reklam
reklam
reklam
reklam

MARKA KONFERANS NOTLARI 2010 (1. Gün)

Köşe Yazısı - 28 Aralık 2010, Salı
GözlemliYorum: Belgin Usanmaz

Her yıl olduğu gibi bu yıl da, katıldığım Marka Konferansına ait notlarımı, faydalı olacağı inancıyla, Halklailiskiler.com.tr'den sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum... 

Sevgiler
Belgin Usanmaz

belginusanmaz@gmail.com


MARKA KONFERANS NOTLARI 
16-17 ARALIK 2010 Swiss Otel-İSTANBUL

1. Gün 
Konferansın Konu Başlıkları
-Dijital Fenomen
-Değişen Toplum ve Marka Ahlakı
-Sürdürebilirlik ve Bilinçli Kaynak Tüketimi
-Türk Siyasetinde Markalaşma
-Yakın Geleceğin Megatrendleri
-Tüketicinin Sesine Cevap Verebilmek
-Moda Endüstrisinde Digital Tekonoloji
-Sosyal Medyanın Gücü
 
Konferanstan Kısa Kısa…
 
  • Marka Konferansı, dünyadaki değişimi aynı hızla takip etmekle beraber, yükselen Türkiye markalarının artan bölgesel gücü ve sorumluluklarına gore tasarlanmış, gelecekteki rekabet gücünü maksimize edecek altyapıyı sunan bir platform hedefini koyarak her geçen yıl devrim yaratacak nitelikte yeniliklerle imza atıyor…
  • Konferansın misyonu iş dünyasına en güncel marka yönetim bilgilerini, en çok ilham verecek yöntemlerle, kalıcı şekilde sunarak markaların ve marka ekiplerinin geleceğini şekillendiriyor…
  • Konferansın bu yıl ki teması “Marka’da Devrim Var”. Yerli markaları öne çıkarak, hedef, Türkiye’nin markalarına küresel pazarlarda liderlik yapabilmesi için gerekli donanımı sağlamak… Aysegül YÜREKLİ
 
Konuşmacılardan bazıları…
Josh SPEAR                    A.C.GRAYLING
Akin ÖNGÖR                   Ross LOVEGROVE
Zeynep YALIM UZUN        Engin OYTAÇ
Alican ULUSOY                Alan MITCHELL
Mehmet AKSEL               Özgür ÖZEL
Recep AKDAĞ                 Matthew DODD
Kemal KILIÇDAROĞLU     Jean BOUSQUET
 
 
DİJİTAL MARKA UTOPYASI-Josh SPEAR
 
Dünyanin en genç ve etkili pazarlama stratejistlerinden SPEAR, “Şirketler başkalarının kendileriyle ilgili neler söylediğini bilmek istiyor.” Yeni çıkan tüm Bloglar, Facebook, Twitter gibi uygulamaların temelinde aslında bu soru var. 
İşte bu yuzden online bir seyircinin dikkatini şirketlere yöneltmek için bir çok araştırmalar yapılıyor diyerek sunumuna başladı. Yeni binyılda insanlar;
Kim olduğunu anlayamıyor! Kimlik sorunu.
Daha karmaşık bir şekilde değerlere bağlı! Değer karışıklığı sorunu.
Eskiler yenilerle değişince rahatı bozuluyor! Değişimi karşılama sorunu.
gibi konularda bazı farklı görüşlere sahip olmaya başladı. Artık insanlar, her şeye erişmek, merakını gidermek ve deneyim kazanırken eğlenmek istiyor.
Bu noktada markalar dijital ortamda; Kim görüyor? Kime gönderiyor?
Hangi ilgi alanlarında gruplaşmalar var? Neleri tercih ediyorlar? Günümüz insanın gezi, seyahat, spor, medya tercihleri, paylaşımları  neler? Ve bu noktada vakit alan kullanımları insanların davranışlarını nasıl değiştiriyor gibi sorulara cevap aramalılar diyen konuşmacı, bu soruların cevabını “ortak bir amaç çevresinde toplayarak, hedef kitlelerin ilgi, davranış, yaşam evrelerinde mutluluğu yakalamasını  sağlayacak ürünler, hizmetler geliştirerek ancak bu sorulara cevap verilebilir” diyerek sözlerine devam etti. “Evrenin kurallarına uygun, merak uyandırıp ve ilgi alanlarına hitap eden ve diğerlerinden farklı içerik yaratacak özellikte olan hersey şu anda insanların dikkatini çekecektir“ diyerek, dijital dünya markalarının bunu nasıl gerçekleştiriyor olduklarına dair örnekler sundu. (foursquare;ra-d-lohe-cd;ushahidi;wikilekas;smsto3441 bunlardan bazıları)
 
SPEAR, Trend yaratanların da bu ortamda, meraklı ve yeni deneyimler için hevesli olması gerektiğini vurguladı. Ayrıca daha niş trendler bulan marka ve firmaların öne çıkacağına değinen konuşmacı, mesela moda haftalarına gitmek yerine, pek bilinmeyen butikler keşfedilmesi ve burada yer alınması gerektiğini bu tip faaliyetlerin insanlar üzerinde daha etki yarattığını yönündeki görüşlerini katılımcılarla iletti.
İnsanların seçeneğinin çok fazla ve parçası olduğu şeyi, farklı deneyim sahibi olacaksa tercih etmek isteği bir yapıda olduğunu vurgulayan konuşmacı; dijital olmak markanın en çok ölçümlendiği saha ve bu sahada sunulan her yeniliğin, her uygulamaya olan ilginin net bir şekilde ölçümlenmesi, markaların mutlaka bu alanı kullanması gerektiğini, gözden kaçırma lüksü olmadığını belirtti.
 
Ayrıca markanın farklı müşteri yapısı olduğu ve her müşterisine “onun yaşamak istediği duygu, deneyimi gerek yaş, gerek ilgi gerekse trend boyutunda rakiplerinden farklı ve en iyi anlatımla sunması gerektiğini vurgulayarak” sözlerini tamamladı.
Kısaca, hızlı yükselen ortamlarda markaların etkin bir şekilde yer alması ve tüm dünyayı saran insanın değişen davranışları ardındaki gizli etkileri keşfetmekte geç kalınmaması gerektiği, markaların hızla dijital ortamlarda yerlerini hazır etmeleri gerektiği çarpıcı örneklerle vurgulandı.

 
Fatih ALTAYLI/Teke TEK
Konuklar: Kemal KILIÇDAROĞLU/Cem YILMAZ
Teke Tek program yapımcı ve yönetmeni Fatih ALTAYLI’nin iki önemli konuğu vardı:  Kemal KILIÇTAROĞLU ve Cem YILMAZ. Kemal KILIÇTAROĞLU ile Siyasette Markalaşma, Cem YILMAZ ile Marka Kişi olmak temalı söyleşiler gerçekleşti.
Söyleşiden alıntılar:
 
Fatih ALTAYLI/Teke TEK
Konuk: Kemal KILIÇDAROĞLU
Teke Tek Kemal Kılıçtaroğlu

 
CHP Markası, Siyasette Markalaşma
 
Fatih ALTAYLI’nın; 
-Marka olmak için 150 yıl gerekiyor, CHP’nin marka olması için daha 70 yıl gerekiyor mu?
-CHP kendini anlatmakta güçlük çekiyor.
-CHP iktidar olduğunda maaş mı artacak, arabamın modeli mi yenilenecek, vergiler mi düşecek, vatandaşa bu neden anlatılıp ilgi çekilmiyor?
-CHP oy oranı ne zaman iktidar olmaya yetercek?
 
Vb gibi sorularına Kemal KILIÇDAROĞLU’nun yanıtları:
 
Marka olmak için “tarihsel bir değişim ve gelişim” gerekiyor. CHP’de ikisi de var. Nasıl ki markaların lezzet/tad yenilik gibi vaadleri varsa siyasi bir marka olarak CHP’ninde vaadleri ve yıllar bazında unutulmaz lezzeti var.
 
En büyük vaadi “Güven.”  Bu güveni anlatmak kolay değil, bazen zorluk çekiyoruz.
 
Herkesin inancına saygılıyız. İnanç hiçbir zaman siyasete malzeme edilmez. Demokrasının önündeki en büyük engel ”inanç”’tır.
Türkiye şu anda tüketen bir toplum, ne zaman eğitim artıp, yoksulluk yenilecek, sıcak para için önlem alınacak, işte o zaman üreten bir toplum olacağız.
Yoksulluk siyasi istismar haline getirildi.
CHP markasını, Kuva-i Milliye ruhuyla, çağdaş uygarlığı temsil eden sağlıklı, tutarlı bir süreçi devam ettireceğiz, parti gençleşecek.
Değişim sürecinde aksaklık olabilir. Çünkü değişim bunu gerektirir.
Yapılan çalışmalarda oylar artmazsa çeker gideriz. ”Benim koltuk tutkum yok”. Recep bey’i oradan indireceğim, kararlıyım.
Marka güçlüyse, markaya zarar verilse bile bu zaman içinde önemli görülmez.
Son olarak Kılıçtaroğlu; Devam edeceğiz, Türkiye aydınlığa kavuşana kadar… Sözleri ile konuşmasını tamamladı.
  
Fatih ALTAYLI /Teke Tek
Konuk: Cem YILMAZ
Teke Tek Cem Yılmaz

 
Marka Kişi Olmak
Fatih ALTAYLI, Cem YILMAZ’a;
-Mesleğinin ne olduğu?
-Politik mizah hakkında ne düşündüğü?
-CMYLMZ ismini neden tüm sektörlerde tescil ettirdiği?
-Seyirci ile nasıl iletişim kurduğu
Vb. Gibi sorular sordu.
Cem YILMAZ’ınyanıtları her zaman olduğu gibi espiri doluydu.
 
Yanıtlardan bazıları:
“Mesleğim Komedyen, maliye kayıtlarında ise serbest meslek yazıyor.
Politik mizah uzmanlık gerektirir, buna kendince ehliyeti olmadığını düşünüyorum.
İsmimi tescil ettirmeyi önemli buluyorum, kendim bunu almazsam başka birileri tarafından alınıp kullananılabileceğinden korkuyorum.”
 
Seyirci ile iletişim sağlamada problem yaşamadığını hatta onlardan beslenerek espri ürettiğini anlattı.
  
Markalaşmış Bir Algının Sonu:
“Türk Gibi Sigara İçmek”
Prof.Dr.Recep AKDAĞ-Figen İSBİR
Moderatör:Yavuz OGHAN
  
“Kamu iletişimin gücünü keşfetti. ”Bu keşif; toplumsal değişim ve dönüşümlerin gerçekleşmesindeki etkisini arttırarak sürdürecek gibi görünüyor.Bu etkinin başrolünde ise, kamu ve reklam  sektörünün  iletişim alanında ortaklaşa yarattığı “sinerji” yer alıyor. Bu ortak çalışmadan 2010 yılına damgasını vuran büyük bir kampanya var, “DUMANSIZ HAVA SAHASI “ diyerek sözlerine başlayan moderator, örnek kampanya hakkında kısa bir bilgi verdi.
 
Bu kampanya projesinin, kamusal bir alanda özel sektor profesyoneli bir sirket ile ortak bir amaç çercevesinde nasıl buluştuğu, proje yapılandırma şekli, bugünkü gelinen noktaya bakıldığında, işbirliğinin ne derece önemli olduğu Prof.Dr.Recep AKDAĞ tarafından anlatılmaya başlandı.
 
AKDAĞ, kampanya kapsamında topluma verilen mesajın ve bunun arkasında durulmasıyla elde edilen başarının büyük olduğunu belirtti. AKDAĞ, burada kırılması gereken “Sigara içenlerin direnciydi” bu direnci kıracak mesaj gerekiyordu, Excel ve ekibi bunu çok iyi yakaladı diyerek sözlerine devam etti. Buradaki direnç kıran mesaj; “Bilerek başkasına zarar verilmesine izin veremezsiniz/vermeyiz”di. Burada aslında bir yasak vardı, pasif içicilerin “bazı hakları olduğu” belirtiliyordu. Ancak bu yasak, toplumun geneline başkalarına zarar verilmemesi gerektiği duygusu yaratarak anlatılmaya çalışıldı.
Dolayısıyla kampanya içeriği her iki taraf için de uzlaşma yönünde kurgulanmıştı. Bu hakları koruyacak ve kontrollerle tutacak uygulamaların destekleğiyle de, “siyasi kararlılık” sayesinde çok başarılı sonuçlar alındı ve iki taraf içinde mutluluk yaratan bir çalışma gerçekleştirilmiş oldu diyerek görüş ve düşüncelerini dinleyecilere aktarmış oldu.
 
AKDAĞ’ın sözlerine; Kampanyanın bir özelliğininde denetimi kendi içinde barındırmasıydı diyen İŞBİR, kampanyada içmeyenlerin içenleri uyarma hakkına ve hatta kontrolunu sağlayacak yetkinliğe sahip olmasıyla, medeni toplumlarda sigara yakmaya yeltenen bir kimsenin, diğerlerinin sağlığını düşünmesini sağlayacak bir system kurulmasıyla kampanyanın başarıya ulaştığını gördüklerini söyledi. İŞBİR, ayrıca burada en büyük güvence, insanları dayanışmaya davet eden bir dil kullanmaktır diyerek, kampanyanın başarısının bu noktada katlandığını vurguladı.
 
AKDAĞ, “Havanı koru, sağlığın pazarlığı olmaz” söyleminin % 95 kabul gördüğü belirtilen kampanyada, içmeyenlerin hukukunu koruyacağız ve kamu bundan vazgeçmeyecek vurgusunun sürekliliği ile kamu ve özel sektor başarılı bir kampanyayı sürdürebilir kılmış oldu dedi. Bundan sonra kamu ihale kanununda değişikliğe gidildiğini, daha bir çok alanda özel sektor işbirliği sağlama kararlı oldunduğunu dile getirerek sözlerini tamamladı.
 
Kısaca, toplumu ilgilendiren her kampanyanın, önce kişileri içine alacak sonrasında da olumsuzluğu ilişkilendirilmiş bir olumluluklanitelendirildiğinde başarıya ulaşacağı belirtilmiş oldu.
 
Çocuklarımızın Hakkı Daha Yaşanabilir Bir Dünya
Zeynep Yalım UZUN-Akın ÖNGÖR
Moderatör: Oylum TALU
  
Omo’nun “Kirlenmek Güzeldir” ve “Dünyası Değişmesin diye Alışkanlıklarını Değiştir!” sloganları ile “Sürdürebilir Bir yaşam” için Omo’nun hangi noktadan yola çıkarak neleri başardığı ve Sivil Toplum Örgütlerinin bu yeni sloganın içini nasıl doldurması ve neler yapması gerektiği konusundaki görüşlerin paylaşıldığı sunum, öncelikle üretimden sorumlu şirketlerin üretimin her aşamasındaki sorumluluklarını yerine getirme düzeylerinde yapılan araştırmalar ve istatistik bilgilerle başladı.
 
Bunlardan en çarpıcı sonuç; “Çevreye verilen zarara bakıldığında üretimin % 5, tüketimin ise %95 zarar vermesiydi.
Bu çarpıcı sonuç neticesinde; Tüketici olarak bireylerin bu kadar belirleyici olması, Omo ve Doğal Hayatı Koruma Vakfını sosyal sorumluluk kapsamında bir projede buluşturur ve hemen harekete geçirir.
Proje adı: “Sudaki ayak izini ölç“. www.sudakiayakizim.com
 
Bu proje; üretim ve tüketim sürecinde kullanılan su miktarını ifade eden bir proje. Yani; Tüketilen her ürün ve hizmette, üretim ve işlenme süreçlerinde kullanılan suyun ölçülmesi ile aslında sadece musluk suyunda suyun hayatımızda yer almadığının vurgulanması ayrıca kullanılan her alanda suyun değerinin bilinmesi gerektiği ve bunun ölçümlenmemesinden kaynaklanan su tüketiminin ve sarfiyatının normalden fazla olduğunun ve tedbir alınmazsa çok yakın bir gelecekte, yeni nesillere son derece kurak ve sağlıksız yarınlar bırakılacağının altının çizilmesiydi.
 
Bu işbirliği kampanyası için özel tasarlanan Eco Studyo (Doğaya duyarlı ev) 30 m2 evden bahseden UZUN, bu alan içinde su kullanımını arttıran tüm faaliyetler için, suyun az tüketilmesi yönünde önerilerin sunulduğunu ve suyun doğadaki öneminin vurgulanması gerektiği yönlendiriciler ile toplumsal bilinçlendirme yaratıldığından bahsedildi. 2011 yılında örnek bu yapının proje kapsamında bir çok alanda sergileneceği ve bilinçli bir su tüketimi için bilinmesi gerekenlerin topluma aşılanacağı belirtildi.
 
Bu kampanyanın teması ”Küçük adımlar büyük farklılıklar yaratabilir”.
 
(small different big effect) İnsan alışkanlıklarını değiştirmesi zor, ancak imkansız değildir diyen Doğal Yaşamı KORUMA Vakfi Başkanı ÖNGÖR, vakfın çalışmalarından ve Omo işbirliği dahilinde su tüketiminde gerek bireysel gerekse üretim adına bir çok alanda farkındalık sağlandığını belirtti. 
 
Kısaca konuşmacılar, belirli hedefe kitlenip, kurallar koyarak, işbirliği kurulduğunda ve toplumun farkındalığı arttırılan her konuda doğayı ve çevremizi daha uzun süre kendi doğallığında koruyup yaşatılabileceğini gözler önüne sermiş oldu.
 
 
Bütünlük: Miras, Kimlik ve Marka
Alican ULUSOY
 
“Markalar kendi hikayelerini hergün yeniden yaratıyor. Bir markanın sürdürülebilir olması, tutarlılıktan geçiyor. Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol “ gibi temel sözlerle  konuşmasına başlayan ULUSOY, bu sözlerin bir marka için ne kadar anlamlı olduğu, bir markanın kendisine, doğru kimlik tanımlaması yapması ve bu tanımı nesillere miras olarak bırakması için ULUSOY markasının neleri başardığını anlatacağı Miras, Kimlik ve Marka konulu konuşmasına başladı.
 
Konuşmacı, taklitten uzak, inovasyona önem veren, kalitenin ise değişmeyen ve  yıllarca sürdürülebilir olması gerektiği bir anlayışa sahip olarak, ULUSOY markasını büyüttüklerini, aile şirketi olarak bunları yaparken, marka bütünlüğünü koruma ve yönetim tarzına çok önem verdiklerini belirterek sözlerine devam etti.
 
Marka algısını yönetmek ve bunun uzun sure taşınabilir olmasını sağlamanın kolay olmadığından bahseden konuşmacı, ULUSOY markası ve 3. Kuşak olarak kendisinin marka yönetimi konusunda nasıl davrandığı ve davranmak istediği ile ilgili bilgiler verdi.
 
ULUSOY, aile şirketlerinin geleneksel özellikleri hakkında bilgiler verirken, miras, değer, kültür ve kimlik kavramlarının marka ve markayı temsil eden aile üzerinde yarattığı etki ve güçten de bahsetti. Bu noktada, bütünlük ve samimiyetin mutlaka korunabilir olması gerektiğini vurguladı.
 
ULUSOY ailesinin mirasını 5 temel yapının oluşturduğunu anlatan konuşmacı bunları kısaca;
-Dinamizim,
-Kitle emanetcisi,
-Güven,
-Değişime sahip çıkmak,
-Paylaşmak olarak belirlendiğini söyledi.

Ulusoy markasının üzerindeki bu yapısal özelliklerin etkisini anlattı ve hepsinden önemlisi “çalışmak ve çok çalışmak” diyerek kendisine ayrılmış olan süreyi tamamladı.
 
Kısaca ULUSOY, miras aldığı marka ve şirket klültürünün kendisine ne ifade ettiğini ve köklü bir aile şirketinin kendi liderlik tarzını nasıl biçimlendirdiğini, aile şirketlerinin süreklilik noktasında ne gibi avantaj ve dezavantaja sahip olduğu hususunda samimi düşüncelerini dinleyicilerle paylaştı.


Bir “Buzkıran’ın Hikayesi: MSA
Mehmet AKSEL
 
2010 Uluslarası Endeavor ”Yılın Girimcisi Ödülü”nü alan AKSEL, Mutfak Sanatları Akademisi’nin birçok alanda başarılı olarak gösteren girimcilik hikayesinin bir hayal ile başladığını, bu hayal ile sürekli yarıştığını, yarışın kendisini hep iyi hissettirdiği ve itici güç olduğunu belirten samimi sözlerle konuşmasına başladı.
 
Bu öyle bir yarıştı ki MSA, kuruluşundan çok kısa bir zaman sonra mezun sayısını, eğitim kalitesini arttırmış ve dünya standartlarına uyumlu bir şirket olmayı başarmıştı diyen konuşmacı, ”O yolun yolcusu olmak, yaptığın işte kendin olmak, neye nasıl ulaşacağını, hedefe giden yol için neler yapman gerektiğini iyi bilmek“ şeklindeki düşünceleri başarısındaki temel güçler olarak açıkladı.
 
Bir girişimcinin başarısında yatan değerlerin;
 
-Tutku, mıknatıs etksi yaratır
-Vizyon, hayallerine sıfat kazandırır
-Çalışmak, başka yolu yok, cok çalışmak
-Sevmek, her işin temelindeki güç
-Disiplin, prensiplerinden ödün vermemek,
 
olduğunu belirten AKSEL, “Yaptığın işi çok iyi yapmak ve üzerine hayallerini koymak” işte bir girişimci bu konuları yüreğine koymalı diyerek, girişimci ruhu ve bu yoldaki başarısını tek cümle ile dinleyecilere anlatmaya çalıştı. Konuşmacı, MSA’nın bundan sonraki süreçte yurtiçindeki gidişatı ve yurt dışına açılma planları hakkında da şirketin genel yapısı hakkında kısa bilgiler verdi.
 
Çalışma arkadaşlarını seçerken onları tanımaktan çok, onlara işi anlatmayı daha doğru bulduğunu, bunu da “Ben karşımdakine hayalimi anlatacağım ki, o benim hayallerime ortak olacak mı, benim çıktığım yolda kapısında duran bu trene binebilecek mi,  bunu istiyor mu karar versin” diyen konuşmacı, dinleyicilere; ”Kendiniz olmayan, hayallerinizi süslemeyen, tutkulanmadığınız bir işi yapmayın”  önerisinde bulundu.
 
Kısaca Mehmet AKSEL, Mutfak Sanatları Akademisi’nin (MSA) birçok platformda başarılı bir örnek olarak gösterilen girişimcilik hikayesinin altında yatan önemli gördüğü temel başarı kriterlerinin altını çizmiş oldu.
 
 
Marka Kaldıracı: Sosyal Medyanın Etkisinin Değerini Anlamak
Matthew DODO
  
Sosyal medyanın en büyük özelliği bloglar, sosyal iletişim ağları, yorumlar sayesinde bir markanın yayılmasına kazandırığı hız. Eskinin düzenli medyasının ve profesyonel gazetecilerinin yanında artık sade vatandaş yorumlarıyla, bloglarıyla markalara yön verilebiliyor. Sosyal medyanın sınırsızlık gücü ile de, hiçbir reklam formatına sığdıramayacağınız detaylarla istenilen tanıtım, duyurum gerçekleştirilebiliyor.
 
Bu bilgiler ışığında Nielsen Online’da Kıdemli Başkan Yardımcısı olan DODO, Sosyal ve dijital mecralar, markaların tüm faaliyetlerinde yer almalı, sosyal mecraların satın alma kuralları standart çevrimiçi mecra satın almaya gore büyük farklar içerirken, her mecranın iletişim kampanyalarına hangi yönden katkı sağladığını belirleyebilmek büyük önem taşıyor diyerek sunumuna başladı.
 
DODO, Hedef kitleniz markanızla sosyal medyada nasıl bağlantı kuruyor?
Nasıl yorumlar yapılıyor? Hangi ortamlarda rakipleriniz hakkında ne diyorlar? gibi sorulara cevap arayacak, Facebook’ta geliştirilen bir uygulamayı “Brand Lift”i dinleyicilere anlatmaya başladı.
 
Uygulama; 12 ay, 1 milyon Alman ve İngiliz üzerinde, ”Reklamların insanları ne düzeyde etkilediği? Reklam mesajının satın alma davranışlarını ne oranda arttırdığı? Reklamın yayılma hızının ne olduğu? Sorularının ölçümlenmesi üzerine başlatılmış.
Bu uygulama sonucunda insan üzerinde “Hatırlamak, Farkındalık yaratmak, Satın alma niyetini oluşturmak” etkisi yaratan reklamların başarılı geri dönüşler aldığı sonuçu çıkarılmıştır diyen  DODO, Sosyal medyada bir reklam/ gönderi, hangi sıklıkla inceleniyor?, Okuyucu ve gönderici yorumları neler? Reklam ne kadar çok ilgi çekiyor ve ilgi ne kadar çok insanla paylaşılıyor? gibi geri dönüşlere bakıldığında; ”Reklam cazip olmalı, özgün ve orjinal olmalı” ve“marka daha çok sahiplenilsin isteniliyorsa da bir söz vermeli ve bu mutlaka gerçekleştirmeli” şeklinde sonuçlar çıkarıldığını söyledi.
 
Sosyal medyada; ana sayfalarda verilen reklam firmaya konum sağlar,
Kullanıcı duvarında bu reklamı yayınlarsa, taraftar sayısında artış olur,  Taraftar sayısında artış olduğunda kampanya etkileri daha fazla gerçekleşir diyen konuşmacı,Bu mecrada yapılan reklam, gelir seviyesini ölçümlendiren bir yaklaşımla ön planda tutulmadığından izlenim performansına bakılır ki bu da markanın yayılımını arttırır” yönündeki görüş ve örnekleri dinleyicilerle paylaştı.
 
Ayrıca bu platformda, gelir seviyesi bilinmediğinden, mahrumiyetin önem taşıdığını, insanların anlayış düzeyine uygun ve kişisel bilgilerin korunduğu bilgilendirmelerin yapılması gerektiğinden de bahsetti.
 
Kısaca; Sosyal medya, doğru kullanılırsa bir markanın yayılmasında büyük kaldıraç sağlayacak, kontrol edilmezse de büyük zararara uğratacak bir“güç”. Sosyal medyada iletişime yön vermek; suni sosyal kampanyalardan çok daha etkili ve ekonomik diyerek kendisine ayrılan süreyi tamamladı.

Konuşmacılar hakkında detaylı bilgi için:
Marka 2010 International Brand Conference
 

MARKA KONFERANSI 2010 2. Gün Notlarım için:
http://www.halklailiskiler.com.tr/yazi.php?id=5438
  


7696 kez okunmuş Belgin Usanmaz

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
#PZ2016 İkinci günden dikkat çekenler...   317 gün önce eklendi
10. Marketing Power Konferansı Notları   573 gün önce eklendi
12. Liderlik Zirvesi geniş özeti...   924 gün önce eklendi
9. Marketing Power Conference geniş özeti...   960 gün önce eklendi
15. Pazarlama Zirvesi Notlarım...   1068 gün önce eklendi
Akıl karar aldırır, Kalp kariyer yaptırır...   1295 gün önce eklendi
8. Marketing Power Conference geniş özeti...   1329 gün önce eklendi
'Customer Power Conference' gözlemlerim...   1438 gün önce eklendi
Yeşil İş Green Business 2013 Konferans Notlarım   1481 gün önce eklendi
10. LİDERLİK ZİRVESİ   1679 gün önce eklendi
Innovation of Marketing   1707 gün önce eklendi
MCT İnsan Kaynakları Zirvesi Konferans Notları   1727 gün önce eklendi
Marka 2012 Konferansı Notları 2. Gün   1784 gün önce eklendi
Marka 2012 Konferansı Notları 1. Gün   1791 gün önce eklendi
MARKALARDA başarıya giden yol, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK   1994 gün önce eklendi
Sun Tzu'nun Savaş Sanatı'na Göre Marka Stratejileri   2096 gün önce eklendi
2011 Marka Konferans Notlarım   2156 gün önce eklendi
Sürdürülebilir Marka Şehir: İzmir   2238 gün önce eklendi
• MARKA KONFERANS NOTLARI 2010 (1. Gün)   2519 gün önce eklendi
MARKA KONFERANS NOTLARI 2010 (2. Gün)   2520 gün önce eklendi
Kurum Markası mı? Yoksa Ürün Markası mı?   2785 gün önce eklendi
Marka 2009 Konferans Notlarım2   2883 gün önce eklendi
Marka 2009 Konferans Notlarım1   2884 gün önce eklendi
Ülke Markalaşmasında Kurumsal Yönetim Anlayışına Yönelik Yaklaşımlar...   2989 gün önce eklendi
Marka 2008 Konferans Notları 2   3255 gün önce eklendi
Marka 2008 Konferans Notları 1   3262 gün önce eklendi
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.