Bu işyerinde facebook yasaktır!

Köşe Yazısı - 12 Nisan 2011, Salı
Gülay Akçakoca: Gülay Akçakoca

Geçmiş zamanlarda ben;
Uyanırdım, ofisime giderdim, gazetelere göz atardım, e-mailime bakardım, günümü planlardım vs..vs..vs. Gün içerisinde de aklıma gelirse de facebook ve twitter hesaplarıma girer, fazla zaman geçirmeden şöyle bir göz ucuyla bakardım.
 
Şimdilerde ise ben;
Uyanıyorum, ofisime gidiyorum, sosyal medya sayfalarıma bakıyorum, gazetelerin manşetlerini okuyorum, e-maillerime bakıyorum vs…vs…vs.
Günlük ritüelimde facebook ilk sırada yer alıyor yani. Gün boyunca da bilgisayar başında olduğum her anımda facebook hesabım aşağıda bir yerlerde mutlaka açık oluyor ve çok sıklıkla da ne olup bittiğine bakıyorum.
Sanırım gelecek zamandaki ritüelimde de muhtemelen ofise gitmeden önce facebook’a gireceğim.
 
Eee, iletişimciyiz! Dünya nerede dönüyorsa biz de oradayız haliyle.
Dünya da bir süreden beri “sosyal medya”da dönüyor.
Vakt-i zamanında televizyon için “en geç altı ay içerisinde piyasadan silinir, insanlar her akşam böyle bir kutuya bağlanmak istemezler” demişlerdi. Aynı şey sosyal medya için de oldu. Sosyal medyanın kendisini göstermeye başlamasıyla birlikte gelenekselciler hep bir ağızdan “bu bir modadır, ge-çe-cek!” türküsünü tutturdular. Ama gel gör ki sosyal medyanın bir moda ya da az sayıda kişinin katıldığı marjinal bir hareket olmadığı anlaşıldı. Tıpkı televizyon gibi sosyal medya da daha uzun yıllar hayatımızı etkileyecek.
Zira artık insanlar son 5 yılda konvansiyonel mecralardan yani tv, gazete, radyo gibi iletişim araçlarından mobil ve internet kullanımına yöneldi. Yani kitle iletişim mecralarında yapılan reklamlara ve iletişim mesajlarına kayıtsız kalıyor artık. Şirketler de geleneksel mecralara reklam verse bile hedef bireyleri için daha doğrudan iletişim kurmak için reklamında mutlaka facebook sayfasının adresini paylaşıyor.
Hal böyle yani! 
 
Hal böyle, böyle olmasına da bir de araştırmalara bakalım dedik. Ne görsek beğenirsiniz? Şirketlerin %51’i sosyal medya kullanımının çalışanların üretkenliğine zarar verdiğini, yöneticilerin %80’i de sosyal medyayı çalışma saatlerinde engel olarak gördüklerini söylüyor. Pek çok kurumsal firmanın çalışanları mesai saatleri içerisinde sosyal medya networklerini kullanamıyor. Facebook, şirketlerin yasaklılar listesinde başı çekiyor. Şirketlerin, özellikle de patronların facebook fobisi, çalışanların gün içerisinde erişimine yasak getiriyor. Ama tabii çalışanlar arasında patrondan torpilli izinli olanlar illa ki var.
 
Yasağın gerekçesi; verimliliği engellemesi…
Peki şimdi soruyorum; yasaklar verimlilik için çare mi? Çare olsaydı şayet bizim ülke olarak şimdiye kadar uçmamız lazımdı. Yasaklar verimliliği artırıyor ya (!). Bizde de yasaktan bol ne var?
Yine soruyorum; facebook yokken insanlar arı gibi mi çalışıyordu?
 
Kendini bilen, her dakika çalışır. “Benim DNA’mda çalışmak yok” diyen Recep İvedikler’e de ne yaparsan yap çalışmaz.
Günde yüz kere tuvalete girer. Dakikalarca kalır, yine çalışmaz.
En az otuz kere çay almak için çay ocağına veya mutfağa gider. Dakikalarca kalır,yine çalışmaz.
Sigara molalarına çıkar, yine çalışmaz.
Gereksiz toplantılar yapar, lak lak eder, yine çalışmaz.
Cep telefonundan facebook’a girer, yine çalışmaz.
Vınn’ıyla twitter’a girer, yine çalışmaz.
Velhasıl çalışmaz da çalışmaz.
O zaman facebook’a yasak koyuyorsan, yukarıda sıraladıklarıma da yasak koyacaksın. Sınırlı sayıda tuvalete gidecek, sınırlı sürede orada kalacak, sınırlı sayıda çay içecek, sınırlı sayıda cep telefonunu kullanacak…
 
Ama benim demek istediğim aslında şu; yasak koyuyorsan sende bir problem var demektir. Sen iyi bir patron, iyi bir yönetici, iyi bir lider değilsin demektir. Yönlendiremiyor, yönetemiyorsun demektir.
Böyle yasaklarla uğraşıp insanları bıktıracağına, soğutacağına, tahrik edeceğine “hedef odaklı çalışma modeli”ni kullan. Hedef/sonuç odaklı işleyen bir sistemde her çalışan sonuca istediği şekilde gider. Hedefi verirsin, o hedefi ister bir saatte sonuçlandırır sonra sosyal medyada fink atar, isterse de aheste aheste yapar. O onun bileceği iş… Sen sonuca bakarsın. İşin sonucundan hesap sorarsın.
Bu modelde başarı ve performansı sonuçta çıkarılan değer belirler, değere ulaşma yöntemleri seni ilgilendirmez.
 
O yüzden sen sen ol, şirketinde yasaklı yönetim tarzını belirleme.
O yasak illa ki delinir. Ama illa ki…
 

6044 kez okunmuş Gülay Akçakoca

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.