reklam
reklam
reklam
reklam

Orwell'a BHİD'den itiraz var...

Köşe Yazısı - 30 Kasım 2015, Pazartesi
Erguvan Zamanı: Serdar Ömeroğulları

Geçen hafta sosyal medyada sıkça gözüme takılan (algıda seçicilik olsa gerek) bir paylaşım üzerine bu yazıyı yazmaya gerek duydum. Geçtiğimiz hafta yaptıkları haber nedeniyle tutuklanan Can Dündar ve Erdem Gül’ün ardından sosyal medyada dolaşmaya başlayan paylaşımda şunlar yazıyordu: “Gazetecilik, birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktır; gerisi halkla ilişkilerdir. George Orwell”
George Orwell
Halkla ilişkiler dünyasından her hangi bir itiraza şahsen rastlamasam da ben bu sözün en azından yarısına katılmadığımı tarihe not düşmek istiyorum. Gazetecinin görevi halkın haber almasını sağlamak, bilgilendirmektir. Mümkünse diğer gazetecilerden önce ve kimsenin vermediği haberi vermek ise bir gazetecilik başarısı olarak nitelendirilir. Can Dündar ve Erdem Gül’ün yaptıkları suç mudur değil midir, ona hukuk karar verecek ama yaptıklarının kesinlikle habercilik olduğunu söyleyebiliriz.
 
Sosyal medya, günümüzde olaylara en hızlı reaksiyon gösteren mecraların başında geliyor. İşte bu tutuklanmaya bir tepki olarak da George Orwell’in bu sözü paylaşım döngüsüne girerek yazıma kaynak olmuş oldu.
 
Önce bilmeyenler için kısa bir Orwell özgeçmişi verelim. Asıl adı Eric Arthur Blair, 1903 yılında Hindistan’da doğmuş bir İngiliz subayın edebiyatçı, gazeteci ve yorumcu oğlu. 1984 adlı romanı ve orada geçen Big Brother kavramı ile Hayvan Çiftliği adlı romanı tüm dünyada onun tanınan bir yazar olmasını sağladı. Ömrünün son yıllarına kadar yoksul bir hayat geçiren Orwell eserlerinin popüler olmasıyla birlikte ekonomik durumunu düzeltse de yoksul günlerinden bir hatıra olan verem hastalığı peşini bırakmayarak 46 yaşında hayata gözlerini yummasına neden oldu. George Orwell, neredeyse benim yaşlarımdayken, 21 Ocak 1950 yılında aramızdan ayrılmış. 46 yıl gibi kısa bir hayat tecrübesine sahip olan Orwell eminim ki daha uzun yaşayabilseydi hem edebiyat dünyasına yeni kazanımlar sağlayacak hem de kendisi de yeni şeyler öğrenmeye devam edecekti.
 
Halkla İlişkiler Nedir?
Şimdi itiraz ettiğim asıl meseleye gelelim. Sektörümüz için duayen kabul edilen Salim Kadıbeşegil’in 1997 yılı basımı “Halkla İlişkilere Nereden Başlamalı” isimli kitabının giriş paragrafı ile konuya girelim. “Bu kitap, Halkla İlişkilerin basın bülteni hazırlamak ve dağıtmanın çok ötesinde bir şey olduğunu anlatmak için kaleme alındı. Kurumsal imaja giden sürecin, strateji geliştirebilmek ve bunu planlayabilmek, ayrıca planladıklarımızı uygulayabilmek gibi bir derinliği olduğunun ipuçlarını ilerleyen bölümler içinde bulabileceksiniz.” Konuya ilgi duyanların ve iletişim fakültesi öğrencilerinin bu kitabı okumalarını ısrarla tavsiye ediyorum.

Salim Kadıbeşegil1900’lü yılların başında yaşamış ve mesleğin öncülerinden kabul edilen gazeteci Ivy Lee’den bugüne halkla ilişkiler ile ilgili yüzlerce tanım yapılmıştır. Bu tanımlardan bir kaçını burada paylaşalım.
 
IPRA (Uluslararası Halkla İlişkiler Birliği) halkla ilişkileri, “Özel ya da kamu kurum ve kuruluşlarının, ilişkide bulunduğu kimselerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek için sürekli olarak yaptığı faaliyetler” olarak tanımlar.
 
Sektörün önde gelen, halkla ilişkiler otoritelerinden biri olan Harlow ise 1900’lü yılların başları ile 1976 arasında kaleme alınmış tanımları bir araya getirerek, her tanımdaki önemli unsurları belirledi ve öne çıkan fikirleri sınıfladı. 472 tanımı analiz eden Harlow, hem kavramsal hem de işlevsel bir tanım geliştirdi.
 
Harlow “Halkla ilişkiler, bir organizasyon ile hitap ettiği toplum arasındaki onay ile işbirliğinin, anlayışın, iletişimin, karşılıklı tutumun kurulmasına ve sürdürülmesine yardımcı olan, özgün bir ‘yönetim’ fonksiyonudur. Meslek ve sorunların yönetimini içerir; yönetimin kamuoyu hakkında bilgili ve tepkili olmasına yardımcı olur; toplum çıkarlarını gözetmesi için yönetimin sorumluluğunu belirler ve empoze eder; yönetimin değişimlerden zamanında haberdar olmasını -beklenmedik etkilerden koruyan bir uyarı sistemi gibi- ve değişimi etkili olarak kullanmasını sağlar araştırmaları, ses ve etik iletişimini başlıca araçları olarak kullanır” şeklinde özetlemiş.
 
Sizin de fark edeceğiniz üzere dünyada yüzlerce tanımı olan başka bir meslek yoktur herhalde. Bu zaaf yüzünden halkla ilişkiler gazetecilik, reklamcılık, insan kaynakları ve pazarlama gibi diğer meslekler ile karıştırılır.
 
Oysa ki halkla ilişkiler; gazetecilik, reklamcılık, insan kaynakları, pazarlama ve yönetim dahil pek çok diğer alan ile birlikte çalışabilir ama bu onun tek başına ayrı bir uzmanlık alanı olmadığı anlamına gelmez.
 
Halkla İlişkiler, zaman zaman yaptığı işin sebebini ve sonucunu kamuoyu ile paylaşma gereği duyabilir ve o zaman da bir basın bülteni ya da basın toplantısı ile medya kuruluşlarıyla temasa geçer. Bazen de, kriz diye tanımlanan durumlarda iletişim süreçlerini yönetmek zorunda kalabilir. İşte Orwell’ın kastettiği de sanırım bu.
 
İtiraz ettiğim nokta ise halkla ilişkileri bu dar çerçeveye oturtarak konuyu yeterince ya da hiç bilmeyenlerin meslek hakkında yanlış bir algıya sahip olmasıdır. Sektörde 23 yıllık tecrübeye sahip birisi olarak, birbirine dost iki meslek dalı olan halkla ilişkilerin gazetecilik, gazeteciliğin de halkla ilişkiler olmadığını çok net söyleyebilirim.
 

4794 kez okunmuş Serdar Ömeroğulları

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
• Orwell'a BHİD'den itiraz var...   603 gün önce eklendi
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.