Ego ile Peynir Gemisi Yürümüyor Artık!

Köşe Yazısı - 18 Ocak 2011, Salı
Gülay Akçakoca: Gülay Akçakoca

Bu yazım; yıllarca ego şişkinliği ile yaratıcılığı karıştıran, yaratıcılığı “kendini üstün görme-başkalarını küçümseme” olarak algılayan, tuhaf davranışları ve üzerlerinde eğreti duran yapıştırma hayat tarzları ile farklı olduklarını göstermeye çalışan, farklı olmak adına toplantılarda masaların üzerine çıkan-sandalye tepelerinde konuşan, her konuda “sadece ben bilirim” edası ile burnu havalarda dolaşan, her cümlesinde karşısındaki aşağılama ifadesini mutlaka bulunduran, yıllarca böyle para kazanan; ama günümüzde muhteşem bir düşüş yaşayan, artık bir değer ifade etmeyen, var olma telaşına düşen, gelecek kaygısı ile kendilerini buldukları kurumlara yamayan, ego yeniği reklamcılara ithaf olunur.
 
Yıllar yıllar önce, birileri – ki kim olduklarını bilmiyorum – bir rivayette bulundu; Reklamcılar yaratıcı insanlardır ve yaratıcı insanlar da tuhaf olurlar”. Bu rivayet reklamcılık sektöründe “tuhaf davran ki seni yaratıcı sansınlar”  şeklinde uzun yıllar boyunca bir trend olarak yer aldı. Tuhaf davranmak, farklı olmaya daha doğrusu farklı görünmeye çalışmak, sıra dışı davranışlar sergileme uğrunda uğraş vermek adeta bir moda haline geldi reklamcılar arasında. İşinde farklı olup olmaman önemli değil, sen kendin farklı ol ki müşteri senin muhteşem bir yaratıcı dehaya sahip olduğunu düşünsün, bu da para olarak sana dönsün. Uzun yıllar boyunca bu moda akımı böyle devam etti. Reklamcılar, bu akım sayesinde farklı görünerek elde ettikleri özgüveni, özsaygıya dönüştüremediler ne yazık ki ve bir süre sonra bu özgüven ego şişkinliği yaratmaya başladı. İşte ne olduysa ondan sonra oldu. Ego şişkinliği ile kendilerine yenik düşen reklamcılar hakikaten de bu sektörde “tuhaf insan modellerinin” belirmesine neden oldu. Bu modelde ki tanımlama ise şuydu; “reklamcı dediğin, her şeyi herkesten daha iyi bilir, kendisi üstün insandır”.  Hatta bu modele göre muhtemelen dünyayı o yaratmıştır. Bu yeni modeller, saygısızlığı yaratıcılık olarak gördüler, toplantılarda gevrek gevrek sakız çiğnemeye başladılar, kimseyi dinlemiyorlarmış gibi yaptılar, telefonlarıyla uğraştılar, sıkıldıkları için toplantının yarısında çekip gittiler, sunumlarında oradan oraya zıpladılar, görüşleri-soruları alaycı bir tavır ile yanıtladılar, karşıt ve aslında daha üstün olan her görüşü acımasızca eleştirdiler, kendilerinden sonraki gençleri “böyle böyle öğrenecekler diyerek” yerden yere vurdular, aşağıladılar, “sen benim gibi asla olamazsın, yeteneksizsin, senden bir cacık olmaz”, dediler. Gerçekten de inanılmaz yaratıcı projeler çıkartan gençleri kendi ego kaygılarından ötürü “sen cin olmadan adam çarpıyorsun” deyimleri ile geri püskürttüler. Çünkü gençleri bile kıskandılar. Kendilerinden sonra devam eden daha üstün bir yaratıcılık olmamalıydı onlar için. Oysaki gençler onlardan çok şey öğreneceklerini düşünüyorlardı. Ve daha bir sürü şey yaptılar da sığmaz şimdi buraya yazmaya.
 
Şimdilerde ise bu modellerin tamamının çaptan düştüklerini görüyorum. Hızla değer kaybettiler. Markalar, şirketler ve kişiler, kendini ulaşılamaz birer yıldız olarak üstün gören, reklamcılardan ziyade dinleyen, anlayan, paylaşıma izin veren, yıkıcı değil yapıcı olan, küçümsemeyen, eşit gören, kandırmayan, farklı olmaya çalışmayan, olduğu gibi yaşayan, herkese ve her fikre değer veren, kendinden sonra gelenlere zevkle-şevkle-heyecanla yol açan yeni model yaratıcılar ile çalışıyorlar.
 
Neden mi? Eski model reklamcıların anlaması pek mümkün olmayacak ama onların anlayacağı dilden söyleyeyim. Çünkü günümüzde moda; “alçak gönüllü olmak”.
Dilerim ki alçakgönüllülük de en az “ego şişkinliği” trendi kadar geniş yer bulur sektörde. Zira ego ile peynir gemisi yürümüyor artık!
 

6550 kez okunmuş Gülay Akçakoca

Yorumlar

yağmur kav   21 Ocak 2011, Cuma

Merhaba Gülay Hanım,

Yazılarınızda gerçekten çok önemli konulara değiniyorsunuz,
öncelikle duyarlılığınız ve paylaşımlarınız için teşekkür ederim,
merakla takip ediyorum paylaşımlarınızı.
Alçakgönüllülük; aslında her insanın kolayca kazanabileceği bir özellik hiç çaba sarfetmeden sadece kendini başkasının yerine koymak , insanları anlamak ve anlaşılmak üstün yetenekler değiller; ama insanlar , belirli bir konuma gelince aşağıdaki herkese karınca muamelesi yapıolar , kendilerinde tek bir hamleyle tüm çalışkan karıncaları ezme gücünü buluyorlar , nereden geldiklerinin bi anda unutup , o mevkıye gökten inmiş gibi yerleşiyorlar.
Oysaki her ust herşeyi bilemez , astların birleşiminden üstler çıkar.Yenilik , yaratacılık fırsat verildikçe , onune egoist insanlar çıkmadıkça yön bulucaktır.
Günümüzde teknolojınınde katkılarıyla ınsanların çoğu keşfedilmeyi bekleyen, hayal gücünün sınırlarını zorlayan , birer girişimci adayları konumunda.
Tek bir ışık , küçük bir destekle varolanların golgesınden sıyrılıp yeni güneşler doğacak.



Teşekkürler,
İyi çalışmalar

Yağmur Kav

Gülay Akçakoca   24 Ocak 2011, Pazartesi

Sevgili Yağmur,

Öncelikle takip ettiğin için teşekkür ederim sana. Sonra da bu kendini bu kadar güzel ifade ettiğin için teşekkür ederim. Meslekten biri olmanın yanı sıra, hoca olduğum için de özellikle genç arkadaşlarım arasında meslekte yer edinmiş, kendine "ben oldum" diyen fakat işle alakası olmayan bir sürü kişiye kıyasla çok daha yaratıcı, çok daha parlak dehaların olacağını biliyorum ve diliyorum ki bu yaratıcı zekalar, ego problemi olan zayıf fakat tehlikeli karakterlere yenik düşmezler.

Görüşmek üzere,

Sevgilerimle...
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.