reklam
reklam
reklam
reklam

Pardon Ama Fermuarınız Açık!

Köşe Yazısı - 11 Temmuz 2012, Çarşamba
YazıYorum: Şahnur Karaağaç
 
Geçtiğimiz hafta boyunca Halklailiskiler.com.tr’nin önemli bir parçası olan PR İletişim Platformu yazışma grubumuzu, gelen bir sponsorluk talebi hayli meşgul etti.  
Bizde doğaldır bu gibi talepler, fasılalarla gönderilir, kimi hiç ilgi görmez.
Merak eden, ilgilenen olduğunda detaylar özelde doğrudan görüşülür.
Bu talebin de diğerlerinden pek farkı yok, en azından bu köşeye taşınacak denli bir farkı yoktu.
Zaten mevzu da o değil…
Mevzu; grup üyelerimize gönderilen bu talebe verilen bazı “yanıtlar”…  
Mevzu; söz konusu yanıtlarda açıkça karşımıza çıkan, biz iletişimcilerin aslında farkında olduğu ancak görmezden gelmeyi yeğlediği bazı gerçekler...
Sektörümüz ve geleceği için bunların dillendirilmesinde, hatırlatılmasında fayda olduğuna inandığım için, konu üzerine üyelerimizle paylaştığım aşağıdaki yazıya burada da yer vermeği uygun gördüm.
Çünkü, korkusuz davranıp bir çocuk gibi, “kral çıplak” diyebilmek,
yüreklilik gösterip, "fermuarınız açık” diyebilmek gerekir bazen...
 
 
Değerli Üyelerimiz Merhaba
 
Çok değerli olduğuna inandığım vaktinizi, -bilmukabele vaktimi ayırarak yazdıklarımı okuyacağınıza olan inancımla- bir miktar almak isterim.
 
PR İletişim Platformu yazışma grubumuzun varlık sebebini, ne şekilde ve hangi ilkelerle yönetildiğini uzun süredir parçası olanlar bilir.
 
Bilmeyenler ya da unutmuş olanlar olabileceğinden İletişim Platformu’ndan biraz söz etmekte fayda görüyorum. 
 
Grubumuzu, Halklailiskiler.com.tr İletişim Platformu ile aynı amaçlar doğrultusunda; iletişim sektörünün ve iletişimcilerin iletişimine destek olmak, tabiri caizse söküklerine iğne iplik olabilmek amacıyla 2005 yılında, hiçbir ticari amaç, maddi ya da fiziki destek olmaksızın, tümüyle kendi imkanlarımla kurdum ve 7 yıldır aynı şekilde yönetiyorum.
 
Üye sayımız; spam ve/veya yanlış hedeflerle katılanları sürekli elediğim halde 4000’e yakın bir sayıdır.
Grubumuza her gün (50’nin altına düştüğü vaki değildir) onlarca ileti gönderilir. Bu gönderilerin her biri tek tek tarafımca okunur. Grup üyelerimize faydalı olabileceğine inandığım veyahut bir üyemizin sıkıntısına çare olabileceğini düşündüğüm iletiler tarafımdan onaylanır.
 
Bu sebepledir ki posta kutularınız can sıkıcı, gereksiz, dikkat dağıtıcı ya da asap bozucu iletilerle dolmaz. Bu saydığım haller benden öteye gidemez…
 
Gönderileri akla gelebilecek tüm boyutlarıyla inceler, grubumuzu siz değerli üyelerime rafine halde tutmaya çalışırım. Anlaşılacağı üzere sadece bu kadarı bile vaktimin büyük bir kısmını aldığından, aynı ortamı paylaşanların “vaktim yok, pek çoğumuzun vakti yok”  sözlerini kabul etmem mümkün değil.
 
Grubumuza gönderdiği iş eleman ilanı içeren iletileri yayımlanmamış bazı üyelerimiz kendilerini kötü hissetmiş, ilgilenilmediği hissine kapılmış olabilir.
 
Her ne kadar ilan iletilerinde irtibat bilgisi vermiş olsalar da bazı üyelerimiz iş arayışının getirdiği sabırsızlıktan ve heyecandan olsa gerek doğrudan iletiyi yanıtlıyor. T.C kimlik numaralarından ev adreslerine, cep telefonlarından referans gösterdikleri kişilerin kişisel mail adreslerine kadar birçok bilgiyi açık grubumuzda paylaşıyor farkında olmadan.
 
Bu sebepledir ki bu iletileri gruba onaylamıyorum. On binlerce ziyaretçisi bulunan Halklailiskiler.com.tr Mantar Pano’ya yerleştiriyorum. Bununla yetinmiyor, 9.500 kişi tarafından takip edilen www.facebook.com/Halklailiskiler sayfamızda ve Twitter hesabımızda paylaşıyorum.
Hemen her gün doğrudan adresime gönderilen CV’leri tek tek inceliyor, arşivliyor, portalımıza ilan gönderen veya ilan vermek yerine doğrudan arayarak yardım isteyen değerli meslektaşlarıma iletiyorum.
 
Bir ajansın bile doğru kişiyi bulması, bir kişinin bile iş arayışının sona ermesinin bana verdiği mutluluk karşılığında bu sabrı gösteriyorken, aynı ortamı paylaşanların birbirlerine sabır gösterememesini kabul etmem mümkün değil.
 
İletişimci dostlarımız genellikle müşterilerine karşı olan sorumluluklarını yerine getirme derdinde, markaların haberlerini yayımlatma telaşında olduklarından kendi firmalarının iletişimini “şunu da bir halledelim de sonra bakarız”ın ötesine ertelerler. 
 
Grup iletilerinin yanı sıra posta kutuma her gün onlarca basın bülteni gelir. Bunların büyük çoğunluğu markaların iletişimine yöneliktir, az bir kısmı da PR ajanslarının yeni müşteri haberleridir.  Yeni müşteri haberi dediğime bakmayın, X marka iletişim ajansını seçti şeklindedir çoğu ve yine çoğu markanın logosunu ekler, kendi logolarını eklemeyi bile unuturlar.
 
Eski iletilerini tarar logolarını ararım. Bulamazsam, flash animasyonlu olmamasını dileyerek sitelerini ziyaret eder, hiç olmadı print screen alır resim işleme programı ile temizler, PR ajansını başrole oturtarak bültenlerini yeni müşteri haberi olarak yayımlarım.
 
Markalara yönelik gelen bültenleri, altında iletişim ajansının adıyla ve/veya web sitesiyle yayımlarım.
O markaya hangi iletişim ajansının hizmet verdiğinin bilinmesi için.  Aynı zamanda iletişim ajansının web sayfasının linkine, çok ziyaretçisi olan portalımızda yer vererek, ajansların pagerank’lerine katkıda bulunmak için.
 
Hiçbir iletişimciyi, hiçbir iletişim ajansını birbirinden ayrı tutmam. Herhangi bir konuda yardım istediklerinde, fikir sorduklarında, içlerini dökmek istediklerinde, küçük büyük bakmam, çağırdıklarında giderim. 
 
Bu sebepledir ki sektöre yönelik hizmet veren üçüncü parti firmalar ve sektörde faaliyet gösteren çoğu firma ve kişi hakkında talep etmeden sahip olduğum, özel olanları kimseyle paylaşmadığım bir dolu bilgiye sahibim. Bu ağır bir yük ve şikayet etmeksizin taşımayı sürdürüyorum.
 
40+ yaşında, sektörün çeşitli alanlarında yirmi yılı geride bırakmış, üniversite öğrencisi bir evladı, eşi ve tüm bu söz ettiğim kişisel sosyal sorumluluk macerası dışında da iş hayatı olan biri olarak, eldeki network’ten veya marka ve ajansların büyüklüğünden alınan güçle kibre kapılmaktan korkar, imtina ederim.
 
Aynı ortamı paylaşanların; tedarikçilerini tartabilmeleri, iyi bir diksiyon, iyi bir sunuş veya web ortamında yansıttıklarının arkasındaki gerçekliklerini değerlendirebilmeleri, taahhütlerini kendilerini gösterdikleri şekilde yerine getirebileceklerinden emin olabilmeleri için bilakis gerekli olan ziyaretleri ayağa gitmek olarak görmelerini kabul etmem mümkün değil. 
 
İşine, firmasına, müşterisine saygı gösteren, önem veren herkesin yeri geldiğinde, iş, ürün ya da hizmet alacağı kurum ya da kişiyi ziyaret etmeyi, tedarikçisinin ayağına gitmek olarak adlandırmayı gayrı şık bulduğumu da eklemek isterim.
 
İster grubumuzda, ister marka ya da ajans kanadından olsun, iletişimcilerin karşısına hemen her gün çıkan, bazıları amaca hizmet etmeyeceği, müşteri açısından hiçbir geri dönüşü olmayacağı açıkça belli olan hatta bazılarına proje dahi denmeyecek fikirler, sponsorluk talepleri olduğu doğrudur. Tıpkı elinde bildiğimiz kettle ve granül kahveyle AVM girişinde kahve satma fikrini proje diye KOSGEB’e sunup hibe desteği bekleyenler olduğu gibi…
Bununla birlikte hiç de yabana atılmayacak ajansların imzasını taşıyan, müşteriye bir şekilde kabul ettirilmiş ve hayata geçirilmiş ancak amatörce yönetilmiş, başarısız ve beklentilerin yanına yaklaşamamış projeler olduğu da bir gerçek.
Bunlara bazen, yanlış zamanlama, yanlış mekan ya da route seçimi, göz ardı edilen izinler ya da kaçınılan izin bütçeleri, hafife alınmış geçici personel eğitimleri gibi unsurlar sebep olur.
Bazen de bunlara sebep, ajansın; yüce Google’dan sorduğu, iletişim bölümünde yurt çapında birçok ofisi varmış gibi yapan, kendine ait olmayan ürün ve/veya hizmet resimleriyle referansları doluymuş gibi olan, olmayan yetki belgeleriyle legalmiş gibi davranan, reddedilmiş marka tescil başvurusuyla tesciliymiş gibi yapan tedarik adayını, keşif olarak düşünüp ziyaret etmektense, huzuruna çağırmayı uygun bulmasıdır.
 
Özellikle marka kanadında görev yapan meslektaşlarımızın birçoğunda üzülerek gözlemlediğim ortak bir tavır oluşuyor; “Biz” sendromu...
 
Tıpkı Cem Yılmaz’ın “refakatçi” hikayesiyle ziyadesiyle açıkladığı gibi.
 
Biz sektörümüzün şöyle büyük markasıyız, biz böyle öderiz, bizim prensiplerimiz, biz, biz…  
Her gün onlarca arz geldiği, sunum, proje, katalog, numune gönderildiği doğrudur. Bunların her birine vakit ayırmanın zor olduğunda da hemfikirim. Ancak görüyorum ki bu “Biz” sendromuna kendilerini fazlasıyla kaptırıyor, tedarikçilerinin, kurumun amaçlarını gerçekleştirmesinde rol oynayan hedef kitlelerinden, önemli paydaşlarından biri olduğunu göz ardı ediyorlar.
 
Gün gelip bir şekilde marka ile yollar ayrılınca, amiyane tabirle sudan çıkmış balık misali, hizmet aldıkları fanilerle aynı havayı solumak durumunda kaldıklarında, bu havanın ciğerlerini yaktığına, nefes almakta zorlandıklarına üzülerek şahit oluyorum. Bazıları itiraf etmek istemese de, Türkiye’nin en büyük GSM firmalarından birinin kurumsal iletişiminde yöneticilik yapmış birinin ajans kanadına geçmek durumunda kaldıktan sonra tüm tedarikçilerini arayarak,  ben ne şirretmişim diyerek özür dilediğini açık yüreklilikle itiraf edişini dün gibi hatırlıyorum.
Kimileri de her iki kanatta bu “Biz” sendromunda ısrarını sürdürüyor, bindikleri dalları kestiklerinden bihaber şekilde…
 
Değerli Üyelerimiz,
Aramızda yıllarını bu mesleğe vermişler de var, önümüzdeki ay tercih yaparak yeni atılacak olanlar da, işini seven, saygıyla ve başarıyla sürdürenler de var, bülten yazabilmek şöyle dursun, bülten iletisine konu yazmak için dahi freelance destek alanlar da… 
Her şeye rağmen sevindirici olansa, hiçbir talep karşılıksız kalmıyor, tüm samimiyetiyle yanıt veren birileri mutlaka oluyor…
 
Hiçbir sorunuz havada kalmasın, hiçbir sıkıntınız çözümsüz olmasın,
Tüm emekleriniz karşılık bulsun…
 
Sevgiyle, saygıyla ve esen kalın 

4695 kez okunmuş Şahnur Karaağaç

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Ay ne gerek vardı?   119 gün önce eklendi
#PZ2016 Katlı Değer Yaratmanın Yolları   137 gün önce eklendi
'HİÇ' kolay değil...   704 gün önce eklendi
Pirinç tanesi...   706 gün önce eklendi
Bazı zamanlar vardır utanırsınız...   1074 gün önce eklendi
Ailece harikalar diyarında...   1140 gün önce eklendi
19. İnsan Kaynakları Zirvesi Geniş Özeti   1161 gün önce eklendi
İletişimcilerden bir yeni mesajınız var...   1210 gün önce eklendi
'Pazarlama Zirvesi'nde neler konuşuldu?   1231 gün önce eklendi
Sıkıntılı Bir Durum Var!   1649 gün önce eklendi
• Pardon Ama Fermuarınız Açık!   1747 gün önce eklendi
Kriz Benim Krizim Değil (mi?)...   2232 gün önce eklendi
Cuma sabahı çöplerimizi kapıya çıkarıyoruz!   2333 gün önce eklendi
O Bizim Kıymetlimiz   2369 gün önce eklendi
Artık meşe palamudu filizlenecek...   2445 gün önce eklendi
Havale Ediyorum...   2476 gün önce eklendi
Aman dikkat, yazılı iletişimde yanlış anlaşılmalar olabilir   2623 gün önce eklendi
Zor Yıllar...   2754 gün önce eklendi
Vurun Kahpeye   2841 gün önce eklendi
BÜMED Mezunlar Günü'ne Renk Kattılar   3229 gün önce eklendi
Onlar Oradaydılar...   3323 gün önce eklendi
Çocukları lösemi ile mücadele eden kadınlarımız...   3338 gün önce eklendi
Kol'u kullan!   3387 gün önce eklendi
Bir ürünün marka olabilmesi konusunda, siz ne dersiniz?   3450 gün önce eklendi
Yaşamın kavranması gereken özü...   3621 gün önce eklendi
Söz uçar, yazı kalır   3742 gün önce eklendi
Finans ve Halkla İlişkiler?   3802 gün önce eklendi
Her 10 Kasım'da...   3817 gün önce eklendi
Büyüyünce Ne Olsam?   3917 gün önce eklendi
İşte size bir hikaye;   3931 gün önce eklendi
Bir Sen bir ben bir de deniz olsa   3953 gün önce eklendi
Hayır efendim, anlatamadınız!...   4015 gün önce eklendi
Kadınlar Pazarı diye bir yer   4036 gün önce eklendi
Altın Müşteri Ödülü   4051 gün önce eklendi
Islak gündem   4056 gün önce eklendi
Deveye sormuşlar...   4063 gün önce eklendi
Ben ki Tanrıça İştar'ım   4064 gün önce eklendi
Öylesi de var böylesi de   4090 gün önce eklendi
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir   4113 gün önce eklendi
Yıldırır :)   4142 gün önce eklendi
Sen hiç deve gördün mü?   4164 gün önce eklendi
Başımla Beraber...   4209 gün önce eklendi
Ne kadar az veri, o kadar çok bilgi(!)   4273 gün önce eklendi
Bitlis'ten misafir geldi!   4304 gün önce eklendi
Kendi İletişiminiz İçin...   4344 gün önce eklendi
Bu Şehirde   4356 gün önce eklendi
Dünyaca ünlü marka 5 lira Regal 4 lira   4362 gün önce eklendi
Seviyorum,   4377 gün önce eklendi
Ta ki karıncalar çıkana kadar...   4386 gün önce eklendi
Kutlu Olsun!   4386 gün önce eklendi
Erman Hocayla iletişim sanatı   4388 gün önce eklendi
Hey, Başın dertte!   4394 gün önce eklendi
PR'ciler! Şebin Karahisar'dan Çağrınız var!   4399 gün önce eklendi
Alışveriş Merkezi diye bişey...   4401 gün önce eklendi
Sen taviz kapısını bir defa aralarsan..   4409 gün önce eklendi
Turizm sektöründe tartışma bitmiyor   4412 gün önce eklendi
Haftasonu Uludağ Gözlemleri   4416 gün önce eklendi
Aziz Nikola out, Noel Baba in olmuş...   4421 gün önce eklendi
Marka bebekler   4423 gün önce eklendi
Turizm Acenteleri PR firması değildir!   4434 gün önce eklendi
Slogana vuruldum   4441 gün önce eklendi
Dilerim...   4452 gün önce eklendi
Hoş Geldi   4471 gün önce eklendi
Sinek Küçük...   4472 gün önce eklendi
Hilal Ay demektir, Ahmer ise kırmızı....   4479 gün önce eklendi
Virüsü Başka Yerde Aramayın   4483 gün önce eklendi
Evin Reisi kim?   4485 gün önce eklendi
Umarım hafızası zayıf insanlar olmaktan kurtuluruz   4512 gün önce eklendi
Pırlanta, Sonsuza Kadar   4517 gün önce eklendi
İyi niyet   4528 gün önce eklendi
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.