KRİZİ İYİ YÖNETMEK KÖTÜ YÖNETMEK?

Köşe Yazısı - 20 Mayıs 2007, Pazar
Aklıma Düşenler: Ali Cem İlhan
Malum hareketli günlerin moda kavramı bu, köşe yazarlarından başlayarak, okumuş yazmış herkese sıçrayan bir tartışma: Kim krizi iyi yönetti, kim kötü yönetti.?

Herkese meşrebine göre bir kolaylık sağladığı kesin olan bir kavramsallaştırma bu. En çok da, kısmen liberal, siyasal toplumsal kutuplaşma içerisinde hafif "takiyyeci" durumda bulunanlar tarafından kullanılıyor.

Genelde söylenmek istenen AKP’nin krizi kötü yönettiği, yeterince uzlaşmacı davransaydı, krizi iyi yönetmiş olacağı… Özetle ilkesel bir duruştan ziyade, konjonktürel bir esneme…

Ama bu yazıdaki amaç bunun nedeni niçini üzerinde değerlendirme yapmak değil. Benim ilgimi çeken aslen iletişim mesleğine ilişkin bir kavramsallaştırmanın siyaset arenasına çekilmiş olması; bunun öncesinde bir başka örnek daha var benzeri biçimde kullanılan: "İletişim Kazası". Bu da acayip bir stereotipti; yanlış hatırlamıyorsam ilk kez Erkan Mumcu tarafından kullanıldı, sonra salgın gibi her yere bulaştı..Kız arkadaşınızla kavga mı ettiniz "iletişim kazası"; basın toplantısında kendinizce yersiz bir soruya mı kızdınız "iletişim kazası…"

Ayrıca bunlar aslında bir tür "maymuncuk" kavramlar; hem kolaylık sağlıyorlar hem de yerine göre sorumluluğu ortada bırakıyor ya da bir başkasının üstüne. Birkaç örnek daha verebilirim trafik canavarı, enflasyon canavarı gibi..

Bu arada muhakkak bu tip kolaycılık kavramları bütün toplumlarda vardır ama bana sanki öyle geliyor ki bizde biraz daha fazla.. Nedense !

Şimdi eminim, bundan sonra bir çok şirkette de, kurumsal veya ürün bazlı krizlerde bu kavramsallaştırma ile açıklanacak. İletişimci meslektaşlarımızdan da bu topa giren çıkacaktır şüphesiz…

Yanlış bir kavram

Burada hata nerede? Hata kriz yönetimi gibi nesnel olarak yürütülmesi gereken bir sürecin, iyi ve kötü gibi öznel değerler ile bilfiil bir futbol maçı formatına oturtuluyor olmasında.

Zira aslen kriz yönetiminin hedefi tektir; o da kriz yaratan konu ile ilgili hasarı minimuma indirme gayreti ve eğer mümkünse kolay bir nekahet dönemi için fırsatlar yaratmak...

Krizi yönetmek; konuyu yönetmek farkı

İletişim mesleğinde sıkça tekrarlanan bir motto vardır: "Konularınızı iyi yönetemezseniz, krizlerinizi yönetirsiniz" şeklinde.

Her kişinin veya kurumun hayatında, zaman içinde değişen ve gelişen konuları vardır. Somut olarak anlatmak gerekirse, ilgi alanımdan bir örnek verebilirim. Ben bahçe işlerini çok severim hem değişik çiçekler hem de sebzeler yetiştirim. Ve bahçem Boğaz’a bakan, dolayısıyla nemi çok olan bir tepede olduğu için de, ilkbahardan itibaren en büyük sorunum - yani konum- burayı adeta işgal eden başta salyangoz olmak üzere muhtelif böcek, bit ve mantarlardır. Bu benim "konu yönetimimdir"; bahçeyi düzenli olarak ilaçlamam, bu muhtelif böcek, bit ve mantarların gelişimini takip etmem gerekir. Ama farz edelim ki bir tatile çıktım ve bahçemle 15 gün şahsen ilgilenemedim, benim yerime bahçe ile ilgilenecek kişi de gerekli ilgili göstermedi… O zaman tatil dönüşü itibarı ile yapacağım tek şey "kriz yönetimidir". Nasıl ? Önce genel bir ilaçlama, ardından hastalık bulaşmış bitkilerin bir an önce sökülmesi, onun ardından da yeni düzenin sürekli olarak takip edilerek, gereken zaman da gerekli müdahalelerin yapılması…

İşte bu anlamda, yeniden son günlerin hareketli siyasal ortamına dönüp, bir değerlendirme yapacak olursak şu net olarak görülecektir: Meselenin özü krizi iyi yönetip yönetmemek değildir; olayın özü konun iyi yönetilememesidir. Söz konusu olan konu da en basit tarifi ile Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Bunun ardından aslen herkes kendince ortaya çıkan krizi yönetmiştir. Konuyu yönetmek denilen iş tamamı ile kişi veya kurumların "iş hedefleri ile bağlantılıdır; kriz yönetimi ise bunun sonuçları ile ilgilidir. Taraflardan her biri nesnel olarak gerekli adımları atmıştır; bundan sonraki en önemli sıçrama noktası - arada değişik bir adım olmadığı takdirde- seçimlerdir.

Kriz nedir ne değildir?

Kriz öncelikle temel bir kırılma noktasıdır. Bu şu anlama gelmektedir özetle: O noktadan sonra o güne kadar yaptığınız hiçbir şeyi eskiden yaptığınız gibi yapamayacağınız gerçeğidir. Koşullar değişmiştir ve siz o yeni koşullar içerisinde kendinize bir yol bulmak zorundasınızdır. Bu anlamda kriz anı, kendini koruma ve yeni duruma uyum gösterme çabasından çok, sunduğu fırsatlar cephesinde de önemli bir andır.

Aslında bu yönü ile ele alınacak olurlarsa krizler kendi içlerinde verimli ve devrimci anlardır. İster bireyler olsun, ister ister şirketler ister ise siyasi veya toplumsal taraflar, krizler her zaman için ileri doğru sıçramaların önemli anlarıdır.

"İyi" değil "doğru" kriz yönetimi…

Özetle krizler iki veya daha çok tarafı bir araya getiren, her tarafın enerji ve potansiyeli ile adeta bir "güç savaşı" yaptığı andır. Oluşan yeni durumda, kendi kurallarını dayatmaya çalışan kadar kendi kurallarını muhafaza etmeye çalışan da "kırılgan" durumdadır. Bu noktada krizi tetikleyen kim veya ne olursa olsun, bütün mesele bir sonraki aşamada oluşacak yeni denge durumunda kimin elindeki fırsatları daha doğru değerlendireceği meselesidir.

Gazi Mustafa kemal Atatürk’ün bir sözü ile noktalayacak olursam: Kriz yönetiminde "Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır."

9311 kez okunmuş Ali Cem İlhan

Yorumlar

Raziye Ünal   23 Mayıs 2007, Çarşamba

Krizi çok iyi anlatmışsınız herkes üstüne düşen payı almalı teşekkürler www.raziyeunal.com

Tülay Alpaslan   12 Temmuz 2007, Perşembe

Merhaba,
Kriz yönetimi ile ilgili yazınız gerçekten bilgilendirici ve yönlendirici. Elinize sağlık diyorum öncelikle. Hazır kriz yönetiminden söz açmışken, doğru ve yanlış yönetilmiş kriz örnekleri vermeniz mümkün mü? sevgiler..

mehmet...   24 Ekim 2007, Çarşamba

öncellikle kriz yönetimini doğru yapmak için örgütün halkla ilişkiler politikaları doğrultusunda kriz yöntemi politikası olması gerekir çünkü kriz beklenmedik durumlarda ortaya çıkar. bu beklenmedik durumlarda kurum çalışanları ne yapacaklarını bilmez bunun için şirketlerin belli yazılı kriz politikaları olması gerekir

elif   4 Ocak 2008, Cuma

bende bu bilgilendirici yazıdan sonra iyi ve kötü yönetilmiş krize aşamaları dahilinde birer örnek verilirse daha pekiştirici olur diye düşünüyorum
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.