Yeni Şeyler Söylemek Lazım...

Köşe Yazısı - 1 Mart 2010, Pazartesi
Pazarlama&Marka: Yelda İpekli

Bildiklerimizi unutmanın, yeni bir şeyler öğrenmenin ve bunu tüm saflığımızla yapmanın zamanıdır şimdi…

Yaşadığımız Global Kriz aslında bir kriz değil yeniçağın bize öğretmeye çalıştığı yeni bir yaşam döngüsüdür.

Biz “kriz” olarak algıladığımız sürece hiç bitmeyecek ve tünelin sonunu hiç göremeyeceğiz.

Artık tüm algıların, tanımların, önyargıların, değişmesi zamanıdır.

Duygusal dünyamız, ekonomiye bakışımız, yönetim felsefelerimiz, yönetim şekillerimiz, performans değerlendirmelerimiz, kariyer hedeflerimiz meslek tanımlarımız da yenidünyanın yeni  düzeninde, yeniden tanımlanacaklar… 

Yönetimin en önemli silahı, pazarlamanın sihirli değneği, müşteri sadakatinin anahtarı Halkla İlişkiler, yeni tanımıyla bu çağın vazgeçilmezi olacak...

Ama şimdiye kadar olandan, beklenilenden çok daha derin çok daha yaratıcı ve çok daha etkili olarak tanımlanacak. 

İşte biz burada, hepimiz ve daha da çoğalarak yeniçağda Halkla İlişkilerin gelişimini birbirimizle paylaşacağız, tartışacağız ve keşfedeceğiz.

Genç beyinlerle buluşmanın, gönüldaşlarla satırlarda selamlaşmanın hazzını yaşayacağım ben de... 

İlk Yazımla, Hoş bulduk…

Yeni hayatımız; sessiz, sakin, derin, dingin, sade ve yavaşşş…

Şu aralar en çok konuşulanlar, ‘düşünce gücü’, ‘kuantum’, ‘pozitivizm’ vs. vs….

Bir ülkedeki genel eğilimi anlamak için başvurduğum en etkili yöntem ‘en çok okunanlar ve dinlenenler listesini’ gözden geçirmektir. Son dönemlerde dünya genelinde ve ülkemiz özelinde hep bir kendini arayış, hep bir yenilenme telaşındayız. Var olan durumumuza isyan içinde ‘yeni söylemlerin’ peşindeyiz. 

Yeni inanç kalıpları, yeni felsefeler, yeni ülküler, yeni hobiler ve yeni ilişki modelleri… Klasik aile tanımı bile bu arayışlar içinde tanımını değiştirdi.

Bu arayış çırpınışları doğaldır ki alışveriş ve her türlü tüketim alışkanlığımızı da etkiliyor.

Hızlı yaşam, hızlı tüketim, hızlı değişim duyguları ilişkileri bile çabucak tüketiyor.

Ama insanlık artık bu ‘hız’dan da sıkıldı.

Yaşam trendleri gösteriyor ki ‘yavaş’lık’, ‘hiçbir şey yapmama duygusu’ kendini çok yakında hissettirecek. Neden mi?

New age ritimler, eski günlerin müzikleri en çok satanlar listelerinde yükselişteler. Dini müzik ritimleri, ilahiler ve etnik kökenli sazlar en tempolu müzik de bile tınılarını hissettirmeye başladılar.

Fast food, sağlıklı yaşam akımıyla yerini kaybetmişti zaten ancak şimdi ziyafet gibi şölen gibi yavaş yemek önem kazanıyor. Yemek yeme ritüeli hayatın tam içine karışıyor. Siesta artık yalnızca Akdeniz ülkelerinin ritminde değil tüm dünyanın kalp ritminde yer almak üzere…

El örgüsü modada geri geliyor. Ve doğal olarak el örgüsü örmek de hobi hanelerinde yükselen bir trend.

Hızlı tüketmeyeceğimiz, doyasıya yaşayacağımız günler yakın. Pembe ve tonlarının, uçuk renklerin, uçuşan kumaşların 2010 yazında hayatımıza girme nedeni de bundan…

Kitaplara baktığımızda kendine dönüş, iç ses dinleme ve kendiyle baş başa kalma tutkuları romanlardaki karakterlerden sinemaya aktarılıyor. Gizemli dünyaların kapıları hafızamızdaki cumhuriyetini kuruyor. Bireysellik, yavaşlamayı ve kendine özenmeyi de tarz olarak tam da göbekten hayatımıza sokuyor… 

Evde ve keyifli yaşamaya yönelik binlerce detay tasarımcıların hayal güçlerini zorluyor. DVD satışlarındaki patlamanın güncel sebebi ‘kriz’ olsa da trend imparatorluğunda bu ‘ev’e ve bireyselliğe dönüşün’ göstergesi olarak algılanıyor.

Artık ‘çok’luk değil derinlik önem kazanıyor. Tüketmeden, bitirmeden hissederek tadına vararak ve yavaşlayarak yaşam çok yakında bizleri sarsacak.

Şairin dediği gibi ‘yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın’.

Trend olarak ayak seslerini takip ettiğimiz bu ruh hali modada sadeliği, uçuculuğu, müzikte çoksesliliği ve romantizmi, dekorasyonda masalsı öğelerin bolca kullanılmasına sebep olacak. Sosyolojik anlamda bakıldığında tatiller benim 3 yıl önce iddia ettiğim ‘hiçbir şey yapmama’ tatillerine dönüşecek. Dostluklar, insana verilen önem artacak. Evde geçirilen zaman uzayacak, üretime yönelik bir hareketlenme yaşanacak…

Herkese selam ve sevgilerle... 
Yelda İpekli

4988 kez okunmuş Yelda İpekli

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Çok Şükür...   1735 gün önce eklendi
Hayatın genişliği, uzunluğundan daha önemli...   1767 gün önce eklendi
Moda mı? Pazarlama zekası mı?   1815 gün önce eklendi
Merak...   1844 gün önce eklendi
Hadi karşıya geçelim...   1941 gün önce eklendi
Hangi markalar fark yaratacak?   1993 gün önce eklendi
Daha İyi'nin Sınırları...   2026 gün önce eklendi
Moda GEÇİCİDİR, Stil HER ŞEYDİR...   2043 gün önce eklendi
Koyun/Keçi Yılı... 2015   2066 gün önce eklendi
Nesnelerin interneti...   2082 gün önce eklendi
Özgürlük dijitale kadar...   2090 gün önce eklendi
Yeni bir yıl, yeni bir ajanda...   2123 gün önce eklendi
Marka Olmak, Marka kalmak; 'Türkiye Markası'   2183 gün önce eklendi
Evren; herkes için bir şarkı saklar...   2236 gün önce eklendi
Şimdi parmak izi yaratma zamanı...   2276 gün önce eklendi
12. yüzyıl nasıl MARKA DEĞERİ olur?   2293 gün önce eklendi
Tasarım Hayatın Ta Kendisidir!   2341 gün önce eklendi
Japon iş kültüründe incelenmesi gereken prensipler...   2428 gün önce eklendi
Her gün yeni bir gün...   2498 gün önce eklendi
Post Modern Çağda Hayatlar   2941 gün önce eklendi
Anadolu'da Üretilir, Dünyada Tüketilir   3073 gün önce eklendi
Markalar da Özür diler... Bir case study :)   3218 gün önce eklendi
ZAMAN YÖNETİMİ Mİ...? MUTLU YILLAR   3491 gün önce eklendi
Hayatın neresinde durmak lazım?   3533 gün önce eklendi
Güneş Doğudan Yükselir   3611 gün önce eklendi
Zannetmek Yasaktır   3694 gün önce eklendi
Tatiller Ne İçindir?   3739 gün önce eklendi
Turizm HEDONİZM'in Hizmetinde   3843 gün önce eklendi
Müşteri Kraliçemdir   3862 gün önce eklendi
Tüm Trendler Out...   3869 gün önce eklendi
• Yeni Şeyler Söylemek Lazım...   3897 gün önce eklendi
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.