reklam
reklam
reklam
reklam

Ta ki karıncalar çıkana kadar...

Köşe Yazısı - 20 Nisan 2005, Çarşamba
YazıYorum: Şahnur Karaağaç

Evimize ilk geldiği günler, mahallemizde çok insanda yoktu. Onun gelişiyle komşularımız arasında pek popüler olmuştuk. Akşamları misafirlerimiz hiç eksik olmazdı,
annem, yerlerde oturanların paşa kılıçlarının ya da kauçuğunun uçlarını kıracağından endişeyle, zaman zaman biraz yüzünü buruştururdu.
Beyaz tören kıyafetleriyle askerler yürür, İstiklal Marşı okunur, bayrak indirilirdi ve ben tüm bunlar olurken bir an bile gözümü Ondan ayırmazdım. Ta ki karıncalar çıkana kadar...

Sonra bir gün O renklendi... Haber yayılmıştı zaten, hepimiz Onun karşısındaki yerimizi almış, renklerini izlemeye hazırdık.
Yaşlı bir adam vardı tam karenin içinde, üzerinde koyu yeşil, bolca madalyalı bir asker üniforması, arkasında bir sürü rengarenk küçük bayraklar olan.
Babam dudağını biraz eğip, kafasını sallayarak izlerdi. Bense o adamı sevmiştim, arkasında bir sürü renkli bayrağı vardı, gerçi sadece belden yukarısı gözüküyordu ve sadece konuşuyordu...

O gelişti, yenilendi, büyüdü...
Onunla haberimiz oldu, dünyanın öbür ucunda olanlardan, gidemediğimiz yerlerden, göremediğimiz halklardan, yaşanmışlardan, yaşanacaklardan...
O büyüdü.
Büyüdü, hayatımıza değer katan bir çok şeyin yerini alarak...
Sohbetin, yürüyüşlerin, komşuluğun, kitap okumanın, Kızma Birader’in, tavlanın...

Evimizden içeri adım attığımızda, üzerimizi değiştirmeden önce TV'yi açar olduk...

Artık evlerde birden fazla TV var, aile fertleri ilgi alanlarına göre farklı programlar izleyebilsinler diye.
Yani aynı evde ama farklı odalarda yaşar olduk...

Pazartesi "Boston Public", Çarşamba "Avrupa Yakası" var, Perşembe "Kurtlar Vadisi", Cuma "Hayat Bilgisi" var...
Sosyal hayatımızı ona göre düzenler olduk...

-Hayatım, bu akşam kandil, anneleri arasak diyorum.
-Maçın devre arası olsun, o zaman ararız.
Bir küçücük kareye, neredeyse esir olduk...

Artık yerden başlayıp tavana kadar uzanan oymalı, kakmalı vitrinler yok,
bir konsol alıverirsiniz yemek masasının yanına, bir de TV ünitesi tamam, kitaplık da ne ya, kaldırırsın kitapları bazanın altına.
Ya uzun bir kanepe ya da iki berjer olmalı, şöyle TV'nin karşısında durmalı,
yemek masasını yerleştirirken dikkat et! Yerken de görüş açısı kaybolmamalı.
Koltuk takımının bir tane pufu var, erkek kanepede uzun otururken, kadın şöyle ayaklarını uzatıp oturmalı.
Eskiden misafir için saklayıp, kullanmaya kıyamadığımız salonlarımızı dekore ederken, orijini TV alır olurduk...

Bir de kardeşleri oldu, home theatre system, VCD, DVD...

-Yok şekerim ne sineması, bi yere gittiğimiz yok valla,
alıyoruz bi dividi, seyrediyoruz işte evde, zaten bizimki geçenlerde hom tiyatır aldı, ayrılmaz ki başından.
Hem şimdi giyin süslen in bin, otopark filan ne uğraşcaz, siz gidin.

Allah'tan gençler için sinema, flört etmenin ayrılmaz bir parçası. Çıkıyorlar, yürüyorlar, sinemaya gidiyorlar.
Patlamış mısırın tuzuyla yanan ağızları, sonuna doğru geldikçe folyosunda kalanı sıyırdığımız Frigo’nun tadını,
arka sıranın ortasında oturmanın zevkini özler olduk...

25 Nisan'da bir kampanya başlıyor, TV'yi Kapat/Hayatı Aç" .
Kampanyaya katılanlar bir hafta süreyle televizyonlarını kapatıp, hayatla ilgilenecekler.
Yazdıklarımı, hafif bir tebessümle, kafanızı sallayarak okuduysanız,
siz de kendinize, ailenize vakit ayırmaya, hayatla ilgilenmeye ne dersiniz?

Sevgiler

6721 kez okunmuş Şahnur Karaağaç

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Hayat denize güzel...   163 gün önce eklendi
Ay ne gerek vardı?   328 gün önce eklendi
#PZ2016 Katlı Değer Yaratmanın Yolları   346 gün önce eklendi
'HİÇ' kolay değil...   913 gün önce eklendi
Pirinç tanesi...   915 gün önce eklendi
Bazı zamanlar vardır utanırsınız...   1283 gün önce eklendi
Ailece harikalar diyarında...   1349 gün önce eklendi
19. İnsan Kaynakları Zirvesi Geniş Özeti   1370 gün önce eklendi
İletişimcilerden bir yeni mesajınız var...   1419 gün önce eklendi
'Pazarlama Zirvesi'nde neler konuşuldu?   1440 gün önce eklendi
Sıkıntılı Bir Durum Var!   1858 gün önce eklendi
Pardon Ama Fermuarınız Açık!   1956 gün önce eklendi
Kriz Benim Krizim Değil (mi?)...   2441 gün önce eklendi
Cuma sabahı çöplerimizi kapıya çıkarıyoruz!   2542 gün önce eklendi
O Bizim Kıymetlimiz   2578 gün önce eklendi
Artık meşe palamudu filizlenecek...   2654 gün önce eklendi
Havale Ediyorum...   2685 gün önce eklendi
Aman dikkat, yazılı iletişimde yanlış anlaşılmalar olabilir   2832 gün önce eklendi
Zor Yıllar...   2963 gün önce eklendi
Vurun Kahpeye   3050 gün önce eklendi
BÜMED Mezunlar Günü'ne Renk Kattılar   3438 gün önce eklendi
Onlar Oradaydılar...   3532 gün önce eklendi
Çocukları lösemi ile mücadele eden kadınlarımız...   3547 gün önce eklendi
Kol'u kullan!   3596 gün önce eklendi
Bir ürünün marka olabilmesi konusunda, siz ne dersiniz?   3659 gün önce eklendi
Yaşamın kavranması gereken özü...   3830 gün önce eklendi
Söz uçar, yazı kalır   3951 gün önce eklendi
Finans ve Halkla İlişkiler?   4011 gün önce eklendi
Her 10 Kasım'da...   4026 gün önce eklendi
Büyüyünce Ne Olsam?   4126 gün önce eklendi
İşte size bir hikaye;   4140 gün önce eklendi
Bir Sen bir ben bir de deniz olsa   4162 gün önce eklendi
Hayır efendim, anlatamadınız!...   4224 gün önce eklendi
Kadınlar Pazarı diye bir yer   4245 gün önce eklendi
Altın Müşteri Ödülü   4260 gün önce eklendi
Islak gündem   4265 gün önce eklendi
Deveye sormuşlar...   4272 gün önce eklendi
Ben ki Tanrıça İştar'ım   4273 gün önce eklendi
Öylesi de var böylesi de   4299 gün önce eklendi
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir   4322 gün önce eklendi
Yıldırır :)   4351 gün önce eklendi
Sen hiç deve gördün mü?   4373 gün önce eklendi
Başımla Beraber...   4418 gün önce eklendi
Ne kadar az veri, o kadar çok bilgi(!)   4482 gün önce eklendi
Bitlis'ten misafir geldi!   4513 gün önce eklendi
Kendi İletişiminiz İçin...   4553 gün önce eklendi
Bu Şehirde   4565 gün önce eklendi
Dünyaca ünlü marka 5 lira Regal 4 lira   4571 gün önce eklendi
Seviyorum,   4586 gün önce eklendi
• Ta ki karıncalar çıkana kadar...   4595 gün önce eklendi
Kutlu Olsun!   4595 gün önce eklendi
Erman Hocayla iletişim sanatı   4597 gün önce eklendi
Hey, Başın dertte!   4603 gün önce eklendi
PR'ciler! Şebin Karahisar'dan Çağrınız var!   4608 gün önce eklendi
Alışveriş Merkezi diye bişey...   4610 gün önce eklendi
Sen taviz kapısını bir defa aralarsan..   4618 gün önce eklendi
Turizm sektöründe tartışma bitmiyor   4621 gün önce eklendi
Haftasonu Uludağ Gözlemleri   4625 gün önce eklendi
Aziz Nikola out, Noel Baba in olmuş...   4630 gün önce eklendi
Marka bebekler   4632 gün önce eklendi
Turizm Acenteleri PR firması değildir!   4643 gün önce eklendi
Slogana vuruldum   4650 gün önce eklendi
Dilerim...   4661 gün önce eklendi
Hoş Geldi   4680 gün önce eklendi
Sinek Küçük...   4681 gün önce eklendi
Hilal Ay demektir, Ahmer ise kırmızı....   4688 gün önce eklendi
Virüsü Başka Yerde Aramayın   4692 gün önce eklendi
Evin Reisi kim?   4694 gün önce eklendi
Umarım hafızası zayıf insanlar olmaktan kurtuluruz   4721 gün önce eklendi
Pırlanta, Sonsuza Kadar   4726 gün önce eklendi
İyi niyet   4737 gün önce eklendi

Yorumlar

önder   21 Nisan 2005, Perşembe

Cuma akşamına Çemberimde Gül Oya´yı eklemeyi unutmuşsunuz :):)

Yasemin Boran   25 Nisan 2005, Pazartesi

Süper...
çok beğendim
teşekkür ederim, sevgiler
yasemin boran

emre genç   25 Nisan 2005, Pazartesi

Aslında olmasaydı şunları yaşayabilir miydik?

İsmet Badem bir basketbol maçında seyircilerin arasına çıkar ve bir kzla röportaja başlar.

Badem: sizin gibi güzel bayanları salonlarda görmekten cok mutlu oluyorum. Basketbola bu ilgi nereden?

Kiz: ben efes kızlarından biriyim zaten.

Badem: aaa öyle mi çıplak değilsin ya tanıyamadım.

Bu diyalogdan sonra anlatım masasında olan Murat
Murathanoğlu kopmustur ve ekranları başında izleyen milyonların söylemek istediklerine tercüman olmuştur.

Murathanoğlu: Ya İsmet bi de sana bu iş için para veriyorlar değil mi?
-------------------
Esra Ceyhan´in programında da böyle anlardan çok yaşanmıştır şöyle ki, yeni piyasaya çıkmış birini konuk etmistir Esra Hanım, sohbet ederler, Esra Hanım her zamanki gibi başlar sevimliliklerine, "Kasetiniz çok güzel olmuş geçen hafta aldım evde arabada her yerde dinliyorum" demesi üzerine yeni yetmenin kasetim daha çıkmadı, haftaya çıkacak demesi veeee
--------------------
Müslüm Gürses filminden bir sahne; Müslüm Gürses kadını kollarından tutmus sarsa sarsa sormaktadir;
Müslüm: seviyor musun?
kadin: hayır!!
Müslüm: seviyor musun?!!!!
kadin: hayırrr!!!!!!
Müslüm: seviyor muusuunnnnn!!!!!!!!
kadın: eveett!!
Müslüm: yalannnnn!!! (deyip kadına bir tokat atmıştır)
--------------------------
Haberlerde bir tecavüzcünün polis arabasına bindirilirken söylediği cümle:

-Seviyodum, söyleyemedim.
-----------------------
Sokakta kurban kesen insanlarla röportaj yapan ntv muhabirinin bir vatandaşımızla yaşadığı diyalog:

-Burada sağlik açısından elverişsiz koşullarda beklettiğiniz bu etleri yemeyi düsünüyor musunuz?

-Yok bacim, eşe dosta dağıtacağız.
-------------------------------
Reha Muhtar´ın tavanda yürüyen sirk cambazı ile konuşurken ekranda kendi görüntüsünü ters çevirtmesi ve röportaji 2-3 dakika boyunca bas asaği yapması
-----------------------
Mustafa Denizli´nin atv de bizim stadyumu sunduğu
dönemdeki hakemliği yeni bırakan Erman Toroglu'nu anons ederken "tartışmasız Türkiye'nin en büyük düdüğü" demesi Erman Toroglu'nun afallaması.
----------------------------
Bir Ceviz kabuğu programı, konuk Zekeriya Beyaz
ZB: Şimdi, sayın cevizkabuğu...
HC: Cevizoğlu efendim.
-------------------------------
Reha Muhtar telefondaki adama fırça atıyor.
-Bütün bunları nasıl yaptın ha? cevap ver??
-Bakın efendim şöyle izah edeyim...
-Sus konuşma, hala utanmadan izah ediyorsun..cevap
versene??!
-......??
---------------------------------
Arena´da Uğur Dündar´ın firin sahibine "bakın beyefendi
tavanı yok buranın, pislik götürüyor burayı, bu böcekler nereden geliyor peki temizse?" diye sorduğunda "bu böcek nerden geliyor biliyor musunuz Uğur bey siz eğitimli insanlarsınız bu böcek ülkemize ilk kez Afrika'dan muzun içinde geldi" diye cevap verdiği an.
----------------------------
Reha Muhtar: kaza nası oldu anlatır mısınız?
Mağdur (kaza sonrası yatakta yatmaktadır ) : kamyon karşı
yoldan bizim tarafa geçti ve kafadan çarptı.
RM: Peki o sırada ne düşündünüz?
Mağdur: Valla pek bir şey düşünemedik Reha Bey.
RM: Anlıyorum ama o sırada düşündüğünüz ilk şey neydi?
Mağdur: Bir şey düşünemedik, zaten çok kısa sürede oldu.
RM: yani efendim, o orta şeridi aşıp üstünüze gelirken,
aklınıza ne geldi?
Magdur: Hatırlamıyorum.
RM: Peki efendim.
------------------------------------
Acun firarda programında, Acun´un yurtdışında bir barda
önüne gelen kıza sarkıntılık yapıp yılışan bir tipi gösterip,
"görüyorsunuz sayın seyirciler magandalık sadece Türklere özgü değil, Avrupa´da da magandalar var" demesi, ardından o kişinin gelip,
"abi nasılsın? Ben de Türküm" demesi.
----------------------------

fortuna   29 Nisan 2005, Cuma

1980li yıllarda hayatının ilk tecrübelerini yaşamış, ilkokula gitmiş,
kenan evren´i, erdal inönü´yü, özalı tanımış olmak, ajda pekkan´ın
alo, michael jackson´ın pepsi reklamlarını hatırlayacak kadar şanslı
olmak demek Big in Japan , the final countdown , eye of the tiger demek.
icraatin içinden demek, semra koy bir kaset de neşemizi bulalım demek.
köprü demek, ödediğiniz her kuruş verginin yol, su, elektrik olarak size
geri dönmesi demek

voltran voltran voltran demek , depozito toplamak adina kola sisesi
biriktirmek demek , adile nasit ten masal dinlemek demek. debbie
gibson, tiffany, jason danovan, sandra,modern talking .vb...dinliyor
olmak...comanchero´nun ve life is lifeın sözlerini ezberlemeye
çalışmak demek...michael jackson, madonna, samantha fox demek

korhan abay,cenk koray,metin milli,ersen ve dadaşlar demek.clementine,
he man, she ra, transformers demek.

okula siyah önlükle gitmek demek. kayahan,nilüfer,sezen aksu, barış
manço ile büyümek demek

ihtilal cocugu demek köle izaura demek, ziyaretçiler demek!!!! acidçi
misin metalci mi demek...

moruk demek,
herild yani demek,
hey corc versene borc demek,
olmaz maykil bende de yok cevabini isitmek demek,
geriye donup baktikca ic gecirmek demek...

yüzyıl içindeki en iyi, en kıyak kuşak. hem eski hem yeni olmak demek.
biraz gözü açık bir 80 li yüz yıllık nesil kültürünü bir porsiyonda
almış demektir.

edi mörfiiiiiii huuuuuuuuuuuuuu şörli makleeyynn yeeeeeee diye bağırıp
en az bir technotronic kasedine sahip olmak demek.

mahalle ce$melerinden su icmek, bayramlari iple cekmek, cumhurba$kani
denince kenan evreni hatirlamak demek

koltukaltında topla okul bahçesine yalnız giderken "nasılsa oynıycak
birileri vardır" diyebilmek demek

eti kemik geciyor demek;

evden çıkmayan bilgisayar bebeleri haline gelmeden çocuklugunu
yaşayabilmiş,son dönemin bir üyesi olmak

ne sorusuna zonk cevabı vermekten zevk duymak, , büyüteç ile kağıt
yakmak ve siyah kağıtların beyaza oranla daha kolay yandığını
keşfetmek, 9 voltluk pile dilinle dokunup o ekşi anı yaşamak,
televizyon konserlerini teybe çekerken odaya giren anneyi hemen
susturmak, 23 nisan çocuk şenliğinde gelen yabancı çocuklara 5
dakikada aşık olmak demek

son dersin son 5 dakikasında parkeleri giyip zilin çalmasını beklemek,
hurraa kapıya doluşmak, dışarıya pestil olarak çıkmak demek, sinek
ilacı arabalarının arkasında bıraktığı bulutta deli gibi dolaşmak
demek.

kutu kolayı actıktan sonra kapagını cekip cıkarıp atmak demek



tipe bak demek

fon muzigi laura brannigandan self control olan gunler. bakkala
gitmenin, sokakta oynamanin, harclik toplamanin gecerli sayildigi,
havuc´un olmadigi yillar demek... her seye ragmen temiz ve el
degmememis bir hayat demek...sonrasinda biz buyuduk ve kirlendi dunya
demek.

pazar aksamlari mecburen yikanmak ve erken yatmak demek

sesi açıp kısmak için televizyonun dibine kadar gidip üstündeki
düğmelere basmak zorunda olmak demek

sehirlerarasi yolculuklara cikarken otobusun 302s olmasi icin dua
etmek. bilet alirken arka kapinin onu ve tekerlek ustu olmasin demek.

resimli futbolcu kartlari demek, süper babaanne demek, fantayla kolayi
karistirmak demek, mahalle kavrami demek.

cavusevsku ve karisinin kursuna dizilisini tvden seyretmek demek, o
goruntulerin yillar sonra bile kafadan hala cikmami$ olmasi demek.

anket ve hatıra defterlerinin olması bunlara seviyorum ama kimi diye
başlayan maniler yazmak,önünde tek arkasında 2 çizgi olan külotlu
çorapların havada sallanarak giydirilmesi, içinde biri sabunlu iki
ıslak bez olan mustili beslenme çantası,dantel yaka,yenen kokulu
silgi,leblebi tozu çekerken atlatılan ölüm tehlikeleri,hulahop,ayak
bileğine takılarak çevrilen top,sek sek oynamak,bayramda mahalleye
dağılıp şeker toplamak, müsaitseniz annemler size gelecek demek
trt´nin yayın akışının bitmesiyle çalan istiklal marşı için ayağa
kalkıp, marşı hazırolda bangır bangır söylemek ve marşın bitiminden
sonra çıkan tiz "biiiiiiiiiiiiip"sesine rağmen televizyonu kapatmamak
demek.

Zerrin Özer demek. Nasıl da geçmişti bütün bir yaz demek. Bu şarkıya
kafanda klip çekmek demek.

annelerin çernobil yüzünden çay içirmemesi, gofret yedirmemesi demek..
challengerın olduğu günkü haberleri hatırlamak demek..
pkk saldırılarında her gün mutlaka birilerinin öldüğünü duymak ama
anlamamak demek..
veronica castroyu güzel zannetmek demek..
kenan evreni atatürk zannetmek demek..



Yazlık diskolarda içeri alınmamak demek. bunun için ağlamak ve içeride
- her nedense- You are in the army now- şarkısında sarmaş dolaş
danseden abi ve ablalara bakıp özenmek demek



gorbaçov´un kafasındaki kırmızılığın ne olduğunu merak etmek, anneye
"zeki müren´e teyze mi diyim amca mı diyim" diye sormak, kenan
evren´in cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılırken çankaya köşkü
basamaklarından yavaş yavaş inip sekreteriyle vedalaşmasını
hatırlamak, "hayat bilgisi" kitabında kenan evren´in resmi olması, her
yere modern cami inşa etme furyasına anlam verememek, batman ve
şırnak´ın henüz il olmadığı günleri hatırlamak, özalın çenesinin
enteresan yapısına anlam veremeyip, "acaba benim çenem de ilerde böyle
olur mu" kaygısıyla aynaya bakmak demek...

breyk breyk arkadaş arıyorm demek
eve lazım olur diye fazlaca pul almak demek
ho ho ho hoover demek
zeki müren in size alo diyoruuuum demesi demek

ilkokulda halley, petrol ve komancero sarkilarini uydurma sozlerle
soyleyerek danseden tolga han ozentisi sefil dans gruplari kurmak
okul sonrasinda ise her gun kosturarak eve gidip; bu topragin sesi
programinda kimil zararlisi ile mucadele yontemleri, orman koylusunun
sorunlari ve yuksek randimanli durum bugdayiturleri ile ilgili verilen
faydali bilgilerin ardindan kamber aga ile uyanik skeclerini buyuk bir
ilgi ile izlemek demek
kucuk yasta bilinçli bir ciftci kadar ziraat bilgisine sahip olmak demek
sinemalarda the lord of the rings, harry potter vs. izlemek yerine
jules verne romanlari okumakla gecirilen bir cocukluk demek

aldım çantamı kolumaaa,
çıktım dallas yoluna,
ben babi´yi beklerken
ceyar girdi koluma
şarkısını dansıyla birlikte bilmek demek.

kimler geliyo kimler?
sana ne,sana ne?
ama bunu söylemenize gerek yokki,
ben yapınca alışverişi,zaten alıyorum satış fişi
replikleri barındıran ali-ayşegül atik reklamı ve
bakkal amca,
bir pergel, bir kalem, bir de çikolata alacağım.
erooooolll, eroooolll
(mahallede çocuklardan biri) buraya gelin dedim size buraya !
fişini de al oğlum´daki meşhur erol,
hadi hep birlikte,hep birlikte,
biz biz olalım
yemeklerden önceeee,
lavaboya koşalım,
hafta da bir kere tırnakları keselim,
fırçalayıp onları tertemiz olalım diye şarkılar ezberleyen bir nesil olmak

icraatın içinden izleyip özal´ın kalemine bakıp hipnotize olmaya çalışmak

videocudan american ninja, kartal,kan sporu ve evil dead gibi filmleri
kiralamak demek

analogtan dijitale geçiş devrini yaşamış birey olduğunu anlamak ve
ikisinden de farklı zevkler aldığının farkına varmak demek



çok güzel bir ülkenin son yıllarını hayal meyal hatırlamak, sonra da
çivisinin çıkışını görerek büyümek demek

Hava durumlarının eksi değil de "sıfırın altında bilmem kaç"
denildiğini bilmek demek

Apartmanın çatısına 5 metrelik anten takıp üstüne de tencere kapağı
bağlayan bir abinin sizi tv önüne oturtması ve çatıdan oldu mu diye
bağırıp anteni ayarlamaya çalışması . yunanistan kanallarını
görüntülemek adına .. oldu oldu diye camdan kafayı çıkarıp bağırmak ve
kimsenin buna şaşırmaması demek. siyah beyaz ve karlı bir görüntü de
olsa .. üstelik yunanca tek kelime anlamasanız da gündüz vakti çizgi
film izlemek için az debelenmemiş olmak demek

Muhtemelen hayatımız boyunca yaşadığımız en güzel 10 yıl demek...

trt 1´de olu$an sorunlar sonucu yayına bir süre ara verildiğinde
ekrana getirilen donuk ağaç, dağ bayır resmine 10 dakika hareketsiz
bakabilmek demek,

Türkiyede yaşamış son mutlu kuşak olduğunu hüzünle hissetmek demek.

okan   8 Aralık 2006, Cuma

ilki gurdum an kralbimde bir şey hısetım am cok güzel bişeye sızed terşi ederm
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.