Başarılı mülakatın sırrı: Kendin olmak

Köşe Yazısı - 20 Nisan 2009, Pazartesi
İletİşim: Aret Vartanyan
CV yazmak ve mülakat süreci üzerine herkesten bir şey duymak mümkün. Hatta kitapçı raflarında bu konuda hiç de azımsanmayacak sayıda kitap yer alıyor. Artan rekabet, artan üniversite sayısı, iş bulma da yaşanan sıkıntılar, danışmanlık adına yeni iş kolları da yaratıyor.

Her şeyi formüle edip, stratejiler geliştirirken “öz”de bir şeyleri yitirebiliyoruz. Eğitimlerde verdiğim bir örnek var. Beş diplmanız, sekiz yabancı diliniz olabilir ama içinde yer aldığınız ya da yönettiğiniz takımla empati kuramıyor, insan olmanın temel değerlerine sahip çıkamıyorsanız sahip olduğunuz tüm donanımlar başarı yolunda uçup gidiyor. Herşeyi belli kurallara göre yapmaya çalıştıkça, farklılığı yaratan kişilik özelliklerini kaybetme, sıradanlaşma riski öne çıkıyor.

Bir süre sonra bütün bu taktikler, stratejiler bir yapmacıklığa yol açabiliyor. Durumu daha da komplikeleştiren ise masanın diğer tarafına oturanların da doğallğı yitirmesi. Nasıl başarılı mülakat yapılır, nasıl değerlendirilir, hangi sorular sorulmalı... İş dünyasında, insanların organizmayı yaşatan robotçuklar olarak değil, bağımsız bireyler olarak algılandığı yaklaşımları sadece İK’da değil, iş dünyasının her noktasında daha çok benimsiyorum.

Aynı şey CV yazma ve mülakat tekniklerinde de geçerli. Elbetteki danışmanlık, coaching anlamında önemli yönlendirmeler yapan dostlarımız var. Ancak, kişilik değerlerini unutup, kitaplar okuyup, dergilerde birbirini yineleyen taktikleri okuyup uyguladıkça iş başka bir yöne dönüyor. Bir mülakata giren her insanın aynı oturuşta, aynı soruları sorup, aynı stratejileri uyguladığını düşünsenize. Mülakatı yapan kişi imdat diye kaçabilir günün sonunda. Başka bir alandan örnek olacak ama bu magazinsel dergilerin, gençlik dergilerinin her sayısında bilmem kaç adımda başarılı seks, erkekleri/kadınları elde tutmanın yolları gibi başlıklar olur. Oysa farklılığı yaratan başka bir şey. Bunlar sadece önemli güçler katabilir ama öz kaybolmadıkça. Gerekli olan yoksa, isterse altınlarla sarın sarmalayın farketmiyor.

Mülakat konusnda benim inandığım öncelik samimi olmak. Özü sözü bir derler ya, aynen öyle. Zaten doğal olunduğunda, eğer bir cevher varsa veya o işe uygun insansa bu cevherin saklı kalacağına inanmayanlardanım. Başka birini oynamak, olmayan özellikleri varmış gibi göstermek, inanmadıklarımza inanıyormuş gibi görünmek önce karşımızdakini aldatır sonra da bizi mutsuz eder. Birinci olasılık yalancının mumu yatsıya kadar yanar hikayesi. Ben şöyleyim, ben böyleyim deyip sonrasında işin başına geçince başarısız olmak ya da işi kotarıp, ama nerdeyse size ait olmayan bir hayat yaşamak. Mesela baskı altında çalışmayı sevmeyen ama çok yaratıcı bir kişi olabilir ya da çok hızlı düşünemeyen ama aldığı kararları hayata geçirebilen veya lider olmayan ama mükemmel bir ikinci adam olan biri. Altın kural bana göre şu; gerçekten neyde iyiysek onun üzerine gitmek ve arkasında durmak. Gerçekten o iyi olduğumuz alanda sorumluluk alarak farkı yaratmak. Her banka hızlı olmak zorunda değil ama bir an geliyor hepsi hızlı olduğu konunda bir yarışa giriyor. Oysa bir tanesi belki hızlı değil ama başka artıları var. O artıların üzerine gitse farklılaşıp öne çıkacak ama o banka da hız trendine girince, o alanda daha iyi olanların arasında kaybolup gidiyor.

Toparlamak gerekirse gerçekten doğal olabilmek ve artı özelliklerini bilmek. Bunlar en önemli noktalar. Bundan sonraki aşamada ise, özellikle yeni mezunlar için doğrudan ünvan ve maaşa odaklanmamak. Eğer çok acil bir ekonomik sorun yoksa, sabırlı olmak. Öncelikle amacınız başarılı bir kariyerin ilk adımlarını atmak. İlk etapta paraya, ünvana bakmak yapılabilecek en ciddi hata. Kariyeri bir yolculuk olarak kabul edip ilk günden en iyiye ulaşılamayacağını görmek. Bunu yazıyorum çünkü özellikle son birkaç yılda inanılmaz örneklerle karşılaşıyorum. Elbette bunda, daha hazıra alışkın bir neslin yetişiyor olmasının da etkisi var ama bu konumuzu başka bir yere götürür.

Stajyerler konusnda verilen bir örnek vardır. Fotokopi çekmek. Evet fotokopi çekilir. Bazı şirketler bunu suistimal etmiştir ve etmektedir. Ama önemli olan en baştan, mutfaktan yola çıkmak. Eğer gitmek istenilen bir nokta varsa bu ilk adımlar kimseyi üzmez. Başarılı yöneticilerin hayat hikayelerini okuyun. Emin olun konforlu bir masa ve iyi maaşlarla başlamadılar. Yeri gelmişken önemli bir şey, bir yönetici yönettiği insanların işini yapamayacak durumdaysa yönetici olamaz. En azından başarılı yönetici olamaz. Ekip üyesi gelmediğinde onun açığını kapatamayan yönetici nasıl inandırıcı, yönlendirici ve etkili olur. Ben, yalnız kaldığında üç sayfa kağıdın fotokopisini çekemeyip toplantıya dökümansız giren yöneticiler gördüm.

Son toparlama, dürüst olun, istediğiniz gibi bir iş olduğuna emin olun ya da gerçekten başarılyla aldığınız sorumluluğu yerine getirebileceğiniz bir iş olduğuna. Önce karşınızdakini anlayın. Ne istiyor? Nasıl bir personele itiyacı var? Ben burada diğer detaylara girmiyorum onları zaten uzmanları paylaşıyor. Öyle basit şeyler var ki bence bunların anlatılmasına bile gerek yok. Başvurduğunuz şirketin bilgilerine sahip olma (en azından google search) ve sektörel bilgi gibi detaylar olmazsa olmazlar zaten.

Son söz; mülakat teknikleri püf noktalarını, stratejilerini dikkate alın ama asla kendiniz olmaktan uzaklaşmayın. Her ne iseniz o olun. Bill Gates, Salvador Dali, Miles Davis, Sinan Çetin. Kabul edilmedikleri okul ya da işlere kabul edilselerdi şu an acaba nasıl tanırdık onları...

5522 kez okunmuş Aret Vartanyan

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Klişelerden sıkıldım...   3694 gün önce eklendi
"İnsan" olduğumuzu unutmadan   3777 gün önce eklendi
Mobbing iletişim sektörünü de tehdit ediyor   4010 gün önce eklendi
Hoş Bulduk...   4034 gün önce eklendi
Sosyal mecralar, blog yazarları, ve ötesi...   4046 gün önce eklendi
Gündemimiz çok net: Dijital PR, dijital iletişim, dijital medya...   4261 gün önce eklendi
• Başarılı mülakatın sırrı: Kendin olmak   4338 gün önce eklendi
Sen ve Ben’de buluşmak...   4516 gün önce eklendi
Dünyamız için belki de son fırsat: `Yeşil Pazarlama`   4613 gün önce eklendi
Kimin Kime İhtiyacı var?   4744 gün önce eklendi
Dersimiz Dijital İletişim / Dijital PR...   4891 gün önce eklendi
Gerçek haberi, doğru aktarabilmek   4897 gün önce eklendi
PR and PUBLICITY bir ilki deniyor   4945 gün önce eklendi
Sponsorluk, salt görünürlük demek değildir   5002 gün önce eklendi
PR`nin Parlayan Yıldızı Olmak 3   5057 gün önce eklendi
PR`nin Parlayan Yıldızı Olmak 2   5123 gün önce eklendi
PR`nin Parlayan Yıldızı Olmak - 1   5151 gün önce eklendi
Başarılı bir kariyer için...   5164 gün önce eklendi
Yunan Tanrıları ve PR Şirketleri   5212 gün önce eklendi
Araştırmalar ne diyor?   5240 gün önce eklendi
PR Eşit Değildir Medya İlişkileri / Kısa egzersiz ve e-pr   5278 gün önce eklendi
Yaşın Önüne Geçilemeyen Kaderi   5317 gün önce eklendi
TESCO Mucizesi…   5366 gün önce eklendi
Sosyal Sorumluluk Derken...   5386 gün önce eklendi
PR Sektöründe Performans Değerlendirmesi   5423 gün önce eklendi
500 YTL fee ile 50 müşteri   5464 gün önce eklendi
Volvo Örneğinde Halkla İlişkiler Sektöründe Benchmarking…   5493 gün önce eklendi
Soruları Yanıtlamak ya da Yanıtlamamak   5520 gün önce eklendi
PR Nedir? / PR ve Pazarlama İletişimi I   5562 gün önce eklendi
PR Nedir? Ne değildir?   5597 gün önce eklendi
Kamu Hizmeti Medyaları Nasıl Olacak?   5613 gün önce eklendi
MEDYA ve DEMOKRASİ   5645 gün önce eklendi
Mesaj Bombardımanı Altında Yaşamak   5661 gün önce eklendi
Kurumsal Sorumluluk ve CSR Report   5672 gün önce eklendi
YORUMSUZ   5686 gün önce eklendi
…Önce “Güven”   5696 gün önce eklendi
Çöpe Giden Sunumlar İmha Ünitesi   5707 gün önce eklendi
Türkiye kendini tanıtmayı öğreniyor mu?   5716 gün önce eklendi
Global Pazarlama Anlayışı ve Pazarlama İletişimine Etkileri   5728 gün önce eklendi
Virgin Flight’dan güncel bir iletişim dersi   5735 gün önce eklendi
Buzz...   5737 gün önce eklendi
Müşterilerinizin Gen Haritalarına Sahip misiniz?   5741 gün önce eklendi

Yorumlar

Can Bolak   21 Nisan 2009, Salı

..Beş diplmanız, sekiz yabancı diliniz olabilir ama içinde yer aldığınız ya da yönettiğiniz takımla empati kuramıyor, insan olmanın temel değerlerine sahip çıkamıyorsanız sahip olduğunuz tüm donanımlar başarı yolunda uçup gidiyor...

size tamamen katılıyorum. Öncelikle insan olmak ve rol yapmamak gerekiyor. Sonrası zaten geliyor.

Şendoğan YILDIZ   1 Temmuz 2009, Çarşamba

Bugunlerde çok sık yaptığım işlerden biri mülakatlara gitmek, iş ariyorum halkla ilişkiler mezunuyum girdiğim mülakatlarda nedense kuruma ne kazandirabilirsiniz ya da kurum için ne yaparsiniz yerine iş deneyimi ehliyet vs gibi sorulardan başka bi soru gelmiyor.Cevapliyosun kendini anlatmaya çalişiyosun ortama hakim olmaya çalişiysun ama karşindaki insan kaynaklari yöneticisi seni tanima yerine mülakati bitirmeyi tercih ediyor.Yeni mezun kişide 3 ya da 4 yıl deneyimi nerede bulacaksinizki , işe alindiğimiz takdirde on yil deneyimi olanlara fark atariz yeri gelir ama ne yazikki iş verenler bunun bilincinde değil.Çok üzücü bir durum bi çok ülkede okuyan genç kitle açiği var bizim ülkemide bu potansiyel var ama iş yok kötü çok kötü
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.