mesleki alan ihtiyaç olduğunu da düşünmüyorum. Çünkü insanoğlu kalıtımsal olarak iletişim kuracak bir varlık olduğu için doğar doğmaz iletişim kurmaya başlar ve ilişkileri başlamış olur. Ancak “Public Relations” kurumların hedef ve amaçlarına ulaşabilmeleri için bütün kurumlar için bir ihtiyaçtır.
Belki şöyle düşünebilirsiniz, ne fark eder ki, aldığımız dersler aynı değil mi? O kadar isim önemli mi yani. Buna ister Halkla İlişkiler, ister Kamu İlişkiler, ister PR deyin ne önemi var ki. Nasıl olsa içerik aynıdır.
Evet içerik olarak “Halkla İlişkiler”, Public Relations’la aynı olabilir. Ama siz bunu işverene, kamuoyuna anlatabilmeniz için 4 yıl boyunca aldığınız eğitimin tamamını kapı kapı dolaşarak herkese; sandığınız gibi olmadığını, sekreterlik olmadığını, aldığımız eğitimin ve bu mesleğin tüm kurumlar için bir ihtiyaç olduğunu anlatmanız gerekir. Bu da mümkün değil. Halkla İlişkiler Uzmanları piyasada ben Halkla İlişkiler Uzmanıyım iş arıyorum dediklerinde:
- Yaa zaten personelim hepsi de Halkla İlişkileri fevkalade iyidir ihtiyacımız yok.,
- Pardon siz ne yapabilirsiniz, yani alanınız ne işe yarıyor?,
- Biz genellikle güzel bayanları tercih ediyoruz bunun için… çünkü telefonlarda iletişimleri daha iyidir. (Ona göre bayan güzel olunca daha iyi iletişim kurar)
- Aaa bu işleri yürüten Halkla İlişkiler Sekreteya sorumlusu bayan arkadaşımız var. İhtiyacımız yok şuan. Gibi cevaplar ve sorularla karşılaşıyorlar.
İş ilanlarını ise şu şekilde veriyorlar:
- Şirketimizin telefon trafiğini yönetebilecek,
- Ürünlerimizi ve hizmetlerimizi kapı kapı dolaşarak satabilecek,
- İkna kabiliyeti çok iyi olan, kendine güvenen,
- Çok iyi derecede İngilizce bilen BAYAN Halkla İlişkiler Uzmanı aranıyor.

Yukarıdaki ilana baktığımızda eklemedikleri vardır: Genel müdürün çaylarını getirecek, masasının tozunu alacak, yerleri süpürecek…, vs. Belki de utancından eklememişlerdir. Bu kadarına da şükür.
Halkla İlişkiler iş ilanlarında, Marka Yönetimi, Medya Planlaması, Pazar Araştırması, Reklam Kampanyaları, gibi kavramlara yer vermezler. Çünkü bu konuların Halkla İlişkiler bölümlerinde işlendiğini bilmiyorlar ki. İsmi üzerinde “H-A-L-K-L-A İ-L-İ-Ş-K-İ-L-E-R” yani halkla iyi ilişki kuracak, iyi konuşacak, iyi giyinecek, titiz davranacak, iyi hizmet yapacak, aynı zamanda iyi bir garson, iyi bir host/hostes yani bilumum her şeyi yapabilecek. Eee bunlar yapmak için de üniversite okumaya gerek yokki canım. Haklılar.
Yukarda ki örneklerde gösterdiğim gibi; kavramlar ve isimler yerinde kullanılmadığı takdirde mesleklerin üzerinde ne kadar olumsuz yönde etkili olduğunu görüyorsunuz. Bu büyük bir yanlış ve ihmal olduğunu düşünüyorum. Bundan dolayı ilgili kurum ve kuruluşlar; Uzmanlar, YÖK, Türk Dil kurumu, Halkla İlişkiler dernekleri bu yanlışı düzeltmeleri gerekiyor. Bu Yanlışı düzeltmek için bütün PR uzmanları unvanlarının düzeltilmesi için girişimlerde bulunmaları gerekir. Hatta gerekirse mahkemeye başvurmaları gerekir. Çünkü Halkla İlişkiler ismi müfredatta verilen o meşakkatli mesleki eğitimi tam anlamıyla karşılayamıyor. Bu da bu okullardan mezun olanları çok zor durumda bırakıyor. Bu aynı zamanda kurumlarımıza ve kuruluşlarımıza da büyük bir zarar. Çünkü isim yanlışlığından dolayı PR mesleki eğitimin neye yaradığını, kurumlarına ne tür bir fayda sağlayacağını ve katkıda bulunacağını bilmediklerinden bu meslekten ve PR mesleki eğitimi alanlardan yararlanmıyorlar.

Gelecek yazı; PR (Public Relations) ve Halkla İlişkiler 2

Mehmet Bozalp

Yorumlar

Tülay Alpaslan   17 Temmuz 2007, Salı

Merhaba,

yazınızı dikkatle okudum. Esasen sorunun mesleğin isminden değil kırılmasına bir türlü izin verilmeyen ön yargılardan kaynaklandığını düşünüyorum. Halkla İlişkiler mesleğinin Türkiye ile tanıştığı ilk dönemlerde sekreterya ve büro yönetimi ile eş değer tutulduğunu kabul ediyorum ama son 10 yıldır artık ayrı bir meslek dalıdır ve eğitim fakültelerinin ayırılması ile taşlar yerine oturmaya başlamıştır. Günümüzde çok küçük ölçekli firmalarda belki bu tür uygulamalar kalmış olabilir ama orta ve büyük ölçekli firmalarda halkla ilişkiler daha doğru tanımıyla faaliyet göstermektedir. Yazdığınız örneklerin özellikle büyük kentlerde %5´lere, kırsalda ise %20´lere indiğini söyleyebilirim. Yüksek Lisans tezimi hazırlarken bu konuda epey derinlemesine bir çalışma yapmıştım ve arzu ettiğiniz her zaman bunu sizinle de paylaşabilirim. Esas olan, hala bu tür konuları gündemde tutarak genç meslektaşların ya da adayların kafasını karıştırmamak. Aksine, onlara dünya çapında ve global anlayışla Halkla İlişkiler uygulamalarını anlatarak mesleklerini sevmelerini, kendilerini geliştirmelerini sağlamaktır. Bu yazınız yerine burada mesleğin işleyişini içeren bilgiler olsaydı emin olun mesleğimize daha çok fayda sağlardı. Bu tür tartışmalar, bunları kafamızdan atamayıp sürekli olumsuzluklara bağlı kalmamıza neden olur. Biz daha bu türlü ön yargıları aşamazken, muhatap olduğumuz iş ve tüketici dünyasının aşmasını nasıl bekliyorsunuz ki? Eskiden mühendis dediğinzde de şantiye şefi akla gelirdi. Bugün jeoloji mühendisi ya da iç mimar dediğinizde kaç kişi bunun ne olduğunu anlıyor ki? ya da nükleer tıp merkezinden mezun oldum diyen birine sizce neler soruyorlar? Metalurji mühendisi ya da jeofizik mühendisi ne demek bilen kaç kişi var? Yıllar önce reklamcıyım dediğinde ilk reklamcılar neyle karşılaşıyorlardı dersiniz? Sizce istatistik mezunları istatistik yapan kişiler mi? Hangisinin bugüne kadar mesleği anlaşılmıyor diye vah vah yapıp ağladığını gördünüz. Hepsi işini yapıyor ve daha iyi yapmak için uğraşıyor. Biz ne yapıyoruz? bizi anlamıyorlar, yanlış konumlandırıyorlar diye sürekli birbirimize dert yakınıyoruz. Bunun yerine, mesleğin kriterlerini oturtmak için çalışmak gerekiyor. İsimler konusuna gelince; Public, ingilizcede aynı zamanda "hakla ilgili" anlamına gelir ve Relation´da "Karşılıklı ilişki" anlamını da taşır. Benim, tez aşamasında ulaştığım nokta "Halkla karşılıklı ilişki kurmak" anlamında çevrildiğini gösteriyor. Public, "Kamu" anlamını taşımaktadır ama bu anlam bizim bildiğimiz kamu değildir. Kamuoyu anlamında kullanılmaktadır ve Halkla İlişkiler kamuoyunu etkileme çalışmasıdır. Türkiye´de kamu kelimesi farklı bir anlam taşıdığı için bunun yerine halk kelimesi kullanılmıştır ve bu kavramda kabul edilmiştir. İsmin çok fazla önemi olduğunu düşünmüyorum. İsmi değiştirmeye çalışmak kompleksli davranmaktan öteye gitmeyecektir. Bunun yerine, mesleki tanımı yapmak ve iş disiplinini oturtmaya çalışmak daha yararlı olacaktır. Tanıştığım 100 kişiden 10 tanesi bana farklı bir yorumda bulundu diye mesleğimin adından sıkıntı duymuyorum. Makine mühendisinin makine yapan kişi olmadığı, nükleer tıp uzmanının nükleer icatlar yapmadığını ya da pazarlama uzmanının satışçı olmadığını düşünürsek halkla ilişkilercilerinde halkla ilişki kurmadığını düşünebiliriz. Yeter ki, sizin gibi araştırmacı ve bilgi donanımlı kişiler mesleki gelişim konusunda daha güçlü adımlar atsınlar, eleştirmek yerine geliştirsinler. sevgiler..

Mustafa Akçakaya   31 Ağustos 2007, Cuma

Yazı için teşekkür ederim. Benim merak ettiğim halkla ilişkiler alanındaki iş ilanlarında kabul edilecek üni. bölümleri arasında sosyoloji de yer alıyor. Sosyoloji mezunu istemelerinin sebebi nedir? Halkla ilişkiler ayrı bir ihtisas alanı değil mi?

Fatoş   15 Mayıs 2008, Perşembe

Merhaba, Tülay Alpaslan.
Ben de halkla ilişkiler mezunuyum. Halkla ilişkikler ile ilgili bilgi, kitap okumaya çalışıyorum hala. Yüksek lisans tezini de incelemek isterim, uygunsa..

Teşekkürler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.