reklam
reklam
reklam
reklam

Mahsun'un Dizisi Şive'den Çaktı

Köşe Yazısı - 9 Kasım 2012, Cuma
İş ve İşletme: Recep Ali Aksoylu

Beklentilerin karşılanamadığı durumlarda “Dağ fare doğurdu” deriz. Günler öncesinden ATV ekranlarında tanıtım jenerikleri dönen ve merakla beklenen Mahsun Kırmızıgül’ün “Benim İçin Üzülme” isimli dizisinin ilk bölümü Salı akşamı ekranlara geldi ve Karadenizlilerin eleştirilerine maruz kaldı.

Ben de diziden bir kesit izledikten sonra fareye de haksızlık olacağını düşünerek sosyal paylaşım platformlarında anında; “Benim İçin Üzülme. Mahsun Kırmızıgül'ün yaptığı Karadeniz dizisiymiş. 5 dakika izledikten sonra görüşümü paylaşmak istedim; Samsun'dan Batum'a ben böyle bir lehçeye denk gelemedim. Karadeniz şivesinin karikatürize edilmiş şekli bile değil. Bunca masraf ediyorsunuz prodüksiyona ama şive için özeniniz, emeğiniz sıfır. Benim de size notum "sıfır". Ama o kadar çok sıfır alacak ki, bu haliyle devam etmesi mümkün değil. Yazık:(…” şeklinde düşüncemi paylaştım.
Beğenmedim, ama diziyi merak ediyordum, en azından yorum yapabilmek için izlemeliydim. Yine de sonuna kadar izleyemedim ama bir fikir sahibi olabildim. Benim gibi beklenti ve merak içerisinde olan izleyici sayısı çok olmalı ki dizi TNS’nin verilerine göre gecede 6,03 rating ve 15,48 share ile ikinciliği aldı. Muhtemelen ikinci hafta da benzer ratingi arkasındaki medya rüzgarıyla alır. Sonrası ise Allah Kerim… 

Güneydoğu'dan gelip Karadeniz'de ırgatlık (!) yapan bir ailenin kızı olan Buke ile kasabanın delikanlısı Niyazi ve diğer iki delikanlı arasında yaşanan aşk hikayesinin anlatıldığı dizinin çekimleri İngiltere, Gürcistan ve Türkiye’de yapılmış. Türkiye çekimleri İstanbul, Kars, Kağızman, Artvin, Hopa ve Arhavi’de yapılan dizinin ilk bölümü, Flycam denen bir maket uçak düzeneğiyle havadan gerçekleştirilen çekimlerle desteklenince Karadeniz’in yeşili, güzelliği ekranlara tam yansıtılabildi, neticede izleyicide mest oldu. Selçuk Balcı’ya lafim yok ama görüntülerdeki güzelliği ses düzeyi ve seçilen müziklerin sahnelere uyumunda göremedim.

Sosyal paylaşım platformlarındaki kısa yorumuma anında yorumumu destekleyen mesajlar eklenmeye başladı. Bugün de birçok dostumun benzer, hatta kibarca yazmışsın tarzda eleştirilerini duyunca yorumumda hiç de haksızlık yapmadığımı gördüm. Çünkü sinema için yaptığı projelerde adından, yapıtlarından övgü ile söz ettiren Mahsun Kırmızıgül’ün projesiyle Karadeniz’in ve Karadeniz insanının, kültürünün geniş kitlelere aktarılmasında önemli katkı sağlayacağına inanılmıştı. Öyle ki Temmuz ayında tüm bölge medyasında “Mahsun Kırmızıgül 2 yıl sürecek dizi çekimi için Arhavi'de” haberini okuyunca insanımız memnun kalmış, ilgililer çok olumlu beyanat vermişlerdi.

Haberlerde Kırmızıgül, bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerinden büyülendiğini, 120 kişilik bir ekiple hayata geçirecekleri dizinin dostluğu ve kardeşliği anlatan bir formatta olacağını belirtiyor, Arhavi Belediye Başkanı Coşkun Hekimoğlu, çok önemli buldukları bu projenin ilçelerinde çekilmesinden duyduğu memnuniyeti belirterek “Belediye olarak ekibe her türlü çalışmalarında üzerlerine düşeni yerine getireceklerini, projenin Arhavi’nin ve bölgenin tanıtımına büyük katkı sunacağını” söylüyordu.
Benim için üzülme
Yetkililerin, dizi ekibinin beyanlarıyla projeden beklentiler de haliyle büyüdü. Mekanların uyumluluğu ve devamlılık açısından (en basitinden deniz yaylaya çıkmış veya tersi!) belirgin hatalar fark edilse de prodüksiyon olarak beklentiler karşılanabilmiş. Ama bu büyük prodüksiyonda bölge ve bölge insanının özgün kültürüne, sosyalitesine sadık kalınmamışsa veya kalınamamışsa prodüksiyonun azametinin zerre kadar değeri kalmıyor. Dolayısıyla milyonlarca insanın değerlerine hürmet edilmeyince büyük umutlarla bu projede yer alan çoğu genç ve yeni sanatçı veya sanatçı adaylarının emeklerini de göz ardı edebiliyoruz.
Sayın Kırmızıgül’ü kurgusuyla, diyaloglarıyla değerlerimizi tahrif etmekle suçlayanlar olsa da ben iyi bir gözlem yapamadığını, iyi yönlendirilemediğini düşünerek çevremden işittiğim öküz altındaki buzağıları sayfama taşımadan sosyal paylaşım platformlarında kısa mesajıma ve diğer sayfalarda diziye dair okuduğum bazı örnek mesajları paylaşarak genel değerlendirmeyi sizlere bırakayım:

Deren: İlk bölümün görselliğini çok beğenmeme rağmen, merak ettiğim şey şu, Mahsun Bey diğer dizilerinde yaptığı gibi neden iki kan kardeşi, can kardeşi, kardeşten öte olan iki adamı aynı kıza aşık etmeyi çok seviyor???  Yok bir bölüm bana yetti, bundan sonra yayınlanan bölümlere bakacağımı sanmıyorum.
Merve Sukas: Doğu'dan çay toplamaya gelen yarıcı nerden görülmüş ya, yarıcı dediğin Gürcü olur:)
Aylin Babaoğlu: Trabzon, Rize, Hopa hatta Trakya karışımı şivelerle yapılmış. Üstelik yılların yarıcısına ırgat dedi adam yaa,,, iyiki maraba demedi.. : ) Açıkçası Mahsun Kırmızıgül’ün Doğuyu olmasını istediği gibi yansıtması inandırıcılığını kaybettiriyor.
Sevinç Koçer Gökten: Çok Karadenizli arkadaşım var, vallahi ben hiç böyle bir şiveye denk gelmedim. Başka bir şey anlatılmaya ya da empoze edilmek isteniyor gibi geldi bana.
Turan Vural: Şive çok kötü.
Ayhan Karamahmut : AslInda yanlış en baştan, Mahsun’a mi kalmış Karadeniz dizisi yapmak. Orda da ….. propagandası yapacak mı, onu merak ediyorum.
Ali Özkan :  Siyasi gönderme yapmasa (bilemiyorum) bile kültürümüzün, özümüzün yanlış aktarılması, çarpık aile düzeni içerisinde gösterilmesi de amaçlanabilir.
Mehmet Uzun : Aynen yorumlara katılıyorum. Konu tamamen hayali.
Hurşutağaoğlu A : Yinede Karadeniz’i ve insanını İfakat Belgeseli kadar kötü anlatan bir yapım değil.
Birgül Zengin: gerçekten insanın içi acıyor böyle durumlarla karşılaşınca
Aksoylu: Verilen emeğe saygı duyalım ama milyonlarca yöre insanına saygı duyulmamışsa seyretmeyerek, tepki vererek yayından kalkmasını, sonrasında benzeri işlerin doğru işlerin yapılmasına zemin sağlayalım.
İsmail Kabil: … İşi bilenler yapsın. Hiç Karadenize’e gitmedin mi? Öyle bir şive kullanılıyor mu o yörede?
Sevil Rakicioglu: Hiçbir Karadenizlinin şivesi böyle değildir. İzlemek zevk vermiyor.
Sesbilişim: İzleyici gözüyle değerlendirdiğimde, manzaranın etkisine kapılmadan ama yok hikaye beni çekmedi. Oyuncu performansları çok sönük. Sadece dış mekanlar ve birkaç müzikle tamamlanmış ne aşkı hissetim nede böyle havalı başlayan bir dizide derin bir hikaye. Bildiğimiz zengin adamın karısına göz koyacak, yeğende hazır ohhh misss .......
Dilan_91: Hic beğenmedim diziyi. Mahsun'dan yine ayni tarz dizi. Aşka Sürgün'de böyle başlamıştı. Senaryo hep aynı, hep aynı.
Yönetmen melek lavinya: İzlediğim kadarıyla pek beğenmedim, sonraki bölümlerine bakmayacağım. Sahne geçişleri hiç iyi ayarlanmamış, ordan oraya atladılar, sıkıntı bastı... Şive desen oturmamış bir kişinin şivesini beğendim oda zaten gerçekte Karadenizliymiş. Şu zamana kadar doğulular töreleriyle, namuslarına düşkünlükleriyle gösterilmişken Buke’nin babası fazla geniş geldi bana… Tek beğendiğim Niyazi karakteri, çekim tekniği (manzara, renkler vs.) ve şarkılarıyla renk katan Selçuk Balcı.  
Ailemde Karadenizlide var, Laz da. Dilleri, kökleri çok farklıdır. Laz ve Karadenizli iki gencin aşkını anlatıp aradaki farkları da biraz açsaydı bizlere yada ne bileyim Gürcistan’dan Hopa’ya bir aile yerleşseydi, Gürcü oğlan Karadenizli kıza aşık olsaydı keşke...
Angelaw7: Dizinin ilk bölümünden tat alamadım, gerçekçilik bulamadım, yapmacık bir hava sezdim. Hayat Devam Ediyor gibi gittikçe daha da dramatikleşecek bir trajedi izletileceğe benziyor, saçmalamalar eminim hat safhalara çıkacaktır, izlemeyeceğim.
Sevilaygn: Sırf güzel olsun diye abartılı bir itina var. Hikayede aynı itinayı göremedim. Oyuncular sönük kalmış, diziyi taşıyacak kimse yok, herkes yan karakter olmuş.
Asistan Tex.: Al bu diziyi ülkenin hangi yöresine koyarsan koy aynı hikaye ile yürü git değişen birşey olmaz. Karadeniz dizisi olması, şive ve yörenin tüm manzarası bol (yayla ile sahil arası kaç saattir acaba) mekanlarından ibaret ise bu diziyi Teksas’ta çekip Kızılderili dramı da anlatılabilir.
Segeligin: Gelsin baksınlar Karadeniz’de öyle bir şiveyle konuşan var mı? Tam rezillik
Yönetmen bitanem_61 : Bir Karadenizli olarak şivelere hiç girmiyorum. Maalesef olmuyor.
Büke’ye 3 kişinin aşık olması görmediğimiz yada yaşamadığımız bir şey değil ama Doğulu baba ve amcanın kızına davranışı masal kahramanı gibiydi. Mahsun dizilerinde hep bunu yapıyor, adamlar o kadar iyi ki, insanın sorası geliyor bu töre denen cinayetler niye var o zaman, ha olması istediği buysa bak ona da bir şey diyemem. Ama baba ve amce bu kadar iyiyken gençlik niye bu kadar zıvanadan çıkmış anlayamadım, sakın aşk demeyin.
Fatson : Dizinin jeneriği ve hızlandırılmış görüntüler harika. Çekim açıları mükemmel. Bu bölümü izleyen herkesin bir Karadeniz turuna katılası gelmiştir eminim. Dizinin konusuna gelince şimdilik vasat... İlerleyen bölümlere bakıcaz artık. Mahsun "Hayat devam ediyor" için de aynı taktiği kullanmıştı. İlk bölüme çok önem veriyor ama gerisi.... Başı Allah, sonrası yallah....
Ts li Çoruh: Şiveler tabi ki hiç olmamış. TV’de doğru dürüst Karadeniz şivesini yapabileni de görmedim. Karadeniz’e gitmemiş olsam inanırım, Karadenizliler böyle konuşuyormuş derim.  
Asistan Sude: Manzara harikaydı, son sahneye kadar konu da idare ederdi ama aklı olan ve gerilimden uzak durmak isteyen bu diziden uzak dursun. Tipik Mahsun klasiği, bir sürü insan topluluğu, her köşeden drama fışkırıyor… Hele de Hopa’dan Kars’a yolculuk bitmedi bir türlü.
Mahsun, izlediğimiz 4 -5 diziyi karıştırıp bir dizi yapmış, en güzeli yol yakınken dönmek bir “hde” faciası daha kaldırmaz bu bünye.
Sesbilim : Aşka Sürgün’ün Karadeniz'de kullanılarak harmanlanmış hali. Ama oradaki oyuncular daha usta ve rollerinin ehli idiler… Neyse efendim Karadeniz’in bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum. Yalancı cennet sanki, orda insan yaşasa ölmez valla =)))

Edit: Dizide numara yok, senaryo tekrar üstünde oynamalarla ama müzikler ve manzaralar harika bunun için bakmaya çalışacağım.
Pijama partisi : Diziyi kızlar toplanıp beraber izledik, diziyi bıraktık dizideki Sinan karakterine taktık
35,5 : Fena değil izlenir, Karadeniz’in yeşillikleri için.
61 : Konuşmaları beceremiyorlar, tipler Karadeniz insanına hiç benzemiyor.
Şahin: Bölge insanı, sosyal dokusu ile uzaktan yakından ilgisi olamayan bir dizi kurgulamış. Ama yine de izlenebiliyor!!!

TV eleştirmenleri ise ağız birliği etmiş gibi diziyi genelde beğendiler.
Mesut Yar:  Dünyanın en güzel coğrafyalarından biri olan Karadeniz’e bakmaya doyamadım. Yanılgım, Mahsun gibi artık ekranın şifrelerini çözmüş olması gereken birinin kalabalık bir hikayenin arkasına sığınarak izleyiciyi yormayacağını düşünmem…  Vallahi ilk bölümde art arda patlayarak birbirine giren hikayeler yumağı nasıl çözülecek şimdiden merak halindeyim...
Yüksel Aytuğ :  Fragman görüntüleri belli bir fikir veriyordu.  Biraz iddialı bir laf olacak belki ama bana göre 'Yılın Dizisi' geliyor. İşte bu nedenle, 'resitali' kaçırmamaları için izleyicileri bu akşam 20.00'de atv ekranları başında olmaya davet etmek istedim. Dizi değil, sanki bir resim sergisi... Her kare, doğa'nın tuvaline Mahsun ve ekibinin attığı fırça darbeleri ile bezenmiş. Karadeniz'in yeşilinin her tonu, dizinin içinde. Artvin-Hopa yöresini daha önce görmeyenler için, dizi aynı zamanda bedava turistik rehberlik hizmeti veriyor. Dizi, köy kahvelerinin 'cafe' haline geldiği bir dönemde; Karadeniz'i hem köklü kültürü, hem de değişen ve çağa uyan yeni yaşamıyla resmediyor.
Mevlüt Tezel :  Görüntüler harika. Kırmızıgül, para harcamaktan hiç kaçınmamış! Öyküye gelince.. Dizideki aşk öyküsü; sınıfsal, ırksal ve duygusal her türlü entrikaya açık. Özellikle kadın izleyicileri kendisine çekeceğe benziyor. Mahsun Kırmızıgül, daha önceki yapımlarında kendi kökeninden öyküleri çok iyi anlatmıştı. Bu dizide, Karadeniz kültürünü detaylı bir şekilde anlatması beni çok şaşırttı. Demek ki dersini çok iyi çalışmış. Gerek Kürt, gerekse Türk cephesinde ırkçı söylemlerin yükselişe geçtiği bir dönemde, Kırmızıgül dizisinde çok ama çok yerinde ve anlamlı mesajlar veriyor.

Recep Ali Aksoylu
Burgaz Ada. 08.11.2012

26869 kez okunmuş Recep Ali Aksoylu

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Çayluktan Kürsüye...   106 gün önce eklendi
Ekilen Biçiliyor   433 gün önce eklendi
Bayim olur musun?   495 gün önce eklendi
Marmara depremi daha gerçekleşmedi...   560 gün önce eklendi
Kampanya kime neden yapılır?   576 gün önce eklendi
İthal çay tüketenlere lafım...   595 gün önce eklendi
Hesabı Kitabı, Kuralı Olmayan Futbol Endüstrisi   839 gün önce eklendi
Alkışta Cimri Olmayalım   973 gün önce eklendi
Feshane'nin ardından...   1031 gün önce eklendi
Franchising'e bir de bu açıdan bakın...   1099 gün önce eklendi
Temiz gözükmek mi, temiz olmak mı?   1256 gün önce eklendi
Emekleyen didi kiviyi uçurabilir mi?   1306 gün önce eklendi
di di Soğuk çay ve Çaykur   1340 gün önce eklendi
Haçapuranın Taşı, Kayığun Eğmeleri!   1468 gün önce eklendi
Sadık Müşteri Olmamı Sağlayan 3 Örnek   1505 gün önce eklendi
Kuruşumuz Hangi Satıcıya Nasip Oluyor?   1521 gün önce eklendi
• Mahsun'un Dizisi Şive'den Çaktı   1571 gün önce eklendi
Tesis Yönetimi - Facility Management Dedikleri...   1581 gün önce eklendi
Yazdığını Okuyamayan 'Mürettip'lerle İş Görmek   1600 gün önce eklendi
Temizliğin Fuarında Buluşalım mı?   1620 gün önce eklendi
Elini Taş'ın Altına Koyanlarla Başarmak   1626 gün önce eklendi
AYDER'İ KAYIP MI ETTİK?   1645 gün önce eklendi
TAŞERONLUK ÇALIŞANI RİSKE ETMEK MİDİR?   1811 gün önce eklendi
Rize'den Kargonuz Var! 'Green Life'   1967 gün önce eklendi
Erzurum Kongresi Ve Juliet'in Balkonu...   2037 gün önce eklendi
Sınav Yolunda Annelerimizle Beraber   2123 gün önce eklendi
Leyla'nın Evi, Onur'suz Sergilenecek   2282 gün önce eklendi
Yaşamın Her Safhasında Öğretmenlerimiz   2287 gün önce eklendi
Temizlik Sektörünün Kimyası   2362 gün önce eklendi
Rize Bezinin Dayanılmazlığı   2374 gün önce eklendi
Burçak Çöllü... Genç Ve Yetenekli Bir Sanatçı O...   2449 gün önce eklendi
Karadeniz Kadını İfakat   2544 gün önce eklendi

Yorumlar

derya kaştaş   22 Kasım 2012, Perşembe

merhabalar yazınızı bütün samimiyetiniz ve içtenliğinizin farkında olarak okudum. Bende Artvin/Arhavi liyim biz laz ca konuştuğumuz için şivemiz karadenizliler den ayrılır. Şöyle ki; celeyrum cideyrum gibi. Arhavi ve Hopa şivesi ile konuşabilmek uzun zaman o yörede yaşamayı gerektirir. Bence yapılan eleştirilere sadece şive eksikliğinden bakmayıp yöreye kültüre katacakları değerinde düşünülmesini isterim. Yıllarca temel dursun fadime diye bilinen ve her karadeniz liye laz denmeyeceğini çok net anlatan bir yapım olduğunu düşünüyorum. Dilin yok olmamasına kültürün aktarılmasına laza nın bir dil olduğunun farkına varılmasına sağladığı bu kadarcık katkı bile yeter saygılarımla...
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.