reklam
reklam
reklam
reklam

Erzurum Kongresi Ve Juliet'in Balkonu...

Köşe Yazısı - 1 Ağustos 2011, Pazartesi
İş ve İşletme: Recep Ali Aksoylu

Erzurum’a 1977’den beri giderim. Ama ne hikmetse bu gidişlerimden hiçbirinde “Erzurum Kongresi”nin yapıldığı binanın içini, kongrenin cereyan ettiği mahali görmemiştim. Oysa Ceyhun Balcı’nın ifadesiyle “Yakın ya da uzak tarihin basmakalıp ve işlevsellikten uzak klişelerle ezberletildiği ülkemizde tarihsel mekânlar ve o mekânların ziyaretçide yarattığı duygular çok önemliydi!”
 
Esasen 23 Temmuz Erzurum Kongresinin yapıldığı mekana geçmişte ziyaretlerim oldu. Ama her seferinde kongre binasının kapıları açık olmadığı için sadece dışarıdan bakmakla, kapıdaki Atatürk büstünün önünde fotoğraf çektirmekle yetinmiştim. Temmuz ayındaki ziyaretimizde de bahçede fotoğraflar çektirip ayrılmak üzereydik ki, bir görevli geldi ve kapıyı bizler için açtı.
 
Kapının açılmasına mutlu olduğumuz kadar içeriyi gördükten sonra da Milli Mücadelenin ilk adımlarının atıldığı, önemli kararların alındığı bu mekanın halini görünce mutsuz oldum. O mekanda o cesur kararları alanlardan utandım.
 
Hemen oracıkta da tarihi değerlerine sahip yurttaş olmaları ile övünen Erzurumlu arkadaşlarımı yerel bürokrasileri ihmal etmiş olsa bile en azından kendilerinin bu milli değerimize sahip çıkacak bir kampanyayı oluşturamadıkları için kınadım. Ve örnek olarak da orada kendilerine Juliet’ın balkonunu anlattım.
 
Mayıs ayında fuar ziyareti nedeniyle İtalya’nın Verona şehrinde idik. Son günümüzde kentin tarihi mekanlarını da gezmek istedik. Colezium’dan hemen sonra sırada Juliet’ın balkonu vardı. Hani İngiliz yazar William Shakespeare’in yarattığı “Romeo ve Juliet” oyununda Romeo’un Juliet’e serenat yaptığı, seslendiği varsayılan balkon...     
 
Ama karşılaştıkları ilk anda birbirine aşık olan, böylece kavuşamama öyküleri başlayan Romeo ile Juliet’i şimdi bir kenara bırakıp Erzurum Kongresine dönmek istiyorum.
 
Tarihimize, Atatürk’e saygısızlık!
 
Bulunduğu caddeye adını veren, ancak hak ettiği değerin gösterilemediği Erzurum Kongre Binası cumhuriyet tarihimizin çok önemli kilometre taşlarındandır. Tarih kitaplarından hareketle büyük önderin Bandırma Vapuru ile çıktığı yolda 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastığını, 22 Haziran’da Amasya’da “Amasya Genelge”sinin yayımlanmasıyla egemenlik sürecinin geliştirildiğini, 23 Temmuz’da Erzurum Kongresi ile olgunlaştığını biliyoruz. Yaklaşık 1,5 ay sonraki (4 Eylül) Sivas Kongresi ile de son detayları çizilen süreç, 23 Nisan’da Ankara’da TBMM’nin açılışı ile hedefe ulaştı zaten. 
 
Milli mücadelenin temelinde çok önemli bir yer tutan Erzurum Kongresi için Atatürk 3 Temmuz’da kente gelir. Kongreyi toplamadan burada askerlik görevinden istifa eder. 23 Temmuz’da açılan ve 7 Ağustos’a kadar süren kongreye çevre merkezlerden 56 delege katılır. Alınan kararlar 10 madde halinde millete duyurur. Burada amacım tarih bilgisi paylaşmak olmadığından Erzurum Kongresi'nde alınan kararlardan bugün için de çok anlamlı bulduğum sadece ilk 2 maddeyi paylaşmakla yetinip konuma döneceğim. O iki madde;
  1. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.
  2. Her türlü yabancı işgaline ve müdahalesine karşı millet hep birlikte direniş ve savunmaya geçecektir.
Erzurum Kongresi ve kongrenin gerçekleştiği, büyük Atatürk’ün yakın arkadaşlarıyla beraber konakladığı, Cumhuriyetimizin oluşumuna dair fikirlerini olgunlaştırdığı kongre binası, tarihimizdeki önemi nedeniyle özeldir. Ancak gel gör ki yazımın girişinde de değindiğim üzere özel olması gereken bu önemli bina, maalesef bir çok benzeri tarihi binada olduğu gibi yetkililerden hiçbir zaman hak ettiği değeri görememiştir. 
 
Erzurum Kongre’sinin gerçekleştirildiği, Cumhuriyetin ilanından sonra okul olarak kullanılmaya devam edilen mekânın sorumluluğu birkaç ay önce defterdarlıktan alınarak Erzurum Büyükşehir Belediyesine verilmiş. Bir personel atanmış. İyi niyetli bir çalışan, ama ne tarih, ne müzecilik konusunda bilgisi var. Olsa da koca binaya tek başına hakim olabilmesi, hatta sergilenen tarihi belgelere, eşyaya, dokuya sahip olabilmesi zor.
 
Bina… Girişte solda bir oda var. Danışma gibi ama değil, kırık dökük eşyalar, yerdeki gazete üzerinde haftalar önceden kalmış yemek artıkları olan bir oda… Yüksek tavanlı alt katta sağ ve soldaki koridorlarda sınıflar var. İçleri tamamen boş. Sıvalar dökülmüş, toz toprak içinde. Arka tarafta da lavabolar var ama sular kesik, tesisat bozuk olduğundan olsa gerek hasbel kadar binaya ziyaretçi olmuş olanların pislikleri ortalarda.
 
Tam giriş kapısının karşından üst kata sağa sola kıvrılan merdivenlerle çıkılıyor. Kırmızı halı serili merdivenin orta dönemecinde güzel bir vitray çalışması var. Sağdan soldan yarım ay çizen merdivenlerin bitiminde de kongre salonu karşınıza geliyor. Camlı ahşap bir kapıdan içeri girdiğinizde sağda solda delegelerin oturduğu sıralar ve önde ortada önünde “Kemal Paşa – Merkez” yazan ulu önderin masası. Yan odalarda ve salonun duvarlarında delegelerin fotoğrafları, tarihi yansıtan belgeler vs…
 
Dileyenin dilediği tarihi dokuya dokunabilmesi, fotoğraf çektirebilmesi, tarihimizi yaşayabilmesi güzel de kötü niyetlilerin zarar verebilmeleri de pekala mümkün.
 
Bu tarz yapıtlar, değerler TBMM Milli Saraylar ve Kültür Bakanlığı kapsamında değerlendirilmesi gerekirken neden 23 Temmuz Kongre Binasının il defterdarlığı uhdesinde yıllarca bırakıldığı, defterdarlık uhdesinde olsa bile kentin belediyesice görmemezlikten gelinmesini anlamak mümkün değil. Verona’da Juliet’in balkonunu da gördükten sonra bunun bir kaynak yetersizliği meselesi olduğunu kabullenmemde mümkün değil.
 
Geçmişle bağlantımızı ve o geçmişe bağlılığımızı ortaya koyması bakımından önemli olması bile tek başına yeterli nedenken, tarihe ve geçmişe saygısızlığı gidermenin ötesinde ekonomisi zayıf bir kent için ciddi bir gelir kaynağı bile olabilecek denli önemli bir mekandır Kongre Binası. Nelerin yapılabileceğini vurgulama yerine yukarda değindiğim Juliet’in evinden aklımda kalanları paylaşarak yazımı tamamlayacağım.
 
Verona'daki eski bir han binası olan Juliet'in Evi (Casa di Giuiletta), Shakespeare'in yarattığı ünlü aşıklar Romeo ve Juliet'le olan tarihi bağlantısından çok, turizm çalışmalarının bir eseri olarak karşımıza çıkıyor. Hikayenin doğruluğuna dair bunca şüphe varken han’ın iç avlusuna bakan balkonda 7 Euro karşılığı fotoğraf çektirmek ve iyi şans getirdiği inancıyla avludaki Juliet heykelinin sağ göğsüne dokunmak isteyen turistler kapıda kuyruk oluşturuyor. 14'üncü yüzyıldan kalma Casa di Giulietta da, Verona Belediyesi'nin tanıtım kampanyası kapsamında özel nikahlarda kıyılıyor. İtalyan çiftler 45, AB dışındaki ülkelerden gelen çiftler ise 900 Euro ödeyerek nikahlarını Juliet’in evinde kıydırabiliyorlar.
Juliet’in balkonunun bulunduğu han’ın iç avlusuna geçerken satın aldığınız tekstile anında nakış işleyen 3 atölye ile hikayenin geçmişine dair hediyelik eşyaları satan mağazalar ve kafeterya var. Nakış makinesinde çalışan Yunanlı gençten öğrendiğim kadarıyla yılda 1 milyon ile 1,5 milyon arasında değişen sayıda ziyaretçi geliyormuş bu eve.
Ne Erzurum Kongresinin tarihsel önemine, ne de kongre binasının mimarisine, tarihsel işlevine eş değer olamayacak bir mekana yılda 1 milyonun üzerinde ziyaretçi! 
Çok mu zor, tarihimizde bu denli önemi olan mekanlara sahip çıkmak, onları canlı tutmak, onların ziyaret edilmesini sağlayacak opsiyonları oluşturmak.
Erzurum bürokrasisi 10. yy dan kalma çok önemli bir yapıt olan Uzundere ilçesindeki Gürcü Öşvank Kilisesinin göz göre göre tahrip olmasına göz yuman bir zihniyete sahipken, Universiad için yapılan harikulade spor tesislerini açık tutabilmeyi başarabilmesi şüpheliyken Kongre Binasını mi faal tutacak dediğinizi duyar gibi olsam da, umudumu sürdürmeye devam edeceğim.

RECEP ALİ AKSOYLU
raksoylu@acoor.net

3549 kez okunmuş Recep Ali Aksoylu

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Çayluktan Kürsüye...   370 gün önce eklendi
Ekilen Biçiliyor   697 gün önce eklendi
Bayim olur musun?   759 gün önce eklendi
Marmara depremi daha gerçekleşmedi...   824 gün önce eklendi
Kampanya kime neden yapılır?   840 gün önce eklendi
İthal çay tüketenlere lafım...   859 gün önce eklendi
Hesabı Kitabı, Kuralı Olmayan Futbol Endüstrisi   1103 gün önce eklendi
Alkışta Cimri Olmayalım   1237 gün önce eklendi
Feshane'nin ardından...   1295 gün önce eklendi
Franchising'e bir de bu açıdan bakın...   1363 gün önce eklendi
Temiz gözükmek mi, temiz olmak mı?   1520 gün önce eklendi
Emekleyen didi kiviyi uçurabilir mi?   1570 gün önce eklendi
di di Soğuk çay ve Çaykur   1604 gün önce eklendi
Haçapuranın Taşı, Kayığun Eğmeleri!   1732 gün önce eklendi
Sadık Müşteri Olmamı Sağlayan 3 Örnek   1769 gün önce eklendi
Kuruşumuz Hangi Satıcıya Nasip Oluyor?   1785 gün önce eklendi
Mahsun'un Dizisi Şive'den Çaktı   1835 gün önce eklendi
Tesis Yönetimi - Facility Management Dedikleri...   1845 gün önce eklendi
Yazdığını Okuyamayan 'Mürettip'lerle İş Görmek   1864 gün önce eklendi
Temizliğin Fuarında Buluşalım mı?   1884 gün önce eklendi
Elini Taş'ın Altına Koyanlarla Başarmak   1890 gün önce eklendi
AYDER'İ KAYIP MI ETTİK?   1909 gün önce eklendi
TAŞERONLUK ÇALIŞANI RİSKE ETMEK MİDİR?   2075 gün önce eklendi
Rize'den Kargonuz Var! 'Green Life'   2231 gün önce eklendi
• Erzurum Kongresi Ve Juliet'in Balkonu...   2301 gün önce eklendi
Sınav Yolunda Annelerimizle Beraber   2387 gün önce eklendi
Leyla'nın Evi, Onur'suz Sergilenecek   2546 gün önce eklendi
Yaşamın Her Safhasında Öğretmenlerimiz   2551 gün önce eklendi
Temizlik Sektörünün Kimyası   2626 gün önce eklendi
Rize Bezinin Dayanılmazlığı   2638 gün önce eklendi
Burçak Çöllü... Genç Ve Yetenekli Bir Sanatçı O...   2713 gün önce eklendi
Karadeniz Kadını İfakat   2808 gün önce eklendi
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.