reklam
reklam
reklam
reklam

İletişimcilere Hukuksal Destek...

Köşe Yazısı - 16 Nisan 2009, Perşembe
HakHukuk: Hüseyin Büyükçınar
Hukukun, bir bilim olarak en durağan toplumsal disiplin olduğu söylenir. Kurumsal ya da kişisel gelişmelere karşı nobran bir ilgisizliğe ve üzerinde sıkça değişiklikler yapılmasına izin vermeyecek kadar sert bir görünüme (!) sahip, muhafazakar, kıskanç ve anlayışsız niteliklerini neredeyse tanımına sokmuş bir kurum olduğu iddia edilir. Bu iddia üzerinde sürekli tartışmalar yapılır. Son zamanlarda daha da hızlanan pozitif ve sosyal bilimlerdeki gelişmeler, bu hızın kurumsal ve kişisel yaşama yansımasındaki yeniliklerin doğurduğu gereksinmeler, hakların elde edilmesinde, korunmasında ve savunulmasında hukuk bilimini ve uygulamasını aktif ve dinamik bir yapılanmaya zorlamaktadır. Bu gerçeklik ise, zinhar (!) tartışılmamaktadır. Hukuk, sorumlu bir toplumsal üst yapı kurumu olarak tıbbı, bankacılığı, elektronik ticareti, interneti, sporu ve hatta giderek uzmanlaşmanın başladığı en minik alanları bile yeniden öğrenmek, ezberini silerek yeni yazılı metinler ve bakış açıları geliştirmek zorundadır. Hukuk bu zorunluluğu önce yasa koyucu, bilim adamları, uygulayıcılar ile sonra da toplum ile birlikte omuzlar, omuzlamalıdır. Düzenleme zorunluluğunun sosyal prosedürü izleyerek yasa koyucuya ulaşması, bu iletim sırasında üniversiteler ve kamuoyu düzeyinde tartışılması ve yetkinleşme sürecini durmaksızın zenginleştirmek zorunda olan uygulayıcılara yansıması ve en az sapma ile yaşama geçirilmesi bilinen hızını artık sollamış olmalıdır. Hukuku yazılı hale getirme tekniklerindeki gelişmelerin yanında, paylaşılmasındaki olanaklar da bir hayli artmıştır. Ailedeki yargıça sorma, apartmandaki savcıya danışma, lise arkadaşı avukata telefon açma yolu en sık kullanılan öğrenme yolu olma özelliğini hala korumakla birlikte, belli bir yaşta olanların kolayca anımsayacağı ve benim gibi bir sürü avukatın mesleğini seçmesinde dahli bulunan bir televizyon dizisindeki, tavşandan şapka çıkaran kahraman (!) Amerikalı avukat Anthony Petrocelli’den bu yana çok zaman geçti. Düşünün, statik bilim diye anılan hukuk, “parası olmayan, davasını mübaşire anlatır” şeklindeki bir deyimin geçerliliğini yitirmesine yol açacak bir hıza ulaşmıştır. Bu platform, yazılı hukukun öğrenilmesi, bilginin paylaşılması, tartışılması ve sorunların çözülmesi konularında iletişimin kurulduğu bir düzleme yer vermeyi, çeşitlilikten öte bir zorunluluk olarak düşünmektedir. Gündeminizdeki ya da olası soru ve sorunlarınızı paylaşmanın ve çözüm önermenin, bizim için çok zevkli bir görev olacağını ve doğal olarak hukukun gelişmesine ve yayılmasına da katkı sağlayacağını düşünmenizi rica ederim. Saygılarımla, Av.Hüseyin G.Büyükçınar

4286 kez okunmuş Hüseyin Büyükçınar

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
• İletişimcilere Hukuksal Destek...   2874 gün önce eklendi

Yorumlar

Osman Ertuğrul   9 Temmuz 2009, Perşembe

Bu platformda olmazsa olmaz bir yeriniz olduğunu düşünüyorum. Gerçi her platformda olmaz olmaz durumdadır hukuk. Merak ettiğim örneğin ajanslar marka tarafı ile çalışmalarında hazırlanan sözleşmeyi imza altına alırken gösterdikleri duruşu, hizmet alacakları zaman tedarikçisi karşısında neden göstermez? (Gösterenleri tenzih ediyorum. Hocam umarım doğru kelime kullandım.)Tedarikçileriyle olan ilişkilerinde hep esnaf taraflarını ortaya koyarlar. Kimse bir şeyin altına imza atmak istemez.
Diğer yandan taraflar arasında yapılan sözleşmelerde istenilmeyen durum yani risk gerçekleştiğinde her seferinde mağdur kalan alacaklı olmuştur. Bunu önlemenin ya da süreci kısaltmanın yolu var mıdır?
Bu tür anlaşmazlıkları daha kısa sürelerde çözüme kavuşturacak bir sisteme mi ihtiyaç var acaba?
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.