"İnsan" olduğumuzu unutmadan

Köşe Yazısı - 2 Kasım 2010, Salı
İletİşim: Aret Vartanyan

Kendini yenilemek yerine yinelediğin sürece büyüyemez gelişemezsin.
Bildiğini, alışık olduğunu seçtiğin sürece derinleşemezsin. O yüzden de dar kapılardan geçmeyi seçmek, geniş kapılardan geçmeye göre kat be kat büyütür seni...
Neden böyle bir giriş yaptım? Çünkü son bir ayda gerek kurumsal yaşam atölyesi eğitimlerinde gerekse kurumsal iletişim atölyesi eğitimlerinde aynı enstantaneleri yaşadım.

Üniversitelerde öğrencilerin çoğunluğu paralize olmuş, iş konusunda umudunu yitirmiş, daha vahimi ülkeye olan inancını bile yitirmiş. O gençlerin çalışma hayalini kurdukları şirketlerdeki çalışanlar ise, aidiyeti yitirmiş, erken emeklilik hayali kurar olmuş, kendini değersiz hisseder hale gelmiş...
İnsan Kaynakları'nın düzenlediği etkinliklere ise inanç yok, bir gereklilik bir zorunluluk gibi motivasyon toplantıları.

Sonra bir üniversiteden izin aldık öğrencileri atölyeye getirdik. Bir şirketten izin aldık çalışanları atölyeye getirdik. Hiçbir kural yoktu. Program da yoktu. Birlikte geçirdiğimiz saatlerin sonucunda bir kez daha savunduğumuz, anlatmaya çalıştığımız tezin gerçekliğini gördük. Karşınızdakinin insan olduğunu, sizin de önce insan olduğunuzu unuttuğunuz an yapacaklarınızın bir anlamı yok. Atölyede şöminemizi yaktık, müziğimizi açtık, sohbet ettik ve şirketin vermek istediği mesajları orada masaya yatırdık. Çalışanları dinledik. Adından yönetim ekibi katıldı bize. Onlara da şarap ikram ettik, şömineye odun attırdık. Yerimiz kalmadığı içinde yerdeki minderlere oturttuk. Sonuç otel odasındaki ya da toplantı salonunda yapmaya çalıştığımızdan çok daha etkili oldu.

İnsanı anlamadan, ona dair bir şeyler yapmak imkansız. Zaten bu ana konumuz. Şirketler tarafında ise dengeyi iyi sağlamak önemli. Aynı bir sürü kişisel gelişim seminerinde kalıpları ezberletip, insanın doğasını unuttuğunuzda ortaya çıkan kalıp, tatsız sonuçlar gibi, çalışanları da sadece makaranın dişlisi gibi gördüğünüzde olmuyor. Çalışanın işine yönelik yeteneklerini geliştirirken, kendi iç dünyasına, özel hayatına yönelik gelişimini de desteklediğinizde beklenen sonuçlar hem daha hızlı hem de kalıcı geliyor. Özel ilişkilerinde sürekli istikrarsızlık yaşayan, kendiyle ilgili sorunları taşan birisine ne kadar yükleme yaparsanız yapın işteki verimliliği bir yere kadar gelişebilir. Bir başka açıdan bakarsak da kişinin kendine yatırımına yapılan destek, şirketine duyduğu bağlılığı, aidiyeti de artırıyor.

Öğrencilere dönünce elbetteki olabildikleri kadar donanımlı olsunlar ve eğitim kurumları da verebildikleri kadarını verebilsin. Ancak, orda da aynı şey geçerli. İş alanlarında yönetici olmaya doğru yola çıkarken, kendilerini tanıyan, bilen, insanı anlayan ruhsal dünyasını iş hayatıyla dengeleyebilmiş bireyler yetiştirebilmek. Özgüven, başarı kavramları işte o zaman çok daha anlamlı ve içsel kavramlara dönüşüyor. Çok basit bir örnekle ben artık iş görüşmelerinde aynı şekilde giyinen, elini aynı yere koyan, aynı kalıp cümleleri kuran gençlerle görüşmek yerine, kendini ifade edebilen, farklılığını ortaya koyabilen, kendi olabilen gençlerle görüşmek istiyorum.

Ne öğrenciler ne de çalışanlar ne de biz robot değiliz. Kalıplaşmış, oyunlarla eğlenceli hale getirilmiş ancak çalışanlarda samimiyet uyandırmayan motivasyon toplantılarından, öğrencileri bir prototipi örnek alıp, kalıplarla hareket eden, şablonlara oturtan eğitim anlayışını artık değerlendirmekten öte, değiştirme zamanı geldi de geçiyor bile...
Her üniversite buluşmasında, her kurumsal eğitimde bunu iliklerime kadar yaşıyorum.

4438 kez okunmuş Aret Vartanyan

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Klişelerden sıkıldım...   3694 gün önce eklendi
• "İnsan" olduğumuzu unutmadan   3777 gün önce eklendi
Mobbing iletişim sektörünü de tehdit ediyor   4010 gün önce eklendi
Hoş Bulduk...   4034 gün önce eklendi
Sosyal mecralar, blog yazarları, ve ötesi...   4046 gün önce eklendi
Gündemimiz çok net: Dijital PR, dijital iletişim, dijital medya...   4261 gün önce eklendi
Başarılı mülakatın sırrı: Kendin olmak   4338 gün önce eklendi
Sen ve Ben’de buluşmak...   4516 gün önce eklendi
Dünyamız için belki de son fırsat: `Yeşil Pazarlama`   4613 gün önce eklendi
Kimin Kime İhtiyacı var?   4744 gün önce eklendi
Dersimiz Dijital İletişim / Dijital PR...   4891 gün önce eklendi
Gerçek haberi, doğru aktarabilmek   4897 gün önce eklendi
PR and PUBLICITY bir ilki deniyor   4945 gün önce eklendi
Sponsorluk, salt görünürlük demek değildir   5002 gün önce eklendi
PR`nin Parlayan Yıldızı Olmak 3   5057 gün önce eklendi
PR`nin Parlayan Yıldızı Olmak 2   5123 gün önce eklendi
PR`nin Parlayan Yıldızı Olmak - 1   5151 gün önce eklendi
Başarılı bir kariyer için...   5164 gün önce eklendi
Yunan Tanrıları ve PR Şirketleri   5212 gün önce eklendi
Araştırmalar ne diyor?   5240 gün önce eklendi
PR Eşit Değildir Medya İlişkileri / Kısa egzersiz ve e-pr   5278 gün önce eklendi
Yaşın Önüne Geçilemeyen Kaderi   5317 gün önce eklendi
TESCO Mucizesi…   5366 gün önce eklendi
Sosyal Sorumluluk Derken...   5386 gün önce eklendi
PR Sektöründe Performans Değerlendirmesi   5423 gün önce eklendi
500 YTL fee ile 50 müşteri   5464 gün önce eklendi
Volvo Örneğinde Halkla İlişkiler Sektöründe Benchmarking…   5493 gün önce eklendi
Soruları Yanıtlamak ya da Yanıtlamamak   5520 gün önce eklendi
PR Nedir? / PR ve Pazarlama İletişimi I   5562 gün önce eklendi
PR Nedir? Ne değildir?   5597 gün önce eklendi
Kamu Hizmeti Medyaları Nasıl Olacak?   5613 gün önce eklendi
MEDYA ve DEMOKRASİ   5645 gün önce eklendi
Mesaj Bombardımanı Altında Yaşamak   5661 gün önce eklendi
Kurumsal Sorumluluk ve CSR Report   5672 gün önce eklendi
YORUMSUZ   5686 gün önce eklendi
…Önce “Güven”   5696 gün önce eklendi
Çöpe Giden Sunumlar İmha Ünitesi   5707 gün önce eklendi
Türkiye kendini tanıtmayı öğreniyor mu?   5716 gün önce eklendi
Global Pazarlama Anlayışı ve Pazarlama İletişimine Etkileri   5728 gün önce eklendi
Virgin Flight’dan güncel bir iletişim dersi   5735 gün önce eklendi
Buzz...   5737 gün önce eklendi
Müşterilerinizin Gen Haritalarına Sahip misiniz?   5741 gün önce eklendi

Yorumlar

yağmur kav   3 Kasım 2010, Çarşamba

Merhabalar,
Yazınızda gerçekten çok önemli bir konuyla değinmişşiniz.
Şuanda yeni mezun , içimizde kıpır kıpır enerjiyle , yol alacağız , iyi işler başaracağız derken , umutsuzluk duygusuyla dökezleyip kalıyoruz.
İlerlemek ıstedıgımızde onumuzde hep standart kalıplar , aynı tarzda ıs gorusmelerı hatta bı gorusme fırsatını dahı tecrube eksıklıgınden dolayı yakalayamamak.
unıversıte okumak bellı bı alanda egıtım almak artık ıyı bır ıs ıcın yeterlı olmuyor nerde unıversıte okudugun , ne kadar çevren varsa o kadar daha sanslısın bu yolda.
Standart egıtım programlarında bellı kalıpları gırdıgımız ıcın ıcımızdekı farklılık ortaya dokulemıyor, hatta belkı anlamıyoruz , anlasılamıyoruz sadece dınlıyoruz ,pasıf kalan dınleyıcıler modunda oluyoruz.
Belirttıgınız gıbı farklı bır etkınlıkle bır ıs gorusmesı yapılsa , bellı yeteneklerımız ortaya cıkacak ve ınsan kaynakları yeteneklerımızın, kısılıgımız analızını daha ıyı belırleyebilecek.
Genel kural , takım elbıselı , ter dokulen , belli kalıplara büründüğümüz , gercek kısılıgımızı ortaya koyamadıgımız standartlar olmasa ,keşke yınelenmesek de yenılensek , bı canlanmamız için kucuk bir umut daha olmalı bır ılerme ısığı olmalı bu noktada.

Teşekkurler
İyi çalışmalar
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.