reklam

Bayanlar baylar, artık dünya bu!

Platform Söyleşileri - 16 Nisan 2013, Salı
SHIFT
Kendilerini “shiftçi” olarak tanımlayan yeni nesil pazarlama iletişimi şirketlerinden Shift’in CEO’su Dost Karaahmetli’ye pazarlama iletişiminde tarım devrimi olarak niteledikleri "Shiftçilik"i sorduk…
 
 
“Pazarlamacılar eskiden ava çıkardı şimdi ise toprağı işlemeyi öğrenmek zorundalar.” Söyleminizi biraz açabilir misiniz?

“Pazarlamacılar olarak bugüne kadar karnımızı doyurmak için avlanmak zorundaydık. Acıktığımızda medya bütçemiz, kampanyalarımız, değer önermelerimiz gibi silahlarımızı donanır, ormana gider ve rastgele derdik. Stratejimiz doğru, kampanyamız yaratıcı, ürünümüz uygunsa ve bir de şanslıysak günü kurtarabilir, karnımızı doyurabilirdik.  Avlandığımız alanı ne kadar iyi tanırsak tanıyalım, avadanlıklarımız ne kadar iyi olursa olsun, birçok bilinmezle karşı karşıyaydık. Ancak, daha da önemlisi, her acıktığımızda aynı şeyi tekrarlamak zorundaydık. Ve her avlandığımızda ihtiyaçlarımız ancak bir defaya mahsus karşılanabiliyordu. John Wanamaker’in o ünlü sözü; “Reklam için harcadığım paranın yarısı boşa gidiyor. Sorun şu ki, hangi yarısının boşa gittiğini bilmiyorum”, bu durumu çok güzel özetliyor.
 
Peki, bugün ne değişti?

Bugün ise avlanmak yerine toprağı işlemeyi (cultivating) öğrendik. Pazarlama dünyasının “shiftçileri”, ortak değerler bakımından zengin toprağı, uygun içerikle ve değer önermeleriyle tohumluyorlar ve verimli ilişkiler kurduklarından sürekli ve değerli mahsül alıyorlar.”
 
İçerik toplumu geleneksel toplumun düzenini tehdit ediyor. İçerik toplumu geleneksel toplumun düzenini tehdit ediyor. Yeni ekonomik ve sosyal kavramlar ortaya çıkarıyor. Kapitalist ekonomik sistem yerini ağ ekonomisine bırakıyor. Bilgi bedavalaşıyor, özgürleşiyor. Sizce bunun nedeni ne?

Bize göre pazarlamacıların toplum içinde hedef aldıkları kitlelerin yerlerini özel ilgi grupları ve hatta daha küçük olan duygusal tabanlı sosyal çemberler aldı. Bu da kitlesel iletişimin, pazarlama ekiplerinin hedeflerini gerçekleştirmeli ve karşılaştıkları sorunları gidermeleri konusunda yetersiz kalmasına sebep oldu.
 
Neden?

Çünkü yeni düzende markaların tüketicileriyle iletişim metodlarının tek yönlü ve kitlesel olmaktan çıkıp, karşılıklı muhabbete dönüştü. Bu nedenle de “Sosyal medya yoktur, medyanın sosyalleşmesi vardır” diyebiliriz. İçeriğin kaynağı, bugünün medyası ile geleneksel medya arasındaki en önemli fark olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde içerik artık yalnızca profesyoneller tarafından üretilip kontrol edilmiyor; amatörler tarafınan da üretiliyor ve gittikçe de daha zor kontrol edilir hale geliyor. Bu içerik, küresel, kolaylıkla erişilebilir, herkese açık ve ucuz – hatta bedava. Yani, tüketici karşıdan ses veriyor.
 
Pazarlamacıların yanlışı nerede?

Eski takipçi kitlesi yalnızca izleyici değil, aynı zamanda üretici ve katılımcı. Markalar topluma karşı nasıl davranacaklarını değil, toplum içinde nasıl davranacaklarını kestirmek zorundalar. Pazarlamacılar da en çok bu noktada yanlışa düşüyor. İçerik toplumu ve sosyalleşmiş medya ile şekillenmiş bu alanda hala konvansiyonel stratejilerle sonuç almaya çalışıyorlar.
 

6877 kez okunmuş

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.