ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK

Makaleler - 4 Haziran 2007, Pazartesi
Öğrenilmiş çaresizlik yeni yeni duymaya başladığımız bir kavram.

Ortaya çıkışı 1960’lı yılların sonuna denk düşmektedir oysa. Pennsylvania Üniversitesinde hayvanlarla yapılan öğrenme araştırmalarıyla tanımlanmış bir konudur.

Öğrenilmiş çaresizlik konusu insan yaşamının birçok yönünü olumsuz etkilemektedir. Sadece bu yönüyle bile toplum tarafından bilinmesi gereken önemli bir konu olduğu ortadadır.

Öğrenilmiş çaresizlik, bizleri okulda, işte, evde, arkadaşlık ilişkilerinde kısaca yaşamın her boyutunda etkilemektedir.

Öğrenilmiş çaresizlik nedir?

Bir öykü ile açıklamaya çalışalım. Aşağıdaki öykü öğrenilmiş çaresizlik kavramını açıklamaya çok uygun gözüküyor:

“Bir gün iki kurbağa sinekleri avlamak için hoplayıp zıplarlarken yanlışlıkla çiftçinin akşamüzeri ineklerinden sağdığı sütleri doldurduğu bir kazanın içine düşmüşler.

Kurbağalardan birisi bir süre çıkmak için uğraştıktan sonra kazanın içinde çok az süt olması nedeniyle kazanın içinde çok derinde olduğunu görmüş ve asla zıplayarak çıkamayacağını fark etmiş.

Uzun zaman uğraşmış ama bir çıkış yolu bulamamış. Çıkış yolu olmadığını “anlayan” kurbağa, bunun üzerine çıkmaktan vazgeçmiş ve demek ki buraya kadarmış diyerek kendisini bırakmış. Sonunda sütün dibine batarak ölmüş.

Diğer kurbağa ise bir süre çabaladıktan sonra zıplayarak çıkamayacağını anlamış ama yine de bir çıkış yolu olmalı diye düşünmüş. Yavaşça sütün üstünde ayaklarını çırpmaya başlamış. Bir süre sonra sütün üzerinde yağlar toplanmaya başlamış ve kurbağa bu yağın üzerine çıkıp oturmuş. Sabah çiftçi sütün içindeki kurbağayı görünce almış ve kazanın dışına atmış. Böylece vazgeçmeyen ikinci kurbağa hayatta kalmış.

Öğrenilmiş çaresizlik birinci kurbağanın davranışıdır.

Hayvanlarla başlayan laboratuar ortamında ki çalışmalar daha sonra insanlarla da yapılmış ve çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çıkan öğrenilmiş çaresizlik modeli, çeşitli davranışların açıklanmasında önemli bir rol oynamıştır.

Öğrenilmiş çaresizlik modeline göre, davranış ile sonucu arasında bağlantı olmadığının öğrenilmesi, güdüsel (motivational), bilişsel (cognitive) ve duygusal (emotional) alanlarda bozukluklar ortaya çıkartmaktadır.

Güdüsel alandaki bozukluk, istemli davranışlarda azalmayla kendini göstermektedir.
Bir başka ifadeyle, öğrenilmiş çaresizlik yaşantısı sonucunda bireyin motivasyonu düşmekte hiçbir şey yapmak istemez hale gelmektedir.

Ortaya çıkan bilişsel bozukluk ise, çabanın başarının anahtarı olduğunu anlamada sorun ortaya çıkmaktadır.

Birey, davranışının sonucunda ortaya çıkabilecek olası olumlu ve olumsuz sonuçları değerlendirememekte, olası seçeneklerini fark edememekte ve bunun sonucunda da bireyin düşünme sürecinde bir tıkanıklık ortaya çıkmaktadır.

Çaresizlik bireyden bireye değişkenlik gösterir. Her bireyin kendine özgü çaresizlik biçimi vardır. Bazı insanlar diğerlerine göre çaresizlik yaşamaya daha yatkın olabilmektedir.

Çaresizlik ölçülebilir mi?

Çaresizlikle başa çıkılabilir mi?

Çaresizliğin yaşam başarısına etkisi nedir?

Sorularının cevaplarını sonraki yazıda bulacaksınız.

Çabanız bol olsun.

Bedi Aydın

Yorumlar

dilek yalcınkaya   13 Haziran 2007, Çarşamba

ben bu konuyla baya bır ılgılenıyom.başligi görunce hemen okudum.bu konuda bır cok şey okudum.bence cevrenın ögretilmş careszlıkte baya bir rolu var.sayglarımla

BETÜL ERGİN   22 Haziran 2007, Cuma

"Öğrenilmiş Çaresizlik"yazısı çok ilginç geldi ve okudum.Okuyunca kendimi değerlendirdim ve gerçekten bazen ben de böyle hatalara düştüğümü anladım.çok teşekkür ederim böyle bir yazı yazdığınız için.

sezin   28 Haziran 2007, Perşembe

İnsanı düşünmeye iten bir yazı, başlık insanın dikkatini çekiyor.
Öğrenilmiş çaresizliğin sonu insana bişeyler katabilir diye düşündüm. Hani ayrılıklar vardır insana birşeyler öğretir, bunlara ayrılmadan öğrenemeyeceğiniz türden tecrübeler desek ve ayrılığın da çaresi yok.
Buda öğrenilmiş bir çaresizlik değil midir ?
Yani birşeyler öğreniliyo ama bir yandan çaresizlikte var.
Ne düşünüyosunuz ?

Bedi Aydın   30 Haziran 2007, Cumartesi

Öğrenilmiş çaresizlik insana bir şeyler katabilir mi? Çoğu zaman çaresizlik yaşantısının farkında olmadığımızı belritmeliyim. Yolunda gitmeyen pek çok durumun temelinde bu yaşantı olmasına rağmen bizler bunun farkına varamayabiliriz. Ancak çaresizliğin farkına varma şansını elde ettiğimizde şüphesiz bir deneyim olarak yararlanabiliriz.
Ayrılıktaki çaresizlik yaşantısı "öğrenilmiş çaresizlikten" farklı bir yaşantıdır. Daha çok temel"çaresizlik" yaşantısından söz edilebilir.
temel çaresizlik yaşantılarının üstesinden gelemeyebiliriz. Örn. ayrılık kontrol edemediğimiz nedenlerden dolayıdır ve bunu değiştiremebiliriz.
Öğrenilmiş çaresizlikte ise, üstesinden gelebileceğimiz şartlar oluşmasına rağmen daha önceki başarısızlık yaşantılarımızın bir sonucu olarak geliştirdiğimiz inanç nedeni ile karşılaştığımız güçlükle uğraşmama durumu söz konusudur. Bu durumda karşılaştığımız güçlük varlığını korumaya devam eder ve bizlerde çaba harcamayı düşünmeyiz.

Duygu   1 Temmuz 2007, Pazar

Bir insan düşünün..ne istediğini biliyor ve bu noktadan sonra onu elde etmek için büyük çaba sarfediyor..hem de büyük bir motivasyonla ve umutla..sonra gerçekten kendi elinde olmayan sebepten dolayı..sistemin getirdiği problemlerden dolayı bu isteğini elde edemiyor..
Demek istediğim şu..evet "öğrenilmiş çaresizlik" oldukça olumsuz sonuçlar doğuruyor.. ama yaşadığımız şu Türkiye şartlarında bu çaresizlik hissine düşmemek için ne yapabiliriz?Bu konuya değinilmesini rica ediyorum.

Bedi Aydın   13 Temmuz 2007, Cuma

Bireylerin hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik ortaya koydukları çabalar bazen sonuç veremeyebilir. Bu çabaların sonuç vermemesi çoğu zaman sistem diye tanımladığımız düzenlemelerden kaynaklanıyor olabilir. Bu durumda ortaya çıkan "çaresizlik" duygusunun benliğimize yerleşmesi ve bizi gelecekte de hedeflerimize yönelik çaba harcamaz hale getirir. Özellikle sistemi değişmez kabul etmek bu çaresizlik duygusunu pekiştirir ve bireyi karamsarlığa iter.

Sorunun kaynağı ne ise süreç içinde değişebileceğini ve çaba harcamaktan asla vazgeçmememiz gerektiğini belirtmeliyim.

Eda YILMAZ   19 Temmuz 2007, Perşembe

halkla ilişkiler öğrencisi olarak söyleyebilirim ki gerçekten çok farklı insan karakterleri var ,ve bizzat yaşayarak öğrendim,bi çok şey yaşadım şahit oldum,bende bu çaresizliğe düştüm,kendimi buldum yakın olduğum yerde,belkide çok uzakta,bi insanın gülüşü bile mutlu edebilmeli beni,yaşama sevinci lazım bana,ben azimliyim,hırslıyım,güçlüyüm,üretkenim...diyebilmek....çünkü benden daha berbat durumda olanlar var biliyorum.kaybedenler vazgeçenlermiş bunu anladım 21 yıllık sürede.hayat bir barikattır zorluklarla dolu,amaç o barıkatları yıkmak ideallerimiz dahilinde,çaresizlik bizi olumsuza karanlığa götürür,hep bir umut olmalı ve olacak bir yerlerde,ama fazla uzakta değil yeterki içimizde bilelim.sevgiler

tugba curgul   30 Ağustos 2007, Perşembe

ben bu konuyu mümin sekman ın her şey seninle başlar kitabında okumustum.ayrıntılı sekılde o kitapta var .ilgilenenler için.

ege   17 Eylül 2007, Pazartesi

Son 2 aydır yoğun bir şekilde bu çaresizliği hissediyorum. Okul bittiğinde hiç uğraşmadan iş buldum, ancak 3 yıl çalıştığım işyerinin aslında benim hiçbir idealime yanıt vermediğini farkettim. Kendimi geliştirmeye başladım ve de bu yönde eğitim proğramlarına katıldım. Halkla İlişkiler, İletişim -Stres yönetimi , Nlp eğitimi ... Ve bu eğitimlerden sonra işimden ayrıldım. Şu an ise yaşadığım tek şey çaresizlik. Kendime söylediğim tek şey ; Türkiye şartlarında yaşıyor olduğumu unutmuşum...

esra k.   13 Ekim 2007, Cumartesi

yazınızı yeni okudum.Şu anda içinde bulunduğum durumla özdeşleştirdim.Be bir konuda haksızlıkla karşı karşıya olan bir öğretmenim.Haklı olduğum bir konuda mücadele etmete çalışıyordum.Ama artık mücadele etmeyecektim.Haklı bile olsam bırakacaktım.Çünkü yaşadığım aile yapısı,sosyal yapı bunu gerektiriyor.Ama bu yazı benim için bir kamçı oldu.Hakkımı almak için mücadele edeceğim.Teşekkürler

menekşe   25 Ekim 2007, Perşembe

evet ozellıkle bızım toplumumuzda malesef cagresızlıgı ogretıyorlar ama bız nedense calısmayı mucadele etmeyı sevmeyen bır toplumuz.en cok tatıl bızım ulkemızde yapılıyor.ıcgudusel mıdır bılmem ama nedense sorunlardan kacmaya ve sadece sıkayet etmeye egıllımlıyız.eyleme gecmeye tek basımıza kalmaya korkuyoruz bunu bıze kım ogrettı orası da ayrı bır tartışma konusu ama ınsan once kendı özünü oluşturmalı.önce kendi benliği için sonra inandığı seyler ıcın mucadele etmelı benım vazgecmeye tahamulum yok.aslında hayatın da yok hayat pes edenlerı affetmıyor.bu özel yasamımızda da iş hayatında da böyle ..bu vacgecmeme konusu benım ıcın cok hassas daha dogrusu ben caresızlıgı ogrenmeyı kabulenmıyorum.suan sdu yalvaç myo halkla ılıskıler 1.sınıf ogrencısıyım.ve daha önce kocaelı unv yerel yonetımler bolumunu bıtırdım acıktanda kamu yontımıne devam edıyorum.beledıyede de staj yamıstım mutlaka bana kattıgı seyler oldu ama cok sıkıldım ıs alanı acısından bana gore olmadıgını farkettım kendımı sorguladım olmak ıstedıklerımı hayal ettım.kesınlıkle halkla ılıskıler ıletısım radyo tv bana en uygun meslekler kendımı bu yonde zevkle gelıstırebılecegım az para alsam bıle mutlu olbılecegıme ınandıgım meslek.bu yuzden tekrar oss gırdım ve suan sdu yalvac myo bu bolumu okuyorum.vazgecmedım caresız degılım hayalerım ııcn mucadeleye devam edıcem

topaaac   30 Ekim 2007, Salı

Arkadaslar burda ben varim, universiteyi terk etmis biri olarak hayallerimin pesinden gidicem. Siz de gidebilirsiniz, nasil mi? ISinizin aranan ozelliklerine bakin ve yola cikin ve asla asla asla vazgecmeyin... " O n ikinci melek" bu kitabi tavsiye ederim.

hülya   14 Kasım 2007, Çarşamba

canlar hiç bir zaman kendimizi pes etmiyelim, benim oğlum beş yaşında elinizi öpper oğlumun bundan üç ay önce kolu kırıldı ve amaliyat esnasında tecrübeli doktorumuz bilal cağman oğlumun yanlışlıkla iki anasinirini kesiyor ve iki ayın içinde benim olumun dördüncü amaliyatı düşünün beş yaşında yavrunun ne sucu olabilir ve inanın çoçuğum bu yaşta allaha sığınıyor nolur allahım elimi sakat bırakma diye eyer benim bu elim sakat kaırsa anne ben bu elimin adınını kuzu diye seveceğim diyor siz olsanız bu çoçuğun cevabına ne yaparsınız ne cevap verirsiniz

GÜREL GÜNGÖR   1 Ocak 2008, Salı

ben ortaokul mezunu 38 yaşında bir gencim.bugüne kadar hayatım boş geçmiş.yaşadığım hayatta hiç bir şey öğrenmemeye çalışmışım.hiç bir çaba sarfetmemişim. anlattığınız hikayedeki kurbağa gibi kovadan çıkmaya çalışmamışım.AMA BENİM TEK ŞANSIM HAYATTA OLMAM.bende ikinci kurbağa gibi kovadan çıkmak istiyorum.öğrenilmiş çaresizliği yenmek istiyorum.Bugün ilk defa okuduğum yazınızı kendime bir umut ışığı olarak görüyorum. Bukonudaki düşüncelerimi dikkate alırsanız cok memnun olurum.

GÜREL GÜNGÖR   16 Ocak 2008, Çarşamba

YAZIMI OKUYUP YAYINLADIĞIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. HALA UMUT IŞIĞIM OLDUĞU İÇİN ÇOK MUTLU OLDUM.İNANIN ŞU AN TİR TİR TİTRİYORUM. AMA İŞİN NERESİNDEN BAŞLAYACAĞIMI BİLMİYORUM. ARA VERMİŞ OLDUĞUM AÇIK ÖĞRETİM LİSESİ NE DEVAM EDEREK BAŞLIYORUM.GERİSİNİ NASIL GETİRECEĞİMİ NEREDEN VE NASIL GÖTÜRECEĞİMİ BİLMİYORUM.HEDEFİM BANKACI OLMAK FAKAT YAŞIMIN GEÇMİŞ OLMASI SEBEBİYLE OLABİLİRMİYİM OLABİRSEM NEREDEN BAŞLAMALAYIM BANA BU KONUDA BİLGİ VERİRSENİZ ÇOK MUTLU OLURUM TEŞEKKÜRLER.

:)   10 Haziran 2008, Salı

Bilim adamları beş maymunu bir odaya kapatırlar.
maymunların bulunduğu odada duvara konmuş bir merdiven vardır ve merdivenin uç tarafında da bir muz kütlesi vardır.

Maymunlar kısa bir süre sonra muzu farkederler ve onlardan biri muzu almak için merdivene tırmanmaya başlar.

Tam o sırada tavanda açık olan bir bölmeden tüm maymunların üzerine(merdivendeki de dahil) buzzz gibi su dökülür.

Maymunlar buna anlam veremez ve yine aralarından biri muza ulaşmak için merdiveni tırmanır.
Yine tam o sırada maymunlar nerden geldiğini anlamadığı bzu gibi suyun altında kalırlar.

bir kaç denemeden sonra artık maymunlar ne kadar acıksalar dahi muzu yeme girişiminde bulunmazlar.

Bir süre sonra ıslanmış maymunlardan biri çıkarılır ve onun yerine yeni bir maymun konulur.

Muzu farkeden yeni maymun açlığını gidermek üzere merdivene tırmanmaya başladığı anda diğer dört ıslanan maymun tarafından güzelce dayak yer.

Neden dayak yediğini anlamayan maymun birkaç girişim ve dayaktan sonra muzu yemekten vazgeçer.

Yine ıslanan maymınlardan biri çıkarılır ve yerine yeni bir maymun daha konulur.
Muzu farkeden acemi maymunun ( :D) muza doğru yaptığı hamle(tırmanma) sırasında, diğer dört maymundan dayak yemiş olan maymun tarafından güzelce dayak yer.

Ve böylce dede baba oğul birlikte ölüme(başarısızlığa) terkederlaer kaderlerini ve o muzu yemek için birdaha asla girişimde bulunmazlar..

Düşünsenize ebeveynlerinizin arkadaşlarınızın çevrenizin size yapamazsın başaramazsın dediği nekadar şey var hayatınızda.. kime inanacaksınız kendinizemi yoksa onlaramı..

Müin SEKMAN hocamın da dediği gimi "seçim senin"..

Herşey seninle başlar kitabını mutlaka okuyunuz.

David Taylorun ŞEFFAF LİDER adlı kitabını da tavsiye edebilirim.

Bununla ilgili sizi size inandıracak çok güzel yapıtlar makaleler eserler ve örnekler var..

Lütfen bunları araştırın bulun ve kendinizi bulun:D

Sadece gözlerini aç

hep aynı şeyi bulacaksın..

Sadece zihnini aç

ve bulduğun şey ynı..

Sadece kalbini aç

Bu bir başlangıç olacak..


ibrahim öztürk

Emre ALAGÖZ   27 Ağustos 2008, Çarşamba

Bedi Bey´in kaleme almış olduğu yazıyı ve bununla beraber yapılmış tüm yorumları okudum. Konuya katkı sağlayacağını umarak, ben de bir noktaya temas etmek istiyorum. Bedi Bey demiş ki;

"Ortaya çıkan bilişsel bozukluk ise, çabanın başarının anahtarı olduğunu anlamada sorun ortaya çıkmaktadır. "

"Öğrenilmiş Çaresizlik" olgusunu vücuda getiren etmen gerçekten çaba göstermemek midir yoksa beyhude yere gösterilen çabalar mı bu oluşumda ağırlıklı olarak belirleyici rol oynamaktadır? Bu sorunun üzerinde çok iyi düşünülmesi gerektiğine inanıyorum.

Bir hedefimiz , vizyonumuz var; disiplinli ve tutkulu bireyleriz. O hedefe ulaşabilmek için var gücümüzle çaba sarfediyorz. Türlü fedakarlıklara katlanıyoruz. Peki acaba doğru şeyleri mi yapıyoruz? Sahip olduğumuz yol haritası doğru mu?

New York´a gitmeyi umarken kendinizi Bangladeş´de bulmamanız dileğiyle...

bedi aydın   4 Eylül 2008, Perşembe

Emre beyin katkısı çok önemli. Teşekkür ederim.

Bir hedefe yönelik olmayan çabaların süreklilik ve istendik sonuç doğurmları tesadüflere kalır. New Yorka gitmeyi umarken Bangledeş´e varma olasılığını güçlendirir. Önemli olan istemeden gelmiş olduğumuz yerde de yeni amaçlar üretip çaba harcamayı sürdürmemizdir.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.