Çocuklar Gülsün Diye ve Gülben Ergen!

Köşe Yazısı - 7 Nisan 2010, Çarşamba
Gülay Akçakoca: Gülay Akçakoca
 
Birkaç yıl önce gündemimize “Sosyal Sorumluluk” adında bir kavram girdi ve bu kavram “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” başlığı altında yalnızca şirketleri işaret etmeye başladı. Şirketler de bu moda kavram ile birlikte birbiri ardına sosyal sorumluluk projeleri üretti. Kimisi gerçekten nitelikli projelerdi, kimisi ise sadece kurumsal imaj kaygısı taşıyan, içselleşmemiş ve ne yazık ki sürdürülebilir olmayan projelerdi.
 
Oysaki “Sosyal Sorumluluk” kavramı sadece şirketlere bağlanamayacak kadar önemli bir kavram. Sosyal sorumluluk, toplumun her kurumuna, kurumdan da öte her bireyine aşılanmalı muhakkak. Eğer sosyal sorumluluk kavramı bireyler arasında yaygınlaşırsa, tüm bireyler, içinde yaşadıkları toplumun yaşam kalitesini iyileştirmek için ve bütün toplumla sürdürülebilir bir dünya için ekonomik, çevresel, kültürel ve sosyal gelişmeye destek verme bilincine sahip olur.
 
Geçen aylarda mesaj kutuma Gülben Ergen tarafından samimiyetle yazılmış bir mesaj düştü. Mesajında, kendisinin liderliğinde, profesyonel iş dünyasından 2 arkadaşı ile birlikte, köylerde-ilçelerde, ihtiyacı olan her yerde ana sınıfları yaparak okul öncesi eğitime destek olmak amacıyla başlattığı “Çocuklar Gülsün Diye”  projesini anlatıyordu. Hemen destek oldum. O zamandan beri proje yakın markajımda. Şimdilerde medyada sıklıkla görüyoruz projeyi. Gülben Ergen, işin kolayına kaçmadan, mücadele ederek, dokunarak, hissederek, yıldıran tüm resmi prosedürlere karşı güçlü durarak vazgeçmeden, ince ince dokudu bu süreci.
 
Şunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki bu projenin reklam kokan hiçbir art niyeti yok. Gülben Ergen, bireysel sosyal sorumluluk bilincine fazlasıyla sahip olan bir ünlü bence. Neden mi? Bu projeyi ondan dinlerken, bunu kendi kariyeri için, şirinlik veya imaj olsun diye değil, bu ülkenin karanlıkta kalan yavrularının dünyalarını aydınlatmak için çaba sarf ettiğini anlıyorsunuz.
 
Dedim ya kolayına kaçmıyor diye. Kolayına kaçsaydı veya sadece imaj olsun diye yapsaydı böylesine zorlu bir sürece hiç ama hiç girmez, herhangi bir yerde bir konser düzenleyip geliri ile bir anaokulu yapabilirdi. Ama o, bu toplumu için bir-iki kereye mahsus olan bir şey değil, sürdürülebilir-devamı olan nitelikte bir şeyler yapıyor. Aslında öyle önemli bir şey yapıyor ki! Bu ülke için toplumu harekete geçmeye çağırıyor. Ve takip ediyorum, hiç bıkmadan, yorulmadan o üniversite senin bu üniversite benim dolaşıp gençlere bu projeyi anlatıyor. Bu çok önemli! “Toplum hizmeti” kavramını genç beyinlere işliyor ve bireysel sosyal sorumluluk bilinci ile kendi üzerine düşen görevi yaparak “sosyal bir zincir” oluşturuyor. İşte bu sosyal zincir insanları birbirine kenetler!
 
Bütün bunlar niye mi? Çocuklar Gülsün Diye!
Çocuğum yok, anne değilim; ama çocuk sevgisinin ne olduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu projeye çok inanıyorum ve elimden gelen her türlü çabayı gösterip bu sosyal zincire katılıyorum. 
 
Bu ülkenin yavruları için bir şeyler yapmalıyız. Niye mi? Çünkü okula gitsin, okusun, bilsin, fikir sahibi olsun ve kendisine şırınga edilen fikirlere “hayır” desin diye…
 
Siz de bu mutluluk veren zincirin içerisinde yer almak istiyorsanız işte bilgiler;
Hesap numarasına bağışta bulunmak için;
Garanti Bankası Şube Kodu: 395
Hesap No: TR970006200039500006211111
 
Banka ile filan uğraşamam diyorsanız da kolayı var…
Alın elinize telefonunuzu ve mesaj atın;
Turkcell SMS No: 1234
Vodafone SMS No: 2345
 
Çocuklarımız Gülsün!  

7883 kez okunmuş Gülay Akçakoca

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.