Hedef Kitle Öldü, Yaşasın Hedef Birey!

Köşe Yazısı - 12 Kasım 2010, Cuma
Gülay Akçakoca: Gülay Akçakoca

Yıl; 1995.
İletişim Fakültesi’ne adım atmışım.
Adım atar atmaz da ilk öğrendiğim şey; “hedef kitle” oldu. Mesleğimizde hayati önem taşıyormuş. Hedef olarak mutlaka bir kitle belirlemeli ve o kitleyi iyi tanımalıymışız. Bunu hatmettik 4 yıl boyunca… Hedef kitle ile yattık, hedef kitle ile kalktık. Çünkü o zaman “kitleye satmak” vardı, “kitlesel pazarlama” vardı…
 
Yıl;2010.
Bugüne geliyorum.
Aradan 15 yıl geçmiş, köprünün altından değil sular, çağlayanlar geçmiş.
Pazarlama ve iletişim çoktan boyut değiştirmiş.
Literatüre yüzlerce yeni kavram girmiş.
Mecralar çoktan şekil değiştirmiş.
Daha bir sürü şey olmuş meslekte.
Amaaa bir bakıyorum fakülte öğrencileri hala “hedef kitleyi” öğreniyorlar. Bizim 15 yıl önce hatmettiğimiz hedef kitleyi hatmetme sırası şimdinin öğrencilerinde.
Hala her derste “hedef kitle” türküsü söyleniyor.
Halbuki; hedef kitle çoktan öldü. Anlıyorum, hocalarımız öyle çok sevdiler ki hedef kitleyi, ölümünü bir türlü kabul edemiyorlar. Ama bu gerçeği öğrencilere söylememiz lazım, bilmek onların da hakkı. Yarın mezun olduklarında hedef kitlenin öldüğünü öğrenecekler zaten. İşte o zaman iş işten çoktan geçmiş olacak. İyisi mi şimdiden onlara söylemeli! Bu görevi şimdi ben üstlenmek istiyorum.
 
Değerli Öğrenciler,
Biliyorum size acı gelecek. Ama şu anda yaşayacağınız duygusal çöküntü üniversite kapısından dışarı çıktığınızda hedef kitle diye arayıp bulamadığınızda yaşayacağınız duygusal çöküntüden daha az, inanın bana! Lafı evirip çevirmeden söyleyeyim. Hedef kitle öldü! Onu pazarlama anılarımızda yaşatacağız. Tüketiciyi herkes gibi görmek, ona kitle gibi davranmak anılarımızdaki yerini aldı, bilesiniz. Hedef kitleden Pazar segmentasyonlarına, segmentasyonlardan mikro pazarlara geçtik. Ama artık bugün, mikro pazarlar ile çalışmak bile başarıyı getirmiyor. Yani mikro pazardan “bireye” geçtik.
Kitle, bireye dönüştü yeğen!
 
Şimdilerin post-modern toplumunda bireyler birey olma güdüsü ile ve bilinciyle farklı davranışlar sergiliyor. Hiçbir birey kendisine toplu olarak seslenilmesinden, sürü olarak değerlendirilmelerinden hoşlanmıyor.
“Eyy tüketici kitlesi demeyeceksin, ey sen” diyeceksin artık yeğen!
Her şeyin kendisine özel olmasını istiyor tüketici.
O yüzdendir ki kitlesel mecralarda yapılan reklamlara ve iletişim mesajlarına kayıtsız kalıyor bugünlerde.
“Bana butik tanıtım yap” diyor.
“Herkese söylediğini bana söyleme” diyor.
Tıpkı fabrikasyon üretim gibi fabrikadan çıkmış tanıtımlara da “hayır” diyor.
 
Uzun yıllar “hedef kitle” yaklaşımı ile ayakta kalan işletmeler de bugün ya değişiyor ya da yok oluyor.
O yüzden siz de değişmeli, hedef kitlenin öldüğünü kabul etmelisiniz.
Aksi takdirde üzgünüm; ama mezuniyetinizin ardından hedef kitle türküsünü söyleyeceğiniz bir işletme bulamayacaksınız.
 
Dip not: Değişen dünyada üniversitelerimizin yaşayan bir mekanizma olmaması ne kadar vahim bir durum.

8673 kez okunmuş Gülay Akçakoca

Yorumlar

Cemal Civan   15 Kasım 2010, Pazartesi

Merhaba Gülay hanım,
Ben Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğrenciyim. Hedef Kitle Öldü, Yaşasın Hedef Birey! başlıklı yazınızı facebookta paylaştım ve hocalarımızdan yorum istedim. Hocalarımızdan biri ile sizi okulumuzda konuk etmek konusunda konuştuk. Sizde uygun görürseniz müsait olduğunuz bir gün okulumuzda konuşmacı olarak ağırlamak isteriz.

Gülay Akçakoca   17 Kasım 2010, Çarşamba

Merhaba Cemal,

İlgin ve paylaşımın için teşekkür ederim.
Konuşmacı olarak seve seve gelirim.
Zamanlama konusunda görüşelim. E-mail adresim; gulayakcakoca@tasarim-atolyesi.com

Görüşmek üzere.

Anıl Nazım ÇEBİ   20 Kasım 2010, Cumartesi

Merhaba Gülay Hanım,
Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık 2. sınıf öğrencisiyim.Yazınızın henüz başında kendimden bahsediliyormuş hissine kapıldım.Nedeni malum.Aynı terimin bize biraz içeriği farklı olarak öğretilmesi.İçerik olarak kitle kalmadı denilse de isim aynı "Hedef Kitle".Geçenler de katıldığım atölye çalışmasında ilk gelen uyarı "Hedef Kitleye dikkat edin" yönündeydi.Bazı alışkanlıklar zor değişiyor olsa gerek.Bazı konularda okullarımızın istemeden de olsa geri de kaldığını düşünüyorum.Böyle farklı ortamlar sayesinde güncel konular daha kolay takip edilebiliyor.Bu faydalı yazılarınızın devamı bizim gibi daha sektöre girmemiş iletişimci adaylarına doğru bir rehber olacaktır.
İyi çalışmalar

Gülay Akçakoca   25 Kasım 2010, Perşembe

Sevgili Anıl,
İlgin için teşekkür ederim.
Sektörden birisi olarak üniversitelerde katıldığım konuşmalarda ve kendi derslerimde senin gibi genç arkadaşlarımla yeniliklere dair paylaşımlarda bulunmaya çalışıyoruz.
Buradaki yazılarımla da bir şeyler katabiliyorsam ne mutlu bana o zaman!

Tekrar görüşmek üzere.

yağmur kav   26 Kasım 2010, Cuma

Merhaba Gülay Hanım,

Gerçektende bu çok önemli konunuzda , etkin anlatımınız ve bu konuda duyarlılığınız ve paylaştığınız bilgiler için teşekkür ederim.Bizler gelecekte iletişimci olma umuduyla ilerlediğimiz için her türlü bilgiyle kendimizi geliştiriyoruz.
Evet okul zamanından itibaren, hep kendimizi belli bir hedef kitleye hizmet için hazırladık , hep karşımızda hedef kitle ve onlara hizmet verecek bizler,kendimizi halkla ilişkiler örnekleri içinde bulduk , bu amaçla eğitimler aldık,
Şuan mezunum ve şuan hedefler var ama ortada ortak bilinç oluşmuş bir kitle bulunmuyor.
Gittikçe gelişen teknolojının getırısıyle bırlıkte , toplum algıları gittikçe kişiselleşmiş durumda , artık insanlar ortak değerleri paylaşmıyorlar , herşeyin kendilerine özel olmasını istiyorlar
belki de artık bi taşla 2 kuş vurmak imkansız ,artık her kuş , kendine özel taş beklemekte.
Bu bilinç bize pek aşılanmadı hep kitlesel hareket ettik, umarım siz değerli eğitimcilerin ve bu dinamizmin içinde güncellenmiş bi hal alırız.

Teşekkürler
iyi çalışmalar

Gülay Akçakoca   27 Kasım 2010, Cumartesi

Yağmur merhaba,

Yorumun için teşekkür ederim.
Çok güzel ifade etmişsin. Evet, artık her kuş kendisine özel bir taş istiyor. İşte bu sebepledir ki geleneksel iletişim araçlarındaki reklamların artık kişiler üzerinde etkisi neredeyse yok. Üzgünüm ama artık televizyonda izlediğimiz, gazetede gördüğümüz reklamlar, satın alma davranışı yönünde harekete geçirmiyor insanları.

Diliyorum ki paylaşımlarımız işe yarıyordur.

Sana bolca başarı diliyorum.
Yine buluşmak üzere.

KADRİ esen   25 Mart 2011, Cuma

merhaba gülay hocam: böyle bir kavramı ben daha yeni bu gün öğrendim.çokta tuhafıma gitti.ama biraz düşününce ne kadar da mantıklı olduğunun farkına vardım.bende artık kendimi bu kavrama göre şekillendiririm.bugüne kadar hep sizinde dediğiniz gibi bu kavramla türkü söyledik ama inanın artık biz bu kavramı sadece geçmişimizi hatırlamak için kullanırız.bu benim artık espri aracım olacak....

Gülay Akçakoca   30 Mart 2011, Çarşamba

Sevgili Kadri,
Öncelikle yorumuna gecikmeli dönüşümüm için özür diliyor, takibin ve ayırdığın zaman için de teşekkür ediyorum.
Moda artık hayatın her alanında var. Yani sadece giydiğimiz kıyafette,kullandığımız arabada-telefonda değil,fikirlerde,düşüncelerde,sektörlerde,mesleklerde,literatürde her yerde. Dünya trendler ile dönüyor.Haliyle de bizim mesleğimizde de her geçen gün yeni bir trend ekleniyor literatüre.İşte bunları takip etttiğimiz zaman gerçekten yol katedebiliyoruz. Yani senin de dediğin gibi geçmişe ait türküler yeni yeni şarkılar söylememiz gerekiyor.

Çokca sevgilerimle,
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.