Kırmızı: Değişimin Rengi...

Köşe Yazısı - 2 Nisan 2007, Pazartesi
Etkinlik Yönetimi: Ali Karaağaç
Bir dünya markası daha girdi hayatımıza...

Geçtiğimiz hafta boyunca süren "Değişim"i anlatma ve tüketicisi ile tanıştırma çalışmaları Kazlıçeşme’de havanın azizliğine uğrasa da 1 Nisan gecesi Boğaz’ın her iki yakasına da görsel bir şölen sundu Vodafone. Gerçi yüzünü hep Avrupa’ya dönmüştü gemiler, Asya’daki kullanıcısı komşu düğününü izler gibi geldi bana. Vodafone davetlilerinin Esma Sultan’dan Boğaz’daki gösterileri izleyeceklerinden olsa gerek.

HABITAT kapanışından sonra yapılmış en büyük gösteriydi Boğaz’daki havai fişekler. Boğaz geçişi durdurulmuşken dört koca gemiden (şilep mi denir tanker mi ) fırlayan fişekler çeşit açısından bakıldığında yaz boyu boğaz düğünlerinde kullanılanlardan farklı olsaymış keşke. Ancak senkronizasyon çok başarılıydı.

Bir de saati yanlış seçimdi 22:45 suları...
Kazlıçeşme’deki çadırda olacakları çok merak etmiştim. İngiltere’den çok sayıda tır ile ulaşmışlardı, yurt dışından sürpriz gösteri sanatçıları gelecekti. O yüzden mutlak icazet gösterdik.

Davetiyelerimizde organizasyonun başlama saati 20:00 yazıyordu... Hava yağmurluydu, üzülmüştüm onlar adına çünkü benzer etkinlikleri yönetirken hepimiz için kabustu yağmur. Bir yandan üzülürken diğer yandan da ’susuzluğun yaz boyunca çektireceklerinden’ kötü olamaz düşüncesi gülümsetti beni.
18:30’da Anadolu yakasındaki evimizden çıkmamız 20 dakikalık yol için makul sayılabilecek bir süre olmasına rağmen köprü ayaklarını görmek, inanılması güç ama tam2 saat 10 dakika sürmüştü ki asıl bu daha inanılmazdı.

Saat 21:00´i biraz geçe arabamızı minik gölcüklerden birinin kıyısına park edip gördüğümüz ilk kapıya yönelerek içeri attık kendimizi. Katılım yüksek, kalabalık çok iyi ve çok hoştu. Sahnede Candan ERÇETİN hanımefendi harika bir performans sergliyordu. Harika olmak dışında bir durum olması mümkün değildi ya... Daha sonra sahne yakınlarında bir yerde bir yandan gösterileri izleyip bir yandan da yurt dışlarından gelerek bir etkinlik yapanın vizyonunu da tesbite çalışıyordum. Eşim, "Ayıp.. Boşver, eğleniyoruz işte..." dese de ne yapayım onu aldatarak köşeyi bucağı incelemeyi sürdürdüm.

Bir markanın lansmanı olarak alındığında daha iyisini bize 90’lı yılların başında Jet Fadıl vermişti ki işte değişim öyle olurdu.
Bu anlamda "Değişim"i biraz cılız bulmuştum. Çadır sıradan bir sirk çadırıydı, Türkiye’de aynı ölçülerde ve daha iyi durumda çadır kuran firmalarımız mevcut halbuki. En azında içi kıpkırmızı kumaşlarla kaplanabilirdi. Yani içeri adımını atan, gerçekten kendini "Değişim"in içinde bulmalıydı. Geri sayım başlarken içerde buna uygun ambians yaratılabilir, had safhada heyecan katılabilirdi; gördüğüm kadarıyla buna olanak sağlayacak teknik donanım zaten mevcuttu. LED ekranlardaki saatin neye ulaşmaya çalıştığını anlamak için merakla saatime baktığımda anlam verememiştim. Eve dönünce anladım bir reklam kuşağında yapılan satınalmanın içine girebilmek için olduğunu. İşte Jet Fadıl’ın Jetpa’sı ile fark :)

Yurt dışı menşeili guruplara gelirsek sevgili dostum Tamer KURTER yine iyi iş çıkarmış. Dikey dansçılar ilginçti. Lee Alex’in performansını ertesi gün gazetede görebildim çünkü erken ayrılmak durumunda kaldık. Gerçi hayıflanmadım Lee ile de çok başarılı işler çıkarmıştık geçmişte, yine başarılı bir performans sergilediğinden eminim.

Lansman anı yani dikey dansçıların eski Telsim-Vodafone logosunu indirip VODAFONE´u ortaya çıkardıkları an beklediğim kadar ihtişamlı değildi. Bence geri sayımla birlikte Vodafone Çadırı’nın içi karartılmalı, geri plandan loşluk verilmeliydi. Saat sıfırlandığında eski logo ağır bir müzikle indirilirken yeni Logo ki duvarların tam ortasındaydı, görülmeye başladığında müzik daha isabetli seçilebilirdi ve bütün coşku yansıtılabilirdi. Duvardaki giydirme kesinlikle dijital baskı olmayıp kırmızı zemin üzerinde reflekte beyazdan ploter kesim olmalıydı. Loşluk içinde tam logoya çakılmış güçlü takip spotu logoyu patlatılabilirdi.

Ve... hemen ardından dansçıların perfonmansı başlamalı, salon onlarca robot ışığında, gobolarla çıldırmalıydı. Payro teknik ile desteklenip kitledeki duygu pik yaptırılabilirdi.

Özetle çadır Gaziantep’ten getirilebilirdi.
Ses ışık kesinlikle Staras’ın ellerinde çok daha başarılı olurdu.
Candan Hanım kıpkırmızı kadife kaplı bir sahnenin üzerinde bembeyaz bir piyano başında, ne bileyim Fahir ATAKOĞLU eşliğinde bir performans verebilirdi. Böylelikle lansman kakava şenlikleri havasında olmazdı.
Ardından lansman anı ve sonrası bir kaç farklı DJ ile daha çılgın bir partiye dönüşebilirdi.
Dediğim gibi çok daha iyisini ve etkilisini, hayal olan bir yatırım için Fadıl AKGÜNDÜZ, tüm kanallarda eş zamanlı olarak pazarlama iletişimi işte böyle olur diye gözümüze sokmuştu.

Sonuçta yurdumuzda iletişim faaliyetleri içinde, Etkinlik Yönetimi hizmeti verenler olarak, yurt dışı firmaların yaptıklarıyla, bizlerin vizyonunu ve yaptıklarını kıyaslama şansı buldum; hiç de fena bir noktada olmadığımızı gördüm ve bu beni mutlu etmeye yetti.
Geri döndüğümüzde yeni iletişim markasınının yurdumuz insanına hayırlı olmasını ve Ucuz ve Hızlı ve bol kapsama alanlı olmasını temenni ederim. Çadırda o akşamki anonsa göre 3000´e yakın çalışanı olduğunu öğrendiğim emekçilerine de yurt dışındaki meslektaşları standartlarında şartlar ve kazançlar dilerim.

Vodafone Havai Fişek Gösterisini izlemek için:
http://www.youtube.com/watch?v=0YXj0RpCPLs


VODAFONE hepimiz için hayırlı olsun.

Sevgiler

ALİ KARAAĞAÇ

ali@emotion.com.tr

11426 kez okunmuş Ali Karaağaç

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.