reklam
reklam
reklam
reklam

Marmara depremi daha gerçekleşmedi...

Köşe Yazısı - 17 Ağustos 2015, Pazartesi
İş ve İşletme: Recep Ali Aksoylu

Bugün 17 Ağustos, merkez üssü Gölcük ama nerdeyse tüm Güney Marmara’da yaşandı ya onun için kısaca Marmara Depremi diyoruz ama aslında yanılıyoruz. Çünkü asıl Marmara Depremi daha gerçekleşmedi. Gerçekleşmez de inşallah. Çünkü biz hala yeterli önlemleri alabilmiş değiliz.

17 Ağustos 1999 sabahında meydana gelen, binlerce vatandaşımızın yaşamını yitirmesine ve on binlerce vatandaşımızın da yaralanmasına yol açan, milletimizin yaşadığı en acı felaketlerden biri olarak tarihteki yerini alan “17 Ağustos” deprem faciasını yaşamamızın üzerinden tam 16 yıl geçti. 1999 Gölcük, İzmit Depremi veya Marmara Depremi ya da genel olarak 17 Ağustos depremi, yerel saatle 03:02'de Gölcük merkezli olarak richter ölçeğine göre 7,4Mw büyüklüğünde gerçekleşmiş, çok büyük çapta can ve mal kaybına neden olmuştu.

Ankara'dan İzmir'e kadar geniş bir alanda hissedilen bu acı günde resmi raporlara göre, 17.480 vatandaşımızı kaybetmiş, 23.781 vatandaşımız da yaralanmışmış. Yüzbinlerce konutun hasar gördüğü, milyona yakın vatandaşımızın evinden olduğu bu acı gün için bazı yasal uygulamalardan kaçmak için rakamların düşük gösterildiği, gerçek ölüm sayısının bunun en az 3 katı olduğu sokakta hep konuşuldu.

Daha da acı bir gerçek, o büyük felaketin ardından yakınlarından bir daha haber alamayan, ölüp ölmediklerini dahi bilemeyen, 5 bin 840 gündür her sabah bir umutla yakınlarının izini süren ailelerin olması.Yıkılan binaların yerine daha güzeli, estetiği yapıldı ama düşünebiliyor musunuz bir mezarı dahi olmayan eş, dost anne, baba, kardeşler.
Bu konuda iki yaygın kanaat var; kayıpların bazılarının organ mafyasının eline düşmüş olması, çoğunluğunun da tsunami ile Marmara’nın derin sularına çekilmesi. Kayıplara fuhuş, uyuşturucu ya da çocuk mafyasının eline düşmüş olabilecekleri ekleyen görüşler de maalesef mevcut.

17
Kısacası 505 kişi sakat kaldı. 285.211 konut, 42.902 işyeri hasar gördü. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000'e yakın yaralı olmuştur. Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 kişiyi evsiz bırakmıştır. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir. Bu nedenle Türkiye'nin yakın tarihini derinden etkileyen en önemli olaylardan biridir. Deprem gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden biridir. Depremin Türkiye'nin önemli bir sanayi bölgesi olan Marmara Bölgesi'nde meydana gelmiş ve çok geniş bir coğrafyayı etkilemiş olması, ülkede büyük sıkıntılara neden olmuştur. aradan geçen zaman da belki maddi olarak çok şeyi değişti, ama gidenler geri gelmedi, kayıplar konusunda mesafe alınamadı. Bu detayları da göz önüne aldığımızda arada geçen yıllarda yaraların sarıldığı ama aslında acıların soğumadığı, dindirilemediği, yaraların iyileşmediğini görüyoruz.

YAŞAYANLAR 17 AĞUSTOS 1999’U UNUTAMIYOR

Geçen hafta Rize Belediyesinin eski başkanlarından Bülent Koç’un oğlu Bora Koç’un Yalova Çiftlikköy sahilinde açtığı yeme-içme-plaj tesisine RİMER’den bir grup arkadaşımla hayırlı olsuna gittiğimizde aynı lokasyonda yazlıkları olan Ali İhsan Koç arkadaşımızın da apartmanlarına konuk olduk. Dikkatimi çekenlerden sadece birini paylaşırsam 17 Ağustos’un değil 16 sene, daha çok seneler hafızalarımızdan silinemeyeceğini anlarız.

Koç Ailesinin babası rahmetli Cevat Koç Amcanın deprem öncesinde bizzat kendisin sahilde yaptığı 3 er daireli 5 kattan oluşan apartmanın 3 yanı ot kaplamış vaziyette atıl duruyor. Bu kadar güzel arsalar neden böyle çorak bırakılmış soruma Perihan Koç Aydın çevredeki diğer boş arsaları da göstererek “bir çoğunda depremde tüm aile fertleri vefat ettiğinden şimdi uzak yakın çok sayıda varisin bulunması, bir araya gelmesi mümkün olamadığından böyle boş boş, sahipsiz bekliyorlar. Boş arsaları gördükçe burada yaşayan komşularımız, arkadaşlarımız her an aklımıza geliyor, onları ne şartlarda enkazın altından çıkardığımızı hatırlıyoruz” yanıtını verdi.

17 Ağustos sabahı Koç Ailesi de tüm bireyleriyle oradaydı, sallandılar, korktular ama binaları sağlam olduğundan sadece ön arsadaki binanın yıkılırken balkonlarına verdikleri tahribatı fiziki olarak yaşadılar. Ama belli ki onlarda konuşurken ruhen hala 17 Ağustos’u yaşıyor ve duyarlı tüm bireylerin sorduğu can alıcı soruyu sormadan edemiyorlar. “Sürekli eli kulağında” denilen büyük İstanbul, Marmara depremine birey ve kamu olarak ne kadar hazırız? Çünkü, hem güncelliğini hem de işlevini yitiren 18 Nisan 1996 tarihinde yürürlüğe girmiş Türkiye Deprem Bölgeleri Haritasını bile hala yenileyemediğimiz bu 20 yıllık süre içerisinde Düzce ve Van depremi gibi büyük depremlerin yanı sıra Çankırı, Akşehir, Afyon Çay, Tunceli Pülümür Tunceli, Bingöl, Elazığ, Bala-Ankara ve Simav-Kütahya gibi orta büyüklüklerde ve önemli hasarlar bırakan birçok depremi daha yaşadık.

Ülkemiz dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunduğundan depremle beraber yaşamanın bizler için zaruret olduğu bu süre içinde bize hep söylendi. Öğrendik de. Sadece ilgili kurumlara bırakmadan bizlerinde yaşanan büyük acıdan ders çıkararak depremle yaşamasını öğrenmemiz, yaşadığımız alanlardaki binaları depreme dayanıklı hale getirmemiz ve yaşadığımız yüzyılın bilimsel verileri ışığında sahip olduğumuz bilgi, birikim ve teknolojiyi kullanarak tedbirlerimizi almamız, ilgili kurumlarla bir bütünlük içerisinde her zaman hazırlıklı olmamız gerekiyor.

Bu vesileyle, 17 Ağustos Marmara depreminin yıldönümünde, böyle bir acının ülkemizde ve dünyada bir daha yaşanmamasını temenni ediyor, depremde kaybettiğimiz canları rahmetle anıyor, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.
 

1123 kez okunmuş Recep Ali Aksoylu

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Çayluktan Kürsüye...   191 gün önce eklendi
Ekilen Biçiliyor   518 gün önce eklendi
Bayim olur musun?   580 gün önce eklendi
• Marmara depremi daha gerçekleşmedi...   645 gün önce eklendi
Kampanya kime neden yapılır?   661 gün önce eklendi
İthal çay tüketenlere lafım...   680 gün önce eklendi
Hesabı Kitabı, Kuralı Olmayan Futbol Endüstrisi   924 gün önce eklendi
Alkışta Cimri Olmayalım   1058 gün önce eklendi
Feshane'nin ardından...   1116 gün önce eklendi
Franchising'e bir de bu açıdan bakın...   1184 gün önce eklendi
Temiz gözükmek mi, temiz olmak mı?   1341 gün önce eklendi
Emekleyen didi kiviyi uçurabilir mi?   1391 gün önce eklendi
di di Soğuk çay ve Çaykur   1425 gün önce eklendi
Haçapuranın Taşı, Kayığun Eğmeleri!   1553 gün önce eklendi
Sadık Müşteri Olmamı Sağlayan 3 Örnek   1590 gün önce eklendi
Kuruşumuz Hangi Satıcıya Nasip Oluyor?   1606 gün önce eklendi
Mahsun'un Dizisi Şive'den Çaktı   1656 gün önce eklendi
Tesis Yönetimi - Facility Management Dedikleri...   1666 gün önce eklendi
Yazdığını Okuyamayan 'Mürettip'lerle İş Görmek   1685 gün önce eklendi
Temizliğin Fuarında Buluşalım mı?   1705 gün önce eklendi
Elini Taş'ın Altına Koyanlarla Başarmak   1711 gün önce eklendi
AYDER'İ KAYIP MI ETTİK?   1730 gün önce eklendi
TAŞERONLUK ÇALIŞANI RİSKE ETMEK MİDİR?   1896 gün önce eklendi
Rize'den Kargonuz Var! 'Green Life'   2052 gün önce eklendi
Erzurum Kongresi Ve Juliet'in Balkonu...   2122 gün önce eklendi
Sınav Yolunda Annelerimizle Beraber   2208 gün önce eklendi
Leyla'nın Evi, Onur'suz Sergilenecek   2367 gün önce eklendi
Yaşamın Her Safhasında Öğretmenlerimiz   2372 gün önce eklendi
Temizlik Sektörünün Kimyası   2447 gün önce eklendi
Rize Bezinin Dayanılmazlığı   2459 gün önce eklendi
Burçak Çöllü... Genç Ve Yetenekli Bir Sanatçı O...   2534 gün önce eklendi
Karadeniz Kadını İfakat   2629 gün önce eklendi
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.