YEREL BASIN DOSYASI: Gazetecilik ilkelerinden çok çıkarlar ön planda

Platform Söyleşileri - 19 Şubat 2010, Cuma

Antalya Hürses Gazetesi Sahibi Derya Uğural:

“Gazetecilik ilkelerinden çok maddi ve manevi çıkarlar ön planda”

 

Şenay Bıtırak Halklailiskiler.com.trYerel basın dosyamızda Marmaris’ten üç gazeteyle ve bir de yerel TV ile röportaj yapmıştık. Yaptığımız çalışmaya bir katkı da Antalya’da PR çalışmaları yapan Şenay Bıtırak’tan geldi. Bıtırak, Antalya’nın en eski yerel gazetelerinden biri olan Hürses Gazetesi’nin sahibi Derya Uğural ile “turizm başkenti Antalya’da medyanın gücü, niteliği ve niceliği” hakkında söyleşi yaptı. Uğural, Antalya yerel basınında gazetecilik ilkelerinden çok, maddi ve manevi çıkarları gözeten gazetelerin ve gazetecilerin olduğundan yakındı.


Şahnur Karaağaç

Halklailiskiler.com.tr 

 

Derya Hanım, Hürses Gazetesi Antalya’nın en eski gazetelerinden biri değil mi?

Evet. Hürses, 1957 yılından beri Antalya’da günlük olarak çıkıyor. Kurucusu, Ömer Naci Uğural. Naci Bey, hala aktif olarak çalışıyor.

 

Babanız bir gazetenin sahibiydi, peki siz gazeteci olmak istiyor muydunuz?

Hürses Derya UğurluAncak yetişkin olduğumda anlayabildiğim bir gerçek var: Ben hep gazeteciymişim. Şöyle ki; çocukluğum, haberle iç içeydi. 5 yaşında gazeteleri okumaya ve haberleri dinlemeye başladım. Kardeşlerim de öyle. Onlar doktor olunca bu mesleğe ilgileri azaldı. Ancak ben sosyal bilimler eğitimi alınca, haberden ve habercilikten hiç kopamadım. Emekli olup bir kenara çekilsem bile, haberden asla uzak kalamayacağımı düşünüyorum.

Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olmak bir ayrıcalık; böyle bir imaj var, siz bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Bu konuda mütevazı olamayacağım için beni bağışlayın; Mülkiye mezunu olmak gerçekten bir şans. Konusunda çok iyi hocalarımızdan içeriği zengin dersler aldık. Bunun yanında, merak etmeyi, sorgulamayı, araştırmayı da öğrendik onlardan. Bu nosyon, yaşamımızın her alanında, bize gerekli olan zemini sağlıyor.

 

Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olmanız, basın camiasındaki konumunuza ne yönde etki etti ya da etki etti mi?

Sözünü ettiğim nosyon nedeniyle tabi ki çok faydasını görüyorum.

 

Genel olarak, Antalya yerel basınını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de, özellikle 1980 yılından sonra giderek artan bir moral ve etik değerler yitimi var. Resmen ahlak anlayışımız, hayata bakışımız değişti ya da değiştirildi. Batı ülkelerinin birçok olumsuz özelliğini alıp topluma yerleştirdik. Ne gibi? Başta tüketim çılgınlığı, bireysellik, maddi değerlerle ilişkinin artması gibi… Batı’nın birçok olumlu özelliğini (çalışma, disiplin, ilkelilik…) bu süreçte dışarıda bıraktığımızı da söylemem gerek. Batı’nın değerlerini iğreti biçimde topluma eklemledik, kendimize ait birçok olumlu değeri de yok ettik. (Yardımlaşma, dürüstlük, hak yememe…)  

Bu süreç, ne yazık ki, bir toplumun çürümesini ifade eder. Ve çürüme bir kez başladı mı, toplumun tüm kesimlerini sarar.

Bu kapsamda, basını bunun dışında bırakmak mümkün değil. Ne yazık ki, Antalya basınında da, gazetecilik ilkelerinden çok, maddi ve manevi çıkar gözeten gazeteler ve gazeteciler var. Ancak bunun yanında; İstanbul basınının yapamadığını yapıp, özgür, tarafsız, ilkeli gazeteciliği, özveriyle sürdürenler de var. 
 

Hürses Gazetesi’nin çağın “patron gazeteciliği” anlayışına zıt bir duruşu var. Bu durumun ne gibi avantaj ve/veya dezavantajları var?

Bunun bir tek avantajı var aslında: Kendinize ve çocuklarınıza hesap vermekte zorlanmıyorsunuz, başınız dik geziyorsunuz, rahat uyuyorsunuz.

Ve bir tek dezavantajı var: Maddi sıkıntı yaşıyorsunuz, hem de ciddi boyutta.

 

Antalya’da kaç yerel gazete var? Bu sayı Türkiye’nin diğer illerine kıyaslandığı zaman, daha mı fazla?

Sanıyorum 17 dolayında. Önemli olan sayı değil, nitelik. Niteliksiz birçok gazete olmasındansa, nitelikli birkaç gazetenin çıkması daha doğru. Bir diğer önemli nokta da, okunulabilirlik… Bu noktada gerçeği teslim edelim: Antalya’da okur sayısı çok az. Hatta Türkiye’de okur sayısı çok az. Bu kadar gazetenin varlığı, çok okunuyorlarmış izlenimi yaratmamalı. Üstelik yerel gazeteler Türkiye’de, yaygın basından daha az okunuyor. Bunun, kentlilik bilincinin gelişmemiş olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Avrupa kentlerinde, yerel gazeteler, yaygın gazetelerden çok daha fazla satar. Çünkü ‘global düşün, yerel davran’ anlayışı, karşılığını oralarda bulmaktadır.

 

Neden bu kadar çok yerel gazete var? Bu Antalya’ya ne sağlar? Ya da bu durumun bir başka noktaya bağlanması gereken bir yönü var mı?

Bu kadar çok yerel gazete olmasının, Antalya için önemli bir faydası olduğunu düşünmüyorum doğrusu. Neden bu kadar gazete var? Yanıtı herkes biliyor: Siyasi ve ekonomik çıkar nedeniyle. Bakın, birçok gazetenin arkasında siyasi partiler ya da siyasi güç odakları vardır. Bir kısmının arkasında da şirketler, özellikle Antalya halkıyla kavgalı olanlar… Bu kaygılarla hareket eden gazetelerin, Antalya’ya ya da Antalyalılara faydalı olabileceği nasıl düşünülebilir ki?

 

Peki, yerel medya söyleşimize PR ile devam edelim isterseniz. Çünkü Antalya için çok yeni olan bu sektörü basından kopuk düşünmek mümkün değil. Siz PR denince ne anlıyorsunuz Derya Hanım? PR sizin için ne ifade ediyor?

İngilizce ‘public relations’ sözcüklerinin kısaltması olduğu için, çok anlaşılır bir tanım değil maalesef. Belki bunun yerine ‘halkla ilişkiler’ ya da Hİ diyebilsek, herkes için daha kolay anlaşılır hale gelecek. Ayrıca ‘halkla ilişkiler’ tanımı, içerik hakkında da doğrudan bilgi veriyor: Herhangi bir kurumun, halk tarafından tanınması, bilinmesi ve halkla kurum arası iletişimin sağlanması…

 

PR sektörünün Antalya’da var olabilmesi, doğru yapılabilmesi adına neler yapılmalı sizce?

PR’ı tanımlarken ‘kurum’ sözcüğünü kullandım. Bu bağlamda, ancak ‘kurumsallaşmış’ olmak koşuluyla firmaların/kuruluşların PR’ın önemini anlayıp faydalanabileceklerini düşünüyorum. Antalya, bu konuda gelecek vaat eden bir kent. Hızla büyüyor, dünyaya sadece turizmle değil, tarım ve sanayisiyle de açılıyor. Bu süreçte, PR, birçok kurum için çok yakın bir gelecekte vazgeçilmez olacaktır.

PR’ın doğru yapılabilmesi adına söyleyebilecek çok sözüm olmamalı. Bu konuyu, uzmanlarına bırakmayı daha uygun görüyorum. Ancak şu kadarını söyleyebilirim: İlkeli olmak, her meslek, her disiplin için gereklidir; bu sektör de kendi ilkeleri doğrultusunda çalıştığında, başarılı ve kalıcı olacağı inancındayım.

 

PR’ın basına ne gibi desteği olabilir sizce?

Basın, içinde bulunduğu toplumun sesidir. Her tür sesi yükseltmek ve yansıtmak, basının görevidir. Ancak, her köşeye ulaşmak, ne yazık ki mümkün olmuyor. Bu görevi de PR şirketleri bir ölçüde karşılayabiliyor. Tabi basının halka ulaşmasında da aynı görevi görüyor.

 

Derya Uğural kimdir?

1965 Antalya doğumlu. İlk ve ortaöğrenimini Antalya’da tamamladı. Lise eğitimini İzmir Özel Türk Koleji’nde aldı. 1986 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, özel sektörde çalıştı. 2002 yılından bu yana Antalya’da gazetecilik yapıyor.

Hürses Gazetesi
Hükümet Cad 20/C Kalekapısı
Tel: 2444265 Faks: 2444266

Hurses@ttmail.com 
Hurses1@yahoo.com


Röportaj: Şenay Bıtırak
Yerel Basın Dosyası
Halklailiskiler.com.tr

6444 kez okunmuş

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.