reklam

Yeni bir iletişim modeli: Suggestopedia

Platform Söyleşileri - 29 Ocak 2015, Perşembe
​Eski bir radyo programcısı, hali hazırda bir TV programı sunucusu, eski bir köşe yazarı, hali hazırda dergi editörü, Say Medya’nın Ajans Başkanı Burçin Alpacar ile yeni geliştirdikleri iletişim modeli üzerine enerji dolu bir söyleşi gerçekleştirdik.

​Keyifle okumanız dileğiyle…  


Halklailiskiler.com.tr



Nasıl başladı öykünüz?
Burçin AlpacarSıradan, bilindik bir şekilde. Üniversitedeydim, iş ve ek gelir istedim; radyo programcılığına başladım. Sonra reklam satmaya başladım. İlk ordino doldurduğum ve o ilk spotun yayınlandığı anı hatırlıyorum.
 
O dönemde Bursa’nın yerel radyolarından birinde ‘şiir programı’ yapıyorum ama şimdiki gençlerin tabiri ile yıkılıyor ortalık. Canlı bağlantı falan alıyoruz, telefonlar kitleniyor. Yürek var ya bende. Bir okuyorum ki şiirleri peşi sıra, bir de altta enstrümantal müzikler, çatlak-buğulu tını, Bursa’da aşk kaynıyor. Yürekleri hoplatıyoruz. Bu romantizmin ortasında, gecenin bir yarısı halı reklamının yayınlanması için kavga ediyorum. Saatle ve program içeriği ile alakasız bir ürün tanıtılıyor. İnadım tutuyor, benim müşterim ya, illaki benim programımda yayınlanacak. İlahi ben. Geriye döndüğümde gülümsüyorum. İşte böylesi eğlenceli bir başlangıç.
 
Ya sonra?
 
Sonra TV programcısı olacağım diye yerel bir kanala gittim. Genel Müdür senin yaşın ne, ne anlatacakmışsın diye kapıdan kovuverdi. Tam 20 yıl sonra o kanalda üç yıl program yaptım ve ilgili kişi önerdi, öncülük etti. Maşallah, maşallah, maşallah, hayat bana karşı böyle bir adalete sahip, ya da kimileri için böyle.
 
Sonra Cenajans Grey Bursa’da Barışcı Ajans ile birleşerek bir ortaklık sağladı. Benim ilk resmi iş yerim, yani sigortamın başlangıç yeri Cenajans Grey Barışcı oldu.
Sonra MovidaPlusMap, ardından bugün İlbak Holding olarak bildiğiniz şirketin bünyesinde olan farklı yatırımlarda yönetici kadrosu paydaşı ve uzun yıllardır kurucusu olduğum Say Medya var yaşamımda.
 
Neden reklam?
 
Yaygın olan görüş reklam dünyasının zengin, özgür ve rahat olduğu yönündedir. Sektörümüz genellikle renkli ve çekici bulunur. Oysa ki en kısır sektörlerden birisidir. Özgürlüğün bu kadar çok konuşulması da bu sebeptendir kanaatimce. Öyle imiş gibi yapmak bizim işimizde vardır. Gerçekten özgür olmak ile tepkisel bir özgürlük arasında dağ ve deniz kadar fark vardır. İşte kısıtlı olan bu sınırları genişletmek için reklamı seçtim. İçi ve dışı genelde bir olmayan bu sektörde denge olmak, dengede kalmak mucizesini yaşamak için buradayım.
 
Bir de mistik yönü var. Zamanı başka bir bükme tarzı diyelim. Aynı anda, farklı sektörlerde, farklı segmentlerde yüzlerce müşteri ile bir aradasınız. Düşünsenize bir an içinde farklı olan onlarca duyguyu öğütüp, harmanlıyorsunuz. Hayatın kendisi de bu değil mi? Dünya üzerinde de milyarlarca insan aynı anda birçok duyguyu harmanlamıyor mu? Bir yerde doğarken yine aynı anda başka bir yerde ağlıyor, bir başka yerde gülüyoruz. Aslında tüm duygular aynı anda, eş zamanlı yaşanıyor. Reklam dünyası da sanki bu gerçeğin sadece oyuncuları farklı olan minik bir parçası gibi gözüküyor. Hep reklamcılar hayalperest olur diye düşünülür aksine onlar gerçeğe dibine kadar dokunmuş özgün insanlardır.
  
Kaç yıldır faaliyette Say Medya?
 
11 yıldır varız. Yalnızca reklam sektöründe değil, farklı alanlarda da faaliyet gösterdik. Türkiye’nin yüzde yüz yerli sermaye ile kurulmuş olan lider network markalarından birisi olan “İvi”nin projelendirme ve yürütme görevi faaliyetlerimiz arasında yer aldı. Dünyanın dördüncü büyük tekstil kalite ve kontrol laboratuvarının beş yıl Türkiye temsilciliği, iç piyasa bay-bayan giyim satış, erkek giyimin lider markalarından birisinin “franchise” çalışması ile mağaza işletmeciliği, internetten satış sitesi gibi doğmuş ve büyümüş projeler faaliyet gösterdiği diğer işlerden bazılarıdır.

Neden bu çeşitlilik peki, uzmanlık ve odaklanma sizce önemli değil mi?
           
Odak, odaklanma önemli bence. Başarmak için olmazsa olmazlardan. Uzmanlığa gelince; herhangi bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan kimse olarak tanımlanıyor. Bugün birçoğumuzun, eminim medya satın alma hususunda uzmanlığı yüksektir. Ancak planlama konusunda nasıl aynı şeyi söyleyebiliriz ki?
 
Gece yatıyoruz ve bambaşka bir sabaha uyanıyoruz. Dünya hızla deviniyor. Dur durak bilmeden dönüyor. Bu da demektir ki artık tüketicinin kararları saniyede değişiyor. O halde her planlama yeni bir an’ın gerçeğine göre yapılmalıdır ve her planlama kendi girdi-çıktıları ile değerlendirilmelidir. Bu da çeşitlilik gerektirir. Hedef kitle ile farklı platformlarda bir araya gelmeyi öngörür. 
 
O halde Say Medya'da hamleleri belirleyen tüketiciler, hedef kitle mi?
 
Beyin-duygu ilişkisi belirliyor. Hedef kitle ne hissettiğinde ne düşünüyor? ya da tam tersi ne düşündüğünde, ne hissediyor? Bunlara yanıt verebilecek; sezgisi güçlü, zeki ve becerikli takım arkadaşlarımız var. Beyni, hele kalp aklı dediğimiz duyguların beynini yönetmeye başladığınızda her unsur size hizmet etmeye başlıyor. Klasik yöntemde genelde direk beyni yönetmeyi hedefleriz ve duyguyu da bir araç olarak kullanırız.
Burada dikkat edilmesi gereken bir detay var; hazzı yönetmek ile duyguların beynini yönetmek ayrı kavramlar.
 
İlginç ve kulağa hoş geliyor. Nedir duyguların beyni?
 
Özetle suggestopedia diyebiliriz. Önerme bilimi. Bugün Say Medya’nın sektörde diğerlerinden ayrışmasının temel sebebi bu metottur. “Herkes kendi mucizesini yaratır” ve biz kendi mucizemizi yarattık. Şimdi bunun diğerlerinin de mucizesi olması için paylaşıyoruz, çalışıyoruz.
 
Suggestopedia ne yapar, bir markaya sağlayacağı fayda ne olur?
 
Uygulaması kolay, anlatması zor… Yola çıkma cesaretini göstermek ve kervan yolda düzülür diyebilmek gerek. Bugünün, her unsuru matematiğe döken ve rakamlardan oluşan bir gelecek kuran yapıdaki kurumları için kabullenmesi başlangıçta zor. Lakin içine girdikçe, yaşadıkça daha kolay, daha rahat ve aslında daha ciddi bir matematik olduğu görülüyor. Duyguların beyni, duyguların matematiği ile birleşiyor.
 
Faydasına gelince; zamanı efektif kullanmak, az zamanda çok işler başarmak, altın oran bu metodun işi. Prestijli, bilimsel ve farklı bir aktarım. Maddesel, bütçesel faydası da şu ki harcayacağınız her ek bütçe size ek bir müşteri vaat ediyor. Yalnızca mevcut müşteri kitlesini tutmak yerine potansiyel müşteriyi de kazanmak için yatırım yapıyorsunuz. Çünkü metot ile mesaj bir kez ulaştığı zaman tüketiciye; sadakat geliştiriyor. Ürün ve tüketici arasındaki ilişkiyi şeffaflaştırıyor ve samimi bir zeminde aile haline dönüştürüveriyor. Yalnızca akıllarında kalan bir marka olmak yerine gönüllerinin tercihi olan, vazgeçemedikleri marka oluyorsunuz. Kim istemez? Bana bunu istemeyecek bir kurum, kişi söyleyebilir misiniz?
 
Ne kadar zamandır var Suggestopedia?
 
Yıllardır var. Dünyada birden çok alanda uygulanmış. Reklamda da uygulamaları, örnekleri var ama ne yaptığını bilmeden içgüdüsel olarak uygulanmış. Çünkü bu metot aramızda bazılarının yaşam tarzı, düşünce sistematiğidir. Onların elinden, kaleminden çıkmış. Türkiye’de de bu şekilde bazı uygulamalar var elbet. Fakat bilerek, bilinçli, seçerek uygulanmış bir çalışma, bizim açık hava mecrasında yaptığımız çalışmalar dışında yok. İlk olarak uygulayan ekip biziz. Yıllardır dünyada farklı alanlarda uygulanan Suggestopedia metodunu ve çağımızın gereksinimi ‘Yeşil İletişim’i harmanlayıp, Türk markalarına sunuyoruz. Bugün birkaç yıldır uygulanan ve geleceğin önemli kavramları arasında ilk sıralara yerleşen ‘Yeşil Pazarlama’ da güven gereksiniminden doğmuş bir kavram. Markaların henüz yeni yeni duyduğu ve bugün birkaç lider markanın, değerinin farkına varıp uygulamaya başladığı bu pazarlama stratejisi kendi doğasına uygun iletişim kanalları ve metodu ile üstün başarılar elde ediyor.
 
Nasıl bir çalışma süreci var peki, bu metotta ajans ve marka ilişkisi nasıl kuruluyor. Ve tabii bu tür bir çalışmada marka hedef kitle ilişkisi nasıl kuruluyor?
 

Bugüne kadar ne yapıyorsanız yine aynısını yapıyorsunuz. Brief veriyorsunuz, hedef veriyorsunuz, çalışma alanı belirliyorsunuz, mecra seçiyorsunuz, bütçe çalışıyorsunuz vs. Yalnız bunların hepsini harmanlayıp tüketiciye sunarken her zerresinde metodu uyguluyorsunuz. Seçtiğiniz renkten, kullandığınız slogana, prodüksiyonun senaryosundan, cast’a, jingle’a kadar her şey tek bir konseptte ilerliyor.
 
Tek cümle ile özetlemenizi istersek?
 
Tüketicinin zihninde beliren ve tutucu düşünce, satın almaya engel duygu, tutum olarak tanımladığımız; alışveriş esnasında sizin ürününüzü satın almasını engelleyen içsel tepkimelerin nötr hale getirilerek doğru önermeler ile yeniden yapılandırılması diyebiliriz. Tüketiciye özgürlüğünü geri verme metodu. Kalıplardan ve dıştan gelen bilgilerden arındırarak kendi iradesi ile karar verme fırsatı yaratabilme becerisi. Markanızı ve sizi fark edebilme becerisi; bunu sağlıyoruz.
 
Burçin AlpacarPeki; bu metot sizin hayatınıza nasıl girdi? Okuyucularımız merak edecektir…
 
Bir atasözü vardır. Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim derler. Çocukluk arkadaşım, en yakın arkadaşım, Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Görevlisi Seçil Besler Türköz’ün hediyesidir hayatıma. Bir gün bana baktı ve “sen bu metodun kendisisin” dedi. Bana beni anlattı, hayatı hangi yöntemlerle başardığımı fark etmemi sağladı. Metodu kendi yaşamımdan anlamamı sağladı ve apar topar iki günde alınan bir vize ile Bulgaristan’a metodun kâşifi Dr.GeorgiLozanov’a gittik. Son partisi idi, dünya üzerinde farklı alanlarda uygulayıcı olan kişiler ile tanıştık. Öyküsünü dinledik, metodun sunumunu kendisinden dinledik. Hani bazı anlar vardır ya, hayat akışınızı değiştirir. O anlık gitme kararıma borçluyum aslında bugün olanları. İyi ki gitmişiz, bir süre sonra maalesef vefatını duyduk, derinden üzüldük. Yaşamının son günlerinde yakaladım onu. Şimdi sevgili Seçil’in önderliğinde ilerliyoruz. Mutfağımızın şefi elbette kendisi… Tabi yaşam koçu sevgili Mehmet Parpudar. Hedef kitle analizlerimizde insan doğasını, güdülerini anlamamızda farklı bakış açısı ile açtığı pencereler ile eşsiz katkıları var. Metodu anlayıp, uygulama sürecinde bizleri yoğuran da kendisi.
 
Öncelikle teşekkür ederiz bu söyleşi için. Bitirirken sormak isteriz hedefiniz, gelecek planınız nedir?
 
Yeni bir şey söylemek lazım demiştim. İş yaşamıma başlarken içgüdüsel olarak bir gün, bu sektöre yeni mesajlar vereceğimizi, sektörün geleceğini değiştirecek formülleri konuşacağımızı hissediyordum. Şimdi kırk yaşına adım attım ve kırkın kemalliğinde tam zamanı olduğunu düşünüyorum bu ‘yeni’liğin. Yola devam edeceğiz.
Başladık, sürdüreceğiz. Yaygınlaşsın gibi bir derdimiz yok ilk yıllar için. İnandıklarımız ile paylaşmak istiyoruz. Ardından daha genele de taşıyacağız elbet. Belki bir akademi kuracağız ve reklam dünyasının önderleri ile metodu paylaşacağız, kim bilir?
 

4343 kez okunmuş

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.