HR – PR el ele, haydi zafere....

Köşe Yazısı - 8 Nisan 2009, Çarşamba
Gülay Akçakoca: Gülay Akçakoca
Tek gündemimizin 2009 yerel seçimlerinin olduğu son günlerde yazımın başlığı parti liderlerinin mitinglerinde kullandıkları ifadelere benzedi..

Ama hakikaten de işletmelerde İnsan Kaynakları Birimi ( HR ) ile Halkla İlişkiler Birimi’nin senkronize hareket etmesiyle birlikte zaferin gelmesi de kaçınılmaz.

Ne zaferi mi? Müşteriler nezdinde kazanılan Müşteri Memnuniyeti Zaferi tabii ki...

Rekabet, globalleşme, pazar ve teknoloji gibi kavramlarla sıkça karşılaştığımız günümüzde, şirketleri benzerlerinden üstün kılan en önemli özellikleri; “Müşteri Odaklı” yaklaşımlarıdır. Müşteri odaklı olmak, müşteri tatminin temel faktör olduğu rekabet koşullarında müşteriyi temel alan bir yaklaşıma sahip olmaktır. Müşterinin kayıtsız – şartsız hakimiyeti elinde bulundurduğu bugün, artık şirketler için önemli olan para kazanmak değil, müşteriyi kazanmak ve daha da önemlisi kazanılan müşteriyi elde tutmak.

İşte müşteri kazanmanın ve/veya müşteriyi elde tutmanın da bir tek yolu var; 2000’li yıllarda şirketlerin en önemli sermayesi haline gelen “İNSAN”... Halkla İlişkiler Birimi’nin işletmenin hedef kitlesine vaadettiği hizmetin ve memnuniyetin başlangıç noktası; insan.. Dolayısıyla aslında İnsan Kaynakları Birimi’ne büyük iş düşüyor. Geleneksel tanımı ile İnsan Kaynakları Yönetimi; bugün ve gelecekte işletmeye rekabet avantajı sağlayacak insan kaynaklarının elde edilmesiyle, elde tutulmasıyla, örgütsel ve bireysel performanslarının arttırılmasıyla ilgili politika ve stratejilerin oluşturulmasını, programların hazırlanmasını ve uygulanmasını içeren bir fonksiyondur. Bence artık İnsan Kaynakları Yönetimi’nin bu geleneksel fonksiyonu dışında işi; şirketin çatısı altında bulunan bütün çalışanlarının aktif katılımı ile müşteri memnuniyetini sağlamak ve bunun sonucunda da karlılığa ulaşmak olmalıdır.

Çünkü şu bir gerçektir ki; çalışanlar üzerinde motivasyon yokluğu, kötü çalışma koşulları, olumsuz tutum ve davranışlar, müşterilerin memnuniyetini ve dolayısıyla da şirkete/markaya bağlılıklarını doğrudan etkilemektedir. Gördüğümüz gibi; müşteri memnuniyeti ve onun arkasında yatan güç; İNSAN KAYNAKLARI.

Yani uzun lafı kısası; MEMNUN ÇALIŞAN=MEMNUN MÜŞTERİ=KAR/PARA

Şimdi işverenlere, patronlara ve yöneticilere sesleniyorum;

Çalışanlarınızı memnun etmekten, onlara yatırım yapmaktan korkmayın! Korkmayın, şımarmazlar.
Onlara sevginizi göstermekten çekinmeyin, gösterin! Siz sevginizi gösterdikçe onlar size daha çok bağlanırlar.
İnanın bana kazanırsız, onları hoş tutarsanız para kazanırsınız.
Hatta Halkla İlişkiler Birimi’niz de müşterilerinizi memnun etmek için çok fazla para harcamak zorunda kalmaz.

4551 kez okunmuş Gülay Akçakoca

Yorumlar

ayşen gökçen   18 Ağustos 2009, Salı

Merhaba gülay hanım.ÇOK güzel zevkle okudum yazınızı.Peki pr okuayndan hr olurmu? IYI GUNLER DILERIM.

çiğdem tuncer   21 Ağustos 2009, Cuma

meraba gülay hanım, yazınızı okudumda gerçekten çok doğru şeylerden bahsetmişsiniz. Evet günümüzde herşey müşteri odaklı yapılıyor ne kadar çok çeşit ve marka varsa hepsi müşterinin memnuniyeti için çalışıyor ve biçok firmada bunun bilincine çoktan vardı.Bencede önce çalışan insanlar mutlu olucak daha sonra onlar müşteriyi mutlu edicekler.Bu yüzden halkla ilişkiler yada insan kaynakları gibi yerlerde çalışan insanlara özen gösterilmeli ve onların çalışması için etik ortamları işverenler bence sağlamalı.İyi günler...

Gülay Akçakoca   26 Ağustos 2009, Çarşamba

Sevgili Ayşen merhaba,
Yazımı beğenmiş olmana çok sevindim. Bana göre PR okuyandan kesinlikle HR´cı olur. Neden mi? Çünkü insan kaynakları kavramı her geçen gün biraz daha boyut değiştiriyor. Bundan 10 - 15 yıl önce personel yönetimi olan kavram sonralarda insanın önemi anlaşılarak insan kaynakları yönetimi olarak adlandırılmaya başladı.Günümüzdeki süreç ise daha da farklılaşıyor. Artık "insan kaynakları"nın temelinde de tıpkı PR´da olduğu gibi "ilişki yönetimi" var ve bana göre çok kısa bir süre içerisinde insan kaynakları yönetiminin ismi "Çalışan İlişkiler Yönetimi" olarak değişecek. Dolayısıyla bir PR ´cı olarak iletişim ve ilişki yönetimi eğitimi alıyorsun.Üstüne HR ile ilgili biraz daha entellektüel sermayeni geliştirirsen iyi bir HR´cı olabilirsin. Zira ben İletişim Fakültesi mezunuyum; ama şu anda bana bağlı olan bölümler arasında İnsan Kaynakları Birimi de bulunuyor. Umarım yazdıklarım senin için faydalı olmuştur.
Sevgilerimle,

Gülay Akçakoca   26 Ağustos 2009, Çarşamba

Çiğdem´ciğim,
Yazıma gösterdiğin ilgi için çok teşekkür ederim.
Evet! Çok doğru, senin de söylediğin gibi günümüzde yaşanan rekabet ortamında "müşteri odaklı" olmak dışında başka alternatif yok.Müşteri odaklı olmak da "makinelerle veya robotlarla" olmuyor ne yazık ki. Müşteriyi memnuniyeti için elinizdeki kaynak "insan". Yani insanı yine insanla mutlu etmeniz gerekiyor. Bu sebeple de elinizin altında bulunan insanı memnun etmeden dışarıda uzağınızda bulunan insanı memnun etmenizin hiç ama hiç yolu yok.
Tekrar görüşmek üzere.
Sevgilerimle,

Nurcan İŞCAN   9 Eylül 2009, Çarşamba

evet kesinlikle herşeyin başı memnuniyet...
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.