The CUP 2013 Notları...

Köşe Yazısı - 15 Mart 2013, Cuma
Editöre Not: Kaan Öztamur

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrencileri olarak değerli hocamız Yrd. Doç. Dr. Sinan Ergüven’in öncülüğünde konuk olduğumuz The CUP’a ait gözlemlerimi Halklailiskiler.com.tr takipçileri için derledim. Katılma şansı bulamayanlar için faydalı olacağını umuyorum.

Kaan Öztamur
Anadolu Ünv. İletişim Tasarımı ve Yönetimi
Halklailiskiler.com.tr Jr. Muhabiri
The Cup 2013 
Küresel reklamcılığın şampiyonlar ligi The CUP (Intercontinental Advertising CUP) bu yıl da görkemli bir organizasyonda dünyanın yaratıcı dehalarını İstanbul’da ağırladı.

Kreatif dehaların buluştuğu prestijli kıtalararası reklamcılık kupası The CUP’ta, 2012 yılında dört uluslararası yarışmada ödül kazanan reklam projeleri arasından ‘’İyilerin En İyisi” seçildi.

18 ana kategoride ödüllerin sahibini bulduğu The CUP’ta, “Grand Cup”ı National Avustralia Bank’a yaptığı ‘’Break UP’’ projesi ile Clemenger BBDO Melbourne ajans kazandı...

3-8 Mart tarihleri arasında yaratıcı endüstrilerin yeni merkezi olarak görülen İstanbul’da Swissotel The Bosphorus’ta gerçekleştirilen The CUP’ta, 8 Mart Cuma günü sabah 9.30’dan itibaren başlayan görkemli organizasyonda dünyanın yaratıcı dehaları ağırlandı.
8 Mart tarihinde gerçekleşen organizasyonda tam kadro hazır bulunduk. Reklamcılık sektörünün gelişimi için dikkat çekici bir etkinlik olan The Cup 2013; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Kültür Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi himayesinde Marketing-Türkiye-Marketing Management Institute (MMI) organizasyonuyla katılımcılara tam bir düşünce ve yaratıcılık şöleni sundu. Son derece keyifli geçen bu organizasyondan edindiğim notları ve konuşmacıların hedeflerini içeren konuşmaları sizlerle paylaşmak istiyorum. Açılış konuşması ile başlayan The Cup 2013 Amir Kassaei’nin sunumuyla devam etti…
THE CUP 
Amir Kassaei – Chief Creative Officer, DDB Worldwide

THE NEW CREATIVE REVOLOTION
Amir Kassaei konuşmasına, zaman içerisinde gelişen teknolojiyle birlikte iletişimde eski yöntemlerin kullanılmasının işe yaramadığını belirterek başladı. Reklam çağının 1995 yılında sona erdiğini ve internetin hayatımıza girmesiyle dijital çağın başladığını belirtti.  Öyle ki gelişen bu teknoloji ve dijital iletişim platformuyla önümüzdeki 5-10 yıl içinde tüm mecraları birbirine bağlayan bir duvar oluşacak. Yeni bir çağa girdiğimiz aşikar... Eğer siz iletişimciler önümüzdeki 10 yıl içerisinde bir marka oluşturmak istiyorsanız dijital alt yapıyı kullanarak ve bütünsel düşünerek hareket etmeniz gerekiyor.” Kassaei bu anlamda Apple örneğini vererek; Apple’a baktığımızda, Apple sosyal medya hesabı olmayan bir marka ve her gün her tema noktasında dijital alt yapıyı oluşturuyor. Sosyal medya diye bir şey yoktur, sosyal medya bir alt yapıdır şeklinde sözlerini sürdürdü. Dünyadaki her şeyin şu an dijital sisteme göre değerlendirildiğinden, dijitalin ve teknolojinin aynı şey olmadığından bahseden Kassaei, teknolojinin tek başına hiç bir şey olmadığını ve büyük işler yapmak isteyenlerin sosyal ve insani bilimleri yaratıcılıkla birleştirirlerse ortaya büyülü işler çıkacağını ifade etti. Konuşma arasında reklam filmleri ve kampanyaları ile ilgili sunum yaptı. “Biz PR’cılar gerçek sorunun ne olduğunu anlayamadığımız için satışları tetikleyici ve sorun çözücü bir öneri getiremiyoruz. İnsanların karmaşık sorunlarını çözmek için basit ve yaratıcı çözümler bulmaya çalışın” tavsiyesinde bulundu. İnsanların hayatına kolay anlaşılır ve uygulanabilir çözümler getirirseniz talep görürü ve paylaşılırsınız açıklamalarıyla konuşmasını noktaladı.

Michael Conrad
Michael Conrad – President of Berlin School of Creative Leadership

7 PLUS TO HEAVEN – LEADING QUALITY STANDARTS
İnsanların düşüncelerine hitap edin!
Son derece enerjik başlayan bu sunumda Michael Conrad konuşmasına BMW örneğinden yola çıkarak devam etti; 
"BMW sürücüsünün davranışlarını inceleyin. BMW sürücüsü hızlı şeridi kullanmak ve diğer sürücüleri geçmek istiyor. Bu noktalar dikkat etmeniz gereken temel taşları oluşturuyor. Marka oluşturmak istiyorsanız duygulara hitap edin ve unutmayın, hedefiniz seçilmiş insanlara ilham kaynağı olmak olmalıdır."
-Kalitede Liderlik Etmek: Günümüzde bütçelerin çoğu geleneksel medya yöntemlerine harcanıyor. Önem verdiğimiz 10 önemli kriteri belirliyoruz ve hedeflerimiz doğrultusunda yola çıkıyoruz. Neyi istediğimiz kadar neyi istemediğimiz de çok önemli bir süzgeç. Yaptığınız iş klişe ve rekabete uygun değilse, yıkıcıysa ucuz ve çabuk yapılan işler istemediklerimizin başında gelir. İstediklerimizin başında yeni standartta bir kategori oluşturmalıyız. Markalar da artık iletişimde yeni standartlar oluşturmalılar. Bu anlamda bakılırsa en tepedeki nokta dünya ile rekabet edebilen ve ilham kaynağı olabilen bir marka yaratmak olmalıdır dedi.
Yeni bir standarta erişmek için normlardan uzaklaşmak gerektiğini belirten Conrad bunun yapılacak işin meşakkatli ve zor olacağını göstereceğini belirtti. Tam bu sırada ‘süt’ reklamlarından yola çıkarak örnek veren Conrad şunları söyledi; "yıllardır söylenen ve artık etkisini kaybeden ‘süt ve kalsiyum’ artık kullanılmamalı. ABD’nin batı yakasında bir ajansın yaptığı bir projede; evlerden ve insanların hayatından iki hafta süreyle ‘süt’ kavramı çıkartılıyor. Sonucunda insanlar ciddi zorluklar çekiyorlar ve kendilerini mutfakta eksik hissediyorlar. Böylece her anlamda mutfakta ihtiyaç duyulan sütün insanlar için aslında ne kadar önemli olduğunu göstermiş oluyorlar."

Konuşmasının sonunda izleyicilere birkaç reklam filmi izleteceğini ve onlara puan vermelerini isteyen Conrad; MaxFactor, Wolswagen, Sony, Lynx ve Disney ile ilgili reklam filmlerini katılımcılarla paylaştı. Hem salondan hem de ajans yetkililerinden çıkan ortak sonuca ve puanlamaya göre MaxFactor’un reklamı belli kriterlere göre en altta kaldı. Bu puanlamadan sonra P&G’nin reklam stratejisini değiştirerek farklı bir yöntem geliştirdiğinden bahsederek konuşmasını noktaladı.

Danilo Türk – Slovenya Cumhuriyeti Eski Cumhurbaşkanı
Danilo Türk – Slovenya Cumhuriyeti Eski Cumhurbaşkanı


ETHICS AND CREATIVITY IN THE INTERNATIONAL RELATIONS
Slovenya’nın 3. Cumhurbaşkanı olan Danilo Türk aslen uluslararası hukuk profesörü…
Slovenya Cumhurbaşkanı seçilene dek Ljubljana Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı olarak görev yapan Türk, önemli bir akademisyen ve diplomat.
Türk ilk olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ‘reklamcılık’ üzerine konuşmasından bahsetti. Bu konuda, ‘The Cup’ organizasyonunu yaratıcılıkla ilgili bir zirve olarak gerçekleştirmek istediklerini ve Türkiye’nin de böyle bir organizasyona ev sahipliği yapacak en uygun ülkeler arasında olduğunu konuşmuşlar. Dr. Türk İstanbul en güçlü adayımızdı diyor ve yaratıcılıkla uluslararası ilişkiler kavramını bağdaştırarak aradaki ilişkiyi gözler önüne seriyor. Yaratıcılıkta duyguların Uluslararası boyutundan bahseden Dr. Türk, Westfalya anlaşmasını örnek verdi. Savaşların önlenmesi için bir ittifak kurulmasının öngörüldüğünü belirtti. Bugün dünyanın geçmiş yıllara göre daha iyi bir durumda olduğundan ve savaşların eskiye nazaran daha kontrol altında tutulabildiğinden söz etti. Dünya üzerindeki trajik ve önlenemeyen olaylardan bahseden cumhurbaşkanı trajik olayların etik bir durum yarattığına değindi. Son olarak ‘iyimserlik’ kavramını açıklayan Türk, iyimserliğin mutlaka olması gerektiğini, ancak böylelikle yeni bir şeylerin yaratılabileceğinden söz ederek konuşmasını noktaladı.

Yukio Nakayama – Executive Creative Director, Dentsu Inc.

POLLEN AND BEES – DECODING THE DYNAMICS OF COMMUNICATIONS IN THE SOCIAL MEDIA ERA

Yukio Nakayama Kyoto Üniversitesi biyofizik dalından mezun olan Yukio Nakayama, Global Solutions Center Dentsu’da Kreatif Bölüm Başkanlığı görevini sürdürüyor.
İlk Grand Prix’sini 7 yıl Dentsu’da çalıştıktan sonra alan Nakayama, sonrasında 12 Grand Prix kazanmış. Nakayama 30 yıllık iş hayatının ardından 2006 yılında akademik hayatına geri dönmüş.
Konuşmasına oldukça ilgi çekici bir sözle başlayan Nakayama; bilimin ve matematiğin dilini kullanarak dünyanın şifresini çözdüğünü ve bu süreçte çok çalıştığını anlattı. Kuruluşunun isminden de anlaşılacağı gibi (pollen&bees) iletişime polen ve arı kavramlarıyla farklı bir açıdan bakan Yukio Nakayama sözlerine şöyle devam etti;  Japonya’daki medya ve iletişim sanatları arasında çok farklı bir çizgi var. Japonya’da son yıllarda modelleri artış gösteren Touchwood telefon serisinin son derece ilginç ve doğa dostu olan reklam filmini izleterek farkı gösterdi. Daha sonra yine Japonya’dan örneklerle devam etti. Nörobilim teknolojisinden yararlanılarak yapılan “kedi kulaklıklar”ın beyin dalgalarına yanıt vererek hareket ettiğini gösteren bir video izleterek, bu kulaklığı Japonya’da ünlülerin dahi kullanmaya başladığını ve bu adımdan hemen sonra Time dergisinden ödül aldığını belirtti. Kampanyaların ardından, teknoloji ve medyanın ne kadar gelişirse gelişsin kişiliğimizde değiştiremediği tek şeyin narsist oluşumuz olduğunu söyleyerek sözlerini noktaladı.

Andy Cheetham
Andy Cheetham, Creative Director, Cheetham Bell JWT, UK


Kariyerine 1986 yılında BDH Manchester’da (şu an TBWA) junior sanat direktörü olarak başlayan Andy Cheetham, 1992’de 26 yaşındayken DavidBell ile CHEETHAMBELL’i kurdu.
2001 yılına dek Manchester’ın en ünlü ajansları arasına girmeyi başaran CHEETHAMBELL, JWT ile birleşerek CHEETHAMBELL JWT olarak yoluna devam etti.

Andy Cheetham, bugün aranıza salaş bir giyim tarzıyla çıktığım için kusura bakmayın, bunu yapma amacım geldiğim yeri göstermek içindi diyerek ilginç bir başlangıç yaptı…
Hemen bu sözden yola çıkarak insanların aslında gerçek hayatı konuşma konusunda daha istekli olduklarından söz etti. Annesinin iyi bir girişimcilik geçmişi olduğunu ve zaman içinde bir fish&cips dükkanı açtığından, reklamcılık ve yaratıcılık kavramlarına burada aşina olmaya başladığından söz eden Andy Cheetham; annesinin dükkanı için reklam tasarlamaya başladığı andan itibaren şansının açıldığını söyledi. Reklam filminin ardından ünlü balık ve konserve üreticisi John West ile çalışmaya başladıklarını anlattı. Birlikte çalışmaları ve tasarladıkları reklam filmlerinin çok ses getirdiğini ve satışları ciddi anlamda artırdığını belirten Cheetham, iletişimde kodlama yöntemini kullandıklarını söyledi. Son olarak ileride şirketlerinin 50.yılını kutlamak istediklerini ve bugüne kadar olan bütün çalışanları davet edecekleri büyük bir organizasyon yapacaklarını söyleyerek konuşmasını tamamladı. 

Milka Pogliani, Creative Consultant and Advisor, Italy

CREATIVITY ON THE STREET
Kariyerine İtalyan Devlet Televizyonu Rai’de senaryo yazarak başlayan Milka Pogliani birkaç yıl sonra reklam sektöründen gelen teklifler üzerine reklam yazarı olmaya karar verir. Reklamcılık deneyimine JWT ve Benton&Bowles’da başlayan Pogliani, kariyerini 1979’da Mc Cann Erickson’da deneyimli reklam yazarı olarak sürdürür. Bununla beraber, Cannes, Clio, Cresta, Andy Awards, Eurobest, New York Festivals, London International Advertising Awards, Art Directors Club New York ve Londra gibi pek çok yarışmada ödüle de kazanmış.
Pogliani, iletişim teknolojileri ile konuşmasına başladı. İnsanların İngiltere’de telefonlarındaki barkod sistemi ile sebze ve meyveyi dahi oturdukları yerden sipariş verebildiklerini söyledi. Bunu bir aplikasyon sayesinde geliştirdiklerini ve piyasaya sürdüklerini belirtti. Genel anlamda ‘yaratıcılık’ üzerinde durdu. “İletişimde her şey sade ama yaratıcı olmalıdır.” Bu bağlamda en iyi örneğin Cann Film Festivali olduğundan söz etti. Örneklerine Mercedes ile devam etti ve Mercedes’in özel bir kaplama sayesinde, bulunduğu caddenin ortasında caddeyi ve binaları tamamlayıcı bir unsurmuş gibi görünmesinin amacının araç sürücülerine önemli bir mesaj vermek olduğunu söyledi. Bunun amacı aracın çevrede görünmez etkileri olduğunu kanıtlamak. Bu da ‘outdoor medyanın nasıl geliştiğini ve önemini kaybetmediğini gösteriyor’ açıklamalarına yer verdi.
shower cabin
McDonalds reklamı ile örneklerine devam eden Pogliani; “bir başka yaratıcılık örneği olarak Mc Donalds, günün 24 saati üzerinde her bir saate bir Mc Donalds ürünü denk gelecek şekilde güzel ve başarılı bir outdoor reklamı yapmış böylece kişilerin günün her saatinde tüketilebilecek bir McDonalds ürünü olduğunu gösteriyor.”  Diyerek konuşmasını sürdürdü. Son örneğini Sprite markası üzerinden veren Pogliani, yazın plajlara konulan duşların dış kaplamalarının Sprite kutusu şeklinde olmasının kişiye Sprite’ın serinletici etkisini göstermede büyük bir etkisi olduğunu ve bunu en iyi şekilde başardıklarından bahsetti.
Fernando Bellotti
Fernando Bellotti, Regional Chief Creative Officer/President LeoBurnett Argentina

WHAT’S YOUR PROBLEM?
Meslek hayatına Ogilvy Arjantin’de metin yazarı olarak başlayan Fernando Bellotti, LeoBurnett Arjantin’de başkanlık görevine gelmeden önce, Leo Burnett Lizbon’da Kreatif Bölüm Direktörlüğünü yürüttü. Çalıştığı ajans 2006 yılında Cannes ödül töreninde en çok ödül alan ajans oldu.
Bellotti ‘Probleminiz Nedir?’ sorusuyla, konuşmacılar arasında en ilginç şekilde konuya giren kişi oldu. “Birçok marka hayatımıza kolaylık getirmiştir. Instagram örneğine bakacak olursak; Instagram’a bugün biçilen fiyat 1 milyar dolar. Çok rağbet gören bu sitenin tüm ilgileri üstüne çekmesinin sebebi insanların kendilerini profesyonel birer fotoğrafçı olarak hissetmesini sağlaması…”  

Bir başka örnek…
“Neden hurdalara ‘Lemon’ dendiğini biliyor musunuz?” Bir Fransız otomobil markası olan Citroen’in (anlamı Fransızca’da limon anlamına gelen “sitron”dan geliyormuş) o dönem başarısız ve dayanıksız araçlar ürettiğini ve bu yüzden de ABD piyasasına hala giremediğini söyleyen Bellotti; o günden beri ABD’de dayanıksız araçlar ve hurdaların ‘lemon’ olarak adlandırıldığını söyledi.

-Sorunları arayın…
Fernando Bellotti’nin en çok üstünde durduğu konulardan biri de ‘Sorunlar’dı…
Ona göre kaçtığımız her sorun çözümsüzlüğü ve çaresizliği de beraberinde getiriyor. Sorunları aramamız gerektiğini ve sorunlardan kaçmak yerine üzerine gitmemiz gerektiğini söyledi. Böylece çözüme daha çok yaklaşıp odaklanabileceğimizi belirtti. Bir soruna yaklaşırken dikkat edilmesi gereken en önemli bir diğer noktanınsa, insanların neye ihtiyacı olduklarından çok ne istediklerine odaklanmamız gerektiği olduğunu söyledi ve tam bu sırada Instagram örneği yineledi. Markaların bizlerle arkadaşlık ilişkisi kurduğunu ve satın almaya teşvik ettiğini söyleyen Fernando Bellotti yaratıcı fikir bulmak kadar bulduğunuz fikirlerin çözümcül olmasına da dikkat edin uyarısında bulundu.

The CUP
Stanley Wong Visual Communicator, 84000  Communications, Hong Kong
CREATIVE FOR SOCIAL VALUE
Bir çok ünlü reklam ajansında yaratıcı yönetmen olarak çalışan Stanley Wong, 2007 yılında kültürel markalama ve promosyon çalışmalarına odaklanan 84000 Communications’ı kurdu. Güzel sanat, reklam, fotoğraf ve grafik tasarım alanlarında 500’ün üzerinde ödül alan Wong, birçok üniversitede konuk öğretim üyesi olarak dersler veriyor. Konuşmasına metro trenleri ile yaptığı ünü anlatarak başladı. Stanley, 93 yılında kendisine başka bir isim vermek istediğini, yeni ismi ‘anothermountainman’ ismi ile çok sayıda iş yaptığından bahsetti. Kendi mesleğinin kesinlikle ‘iletişim’ olması gerektiğini ve bu alanda ilerlemesi gerektiğini düşünmüş. 300 kişilik bir ajansta çalışma hayatına başlayan Stanley,12-16 saat arasında çalışarak çok emek sarf ettiğini ancak verim alamadığını anlattı.

2000’li yıllara geldiğinde çalıştığı şirket kendisine bir restorasyon işi veriyor. Bu dönemden İngiltere ve Çin’den bağımsız olan Hong Kong’un sosyolojik olarak olumsuz bir halde olduğundan ve bir şeyler yapılması gerektiğinden söz etti. O dönem kendisi de Hong Kong’u yeniden inşa etmek istemekle kalmamış, iki boyutlu posterler tasarlayarak bunları görsel hale getirmiş. Sosyal hayatında mavi ve beyaz renklerde olan ve çuval tarzı bir kumaştan yapılan torbaların ve kaplama örtülerinin şehrin birçok yerinde kullanıldığını ve her yerde olduğunu gördü. Böylelikle tüm tasarımlarında mavi ve kırmızı renklerin hakim olduğu kartelalar oluşturdu. Sadece toplum içinde değil kendi özel hayatında da bu çuvallardan ve renklerden yararlanan Stanley Wong, Benetton markasının tasarımlarına çeşitli renk ve sayılar ekleyerek Hong Kong’un başına gelen SAR Virüsüne karşı destek olmuş. Yine Hong Kong’da yüz yüze konuşma geleneğinden yararlanılarak yapılan bir kafeyi de bu çuval tasarımı ve renklerle donatmış, kültürlerini yok olmaktan kurtarmış. Işıklı billboardlardan metro istasyonlarına kadar şehir bu çuvalın renkleri olan kırmızı ve maviyi simge haline getirmiş. Çünkü bu renkler belli bir zamandan sonra renkten çok, Hong Kong’un kurtuluşuna ve geleceğine işaret ettiği için iletişim anlamında büyük bir simge haline gelmiş.

Trong Tantivejakul, Chief Creative Officer, Y&R Bangkok

9 ESSENTIALS

Khun Trong Tantivejakul, Chief Creative Officer, Y&R Bangkok80’lerde Tayland’da yaşanan reklam devriminden feyz alan Trong, kariyerine yön vermek üzere Bangkok Üniversitesinde Reklamcılık okumayı seçmiş. Hayatındaki en büyük adımlardan biri, eğitim hayatından sonra Tayland’dan ayrılıp hayatı keşfetmek için dünyanın diğer tarafına, Amerika’ya gitmesi olmuş. Birçok saygın ödüle layık görülen Trong, şu anda Y&R Bangkok’un yaratıcı ekibini yönetiyor.

Trong Tantivejakul konuşmasına Bangkok’un sosyolojik yapısı, reklam ve iletişim alanındaki duruşundan bahsederek başladı.
Bangkok da insanlar çözüm bulacaklarına, çok fazla sayıda problemle uğraşıyorlar, bu yüzden çözüme ulaşmakta zorluk çekiyorlar diyerek, Bangkok’un ve Tayland’ın en önemli hayat standardının ‘hız’ olduğundan söz etti. Öyle ki bankalar 10 dakika içerisinde müşterileriyle görüşmeyi sağlayıp kredi verebiliyorlar. İnsanların gün geçtikçe hızlandıklarını belirtti. ‘Büyük fikirler kraldır’ diyerek kendi ajansının bağlı bulunduğu firmaların reklam filmlerini salondakilerle paylaştı ve son olarak ‘sadece bir sonraki reklam filminiz kadar iyisinizdir’ sözüyle sunumunu noktaladı.
Ivan Tasovac, Director of the Belgrade Philharmonic Orchestra
Ivan Tasovac, Director of the Belgrade Philharmonic Orchestra, Serbia

CREATIVE MANAGING,  SPONSORING AND BRANDING IN CULTURE  INSTITUTIONS
Bir orkestra şefi düşünün ki mesleki başarılarının yanı sıra nev-i şahsına münhasır kişiliği sayesinde ‘’Yılın Erkeği’’, ‘’Yılın Kişiliği’’ gibi birçok farklı alanda da ödülün sahibi olsun… İşte Belgrat Filarmoni Orkestrası’nı yöneten bu renkli şef, The CUP’ın bu seneki en değerli konuşmacılarından biriydi.

Orkestraya olan ilgisizlikten yola çıkarak toplumun dikkatini nasıl üzerlerine çektiklerinden bahsederek konuşmasına başladı. Öncelikle tüm dinlerin ve takvimlerin yılbaşını kutladıklarını, hemen hepsinde aynı orkestrayı ve şefini kullandıklarını belirtti. Böylece orkestraya daha zengin bir kültür anlayışı getirdiklerini söyledi. Anlattıklarına göre Belgrat şehrinin en önemli, en elit, en pahalı ve en kalabalık mekanlarının bulunduğu caddeyi seçen Berlin Filarmoni orkestrası, hazırladıkları çalışmaları insanlara sunmak için gitmişler ve caddenin ortasında eserlerini icra etmeye başlamışlar.

Çok keyifli görüntülere sahne olan bu gösterinin sonunda orkestra görevlilerinin “Gelmediğiniz için teşekkür ederiz” yazılı bir pankartlarıyla dikkatleri üzerine çektiklerini, bu sayede bir sonraki gösterilerine yoğun bir katılım sağladıklarından söz etti.
Devletten gerekli maddi desteği sağlayamadıklarını, bu yüzden iletişim ve pazarlamayı sıfır maliyetle nasıl gerçekleştiririz sorusunu sorduklarını sözlerine ekledi.

Ivan Tasovac, bütçelerdeki yetersizlik nedeniyle görevinden istifa ediyor, bakanlık da istifasını kabul ediyor ve hemen ardından Tasovac ile orkestrası, “filarmoni orkestrası, her türlü organizasyonlarınızda uygun fiyatla çalmaya hazır!” şeklinde bir ilan veriyor gazeteye. Ardından olansa ilginç, bakanlık ani bir kararla müzisyenlerin maaşına %30 zam yaparak şaşkınlığa sebep oluyor. Bu olayın gerçekleşmesinin ardından Tasovac göreve yeniden kabul edilerek Genel Müdürlüğe terfi ediyor. Anlattıklarının ardından son olarak şunları söylüyor; “reklamlardan herkes aynı şeyi bekliyor. Dikkat çekmek için daima farklı bir bakış açısı katın ve zıtlıklardan yararlanın.” 

Eva Dranaz, Jochen Fill
Eva Dranaz, Jochen Fill, Creative Director, 3007, Austria

GUSTAV MAHLER LIED COLLECTOR’S EDITION
İki yaratıcı isim arasındaki yakın dostluk Viyana’da 3007 isimli ajansta beraber çalışmaları ile başlamış. 3007, kelimenin tam anlamıyla el çizimi illüstrasyonların, şekillendirilmiş yazıların ve bilimsel fotoğrafçılığın yapıldığı bir ajans.
Eva ve Jochen’in uluslar arası tasarım ödülleriyle doldurduğu 3007 Austrian Cultural Forum NewYork ve Modernistmozart gibi kültürel içeriklerin tasarımıyla ilgili de sayısız ödüle layık görülmüşler.
15 sene önce Viyanada başlayan serüvenlerine ilk projeleri olan ‘Unutulmaz Şarkılara Ses Veren’ sanatçılara görsel tasarım desteğinde bulunarak başlamışlar. Hazırlık süresi bir hayli uzun süren programın bütçesi ihtiyaçları karşılamaya uygun olduğundan sıkıntı yaşamadıklarını belirtiyorlar. Yapılan bu tasarımlar sanatcının eserinin sesini yansıtan bir kompozisyon halini almış.
Gustav Mahler’den ve eserlerinden yararlanan tasarımcılar, onun biyografisini okuyarak daha iyi anladıklarını ve özümsediklerini anlattılar. Son olarak birini anlamak istiyorsak onun hayatını ve yaptıklarını en detaylı şekilde anlayıp özümsememiz gerektiğini ifade ettiler.
 
THE CUP AWARDS
 
Grand Cup 2013’ün sahibi ‘’Break Up’’ projesi oldu!
 
Sektörün parlak zekaları, dört farklı uluslararası reklam festivalinde ödüle layık görülmüş işlerinin üretim aşamasını ve perde arkasını  Golden Stage sahnesinde paylaştı. Golden Stage’in ardından gerçekleştirilen The Cup Awards töreninde, 18 ana kategoride kupaların kupası için kıyasıya yarışan proje birincileri açıklandı. Görkemli törenin kapanışı Grand Cup kazananı ‘’Break Up’’ projesinin açıklanması ile gerçekleştirdi.

Kategoriler ve Kazanan Projeler

GRAND CUP SAHİBİ: Clemenger BBDO Melbourne - National Avustralia Bank - ‘’Break Up’’
En İyi Dizayn: Leo Burnett Hindistan - Gandhifont - “Gandhifont - Now in Hardcover”
En İyi Yiyecek reklamı kategorisinde kazanan bulunmamaktadır.
En İyi Sosyal Faaliyet: baumann ber rıvnay saatchı & saatchı – İsrail - The Peres Center for Peace - ‘’Blood Relations’’
En iyi Etkinlik ve Yerleştirme: Jung von Matt AG Almanya – Daimler / Mercedes - “The Invisible drive”
En iyi Halkla İlişkiler: baumann ber rıvnay saatchı & saatchı – İsrail - The Peres Center for Peace - ‘’Blood Relations’’
En iyi Yerel Kültür Kullanımı: Serena tokyo- “space tanzaku”
En iyi Direct Marketing: Leo Burnett Melbourne – Slurpee -“Slurpee Bring Your Own Cup Day”
En İyi İçecek Reklamı: DDB Paris – PepsiCo – ‘’Tropicana billboard powered by orange’’
En İyi Sağlık ve Kişisel Bakım: Young & Rubicam Arjantin – Bayer – “Interruptions Orchestra Interrupciones”
En İyi Spor: HEIMAT Almanya -Adidas-“The Face of the Marathon”
En İyi Araba Reklamı: Jung von Matt AG Almanya- Daimler/Mercedes- “The Invisible drive”
En İyi Diğer Araç ve Aksesuarları: DENTSU INC.Tokyo- Honda Motor - “Connecting lifelines”
En İyi Elektronik Reklamı: Del Campo Nazca Saatchi & Saatchi Arjantin- BGH - ”Dads in Briefs_Padres en Slip”                            
En İyi Seyahat, Turizm ve Ulaşım Reklamı: Volontaire İsveç - Swedish institute/VisitSweden -“Curators of Sweden”
En İyi Perakende:  Spillmann/Felser/Leo Burnett İsveç - Micasa -“Names-Promotion”
En iyi İletişim Araçları ve Yayın Reklamı: BTC Fransa – Canal + - “The Bear”
En İyi Eğlence ve Rekreasyon Reklamı: CHINA Çin- Toys’r Us- “The Concert of Toys”
En İyi Kurumsal Reklam: Serviceplan Almanya-Austria Solar Verein zur Foerderung der thermisc -“The Solar Annual Report”
En iyi Kamu ve Özel Hizmet Reklamı: Projector inc.Tokyo- Intel-“The Museum of Me”
En iyi Film Reklamı: BTC Fransa – Canal + - “The Bear”
En İyi Radyo: McCann Erickson Malezya - BFM 89.9 The Business Station -“ANYTIME: Audrey/Freda/Yameen”
En İyi Basın: JWT Tayland – Samsonite - “Heaven and Hell”
En İyi Açık Hava Reklamı: DDB WARSZAWA SP. Z O.O. Polonya – McDonalds - “Hamburger Timetable”
En İyi İnteraktif Reklam: PARTY Tokyo – Toyota - “Backseat Driver”
En İyi Birebir Reklam: Ogilvy / Mather Arjantina –TED Talks - “TED Taxis”
En iyi Medya İnovasyonu: Publicis Bezilya- AXN - “AXN TV BOXES”
En iyi Yerel Kültür Kullanımı: SERENA Tokyo- “SPACE TANZAKU”
En İyi Strateji: LEO BURNETT & TARGET SA Romanya- Gazeta Sporturilor- “Second Life”
En Bilgi İçerikli Fikir: Serviceplan Almanya-Austria Solar Verein zur Foerderung der thermisc -“The Solar Annual Report”
En Usta/Sanatkar: Hakuhodo Inc. Tokyo – Google - “OKGo - All Is Not Lost”
Prodüksiyonda En Usta: BETC - Canal +  “The Bear”
Teknoloji Kullanımının En İyi Olduğu: Jung von Matt AG Almanya-Daimler / Mercedes - “The Invisible drive”


Halklailiskiler.com.tr
Halkla İlişkiler İletişim Platformu

6141 kez okunmuş Kaan Öztamur

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.