reklam
reklam

LOBİCİLİK

Makaleler - 7 Eylül 2016, Çarşamba

Fransa’nın Sözde Ermeni Soykırımı iddialarının reddini suç sayarak, soykırım iddialarına karşı çıkanlara 1 yıla kadar hapis ve para cezası verilmesini öngören yasayi meclisinden geçirdiği bu günlerde, lobiciliğin önemini bir kez daha anladık. Türkiye’nin önem vermesi gereken ve Ermenilerin büyük bir başarıyla uyguladığı lobicilik nedir, lobicilerin kullandığı yöntemler nelerdir? Kısaca hatırlayalım istedim. 

Demokratik sistemlerin ayrılmaz parçasını oluşturan baskı gruplarının temel amacı, siyasi mekanizmayı kendi çıkarları doğrultusunda etkileyebilmektir. Ancak bunun yanında, baskı grupları toplumun bilinçlendirilmesinden devlet görevlilerinin işlerinin denetlenmesine kadar pek çok konu üzerinde de çalışmalarını sürdürmektedir. Baskı gruplarının, yalnızca çıkarlarına uygun yasaların hazırlanması, kabul edilmesi ya da değiştirilmesi konularında faaliyet gösteren türü ise lobilerdir. Bu bağlamda lobiler, baskı gruplarının siyasi mekanizmayı (özellikle yasama alanında) etkileyebilmek için oluşturdukları özel gruplardır. Gerek ülke içinde gerek ülke dışındaki çıkarların savunulması amacıyla sürdürülen faaliyetler lobicilik, bu alanda gerçekleştirilen tüm çalışmalar da lobi faaliyetleri olarak adlandırılmaktadır. Lobi faaliyetleri; lobiler, baskı grupları veya lobi şirketleri tarafından yürütüldüğünde başarı sağlayan tüm çalışmaları içermektedir. En genel şekliyle lobicilik; halkın, baskı gruplarının, şirketlerin ya da lobilerin, ülkelerinde veya yabancı ülkelerdeki yasama, yürütme hatta yargı organlarına yönelik, çıkarları doğrultusundaki yasaların desteklenip, desteklenmemesi konusunda, baskı gruplarının yetkilileri, ülke temsilcileri veya kiralanan lobiciler aracılığıyla sürdürdükleri bir dizi organize eyleme verilen addır. Lobi, kamusal karar alacakların çalışmalarını, kararlarını etkilemek isteyen kuruluş, örgüt ya da baskı kümeleridir. Lobi, kendisini ilgilendiren kararların kendi çıkarı doğrultusunda olmasını ister ve bunun için çaba harcar. Bu amacı gerçekleştirebilmek için de lobicilerin çalışmalarından yararlanır. Lobici bir şirket olabileceği gibi bir kişi ya da ekip de olabilir. Lobilerle lobiciler bir sözleşme ile aralarındaki ilişkiyi, mali sorunları bağıtlarlar. Lobi çalışmaları ise lobiciler tarafından planlanıp, yürütülen, lobinin sorununu çözmeye, sonuç almaya yönelik çalışmaların tümüdür. 

Lobi faaliyetlerinde uygulanabilecek olan yöntemlerin sayısı sınırlıdır. Ancak doğru zamanda, doğru şekilde, doğru lobi tekniklerinin de desteğiyle gerçekleştirilecek çalışmalarla lobi faaliyetlerinde başarı kazanılabilmektedir. Uygun teknik ve yöntemlerin seçiminde, uygulamanın yapılacağı ülkenin sosyo-kültürel yapısından yönetim yapısına kadar çok sayıda faktör etkilidir. Temel olarak lobiciliğin anavatanı Amerika Birleşik Devletleri’nde hem ülke içindeki baskı gruplarını, lobileri temsil eden lobicilerce hem de yabancı hükümetleri temsil eden yabancı ajan ve lobicilerce yürütülen lobi faaliyetlerinde kullanılan yöntem ve teknikler esas alınmaktadır. Lobicilerce hedefe ulaşmada kullanılan yöntemlerden birincisi doğrudan lobiciliktir. Doğrudan lobicilik, lobiciler ve kanun yapıcılarca en etkili yöntem olarak nitelendirilir. Bu yöntemde baskı grupları temsilcileri ya da lobiciler, kanun yapıcıları bizzat ziyaret eder ve dostluk kurmayı amaçlar. Doğrudan lobicilik, yasama hareketinde de pek çok grup tarafından kullanılan temel stratejiyi oluşturur. Lobicilik tarihi kadar eski olan bu yöntem çoğu zaman tek başına yeterli olmasa ve önem sırasını dolaylı yürütülen lobi faaliyetlerine bıraksa da, aslında seçilen her lobi yöntemi ve tekniği temelde doğrudan lobicilik yoluyla toplanan bilgilere dayanmaktadır. 

Amerika Birleşik Devletleri’nde doğrudan lobicilik, Kongre üyeleriyle doğrudan kontakt kurma, üyelerin yardımcıları ya da danışmanları ile görüşme ve katılınan Kongre komiteleri ile işbirliği içine girme gibi faaliyetleri kapsar. Kongre üyeleri ve yardımcılarıyla işbirliği, lobici açısından yasamayı etkilemede önemli bir adım olurken, karşı taraf için de bilgi edinme özellikle Kongre üyesinin yardımcıları için bağlı olarak çalıştığı üyece takdir edilmesi yönünden önem taşımaktadır. Doğrudan yaklaşım yöntemini kullanmak isteyen lobiciler, özellikle de yabancı hükümetler adına çalışanlar, etkilemeyi amaçladıkları personele ulaşmak için bu kişileri Kongre koridorlarında yakalayıp tanışmanın, odalarında ziyaret etmenin yanı sıra, çeşitli konular üzerinde derinlemesine raporlar hazırlayarak, Kongre oturumlarında söz alma (testimony) yolunu da kullanmaktadırlar. 

Lobiciler, faaliyet alanlarıyla ilgili geniş bilgiye sahip kişilerdir. Konuların oluşumu ve teknik yönleri hakkında aydınlatıcı bilgileri derleyip, rapor haline getirebilirler. İfadelerinde hukuk dili kullanmalarının yanında lobiciler, komitelerde söz alacak konuşmacıların listesi, yasayı destekleyen Kongre üyelerinin adları gibi hususları da kanun yapıcılara bildirirler. Bu nedenle sıklıkla karar alma organları arasında ve siyasi çevrelerde lobicilerin sağladıkları bilgilere başvurulmaktadır. 

Konuya eyaletler bazında bakıldığında, çoğu kanun yapıcı personel bakımından yetersiz ve amatör olduğundan, uzman lobicilerin sunacakları rasyonel ve alternatifler içeren bilgi yardımını, takdirle karşılayıp kabul etmektedirler. 

Lobicilerce kullanılan yöntemlerden ikincisi ise halka dayalı lobicilik (grass-roots lobbying)tir. Doğrudan lobicilik, kendini ifade edebilen bir kitle tarafından desteklenince daha etkili olabilmekte, aksi takdirde dar çerçeveli konular dışında başarı sağlamak zorlaşmaktadır. Bu amaçla çok sayıda organizasyon seçmenleri harekete geçirerek, Kongre üyeleri üzerinde etkili olmayı hedeflemektedir. Grass roots hareketi bazen organize olmayan kendiliğinden bir hareket gibi ortaya çıksa da çoğu zaman ya başlı başına bir yöntem ya da direk lobi faaliyetini desteklemek amacıyla devreye sokulan bir araç görünümündedir. Günümüzde lobi kampanyalarının büyük bir çoğunluğu eğitim ve propaganda araçları ile kamu oyunu harekete geçirerek kendi amaçlarının toplum tarafından desteklenmesini sağlama şeklindedir. Bir çok durumda Kongre’de görüşülen bir tasarının engellenmesi veya desteklenmesi amacıyla seçmenlerin Kongre üyeleriyle bağlantı kurması sağlanmaktadır. Bununla beraber, “doğallık” grass roots lobiciliğinde üzerinde durulan en önemli husustur. Doğallıkla kastedilen binlerce insanın kendiliğinden harekete geçerek organize bir görüntü vermeden kaleme ve telefona sarılarak Kongre üyesine ulaşmasıdır. Grass roots faaliyeti, seçmenin siyasal karar vericiyi etkilemesine yönelik bir iletişim süreci olmasıdır. Uygulanan halka dayalı lobi yönteminin başarısı, Kongre’de yapılan oylamaların, temsile edilen fikirler yönünde olup olmamasına göre ölçülebilir. Günün modern iletişim kanalları ve halkla ilişkiler çalışmalarıyla desteklenen halkla dayalı lobicilik kampanyalarında kullanılan baskı teknikleri arasında; kanun yapıcılarla dostluk kurmak, bürolarına ziyaretler düzenlemek, belli aralıklarla medya ile ilgilenmek, Kongre üyelerini mektup, telefon, telgraf, faks, dilekçe, e-mail ya da kartpostal bombardımanına tutmak gibi yollar sayılabilir. 

Halka dayalı lobicilik yöntemi birliklerin, büyük organizasyonların ya da benzer yasal felsefeleri olan kişilerin adlarının yer aldığı listesinin oluşturulmasını, seçim bölgesindeki siyasi kişiliklere, eyalet bürokratlarına, ticaret odalarına, etkili iş liderlerine, ulaşılmasını, yerel medyanın ve genel olarak halkın desteğinin sağlanmasını içerir. Bu amaçla hazırlanacak halka dayalı lobi programının başlatılabilmesi için, yeterli personel ve maddi gücün yanında, baskı grubu ya da lobi yönetimi ile üyelerinin de durumun önemini kavramış olması gerekir. Baskı grupları bu nedenle bünyelerinde herhangi bir acil durumda üyelerine ulaşabilmek için büro oluşturulmaktadır. Her halkla dayalı lobi hareketinin bir siyasi hareket kılavuzu olmalıdır. Kılavuzda, yasal hareket şebekesinin organizasyonunun yanında, Kongre ile ilgili temel bilgiler, örneğin; Kongre üyesine nasıl mektup yazılır, nasıl yasa çıkarılır gibi konular yer almalıdır. Detaylı şekilde hazırlanmış, iyi organize edilmiş halka dayalı lobicilik çalışmaları hemen her lobi programında yer almasında faydalı görülen bir yöntemdir. Gelişen teknoloji bu yöntemin önemini ve hızını daha da arttırmıştır, ancak lobicilik konusunda uzman kişiler, halka dayalı lobiciliğin kanun koyucuların kararsız oldukları konularda daha etkili olduğunu, eğer karar verilmişse sadece konuya dikkat çekmede yararlı olduğunu ifade etmektedirler. 

Lobicilik de diğer bir yöntem ise, Kongre üyeleri ve yürütme üzerinde daha büyük bir etkiye sahip olmak isteyen veya kendi başına istediği sonuca ulaşamayacağını düşünen baskı grupları ve lobiler benzer amaçları olan lobi ve baskı grupları ile işbirliğine veya koalisyona gitmesidir. İşbirliğinin yapılabilmesi için Kongre’de görüşülen konunun birden fazla çıkar grubunun çıkarlarını birinci dereceden ve aynı yönde etkiliyor olması gerekir. Küçük çaplı baskı grupları finans ve personel sınırlamalarının üstesinden zor geldiklerinden, büyük ve güçlü organizasyonların kaynaklarından yararlanabilmek için bu tür baskı grupları ile özel lobi koalisyonları oluşturmaktadır. Kongre üyesi baskı gruplarınca oluşturulan bir koalisyona, tek bir baskı grubuna oranla daha sempatik bakmaktadır. Genelde insan hakları, çevre, konut edinme ve sağlık konularında koalisyonların kolayca oluştuğu ve başarı olduğu görülmektedir. Bazen lobiler arasında oluşturulan işbirliği ve koalisyonları sürekli hale getirmek ve etkinliğini arttırmak amacıyla bunlar kurumsal hale dönüştürülmektedir. Buna en iyi örnek “Greenbrier Conference” tır. Üyeleri arasında Amerikan Barolar Birliği, Amerikan Tıp Derneği, Ulusal İmalatçılar Birliği, Amerikan Ticaret Odası, Amerikan Çiftçileri Federasyonu ve Amerikan Bankerler Birliği’nin bulunduğu Greenbrier Conference yıllık toplantılarıyla üyeler arasında sürekli bir koordinasyon sağlamaya çalışmaktadır. Greenbrier Conference, tüm politikalarda bir bütünleşmeye gitmekten ziyade ortak çıkarların söz konusu olduğu durumlarda lobi faaliyeti gerekiyorsa bunu birlikte yapmayı amaçlamaktadır. Washington’da bulunan koordinasyon merkezleri bu amaçla üyeler arasındaki işbirliğini ve görüş alışverişini sağlamakta ve lobi faaliyetini organize etmektedir. 
Kolektif lobicilik basamak basamak sürdürülen bir çalışmadır. İlk aşamada lobiciler tek başlarına çalışırlar, kendi öz organizasyonlarını ya da grup üyelerini kendilerine yardım etmeleri konusunda ikna etmeyi hedeflerler. Daha sonra doğal ittifakı oluşturacak diğer baskı grupları belirlenir, onların desteği alınmaya çalışılır. Koalisyonlar, genelde belirli bir sorunun çözümlenmesi amacıyla kısa süreler için bir araya gelmiş federasyon halindeki lobicilerden ve baskı gruplarının üyelerinden oluşur. Mesajın doğru ve tek elden verilmesi için, lobiciler başkentte görevlerini yürütürlerken ortak bir komite, lider, personel, iletişim ağı ve servis organizasyonu oluştururlar. Son aşamada, Kongre’ye gittiklerinde iki-üç kişiden oluşan bir takım içinde yer alacak ve yasayla ilgili düşüncelerini dramatize edeceklerdir. Sonuç olarak kolektif lobicilik, lobiciler açısından, lobi gruplarının oluşturulması bir avantajdır. Kolektif lobicilik yöntemiyle Kongre’ye gitmeden önce birbirleriyle rekabet halindeki çıkarlardan uygunlarının seçilmesi sağlanmaktadır. Böylece amacın belirlenmesi, hedefe ulaşmanın ilk aşamasını oluşturmakta ve destek güçlendikçe başarının şansı artmaktadır. Kongre üyeleri de kolektif lobiciliği kendi açılarından avantajlı bulurlar. Çünkü bu tür çalışmalar, onlara daha etkili işbirlikçilerinin sağlanması ve geniş tabanlı araştırma olarak geri dönmektedir. 

ABD’de kabul görmüş olan bir diğer yöntem ise Başkan tarafından sürdürülen lobiciliktir. ABD’de Başkan’ın önemli yetkilerle donatılmış olması onu dışarıda yabancı hükümetler ve içeride baskı grupları, lobiler, medya ve bürokrasi yani Başkanı ve aldığı kararları kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalışan çok yönlü bir baskı ağı altına itmektedir. Belirtilen baskıya rağmen ABD’de Başkan, yine de Kongre’ye karşı en güçlü baskı kaynağı durumundadır. Yönetici kadroda yer alan Başkan ve yardımcısı kadar hiç kimse kanun yapıcılar üzerinde ikna gücüne sahip değildir. Bunun nedeni Başkan’ın düzenli ve sürekli olarak baskıyı organize etme gücüne sahip olmasıdır. ABD’de güçlü ve güçsüz Başkan ayrımı söz konusudur. Güçsüz olarak nitelendirilen Başkanlar kanunlara sıkı sıkı bağlı kalanlar, güçlü Başkanlar ise, sıkı yasalara rağmen Kongre üzerinde söz sahibi olmayı başarabilenlerdir. Güçlü Başkanların başarısı; Kongre’nin gücü, Başkan’ın programı, popülaritesi, yabancı ülkelere ya da iç sorunlara yönelik ilgisi ve Kongre’deki çoğunluk partisi ile Beyaz Saray’ın aynı partiden olmasına bağlıdır. Ayrıca Başkanlar, Kongre üyeleri ile yüzyüze ya da personelleri aracılığıyla doğrudan lobicilik faaliyetlerini yürütmekte, kamuoyunun düşüncelerini de göz önüne alarak Kongre’yi ikna etmektedirler. İkna çalışmalarında Başkanlar, hükümet işlerini, bağlantılarını ve yetkilerini, gerekirse daha da ileri giderek yasa tasarılarını veto etme haklarını kullanırlar. Ayrıca Başkan tarafından Kongre üzerinde kullanılabilecek bir diğer baskı da atama yetkisidir. Böylece Başkan hükümetteki önemli görevlere atamalar yapabilir ve siyasi yardımları ödüllendirebilir. 

Lobi faaliyetlerinde kullanılacak lobi yöntemleri belirlendikten sonra, ikinci aşama olan ve yöntemlerin başarıya ulaşması için gerekli tekniklerin üzerinde durulmalıdır. Tek bir teknik ya da yöntem lobi faaliyetlerindeki başarı için yeterli olmamakta, sınırlı sayıdaki yöntem çok sayıda teknikle desteklenmektedir. Lobicilikte uygulanan tekniklerde de ABD’de sürdürülen lobi faaliyetlerinde kullanılan teknikler esas alınmaktadır. Devlet görevlilerine yakınlaşma amacı ile lobiciler tarafından kullanılmakta olan başlıca teknikler arasında yüzyüze iletişim, yönetimin çeşitli kademelerindeki görevlilere yazmak, devlet görevlileri, yardımcıları ya da yakın çevresiyle dostluk kurmak, sosyal lobicilik, siyasilere kampanya desteği sağlamak, lobi şirketleri aracılığıyla lobicilik yapmak, toplantılar düzenlemek, bilgi sunmak, seçmenlerle tanışmak, doğrudan eylemler, komite toplantılarına ve mahkemelere katılmak, halkla ilişkiler kampanyaları düzenlemek ve medya ile ilişkiler sayılabilir. 

Bu tekniklerden siyasilere fon oluşturma aktivitelerinde yer almakla lobiciler, yardımcı oldukları kişilerin dostluklarını kazanabilmektedirler. Seçimlerde adaylara yardımın iki yolu vardır. İlki, seçim kampanyalarında görev almak, oy sağlamak vb; ikincisi parasal destek sağlamaktır. Parasal destek sağlamak aşırı ölçülere vardırılması yüzünden olumsuz olarak görülmektedir. Türkiye’de bu konuya ilişkin düzenleme Siyasi Partilerle ilgili kanun kapsamında yer almakta ve seçimlerde adaylara yaptırılabilecek maddi yardım sınırlandırılmaktadır. ABD’de maddi desteğin sahip olduğu olumsuz imajın silinmesi için Kongre bazı düzenlemeler gerçekleştirmiş sendikaların, şirketlerin ve baskı gruplarının federal seçimlerde etkili olmaları engellenmeye çalışılmıştır. Ancak bu sorunun çözümü de Siyasi hareket Komiteleri (PAC’s) oluşturularak sonuçlanmıştır. ABD’de yapılanan Siyasi Hareket Komiteleri’nin ortaya çıkış nedeni 1907’de kooperatiflerin, 1943’de ise işçilerin seçim kampanyalarına doğrudan yardım sağlamalarının kısıtlanmış olmasıdır. Siyasi Hareket Komiteleri çoğunlukla işçi baskı grupları tarafından oluşturulmaktadır. Örneğin, eğitim amaçlı oluşturulan bir komite, hem hangi baskı grubunca desteklendiğini gizleyebilmekte, hem de üyelerinden ve onların ailelerinden bağış toplamakta, bu parayı kendi amaçlarını savunan adayların, yasamada yer alabilmeleri için harcamaktadır. 

Lobi şirketlerinin kiralanması ise lobi teknikleri arasında önemli bir yere sahiptir. Lobiciliğin merkezi olarak adlandırılan Washington DC’de çok sayıda lobi şirketi bulunmaktadır. Lobi şirketlerinde, emekli meclis üyeleri, avukatlar, halkla ilişkiler uzmanları, ekonomistler gibi çeşitli meslek dallarından kişiler lobici olarak çalışmaktadır. Lobi faaliyetine ihtiyaç duyan kişiler, firmalar ya da lobiler kendilerini devlet görevlilerine karşı temsil edecek lobi şirketlerini seçerken, şirketin büyüklüğüne ve başkentteki ününe göre tercih yapmaktadırlar. Büyük şirketler, güçlü baskı grupları, etnik örgütler, ünlü ve büyük lobi şirketlerini yüksek ücretlerle kiralarlar. Yabancı hükümetlerin temsili için de bu tür şirketler tercih edilmektedir. Yabancı hükümetlerin temsili için de bu tür şirketler tercih edilmektedir. 

Örneğin, Türkiye, ABD merkezli Ermeni, Yunan ve Uluslararası Af Örgütü lobilerine karşı koyabilmek için lobi çalışmalarını yürütmektedir. 1981’de başlatılan bu çalışmalar için önce Gray Company ile yılda 1 milyon dolara anlaşılmış, daha sonra bu şirketin Hill & Knowlton ile birleşmesi üzerine bu firma ile yıllığı 1.2 milyon dolara anlaşma yapılmıştır. 1989’da International Advisor ile yıllığı 875 bin dolara, 1990’da da yıllığı 800 bin dolara McAuliffe, Kelly Rafaelli&Seimans lobi firmasıyla sözleşme imzalanmıştır. Türkiye 1993’de Capitoline International Group Inc. İle masraflar dahil yıllığı 2.1 milyon dolara anlaşma yapmış, bu firmanın başka bir lobi firması ile birleşmesinden doğan Capitoline MS&L firması ile masraflar hariç 650 bin dolara sözleşmiştir. Lobi çalışması bu firma tarafından yürütülürken, 1995 yılından itibaren hem hükümetle ilişkiler hem de halkla ilişkiler (Türkiye PR) çalışması yapacak olan Fleishman Hillard Int. Com. İle de anlaşma yapılmıştır. 19.07.05 tarihli Referans gazetesinin haberine göre, ABD Adalet Bakanlığı, AKP Hükümeti'nin işbaşı yaptığı 2003 yılında Türkiye'nin "müttefik" ABD'deki lobi ve imaj maker şirketleri ile yaptığı anlaşmaları web sitesinde açıkladı. Rapora göre Türkiye 2003 yılında APCO Worldwide, Harbour Group, Livingston Group ve Solarz Associates'in de aralarında bulunduğu yedi lobi şirketine toplam 3 milyon 201 bin dolardan fazla ödeme yaptı. Türkiye'nin 1997 ve 2003 yılları arasında lobicilik faaliyeti için ödediği toplam para açıklanmayan tutarlar hariç 15.5 milyon doları aştı. Türkiye’nin 7 yılda ödediği 15.5 milyon doların yaklaşık 9 milyon dolarını Livingston-Solomon Goup LLC adlı lobi şirketi aldı. Lobici firmaların yaptıkları işlerden bazıları şunlar: Türkiye ekonomisinin önemli olduğunun ABD Kongresi’nde tartışılması, medyada Türkiye'nin görüşlerinin yer alması, Kongre'de Türk karşıtı lobilere karşı mücadele, Ermeni ilişkilerinin durumu. 

Lobiciler, halka dayalı lobicilik yöntemini kullanırlarken, temsil ettikleri grupların üyelerini çıkarları doğrultusunda eyleme dönük harekete geçirmeyi, doğrudan eylemler organize etme yöntemi olarak adlandırırlar. Yasal boyutlar çerçevesinde düzenlenen doğrudan eylemlerin amacı, siyasi iktidarı elinde tutanları alacakları kararlarda uyarmak, kararın ilgi alanının genişliğini ve kapsayacağı kişilerin durumunu onlara anlatmak ve baskı yaparak, söz konusu çıkarlara uygun yasal düzenlemelere gitmenin zorunluluğunu kabul ettirmektir. Lobi faaliyetlerinde uygulanan doğrudan eylem tekniğinin başarısı sert olmamasına bağlıdır. Bu duruma herhangi bir olay karşısında yolların trafiğe kapatılması örnek verilebilir. 

ABD’de lobiciler mahkeme kararlarını etkilemede çok sayıda teknikten yararlanırlar. Kısaca bu teknikler şunlardır: İlki, yargı ile ilgili konularda araştırma yapıp rapor sunmaktır. İkincisi, haklı nedenlerle bir yasaya karşı dava açıp, yavaş yavaş duruşmalara katılarak hakkın savunulmasıdır. Üçüncü teknik, doğrudan mahkemeyle ilgisi olmasa da ihtiyaç duyulan bilgilerin sağlanarak, yargısal kararları etkilemeye çalışmaktır. Son yol ise davanın hazırlanmasında gerekli olan araştırmanın yapılmasıdır. ABD’de lobiciler mahkemelerde duruşmalarda söz alarak yargı yolunu kullanabilmektedir. Oysa Türkiye’de sadece belli gruplar yüksek yargı yolunu kullanabilirler. Türkiye’de sadece, çıkarlarına uygun olmayan durumlarda baskı grubu üyeleri dava açabilme hakkına sahiptir. 

Bu kampanyalar daha çok lobi şirketleri tarafından yapılır ve toplumun genel kanaatini baskı grubunun veya lobinin düşünceleri doğrultusunda yönlendirmeyi amaçlar. Dolaylı, masraflı ve doğrudan lobicilik yöntemi tekniklerine nazaran daha az etkilidir. PR kampanyalarının etkisi koşullara bağlı olarak değişir. Çok para harcanarak yapılan kampanyaların başarı şansı daha fazladır. PR kampanyalarının başarılı olabilmesi geniş üye ve taraftara sahip olmaya da bağlıdır. 

Lobicinin medya ile olumlu kurması lobiye üye olmayı düşünen potansiyel üye adaylarının olumlu izlenimler edinmesini ve lobi faaliyetlerinin medyada pozitif eleştiriler almasını sağmaktadır. Pozitif eleştiriler de yasamada lobi faaliyetlerinin dikkate alınmasını kolaylaştırır. Medya ile ilişkiler lobiler için en önemli hedeflerden biridir. Bunun için medyaya yazı gönderebilir, ilan yayınlatabilir, kendilerini tanıtıcı faaliyetler yapabilirler. Ayrıca etnik grupların sahip oldukları gazeteler, dergiler ya da radyo – TV istasyonları da bu noktada önemlidir. Örneğin, ABD’de Ermeni Lobisi çeşitli zamanlarda yayınlanan 14 adet gazete ve dergi bir de radyo istasyonuna sahiptir. 

Lobicilik, herkes tarafından bilinen kanunlar kapsamında sürdürüldüğünde fayda sağlamakta, kamuoyu ve devlet görevlileri açısından gizli yürütüldüğünde tehlikeli olmaktadır. İki teknik, tehdit ve rüşvet kullanıldığında kullanana zarar verebilir. Tehdit, onaylanmayan bir teknik olmasına rağmen zaman zaman uygulanabilir. Başvurulan en etkili tehdit kanun yapıcılara, grup üyelerinin oy vermeyeceğinin ve bir dahaki seçimlerde seçilme şanslarının zayıfladığını bildirmektir. Bu ters tepebilir. Örneğin, ABD’de Montana’da faaliyet gösteren Anaconda Şirketler Grubu kendi istekleri doğrultusunda oy kullanmayan kanun yapıcıları tehdit etmiş ve sonuçta tehdit edilen kişilerden birçoğu kamuoyuna bağımsız olduklarını göstermek için karşıt oy kullanmışlardır. Tecrübeli bir lobici bu tekniğin işe yaramayacağını bilmelidir. Lobi faaliyetlerinde kullanılan tüm tekniklerin tersine uygulanması da tehdit unsuru oluşturabilir. Türkiye’de de örnekleri görülen devlet memurlarının uzak yerlere atanarak pasivize edilmesi, özel hayatlarının kendi istekleri dışında olumsuz yönleri vurgulanarak halka duyurulması gibi tehditler görülebilmektedir. 

Sosyal lobicilik ve kampanya desteği tekniği rüşvetle karıştırılmamalıdır. ABD’de rüşvet 1919’da çıkarılan bir kanun ile yasaklanmıştır. Yine de kanunda, kanun yapıcılara 100, Başkana da 250 dolar bedelinde hediyeleri kabul etme hakkı tanınmıştır. Ayrıca ABD’de eyaletlerde çalışan devlet görevlileri daha az maaş aldığından, lobiciler bu durumu çok fazla para harcayarak kullanırlar. Eyalet bazında sürdürülen lobi faaliyetleri daha basit, hızlı ve el altındandır. Bu nedenle eyaletteki devlet görevlileri rüşvete daha açıktır. 

Bildigim kadariyla Türkiye’de sadece lobi faaliyetleri ile uğraşan lobi şirketleri yoktur. Bu sebeple, lobi faaliyetlerinde kullanılan başlıca teknikler şunlardır: Devlet görevlilerini kısa aralıklı ve bireysel bazlı ziyaretler, sektörü temsil eden ve lobicilerin üyesi oldukları dernek, vakıf vb. kuruluşlarla işbirliği ile hareket edilmesi, eski dostlukların veya hemşehrilik bağlarının kullanılması, bürokrat ve kanun yapıcılara yakın isimlerle kontak kurmak suretiyle, siyasi parti başkanları ile ikili veya çoklu görüşmeler yapmak suretiyle. açık hava toplantıları, sessiz yürüyüşler, basın toplantıları vb. 

Yrd. Doç. Dr. DENIZ AKBULUT 

KAYNAKÇA: 
1.Müjde Ker Dincer, Lobicilik, İzmir: Alfa yayınları, 1999. 
2.Metin Kazancı, Kamuda ve Özel Kesimde Halkla İlişkiler, 4.b., İstanbul: Türkmen Kitabevi, 2002.
3.Doğan Erdoğan, “ABD Lobisi En Çok Lobi Şirketlerine Yaradı”, Referans, 19.07.2005. http://www.finansalforum.com.tr/haber.aspx?HBR_KOD=16439&KTG_KOD=264. (27.10.2005) 
4.Doç Dr.Tayyar Arı, Amerika’da Siyasal Yapı, Lobiler ve Dış Politika, 3.b., İstanbul: Alfa Yayınları, 2000. 
5.Av. Hakan Hanlı, “Küreselleşme ve Lobicilik” www.stradigma.com/turkce/haziran2003/makale_03.html. (27.10.2005) 

Deniz Akbulut

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.