Ana Sayfa     Hakkımızda     İletişim
logo
REKLAM

Yazarlar     Makaleler     Platform Söyleşileri     Eğitim     Mantar Pano     İletişim Odası     PR-EXPO     Firmanızı Ekleyin
Üye Olun

Üye Girişi

  • e-posta
  • Şifre
  •  
İletisim Odası Mantar Pano PR-EXPO

Basın kaçıncı güç?   22 Haziran 2010, Salı

Sedat Üreten: Sedat Üreten
Hans Dichand, çok önemli bir medya patronuydu. Geçtiğimiz günlerde (17 haziran 2010) ölünce Erdal Şafak onunla ilgili güzel bir yazı yazdı. Hans Dichand’ı, Yurttaş Kane filminin kahramanına benzetip, onun günümüzdeki canlı örneği olduğunu ifade etti.
 
Yurttaş Kane kimdi ?
 
“Yurttaş Kane” filmi, 1950’li yıllarda ABD’de basının en önemli isimlerinden olan William Randolp Hearst’ün yaşamından esinlenilerek çekilmişti.
 
Hans Dichand kimdi ?
 
Dichand da Avusturya’nın medya imparatoruydu. Hükümetleri kurup deviren adamdı. Ölünce, gazeteler onunla ilgili hep aynı yorumu yaptı; “Avusturya’nın gizli patronu öldü.”
 
Neden böyle diyorlardı, çünkü o 1950’li yılların sonunda aldığı Neu Kronen Zeitung’u müthiş bir gazete haline getirmiş, 1 milyon tiraj ile 3 milyon okura ulaştırmıştı. Bir düşünün, Türkiye’de bir gazeteyi bir milyon kişinin satın aldığını! 70 milyonluk Türkiye’de bile bir gazetenin bir milyon tiraja ulaşması müthiş bir şey ama Avusturya’nın nüfusu ne ki? Hans Dichand bunu 8-9 milyonluk Avusturya’da başarmıştı. Bir milyon satış ile üç milyon okura ulaşıyordu. Avusturya’nın toplam nüfusundan gazete okumayan veya okuyamayacak olanları çıkarsanız, gazete okuyan yetişkinlerin yarısının Neu Kronen Zeitung okuduğunu söylemek yanlış olmaz.
 
Pekiii, bir de işin siyaset tarafı var. Siyaset Bilimcileri de Avusturya’da seçmenlerin üçte ikisinin Dichand’ın gazetesini okuduğunu söylüyorlardı. Bu durumda Hans Dichand’ın Avusturya’da oy kullananlar üzerindeki etkisini düşünebiliyor musunuz? Nitekim Avrupa Birliği’ne katılmak konusunda Avusturya halkının “hayır” olan eğilimini, yaptığı yayınlarla referandumda “evet”e çevirmişti. Seçimler, koalisyon hükümetlerinin kurulması, hatta 1999’daki aşırı sağcı oyların rekor artışında hep Hans Dichand’ın etkisi oldu.
 
Şimdi tekrar dönüyorum sevgili Erdal Şafak’ın yazısına…
Şöyle tamamlıyordu satırlarını;
“Demokrasilerde "Dördüncü güç" olarak sayılan basın veya medya, Avusturya'da Dichand ile birinci güç haline gelmişti. İyi ki Türkiye'de birinci güçlüğe heveslenen medya patronları yok; değil mi!”
 
Olmaz mı?
Tabii ki güç sahibi olmak, kimsenin vazgeçemeyeceği bir şey.
Türkiye’de de medya patronu olmanın nedenlerinden birincisi bu.
Evet, Avusturya’da Hans Dichand bu müthiş güce ulaşmış, birinci güç haline gelmişti.
 
Türkiye’de durum ne?
Bakacak olursak, basın ya da medya Türkiye’de bugüne kadar hiçbir seçimin sonucunu etkileyemedi. Medyada etkin grupların yayınlarına rağmen hep onların istemedikleri kazanıyor. Türkiye’de medya ancak skandallarla, kasetlerle ya bakan devirir ya da Deniz Baykal’ı gönderir. Tabii ki medyanın Deniz Baykal gibi kronik bağımlı bir parti başkanını göndermesi çok önemlidir de hangi yolla olduğunu unutmayalım.
 
Peki Avusturya’da Hans Dichand bu güce nasıl ulaşmıştı?
Kabul edilir, saygın, güvenilir yayıncılıkla ulaşmıştı.
Türkiye’de var mı?
Eskiden vardı da, kaldı mı?
Nedense yayın organlarımız bu özellikleri yitirmek için birbirleri ile yarışıyorlar. Dünyaya bakıyorlar, böyle yapan tiraj alıyor diye o yolu izliyorlar.
Ama hala, kabul edilir olmak, saygın olmak, güvenilir olmak gibi özellikler çok önemli.
 
Tüm dünya şirketleri bu özelliklerini öne çıkartabilmek için medyaya dünyanın parasını ödüyor ama medya kuruluşları yaptıkları yayınlar ile kendileri için hep bunun tersine neden oluyorlar.
 
Türkiye’de de böyle.
Kabul edilir, inanılır, saygın ve güvenilir yayıncılıktan uzaklaştıkça, “Dördüncü Güç” yakıştırması da tarihe karışacak.

1389 kez okunmuş Sedat Üreten


Paylaş / Kaydet

REKLAMreklam
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız

Yazarlardan

Gülay Akçakoca
Türk Siyaseti'nde Üslup Sorunu

Geçmişte siyasette hakim olan “eleştirel kültür” den eser yok şimdi...

Gülay Akçakoca - 8 Eylül 2010, Çarşamba

Recep Ali Aksoylu
Rize Bezinin Dayanılmazlığı

“Rize Bezi”, jenerik bir isim olarak bir “feretiko” ismine göre daha zor bir markalaşma sürecine gereksinim duysa da, pekala bir şemsiye marka olabilir. 

İŞ VE İŞLETME - 29 Ağustos 2010, Pazar

Şahnur Karaağaç
Artık meşe palamudu filizlenecek...

Bir sabah gelecek güzel habere kadar bekledik.
Bu sabaha kadar…

YazıYorum - 13 Ağustos 2010, Cuma

Yelda İpekli
Tatiller Ne İçindir?

Tatiller İÇE DÖNMEK İÇİNDİR.
Yorulan bedenimizde kaybettiğimiz ya da kaçtığımız düşünme molaları içindir. Belki de kendimizi yeniden keşfetmemiz içindir.
Tatiller yenilenmek içindir.

Yetenek Yönetimi - 6 Ağustos 2010, Cuma

Şenay Bıtırak
Biri bizi farketti

Özel sektörde kıpırdanmalar var. Bize birşeyler oluyor, yolunda gitmeyen birşeyler var; ama ne, derken… Yavaş yavaş iletişim yönetimine, ihyitaçları olduğunu görmeye başladılar.

Antalyadan Bakışla - 28 Haziran 2010, Pazartesi
REKLAM

Platform Söyleşileri

Sağ Olasın İzocam'dan, Teşekkürler Ozi'ye...

İlk gençliğini 70’li yıllarda yaşamış, sobalı evlerde büyümüş olanlar dün gibi hatırlar, çizgi film tadındaki bu meşhur reklamı…

21 Haziran 2010, Pazartesi

Tv8 Ekranında Neler Oluyor?

Tv8’in Ekran Renklerini Emanet Ettiği İki İsim Billur Güneşdoğan Ve Zeynep Tunuslu Televizyonda Yapılan Değişikler Ve Ekranda Olması Gerekenleri Anlattı.

5 Mayıs 2010, Çarşamba

Salim Kadıbeşegil ile İtibar Yönetimi

İtibar Yönetimi kitabının yazarı Salim Kadıbeşegil:
“Sürdürülebilir kalkınma iş modellerini bilmeyenler, iletişimci olamayacak”

8 Mart 2010, Pazartesi

YEREL BASIN DOSYASI: Halkla İlişkiler, önem bakımından ilk sıradaki sektör olmalıdır

Halkla İlişkiler demek, bir otel lobisinde gelen müşteri ile ilgilenmek değil ki… Halkla İlişkiler, Türkiye’de önem bakımından ilk sıradaki sektör olmalıdır.

1 Mart 2010, Pazartesi

 

10 Gündür Çok Okunanlar

» Artık meşe palamudu filizlenecek... » Sağ Olasın İzocam'dan, Teşekkürler Ozi'ye... » Basın kaçıncı güç? » Havale Ediyorum... » Biri bizi farketti

Son Yorumlananlar

» Halkla ilişkiler okumak istiyorum ama... » Halkla ilişkiler sektörüne neden bayanlar tercih ediliyor? » Bu sektör için daha farklı neler yapabilirim? » Tatiller Ne İçindir? » Deneyim Kazandıran Adman Reklamcılık Eğitimi Başlıyor

Son Yazılar

» Türk Siyaseti'nde Üslup Sorunu » Promoqube'den Facebook ve Twitter'ı bir araya getiren uygulama » Telekom Operatörü Global İletişim'e Transfer » Ramazan Bayramı NAR ile Bereketleniyor!... » Fashion's Night Out Etkinliği 16 Eylül'de İstanbul'da

Çok Okunanlar

» Söz uçar, yazı kalır » Yaşamın kavranması gereken özü... » Kariyer, evrensel düşünmek ve yaşamaktır » Finans ve Halkla İlişkiler? » Etkinliklerde Kritik Başarı Faktörleri
Copyright © 2004-2010  |  Kullanım Şartları Halkla İlişkiler İletişim Platformu. Her hakkı saklıdır.
Ana Sayfa .:. PR-EXPO .:. Hakkımızda .:. İletişim .:. Reklam.