DAEWOO EV ÜRÜNLERİ TÜRKİYE PAZARINDA....

Platform Söyleşileri - 31 Ekim 2008, Cuma
RAFET POLAT Elektronik ve beyaz eşya sektöründe, dünyaca ünlü bir marka olan DAEWOO, DEMAKS ELEKTRONİK PAZARLAMA A.Ş. distribütörlüğü ile Türkiye pazarında yerini aldı.
Demaks Elektronik’te Pazarlama Müdürü olarak görev yapan RAFET POLAT ile yıllardır otomobil markası olarak tanıdığımız Daewoo’nun "ev elektroniği" ürünlerinden ve Türkiye pazarındaki hedeflerinden konuştuk…

Selen Emanetoğlu
Halklailiskiler.com.tr


-Daewoo markalı elektronik ve beyaz eşya ürünlerinin Türkiye pazarına girişinden biraz bahseder misiniz?

Daewoo, kendi markası altında ürünler yapıp pazarlayan bir firma olduğu gibi aynı zamanda OEM (Original Equipment Manufacturing) dediğimiz, yani başka markalara da ürün yapan bir üretici firma. Demaks Elektronik ve Pazarlama A.Ş. olarak biz bu markayı, kendi ürünleri ve kendi ismiyle Türk tüketicilerine tanıştırmak için yola çıktık. Faaliyetlerimize geçen 2008 başında başladık. Ürün alt yapısının hazırlığı açısından, çok kısa bir sürede profesyonelce yol aldık. Türk tüketicisine uygun olan modellerin seçilmesi, uygun fiyat pazarlığının yapılması, ithalat için gereken dokümanların, kullanım kılavuzlarının ve hatta ürün panellerinin Türkçe hazırlanmasına kadar tüm alt yapıyı hazırlamış durumdayız. Fakat gelişen teknoloji ve trende bağlı olarak sürekli eklenen yeni modeller nedeniyle, bu alandaki çalışmalarımız süreklilik gerektiriyor. Biz Daewoo Electronics’in Türkiye’deki tek yetkili distribütörüyüz. Distribütör olmanın getirdiği çeşitli zorunlulukları var. Öncelikle servis ağını kurmak gerekiyor. Bizim şu anda 200’e yakın deneyimli, aktif servisimiz mevcut. Bayi ağı ve satış noktası organizasyonu ise diğer önemli bir konu. Stratejimiz doğrultusunda, hem kendi Franchise – DE Shop mağazalarımızı oluşturmayı, hem karma bayi dediğimiz bu konuda deneyimli bayileri organizasyonumuza katmayı, hem de hızlı bir döngü ve değişik satış alternatifleri sunabilen zincir mağazalarla çalışmayı planlıyoruz. Bu strateji zengin ürün çeşitlerimizle, ürün ayrıştırması yapmamıza olanak sağlıyor. Bizim ürünlerimiz uzak doğudan geliyor, sadece LCD’lerimizi Avrupa’dan getiriyoruz. Ürünlerin Türkiye’ye girişi ve piyasaya dağılmaya başlama tarihi 2008’in Mayıs ayı oldu. Diğer rakip markaların yaptığı yoğun reklam kampanyalarına kıyasla, ürünlerimiz bu kısa dönem içinde beğeni görerek fazla reklam desteği görmeden iyi bir satış grafiği yakaladı. Hep daha fazlasını hedefliyoruz; bayi ağımızı genişletmek için çalışıyoruz.

-Biz Daewoo’yu daha çok otomobil markası olarak tanıyorduk. Otomobil sektöründeki marka yansıması, elektronik ve beyaz eşya sektöründe sizi nasıl etkileyecek?

Daewoo; ülkemizde bir otomobil markası olarak tanınmakla birlikte, hâlâ akıllarda var olduğuna göre iyi bir marka olarak biliniyor. Bugün yollarda 20 yıllık Daewoo marka araçlar görebilmekteyiz; bu da markanın güven ve sağlamlık imajına dair iyi bir gösterge olarak değerlendirilebilir. Bu durumu büyük bir avantaj olarak görüyorum. Bir markayı, insanların kafasına sıfırdan yerleştirmeye çalışmıyoruz. Sadece ekleyeceğimiz nokta; Daewoo’nun sadece bir otomobil markası olmadığı... Rahmetli Barış Manço’nun reklamlarından dolayı herkesin hatırladığı Daewoo sadece bir otomobil markası değil, aslında çok büyük bir uluslararası şirketler topluluğu.. Marka çatısı altında çelik, otomotiv, tekstil, çimento ve hatta enerji santralleri gibi endüstriye yönelik şirketler grubu var. Bir de elektronik ve beyaz eşya üretimi var. Türkiye’de Daewoo’nun ev elektroniği ürünleri bugüne kadar çok bilinmemesine karşın, Amerika ve Avrupa ülkelerinde oldukça tanınıyor ve tercih ediliyor. Özellikle yurtdışından ülkemize gelen bazı zincir marketler Avrupa’da Daewoo’yu önceden bildikleri için daha kolay çalışma imkanı buluyoruz.

DAEWOO'DA HEM BEYAZ EŞYA HEM DE KAHVERENGİ EŞYA GRUBU VAR…

- Ürün çeşitliliğiniz hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye’deki markalara bakacak olursanız, bazı markaların kahverengi eşya, bazı markaların da beyaz eşya tarafında yer aldığını görürsünüz. Piyasada bizim konseptimizdeki markalar çok fazla değil; çünkü Daewoo’nun portföyünde, hem kahverengi eşya hem de beyaz eşya grubu var. Türkiye’ye getirdiğimiz ürünler ise, özellikle seçilmiş ürünlerdir. Mesela 50 çeşit mikrodalga fırından ilk etapta 6 tane model seçtik. Sadece LCD tarafında, getirteceğimiz ürünleri de göz önüne alırsak, 19 inçten 46 inçe kadar, 15 farklı LCD çeşidimiz mevcut. Beyaz eşya grubunda da çok klas ve değişik alternatifli ürünlerimiz bulunmakta; örneğin sadece buzdolabında 25 farklı modelimiz var. Çamaşır makinelerinde de, farklı dizaynlara sahip olanların yanısıra, 6 kilogramdan 12 kilogramlık kapasiteye sahip olan modeller, her tür müşteri grubuna hitap ediyor. Bu seçeneklerimizden isteklerinize ve beğeninize uygun olanı tercih edebiliyorsunuz. Ürün gamının çok ve çeşitli olması, markanın gücünü zaten gösteriyor. Sadece beyaz eşya ya da sadece kahverengi eşya markalarında bile bu kadar çok çeşit yok

-Daewoo Electronics olarak, hedef kitlenize yönelik nasıl bir strateji izleyeceksiniz?

Bizim amacımız, tüketiciyi farklı ürünlerle tanıştırarak yüksek kalitede, en uygun fiyatla, ve en üst teknolojiyle üretilmiş ürünü sunmak. Sahip olduğumuz zengin ürün çeşitlerini tüketiciye anlatmak istiyoruz. Gazete reklamlarımıza baktığınızda, ürün çeşitlerinin görsel zenginliği çok fazla söze gerek bırakmıyor zaten. Tüketicilerden markaları, ürünleri iyi araştırmasını istiyoruz biz. Sadece yoğun reklama, düşük fiyata aldanmamaları gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz. Bir ürünü ucuza almanız, çok iyi bir alışveriş yaptığınız anlamına gelmez her zaman. Ürünün alt yapısının tam olup olmadığını, içeriğini, servis organizasyonunu iyi araştırmaları gerektiğini düşünüyorum.

— Tüketici profilinizi de göz önüne aldığınızda, ülkemizde insanların teknolojiye yaklaşımını nasıl buluyorsunuz? İnsanlar bilinçli mi sizce?

Son 5-6 yılda ülkemizde bilinçli bir hedef kitle yavaş yavaş oluşmaya başladı. Önceki tecrübelerimden yola çıkarak örneklemek gerekirse, HD ve hatta SD çözünürlüklü ürünleri getirmeye başladığımız dönemlerde, maalesef bir metropol olan İstanbul’da bile tüketiciler LCD’nin, plazmanın ne olduğunu tam olarak bilmiyordu. Bugün bile hâlâ “LCD mi yoksa plazma mı?” sorusu sorulmakta.. Yeni çıkan teknolojik ürünler Türkiye’ye fazla gecikmeden gelebiliyor artık. Ancak yurt dışındaki tüketiciye kıyasla insanlarımızın hâlâ çok bilinçli alışveriş yaptığını söyleyemeyiz. Fakat bu bir süreç ve bir iyileşme var. İnsanlar 5-6 yıl önce LCD’nin ne olduğunu bilmezken şu anda içindeki özellikleri sorgular hale gelmeye başladılar. Yine de bu yeterli değil, çünkü bahsettiğim azınlık bir kesim.

Şunu da eklemek lazım ki, tüketicinin teknik anlamda bilinçlenmesi ve bilgilenmesi, kullanılabilecek alt yapı ile de doğru orantılı. Bir çok ülkede ürünlerin teknik özelliklerinin kullanılabileceği altyapı mevcut. Dolayısı ile tüketiciler bu özellikleri kullanma fırsatı buldukları için de alacakları ürünlerde bu özellikleri ister istemez sorguluyorlar. Ancak ülkemizde örneğin Full HD ürünler piyasada var olmasına karşın henüz tam anlamıyla gerçek anlamda HD yayın sağlayan geniş bir altyapı bile mevcut değil. Bir anlamda, teknik altyapıyı ve tüketici bilincini iyileşmeye zorlayan da yine bu teknolojik ürünler oluyor.

- Önümüzdeki günlerde markanıza aidiyet oluşturma konusundaki planlarınızdan biraz söz eder misiniz?

Marka bilinçlenmesi, marka tanınırlığı şu an bizim için çok önemli. Öncelikle ürünlerimiz çok kaliteli, servis organizasyonumuz çok iyi, bu yönden kendimize ve ürünlerimize çok güveniyoruz. Daewoo’nun uzun yıllara dayanan bir geçmişi var ve dünya pazarında bilinen, beğenilen bir Güney Kore markası. Bu noktada tüketicilere kendimizi anlatabilmek bizim için ciddi bir önem taşıyor.


KRİZ NEDENİYLE ENDİŞELİ DEĞİLİZ AMA DİKKATLİYİZ….


- Son günlerde bütün dünyayı etkileyen global bir kriz söz konusu, bu kriz markanızın Türkiye pazarına giriş planlarını uygulamaya soktuğu döneme denk geldi. Bu durum göz önüne alındığında kriz sizi nasıl etkiler?

Bir tsunami var, bu tsunamide siz çok uzak noktadaki bile olsanız, o dalga sizi bir şekilde sallayacak. Bizi etkilemedi demek çok dürüstçe olmaz. Alış ve satış kur politikası belli. Biz de dövizle çalışan bir ithalatçıyız sonuçta. Dövizlerdeki bu sürekli iniş çıkışlar bizi zorluyor açıkçası. Türkiye piyasasına yeni girdiğimiz bu dönemde hedeflerimiz ölçülü olduğu için rakiplerimize kıyasla çok etkilenmedik diyebilirim. Yüksek sipariş oranları ve stokları, rakiplerimizi kaçınılmaz olarak zorluyor. Net olarak söyleyebilirim ki, ürünlerimizin piyasaya girdiği Mayıs ayından beri satışlarımız aynı şekilde devam ediyor. İlk yıl için hedefimiz 9–10 bin civarında, önümüzdeki yıl için marka bilinirliği ve satış noktaları gibi hedeflerimizi tam tutturduğumuzda, bu rakam 4-5 katına çıkabilir. Bu rakamlara ulaşmak çok zor değil, zira ürünleri tüketicinin önüne koyduğunuzda, tüketici ürünü ayırt edebiliyor. Bu açıdan çok endişeli değiliz, fakat dikkatliyiz. Bu dalgalanmalar büyük ihtimalle yıl sonuna kadar devam edecek, fakat biz önümüzdeki yıla artan bir hedefle gireceğiz.


—Türkiye’deki elektronik beyaz eşya ve kahverengi eşya sektörü hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bu yaşadığımız kriz dışında Türkiye’de satış stratejilerinden dolayı kahverengi eşyada yapay bir kriz oluşturuldu. Rekabetin artmasıyla büyük bir fiyat erozyonu doğdu ve maalesef markalar kendi bindiği dalı kesti. Rekabet koşulları ne kadar ağırlaşsa da, LCD’de marjlar çok düşmüş durumda. Tabii bu bir açıdan tüketicinin lehine işleyen bir süreç. Daewoo’nun her iki kategorideki ürün çeşitliliğinden bahsetmiştim, bizim için olmasa bile sadece LCD ürünler ile piyasada olan markaları çok zor günlerin beklediğini düşünüyorum. Bazı zincir mağazalar, fırsat ürün promosyonlarıyla pazarlama ve satış stratejilerini çok ciddi biçimde değiştirdi. Sürekli yeni modeller çıkıyor. Bu modellerin fiyatlarının kısa süre içerisinde inanılmaz boyutta düştüğünü gören tüketiciler, yeni çıkan bir ürünü satın almak için uygun fırsatı beklemeye başlıyor. Böyle olunca marjlar azalıyor doğal olarak. Dolayısıyla ürün çeşitliliğimizden ötürü avantajlı durumda olduğumuzu düşünüyorum. Önümüzde zor günler var fakat umuyorum ki ülke olarak bu durumu en kısa zamanda ve en az hasarla atlatacağız.

MARKALAŞMAK İÇİN BÜTÇE VE İSTİKRAR GEREKİR…

-İletişim çalışmalarının marka ve kurumlara yansıması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle bir markanın oluşabilmesi için en gerekli ve temel unsur sağlam bir bütçenin var olması. Çünkü, marka olabilmek uzun bir süreç gerektiriyor. Reklam, bir marka oluşumu için çok önemli bir fakat tek başına yeterli değil. Bir diğer önemli faktör ise istikrar. Pazarlama faaliyetlerinizi çok yönlü ve uzun vadeli yapmalısınız. Kısa dönemli yoğun reklam kampanyaları sizi bir marka yapmayabilir. Dolayısıyla iletişimcilerin, marka olmaya aday kurumları iyi yönlendirmeleri gerekiyor. Firmalar bazen kendi işleriyle o kadar meşgul olabiliyorlar ki, dışarıdan gelecek berrak fikirlere, yönlendirilmeye ihtiyaçları olabiliyor. İletişimcilerin de vizyonları, bakış açıları geniş olmalı ve fikirlerinin arkasında durabilmeliler. Trendleri takip etmeli, çok okumalı ve araştırma yapmalılar.Bütün dünyada olup bitenleri görüp, izleyip kendiniz bir şeyler üretmelisiniz.

-Genç iletişimcilere tavsiyeleriniz var mı?

Öncelikle genç olmaları en büyük avantajları. Genç nüfus olarak maalesef biraz karamsar bir tablo çiziyoruz. Karamsar olmak da çözüm değil. Hedef iyi bir şeyler yapmaksa ümit ederek yapmak, çok çalışmak, çok öğrenmek gerekiyor. Bugün araştırma yapmak, öğrenmek için internet çok önemli bir avantajımız var. Bundan 20 yıl önce böyle bir fırsat yoktu, kütüphanelerde kitap karıştırırdık. Büyük markaların ve önemli insanların geçmiş başarı öykülerini öğrenmek de onlara fayda ve motivasyon sağlayacaktır.

-Sizi bu mesleğe yönelten ne oldu?

Bu biraz insanın kişiliğiyle de ilgili bir durum. Ben aslında elektrik mühendisiyim. Sanırım sürekli diyalog içerisinde olabilmenin ve değişen teknolojinin cazibesi beni bu sektöre yöneltti. Tabii biraz da Türkiye şartlarının bunda etkisi var.. Eğitim aldığınız alanı, hemen meslek olarak uygulamaya geçiremeyebiliyorsunuz. Çalışma fırsatı bulduğunuz pozisyonlar sizi yönlendiriyor ve kariyerinizi bu yönde geliştirmeye başlıyorsunuz ama tabii yine de bir tercih hakkınız var her zaman. Şu an yaptığım işi seviyorum. CE - Tüketici Elektroniği, teknolojinin gerek teknik gerekse görsel olarak en hızlı geliştiği alanlardan birisi ve bunun tüketiciye yansımasında bir aracı olabilmek güzel bir duygu.

Bilgi için:

www.daewoo-demaks.com

9945 kez okunmuş

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.