reklam

Kamu sektöründe Halkla İlişkiler

Platform Söyleşileri - 7 Haziran 2015, Pazar

btEge Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim elemanlarından Uzman Dr. Beyhan Tuna ile kamuda halkla ilişkiler çalışmalarına yönelik son derece faydalı bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifle okumanız dileğiyle...

Kaan Öztamur
Çırak İletişimci
Anadolu Üniversitesi
İletişim Tasarımı ve Yönetimi Bölümü
Halklailiskiler.com.tr



Sizi tanıyabilir miyiz?

Ege Üniversitesi iletişim Fakültesi’nde öğretim elemanı olarak görev yapıyorum. Evliyim 2 çocuk annesiyim ve 27 yıldır halkla ilişkiler mesleği içinde görev yapıyorum. Lisans öğrenimimi Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde, yüksek lisans eğitimimi Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Anabilim dalında, doktoramı da Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo Televizyon-Sinema Anabilim dalında tamamladım. Tüm hayatım boyunca kamu sektöründe çalıştım. Görev yaptığım süreçte; 5 yıl Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Müdürü olarak, 8 yıl Ege Üniversitesi Halkla İlişkiler Müdürü olarak, 3 yıl Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Halkla İlişkiler Uzmanı olarak, 5 yıl Ege Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığında uzman olarak çalıştım. 6 yıldır da Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde uzman olarak çalışıyorum.

Özel sektöre kıyasla, kamuda halkla ilişkiler faaliyetlerinin yürütülmesini zorlaştıran/kolaylaştıran yönler nelerdir?

Ben kısmen bu konuda şanslıyım…
Eğitim ortamında halkla ilişkiler çalışmaları yapmak çok keyifli bir uğraş. Her şeyden önce eğitimli bir hedef kitleniz var ve bu hedef kitle sizi diğer kamu kurumlarına göre, farklı bir çaba göstermenizi gerekli kılıyor. Hedef kitlenizin eğitimli olması, iletişim süreçlerinizi farklılaştırıyor. Beklentiler farklılaşıyor, daha elit hizmetler vermeniz ve daha kültür düzeyi yüksek bir iletişim ortamı sağlamanız gerekiyor.

bt

"Söz konusu sağlık sektörü olduğunda beklentiler değişiyor…’’

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde halkla ilişkiler uzmanı olarak görev yaptığım dönemde çok daha farklı bir hedef kitle vardı. Söz konusu sağlık sektörü olduğunda durum biraz daha değişiyor. Beklentiler değişiyor, iletişim farklılaşıyor ve zaman zaman kabalaşıp zorbalaşabiliyor. O nedenle halkla ilişkiler mesleğinde çeşitli kamulara hizmet vermek beni her zaman farklı deneyimlere ve etkinliklere yöneltti. İki farklı üniversitede görev yaptım. Görev yaptığınız kurumlar ne kadar aynı kategori içinde yer alsa da; stratejileri, yönetilme tarzları,  misyonları ve vizyonları farklı olabiliyor. Halkla ilişkiler, meslekte bir yönetim fonksiyonu olarak görüldüğü için Anadolu ve Ege üniversitelerinin halkla İlişkiler konusunda farklı algıları ve uygulamaları (özellikle Yönetim kademelerinin) olabiliyor. Hastane yönetiminin daha farklı bir bakış açısıyla (halkla İlişkilerin şikayet-memnuniyet birimi, açılış gibi etkinlikleri organize eden bir merkez olarak )algılandığını söyleyebilirim.

Eğitim kurumlarında gerçekleştirilen iletişim çalışmalarından bahsedebilir misiniz?

Bunu şöyle izah edebilirim; Anadolu Üniversitesi ile Ege Üniversitesi gerek halkla İlişkiler faaliyetleri anlamında gerekse uygulama yönünden kıyasladığımda her iki üniversitesinin de farklı algılara sahip olduğunu söyleyebilirim. Anadolu Üniversitesi’nde görev yaptığım yıllarda, yönetimden kaynaklanan çok yoğun ve aktif bir programımız vardı. Sabah 8'den gece 12’ye kadar çalıştığımız günlerimiz oluyordu. Genel anlamda çok güzel işleyen bir sistemimiz vardı.  Üniversitenin tüm kuruluşlarının etkinliklerini merkeze bağlayan ve merkezde de rektörlük bilgisi dâhilinde halkla ilişkiler biriminin koordinasyonunda çalışan bir sistem…  

Sistem şöyle işliyordu; halkla ilişkiler birimi olarak, üniversitenin tüm birimlerinden gelen etkinlik taleplerinde önce yönetimin takvimine bakarak gün tespit ediyor ve belirli bir sistem dâhilinde etkinliğin organizasyonunu tüm birimlere koordineli olarak dağıtıyorduk. Daha sonra da o birimler arasında eşgüdümü sağlıyorduk. Böylece üniversitenin herhangi bir biriminde yapılacak bir faaliyet için hem geniş bir katılım sağlanıyor hem de bilgilendirme adına gerekli çalışmalar yapılmış oluyordu. Tüm bunların yanında son derece titizlikle takip ettiğimiz konulardan birisi de basın takibiydi. Bu sayede yönetim ve hedef kitle arasında çift yönlü iletişimi sağlayarak üniversitenin imaj çalışmaları güçlendiriliyordu.

Ege Üniversitesinde ise, rektörlük ve farklı birimlerdeki çalışmalarım sırasında bir hayli farklılıklar yaşadım. Ege Üniversitesi’nde merkezi bir çalışma sistemi mevcut değildi. Fakülteler rektörlükten bağımsız birçok etkinliği kendi içlerinde sadece rektörlüğe bildirmek suretiyle gerçekleştiriyorlardı. Bu da etkinlik çatışmalarına neden olabiliyordu. Bir fakültede bir etkinlik varken diğer bir fakültede eş zamanlı olarak başka bir etkinlik olabiliyordu. Ayrıca Ege Üniversitesi’ndeki halkla ilişkiler çalışmaları etkinlik düzenlenmesinden çok; protokol ilişkileri, basını takip, rektörlük organizasyonları, gelen konuklarla ilgilenme şeklinde gerçekleşmekteydi. Ben Ege Üniversitesi’ne başladıktan sonra kısmen etkinlikleri Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı bünyesinde toparlayarak yeni bir sisteme oturtmaya çalıştım. Tabi bizden önce bazı taşlar yerine oturduğu için kısmen başarılı olabildim.

bt

"Salim Kadıbeşegil’i nasıl sakinleştirmeye çalıştığımı bugün bile hatırlıyorum…’’

Sonrasında İletişim Fakülte’sine geçtiğimde bu toparlanma da tamamen ortadan kalktı ve eski sisteme dönüldü. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi çok büyük bir fakülte olduğu için, sadece o fakülteye ayrı bir halkla ilişkiler birimi kurdurabildim. Halen başarılı bir şekilde devam ediyor. 2009-2011 yılları arasında 3 yıl süreyle bende o birimde görev yaptım. Sağlık alanındaki bu deneyim diğerlerinden çok farklıdır. Hedef kitleniz doğrudan vatandaştır. Sağlık gibi insanların en hassas olduğu konuda hizmet vermek ve verdiğiniz hizmeti aksatmamak çok önemli bir nokta. Hastanede görev yaparken halkla ilişkiler konusunda üstat olan ve bu konuda birçok eseri olan Salim Kadıbeşegil’i nasıl sakinleştirmeye çalıştığımı bugün bile hatırlıyorum (babası rahatsızdı sanırım). Çok sinirliydi, birime şikâyete gelmişti. Basında hastanemiz hakkında olumsuz bir geri bildirim vermemesi için kendisine bir hayli dil dökmüştüm.

Ege Üniversitesi'nin geleneksel olarak sürdürdüğü etkinlikleri var mı?

Ege Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı’nda çalıştığım sırada daha çok kütüphane ile ilgili iç hedef kitleye dönük etkinlikler gerçekleştirdik. Şimdi de İletişim Fakültesi’nde halkla ilişkiler etkinliklerini gerçekleştiriyorum. Bu etkinlikler, kendi akademik ve idari personelimize, öğrencilerimize dönük etkinlikler şeklinde gerçekleşiyor. Motivasyon arttırıcı etkinlikler, mezuniyet törenleri, farklı çaptaki toplantı ve konferanslar, seminerler bu etkinlikler arasında sayılabilir. Belli dönemlerde süregelen etkinliklerimizde var. Örneğin; Uluslararası İletişim Öğrencileri Sempozyumu (CommUnity), HİT fikirler, Şantiye, Açılış Dersleri, HİT Konuklar, Kısa Film Günleri vb...

Başka üniversitelerle işbirliğiniz oluyor mu?

Elbette oluyor. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi ile güçlü bir iletişimimiz var. Uluslararası iletişim Öğrencileri Sempozyumu "Community”de partnerimiz Anadolu Üniversitesi iletişim Bilimler Fakültesi ile birlikte, bu yıldan sonra yurt dışından üçüncü bir ortak düşünüyoruz.
Geçen yıl Eskişehir’de düzenlediğimiz bu sempozyumun 3.’sü Ekim ayında İzmir’de fakültemizde gerçekleştirilecek. Başarılı geçeceğine yürekten inanıyorum. İzmir içinde diğer üniversitelerin iletişim fakülteleri ile birlikte bu yıl 4.’sünü düzenleyeceğimiz ‘’Hit Fikirler’’ projemizi güzel bir işbirliği ile tamamlayacağız.

Sizce kamu üniversiteleri dijitalleşen iletişim dünyasına ayak uydurabiliyor mu? Ege Üniversitesi bu konuda nasıl bir strateji izliyor?

Dijital anlamda üniversitemiz bir hayli geniş olanaklara sahip olmakla beraber internet üzerinden yayın yapan bir televizyonumuz, radyomuz mevcut. İnterneti ve yeni medyayı her bölümümüz etkin bir biçimde kullanıyor. Yeni iletişim fakültesi binamız Eylül ayında işlerliğe girince 18 derslik dışında 3 büyük amfimiz 3 TV stüdyomuz ve 3 radyo stüdyomuzda işlevsel hale gelmiş olacak. Ek olarak, tüm dijital sistemle birlikte reklam ve halkla ilişkiler atölyelerimiz de yoğun bir şekilde öğrencilerimizin hizmetine girecek. Şu anda tüm üniversiteler ne kadar dünyanın gelişmiş üniversitelerine ayak uydurabiliyorlarsa bizim üniversitemiz ve fakültemizde elinden gelenin en iyisini yapmak için gayret gösteriyor.

bt 

​Genç iletişimcilere tavsiyeniz/tavsiyeleriniz nelerdir?

Bu noktada genç iletişimcilerimize büyük sorumluluklar düşüyor. Kendilerinden sonra gelecek genç iletişimcilere örnek olmak adına, mesleklerinin etik ilkelerine bağlı, doğruları savunan, dürüst, kimsenin yandaşı olmayan, doğru bildikleri yolda ilerleyen ve kimseye boyun eğmeyen nesiller olarak tarihte yerlerini almaları gerekiyor. Olması gereken bu diye düşünüyorum.
 

3585 kez okunmuş Kaan Öztamur

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.