reklam
reklam
reklam
reklam

İstanbul'un tarihi iletişim fırsatı

Köşe Yazısı - 20 Nisan 2010, Salı
Marka Gündemi : Önder Kiremitçi

İstanbul, 2010 yılında çok önemli uluslararası iki organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bunlardan ilki İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesinin hayata geçmesi. İkincisi ise tüm dünyada her geçen gün daha çok izleyici çekmeye başlayan 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası. Bu iki projenin aynı yıl içinde bir ülkede ve şehirde düzenlenmesi o ülke içi büyük bir iletişim şansı yaratıyor. Bu etkinlikleri ülkemiz açısından en iyi şekilde kullanıp kullanamayacağımız ise önümüzde duran en önemli soru.
 
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesi İstanbul Kültür Başkenti Ajansı (İKBA) tarafından yürütülüyor. İKBA yönetimi bakan seviyesinden başlayıp çeşitli bürokratlarla devam eden ve sanatçıların da bir araya geldiği bir yapıyı temsil ediyor. Ülkemizin en önemli sanatçıları bu proje içinde projeleri değerlendiriyor. Bu güne kadar yaşanan yönetim sorunlarının yanında her sanat kurulunda hummalı bir çalışma devam ediyor. Beyoğlu Atlas Pasajı içindeki İKBA binasının her katında heyecanlı bir koşturma yaşanıyor. Çünkü projenin resmi başlangıcı 16 Ocak 2009 tarihinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından Sütlüce Kongre Merkezi’nde yapılacak törenle başladı.
 
İstanbul Kültür Başkenti projeleri bugüne kadar hep küçük kentlerde bir kültür - sanat geleneği yaratmak ve tiyatro, sergi salonları gibi yapıları şehirlere miras bırakma geleneği ile gerçekleştirildi. Bunu yaparken ev sahibi kentlerde yaşayanlara da kültür sanat ile iç içe olması amacı taşıdı. Bu çerçevede garajistanbul’un “istanpoli” projesinin ilk çalışması KASSAS oyunu galası gerçekleştirildi. Kassas, İstanbul’daki seyyar satıcıların hayatlarından küçük kesitler sundu ve toplumun sanata uzak bir kesimini tiyatro sahnesiyle alkış ile tanıştırdı. İstanbulluları sanatla tanıştıracak projelerin hızla hayata geçirilmesini bekliyoruz.
 
İstanbulluların bu yıl beklediği en önemli etkinliklerden biri ise Ağustos – Eylül ayları arasında İstanbul, Kayseri, Ankara ve İzmir’deki salonlarda gerçekleştirilecek 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası. Dünyanın en önemli basketbol yıldızlarını ülkemize taşıyacak olan şampiyonanın hak ettiği ilgiyi görmesi en büyük arzumuz. Aralık 2009 tarihinde İstanbul’da yapılan kura ve fikstür töreni medyada yeteri kadar yer almadı maalesef. Şampiyonanın maskotu olarak seçilen Van Kedisi’nin seçimi polemik konusu oldu ve bir süre sonra o da gündemimizden düştü.
 
Amerika Birleşik Devletleri takımındaki oyuncuların ve bu ülkedeki NBA liginde forma giyen Avrupalı oyuncuların isimlerini saydığımızda bile heyecanlanmamak elde değil. ABD’li Kobe Bryant, Lebron James Almanya’dan Dirk Nowitzki, İspanyol Pau Gasol, Fransız Antony Parker, daha ismini sayamadığımız oyuncuları bir arada hayatımızda bir kez görme şansımız olacak. Dünya Basketbol Şampiyonası futbolun Dünya Kupası neyse o. Barcelonalı Messi dünya futbolu için neyse Los Angeles Lakers oyuncusu Bryant da basketbol dünyası için o.
 
Gazetelerde yer alan başlıklarda yer alan “Dünya bizi izleyecek”, “Dünyanın gözü İstanbul’da olacak” mesajları yerine, hayatımızda ilk ve tek kez katılabileceğimiz bir şampiyonanın mesajlarını kurgulamak bana daha doğru bir strateji gibi geliyor. Ayrıca Türkler olarak dünyanın gözünü üzerine çekmeye çalışmak stratejisinden, ecnebi milletlere kendimizi beğendirme ve kabul görme duygularımızdan vazgeçmemiz gerekmiyor mu artık?
 
Türkiye ve bu projeleri ülkemize getirenler, bu etkinlikleri getirmekteki üstün başarı ve yeteneklerini, bu şampiyonaları en iyi şekilde yönetmek için de her yolu denemeleri gerekiyor. Tüm temennimiz ülkemizin yakaladığı bu benzersiz iletişim fırsatını en iyi şekilde değerlendirmesi, herkesin yıllarca konuşacağı, izleyenlerin büyük keyif aldığı şampiyonalara ve festivallere imza atması.

6597 kez okunmuş Önder Kiremitçi

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.