Post Modern Çağda Hayatlar

Köşe Yazısı - 12 Ekim 2012, Cuma
Pazarlama&Marka: Yelda İpekli

Herşey tanımsızlaştı, flulaştı, sınırlar yok oldu, tanımlar anlamsızlaştı. PostModern çağda artık hiçbir şey aynı kararlılıkla uzun süre devam edemiyor... Devrimcilik bile 140 harfle  bir sonraki twit'e kadar sürüyor sanal dünyada... Nerde o eski Devrimciler sokaklardaki eylemler. Eylem dediğimiz şey bile sanal’a taşındığından beri tanımını kaybetti.

Komünizm en tehlikeli, en güçlü fikirlerden biriyken nasıl odu da yok oldu?

Ya sosyalizm nasıl da aniden tanımsızlaştı.

Bu tanımsızlıklar içinde  duygularımız, erdemlerimiz, amaçlarımız ve hedeflerimize neler oluyor?

Aşk sadece şarkılarda mı kaldı dersiniz ?

Tutku bir bisküvi markası mı sadece?

Geçiş dönemi jenersayonu temsilcisi olarak herşey karmaşık geliyor. Duygular, hayatlar gibi yaşamlarda karıştı sanki. Karışıklığı negatif algılamayan bir felsefenin etkisindeyim.. Hatta karmaşanın içindeki huzuru, ahengi ve ilhamı aradığım zamanlarda çokça... 2000’li yıllar insanın “insan olma” kaygısını keşfettiği yıllar.. Daha içimize döndük, daha bireyselleştik. O kadar bireyselleştik ki orda “çoklaştık” işte . Tek başımıza hayatları, kalabalık yaşayalım istiyor. Ne muhteşem bir dilemma…

Hayatın anlamını sorsanız gelen cevaplar ya “huzur”dur yada “Bir lokma bir hırka kafi” kıvamında ki laflardır. Ne kadar gerçek,  algılıyamıyorum oysa ki bu söylemlerin samimiyetine inanıyorum hissediyorum..

Bu kafa karışıklığı bir tek bende değill bunun rahatlığı içindeyim.. Bu deli durumu hep birlikte yaşıyoruz farkında olalım ya da olmayalım. İşim Tüketici Trendleri; “İnsanlar ne ister, ne isteyecek” sorusu ile güne karışıyorum devamlı bu anlamda dünyanın her yerinde yapılmış araştırmalarını, yazılmış yazılarını, okuyorum-katılıyorum ve gördüğüm şu;  minimalizim etkisini bitirmeden barok ihtişamını bir yerden yakalıyoruz, basitlik en iyisidir dediğimizde, karmaşık iletişim ritüellerinin içinde kavruluyoruz, doğal yaşam temel prensibimizken avuç avuç “doğal” etiketli ilacı yutuveriyoruz, bi oda bi salon neyime yetmez derken ama bi de dolap odası olmalı ha bi de depo alanı diyiveriyoruz.

E doğal olarak; duygular karmaşıklaştıkça hayatlar ve hayat alanlarıda karmaşıklaştı. “daha da” hissiyatı binaları da yükseltiverdi. Biz daha üst bilinçlere, akıllara akarken binaları da akıllandırdık.

Yatırımcılar Çin’i tutkulu müşteriler diyarı olarak benimsediğinden beri bu farklı ülkede birçok proje yönetmeye başladım... Başka bir dünya, başka bir doku, emperyal geçmişi ve stratejik düşünme yeteneği çok güçlü olan, sabır ve sakinlik öğretileri uygulayan bir ülke. Gide gele bende daha fazla buranın felsefesinden etkilenmeye başladım. Çin medeniyeti, yaklaşık 5 bin yıllık yazılı tarihi ile dünyanın en eski medeniyetlerinden biri doğal olarak genetik kodlarına işlemiş bir farklılığı hissediyorsunuz. Mimari olarak da, yaşam trazı olarak da beni şaşırtmaya devam ediyor her gittiğimde.

Son gidişimde Dünyanın En uzun yapıları listesinde yer alan Şangay Dünya Finans Merkezinde 2 tam gün geçirdim. Daha öncesinde bu listeye giren 2-3 binayı görme firsatım olmuştu ama hiç bu kadar içinde yaşamamıştım.

Shanghai World Financial Center 101 katlı, 377.300 m yükseklite mimari anıt özeninde bir yapı. 2010 yılında tamamlanmış ve çok rüzgarlı Şangay'ın rüzgarına karşı koyabilmek için binanın tepesinde kocaman bir dikdörtgen boşluk bırakılmış. Bu boşluk aynı zamanda “dünyanın en yüksek açık hava gözlem güvertesi” olarak da kullanılıyor. Tek kelimeyle büyüleyici. Özellikle özel izinle gece seyri yaptığınızda insanın sınırsızlığını doyasıya hissediyorsunuz. Projenin çizimlerinde bu dikdörtgen boşlukluğun içine dünyayı temsilen bir yuvarlak hacmin olduğunu görüyorsunuz. Ancak, böyle bir görselin japon bayrağını anımsatacağı düşüncesi ile vazgeçiliyor.

Bir kez daha anladım ki; ister gökyüzüne yakın, ister toprağa yakın olsun ama tüm binaların “akıllı bina” olmaktan önce “ruhlu bina” olması gerekiyor. Postmodern dünyada artık en çok ihtiyaç duyduğumuz “daha”ların başında DUYGU geliyor. Daha fazla duygulu, daha fazla hisli ve daha fazla kalbi günleri kocaman akıllı binalarda yaşamak dileğiyle...

10645 kez okunmuş Yelda İpekli

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Çok Şükür...   1650 gün önce eklendi
Hayatın genişliği, uzunluğundan daha önemli...   1682 gün önce eklendi
Moda mı? Pazarlama zekası mı?   1730 gün önce eklendi
Merak...   1759 gün önce eklendi
Hadi karşıya geçelim...   1856 gün önce eklendi
Hangi markalar fark yaratacak?   1908 gün önce eklendi
Daha İyi'nin Sınırları...   1941 gün önce eklendi
Moda GEÇİCİDİR, Stil HER ŞEYDİR...   1958 gün önce eklendi
Koyun/Keçi Yılı... 2015   1981 gün önce eklendi
Nesnelerin interneti...   1997 gün önce eklendi
Özgürlük dijitale kadar...   2005 gün önce eklendi
Yeni bir yıl, yeni bir ajanda...   2038 gün önce eklendi
Marka Olmak, Marka kalmak; 'Türkiye Markası'   2098 gün önce eklendi
Evren; herkes için bir şarkı saklar...   2151 gün önce eklendi
Şimdi parmak izi yaratma zamanı...   2191 gün önce eklendi
12. yüzyıl nasıl MARKA DEĞERİ olur?   2208 gün önce eklendi
Tasarım Hayatın Ta Kendisidir!   2256 gün önce eklendi
Japon iş kültüründe incelenmesi gereken prensipler...   2343 gün önce eklendi
Her gün yeni bir gün...   2413 gün önce eklendi
• Post Modern Çağda Hayatlar   2856 gün önce eklendi
Anadolu'da Üretilir, Dünyada Tüketilir   2988 gün önce eklendi
Markalar da Özür diler... Bir case study :)   3133 gün önce eklendi
ZAMAN YÖNETİMİ Mİ...? MUTLU YILLAR   3406 gün önce eklendi
Hayatın neresinde durmak lazım?   3448 gün önce eklendi
Güneş Doğudan Yükselir   3526 gün önce eklendi
Zannetmek Yasaktır   3609 gün önce eklendi
Tatiller Ne İçindir?   3654 gün önce eklendi
Turizm HEDONİZM'in Hizmetinde   3758 gün önce eklendi
Müşteri Kraliçemdir   3777 gün önce eklendi
Tüm Trendler Out...   3784 gün önce eklendi
Yeni Şeyler Söylemek Lazım...   3812 gün önce eklendi
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.