İtibarı sürdürülebilir kılmak mümkün mü?

Haberler - 28 Ekim 2014, Salı

Önemi gün geçtikçe daha iyi anlaşılan “İtibar” kavramı, uzmanları tarafından Bursa’da masaya yatırıldı. 

İletişim sektörünün Anadolu’daki aktif temsilcisi Bursa Halkla İlişkiler Derneği BHİD'in ev sahipliğinde düzenlenen "İtibar Yönetimi ve Kurumsal Sorumluluk" söyleşisi; Benchmark Ajans Başkanı Fadile Paksoy, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Pof. Dr. Haluk Gürgen ve İtibar Yönetimi Enstitüsü Başkanı Orhan Samast’ın katılımıyla Bursa Almira Otel’de gerçekleşti. 
Orhan Samast, Fadile Paksoy, Pof. Dr. Haluk Gürgen
Engelleri ancak birlikte aşabiliriz

Bursa Halkla İlişkiler Derneği ve İtibar Yönetimi Enstitüsü tarafından düzenlenen, iş dünyası ve iletişim sektöründen isimlerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşi, BHİD Başkanı Serdar Ömeroğulları’nın açılış konuşmasıyla başladı. 
Ömeroğulları, BHİD olarak sektör profesyonellerini bir araya getirmekten mutluluk duyduklarını ve farklı etkinliklerle çalışmalarına devam edeceklerini söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "Bu etkinliğimizi de İtibar Yönetimi Enstitüsü ile birlikte ’Kurumsal Sorumluluk ve İtibar’ adıyla düzenledik. Hedefimiz bu değerlerin daha iyi anlaşılması ve sektörde çıkacak engellerin daha kolay aşılmasıdır."

Sen sen ol, babana bile güvenme

İtibar ve güvenin ele alındığı söyleşinin moderatörü İtibar Yönetimi Enstitüsü Başkanı Orhan Samast'ın, Türkiye’de karşılıklı güven yüzdesinin birçok ülkeye göre daha düşük olduğunu belirttiği açıklamalarının ardından konuşan Prof. Dr. Haluk Gürgen, günümüz kaotik ortamı içinde itibarı sürdürülebilir kılmanın öneminden söz ederek, iyi iletişimci olmanın yolunun "insanı ve yaşadığı toplumu iyi tanımaktan geçtiğini ve teknolojinin bu anlamda ikinci sırada yer alması gerektiğini belirtti. Gürgen sözlerine şu çarpıcı cümlelerle devam etti; "İtibar güvenilirlikle ilgili bir meseledir. Birine güvenmiyorsak, o kişinin sözüne de itibar etmeyiz... 
Kültürlerimize bakarsak, güvensizlik meselesini kabul etmişliğimizi görürüz. 'Sen sen ol, babana bile güvenme' sözüyle büyütülmüşüz, hal böyleyken itibarın kazanılmasının hiç de kolay olmadığını kabul etmek gerekir... 
Kurumlar toplumsal değerlere uygun kararlar ve politikalar uygulamalıdır. İtibar liderden başlar. Şirket hassasiyeti çalışana yansır."
Tek derdi para kazanmak olan, talancı zihniyetteki şirketlerin itibarını da yönetemeyeceğini, bu duruma iletişim dünyasının da pek bir şey yapamayacağını belirten Prof. Dr. Haluk Gürgen'in, "Sizinle aynı şeyleri hisseden, aynı dili konuşan insanlar bulduğunuzda onlara sarılın, onlarla daha çok bir arada olun.’’ sözleri söyleşiye damga vurdu...

İçerisi kan ağlarken sosyal sorumluluk adı verdiğimiz projelerle toplumu kandırmamalıyız

Gürgen’in konuşmasının ardından Benchmark Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve İletişim Danışmanlığı kurucusu Fadile Paksoy da Orhan Samast'ın sorularını yanıtlayarak, içinde yaşanılan toplumla samimi ilişkiler için önce çevredeki kaynakları dikkatli kullanmanın gerekliliğinden söz etti. Tüketicilerin artık "markaların inançlarıyla benim inançlarım örtüşüyor mu?" sorusunu sorduğunu, sosyal sorumluluk uygulamalarının inandırıcı olabilmesi için markaların nasıl kazandığına ve kişisel inançlarla örtüşme oranına bakılması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Kurumsal Sosyal Sorumluluk göz boyamalarına kanmadan önce o kuruma bir bakmak gerekiyor. 
İşletmenin parasını nasıl kazandığına, ne kadar etik, ne kadar şeffaf olduğuna, içinde yaşadığı toplumun
değerlerini önemsemesine, çalışanlarını önemsemesine... Önce bunlara bir bakın. 
Yoksa kimsenin gidip görmeyeceği bir yerlerde, kuruyup gideceklerini bile bile bir avuç fidan dikmek Kurumsal Sosyal Sorumluluk değildir...
Markaların yaptıkları işleri güven ve samimiyet temelinde yapmadıkları zaman yok olduklarını görüyoruz.
Kurum yaptığı işi düzgün yapacak... Örneğin bir sanyi kuruluşysanız çevreye duyarlı olacaksınız.
Ülkenizin kaynaklarını da kurumunuzun kaynaklarını da akıllı kullanmanız gerekir. 

Paksoy sözlerine şöyle devam etti: "Kurumsal sosyal sorumluluk bir iş modelidir, yaşam felsefesidir. Her kurumun paydaş haritası olmalı. Faaliyet alanı ve iş stratejilerini destekleyen sosyal sorumluluk projeleri üretmeli. Bu projeler minimum 3 yıllık bir süreci içermelidir.
İçerisi kan ağlarken sosyal sorumluluk adı verdiğimiz projelerle toplumu kandırmamalıyız.’’ 
İtibar Yönetimi
Soru cevap bölümüyle tamamlanan "İtibar Yönetimi ve Kurumsal Sorumluluk" söyleşisinden sonra bir de çekiliş düzenlendi. BHİD'in davetlisi olarak söyleşide bulunan Halklailiskiler.com.TR Genel Yayın Yönetmeni Şahnur Karaağaç ve İtibar Yönetimi Enstitüsü Başkanı Orhan Samast tarafından yapılan çekilişle belirlenen 6 kişi; 13-14 Kasım'da İstanbul'da gerçekleştirilecek İtibar Yönetimi Konferansı'na katılma şansı kazandı.

Mehmet Bozalp

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.