reklam
reklam
reklam
reklam

19. İnsan Kaynakları Zirvesi Geniş Özeti

Köşe Yazısı - 17 Şubat 2014, Pazartesi
YazıYorum: Şahnur Karaağaç

İş dünyasının her yıl merakla beklediği, Kıta Avrupa’sının ve Türkiye’nin en büyük İK organizasyonu olan “19. İnsan Kaynakları Zirvesi”, 12-13 Şubat 2014’te dünyaca ünlü profesyonelleri İstanbul'da ağırladı.

MCT Danışmanlık tarafından düzenlenen, insan kaynakları alanında en güncel uygulamaların, sorunların ve fırsatların tartışıldığı zirvenin bu yılki teması “ProvokatİK: İnsan Kaynaklarında Ezber Bozan Bakış Açıları” oldu.

Halklailiskiler.com.TR'nin Çırak İletişimcileri Tuğba Bugaoğlu'nun fotoğrafları ve Kaan Öztamur'un notlarıyla hazırladığımız 19. İnsan Kaynakları Zirvesi'nin geniş özetini sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.

Şahnur Karaağaç
Genel Yayın Yönetmeni
Halkla İlişkiler

Didem G. Tekay-Alper UtkuDidem Gürcüoğlu Tekay ve Alper Utku tarafından yapılan açılış konuşmasıyla başlayan Zirve'ye katılan konuşmacılar arasında;
Dünyada 30’dan fazla dile çevrilen ve belgesellere konu olan Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları kitabının yazarı John Perkins,
Ekvator Cumhuriyeti Mutluluk Ekonomisinden Sorumlu Devlet Bakan Freddy Ehlers Zurita,
Occupy Wall Street / Wall Streetİ İşgal et hareketinin fikir babası ve Kutsal Ekonomi kitabının yazarı Charles
Eisenstein
,
K profesyonelleri için kurulan ilk sosyal ağlar olan HRBloggers.com ve HRMToday.com’un kurucusu Laurie
Ruettimann
,
“Power and Love” kitabının Türkçe lansmanını zirvede yapacak olan Adam Kahane,
Beslenme ve diyete ezber bozan bir yaklaşım getiren Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay yer aldı.

IK2014
John Perkins /Aktivist, Yazar
‘Amerika’nın Ekonomisi Dünyayı Soyuyor ve Tüketiyor!’

30'dan fazla dile çevrilen "Confessions of an Economic Hit Man" (Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları) kitabının yazarı John Perkins konuşmasına şu çarpıcı sözlerle başladı; "Amerika'nın ekonomisi başkalarını öldürmek ve soymak üzerine kurulu bir savaş ekonomisi, ölüm ekonomisi!"
Büyük bir kriz yaşayan dünyanın ölüm ekonomisinden yaşam ekonomisine geçiş yapması gerektiğini söyleyen Perkins, şu an içinde yaşadığımız dönemin sanayi devriminden sonraki en önemli dönem olan bilinç dönemi olduğuna dikkat çekti. John Perkins konuşmasına şöyle devam etti; "Bu dönem öyle bir dönem ki gezegendeki yaşayan her canlı aynı krizi yaşıyor. Eskiden doğal afetler belli bölgelerde olur etkisi sadece o bölgede hissedilirdi. Günümüzde sadece bir bölgede oluşan sorunlar tüm dünyayı etkiliyor, kaynaklar hızla tükeniyor. Hepimiz aynı krizi yaşıyoruz. Başarısızlığa uğramış bir global kriz var karşımızda. Dünya içinde bulunduğu krizi fırsata çevirebilir. Bugün dünya nüfusunun yüzde 5’i, kaynakların yüzde 30’unu tüketiyor, ABD dünyayı soyuyor. Artık bu ölüm ekonomisinden hayat ekonomisine geçmeliyiz. Sonuçta dünyayı şirketler yönetiyor, devlet başkanları büyük şirketlerin desteği olmadan seçilemez... 

"Eski erkek hiyerarşisi ile haraket edersek tutunamayız. Erkekler feminen tarafını kadınlarsa maskülen tarafını açmalı"
"Ölüm ekonomisinden hayat ekonomisine geçmek için kadın liderlere ihtiyacımız var. Peki bu duruma nasıl geldik? Ben eski bir ekonomik tetikçiyim. Kaynakları olan ve gelişmekte olan ülkeleri tespit eder, bu ülkelere gönderilmek üzere Dünya Bankası’ndan kredi çekip paraları istediğimiz şirketlere gönderirdik.
Bu ülkeler borç batağına girdi... Türkiye de aynı şeyi yaşadı, kriz ve devalüasyon oldu. Yollar yapıp, otomobiller üretir, yapar ve satarız. Sonrasında sizin de Türkiye'de son yıllarda sıkça yaşadığınız gibi kredi alan ülkelere özelleştirme yapmaları için baskı kuruyoruz. Bunun sonucunda kaynaklarınızı ucuza satıyor ve elinizden çıkartıyorsunuz ya da bizim (ABD’yi kastederek) sizin ülkenizde askeri üs kurmamıza izin veriyorsunuz."

Zirve katılımcılarına ölüm ekonomisinden nasıl çıkılması gerektiğini soran Perkins, yeni neslin olup biteni çok iyi anladığını ve yaşayarak gördüğünü belirterek devam etti; "Ailelerini geçindirmek ve rahat bir yaşam sürmek istiyorlar. Ancak Y ve Z kuşağı olan biten her şeyin farkında. Değişimi onlar yapacak. Bakın Ekvador Cumhuriyeti’nde Mutluluk Ekonomisi’nden sorumlu bakan var, dünyanın böyle şeylere ihtiyacı var."
Perkins sunumunu Dalai Lama’nın "Bugün daha önce hiç olmadığı kadar hayatı evrensel bir bilinçle tanımalıyız." sözünden alıntı yaparak kendine ayrılan süreyi tamamladı.

IK2014 
Charles Elssenstein /Konuşmacı, Yazar
"Dünyanın buradan gitmen gerekiyor dayatmasının önüne gecmek devrim getirir bunun en büyük örneği Gezi Parkıdır"

Konuşmasına Occupy Wall Street olayını ve Gezi Parkı olaylarını bağdaştırdığını anlatarak başlayan Charles Elssenstein katılımcılara, eylem boyunca yaşananlar ve eylemcilerin görüşlerini içeren bir video izletti. Videoda, yapılan sokak röportajları ve ülkenin farklı kesiminden farklı yaş gruplarından insanların eylemleri yer aldı.

“Gezi Parkı ve Wall Street beyaz yakalıların isyanı”
"Kendi hikayelerimizde devrimlerden bahsedecek olursak, nereden geldik nereye gidiyoruz ve dahası bizi insan yapan kavramlar nelerdir?" sorularına değinen Elssenstein, tüm bu soruların cevaplarında Gezi Parkı ve Occupy Wall Street olaylarının aranabileceğini söyledi. Gezi Parkı ve Wall Street hareketleri, dayatılan dünya düzenine karşı beyaz yakalıların isyanıdır. İnsanlar biz daha fazla AVM ya da daha fazla çevre katliamı istemiyoruz gibi taleplerini bu hareketlerle dile getirdiler. ABD gelişmiş, Türkiye gelişmekte olan bir ülke konumunda. Bu ne demek? Türkiye de ABD gibi olacak. Buna karşı çıkmalıyız, kimse kimseye benzememeli.
Peki, burada insan kaynakları değişimin neresinde?
İnsan olmak temelde bencil kişisel çıkarlarını maksimize eden bir oluşumdur.
 
Ölümcül bir para sistemi ve rekabet var. Artık kainatın sahibi olduğumuz fikrinden uzaklaşıp bu kainata nasıl katkı sunabileceğimizin yollarını aramalıyız. Devrimin yolu kalpten geçer, parayı odağımızdan uzaklaştırıp, devrime ve kaynaklarımızı çoğaltmaya odaklanmalıyız. Bu olaylar için beyaz yakalılarında isyanı diyebiliriz. Hayatım boyunca genellikle hep İnsan Kaynakları alanında çalıştım. Bir toplantıda insanları gözlemlediğimde, insanlara baktığımda, onların olayı önemsemediğini hatta önemsemiş gibi yaptıklarını gördüm, ciddi bir endişeye düştüm. Sonraki toplantılarda yaptığım işin ciddiye alınıp alınmadığı şüphesini yaşadım.

"Her değer paraya çevriliyor. Çıkar gözetmeksizin mutlu olduğu ortamda dünya için çalışan insanlar olmalı şirketinizde"
"Sadece para aldığınız için işinizi önemsemeye çalışmayın" diyen Elssenstein, "Bizim kişisel olarak vizyon hikayemiz nedir, yaptığımız işin ya da insan olmanın amacı nedir? Bu ikisi arasındaki bağlantı nedir? Sorularını kendimize sormamız gerekir. Örneğin çok para kazanıyorsunuz ancak kazandığınız bu parayı ağaçları keserek ya da enerji kaynaklarını çıkararak doğal dengeyi bozarak yapıyorsunuz. Bu dengeleri bozmadan kar edebilir misiniz? Bu anlamda piyasada ciddi bir baskı var. Bu gezegende insanlar birbirine destek olsalar belki de sigortalara bile gerek kalmayacak. Kirlilik yaratarak kar elde ediyoruz. Sistemden dolayı kaynaklanan sıkıntılar da var. Her türe her varlığa yararlı olmak ve onları geliştirmek için yarınımızın sözünü vermeliyiz. Eğer geleceğin içinde yaşamak istiyorsanız geleceğe katkıda bulunmalısınız. Dünyadaki bütün insanların parçası olduğunuzu kabul etmelisiniz. Şu soruyu kendinize mutlaka sık sık hatırlatın: ‘Ben gerçekte ne istiyorum?' İnsanın kaynağa hizmet etmediği, insanın kaynağı koruduğu başka bir sistem oluşturulabilir mi?’’ sözleriyle konuşmasını tamamladı.
 
IK2014 
Adam Kahane /Ortak, Reos Partners
"Son 20 yılımı Ne Yapmam Konusunda Merak Ederek Geçirdim.’’

Reos Partners'ın Cambridge, Massachusetts ofisinin ortaklarından biri olan Adam Kahane, aynı zamanda iş dünyası, devlet kurumları ve sivil toplum önderlerinin birlikte çalışarak, onların karşılaştıkları zorlukları aşmalarını sağlayan süreçlerin yönetilmesinde organizatörlük ve aracılık yapıyor. Kahane, dünyanın dört bir yanında elliden fazla ülkede üst düzey yöneticiler ve politikacılar, generaller ve gerillalar, devlet görevlileri ve sendikacılar, topluluk aktivistleri ve Birleşmiş Milletler yetkilileri, din adamları ve sanatçılarla çalışmış...
Adam Kahane son 20 yılını tek bir sorunun cevabı için adadığını zor bir sorunu çözmek için ne yapması gerektiğini hep merak ettiğini belirterek sunumuna başladı. Zor sorunları çözmenin yolunun sevgiden geçtiğini düşündüm ama yanıldım. Zamanla hem gücü hem sevgiyi kullanmayı anladım. Ben güç dediğimde sadece baskıcı güçten bahsetmiyorum, ben insanın kendini gerçekleştirme isteğinden bahsediyorum. Bu duruma en iyi örnek olarak gerilla bahçıvanları gösteren Kahane, gerilla bahçıvanların şehirlerde betonların üzerine tohum atıp bu tohumlar büyümesiyle şehirlerde yeşil alanlar yaratılmasından bahsederek, mücadeleci noktaya değindi.

Gücün ve sevginin de iki tarafı vardır. Bir yapıcı üretici bir de yıkıcı, yakıcı tarafları...
Adam Kahane; "Sevgiden kastım aşk değil, sevgi birleştirme biraraya getirme anlamındadır. Gücün ve sevginin her iki tarafına da baktığımızda erkek koca gücü temsil eder ve bu güç yüzlerce filme konu olmuştur. Erkek gücü sonunda ya robot ya tiran olur. Kadın ise eş rolündedir ve sevgiyi temsil eder. Bunun yıkıcı tarafı ise, aileye zaman ayırmaktan kendisine zaman ayıramayan kadın yıpranmış olur.
Güç ve sevgi arasındaki kilit nokta şudur: gücü yıkıcı yapan sevgi eksikliği, sevgiyi yıkıcı yapan güç eksikliğidir. Sevgisiz pervasız gücü; bir grup, şirket ve parti içinde kullanan bir kişi kendi gündemine odaklanır diğerlerini göz ardı ederse işte bu durum krizlerle ortaya çıkar. Tüm bunlar sevgisiz güçtür. Hem sevgi hem gücü biraraya getirmek için; sevgi ve gücü birarada kullanarak, Güçlü bir dürtümüz varsa onu zayıflatmak yerine, zayıf olan dürtümüzü güçlendirmeli, buna odaklanmalıyız." diyerek konuşmasını bitirdi.

IK2014 
Alex Hastam /Profesör, University of Queensland
"Bir liderin kullandığı en önemli kelime ben değil bizdir. Neden hep 1. tekil şahıs kullanılır?"
İtalyanca ve Fince'ye de çevrilen "Liderliğin yeni psikolojisi" adlı bir kitap hazırlayan Alex Hastam liderliği şöyle tanımlıyor: "Liderlik sadece liderlerle değil takipçilerle de ilgili bir kavram. Liderlik başkalarından daha güçlü olmak kaynakları kontrol etmek değildir, bu noktada kontrolden çok nüfuzdan bahsediyoruz. Liderliğin kanıtı, liderin cezalandırması değil vermek istediği mesajı takım arkadaşlarına doğru bir şekilde aktarabilmesidir. Liderlik birinin hatasını bulmak değil o kişiyi doğru yönlendirmektir. Psikologlara göre liderler başkalarının duygularını ele alarak onları harekete geçirecek güce sahip olan kişilerdir. Büyük liderlerden söz ettiğimizde ortada dinamik bir kavram vardır."
Liderle ilgili işlevsel modellerin ortaya çıkmaya başladığını ancak her bir modelin kendi içinde bir takım sıkıntıları olduğunu belirten Hastam; "Liderler ilham verirler... Bir liderin karakteri esnek, ortama ayak uydurabilen ve sorun çözücü olmalıdır. Adair şöyle demiş: 'En önemsiz kelime bendir. Neden liderin ismi hep birinci tekille yazılır?' Bu yaklaşım krizi ortaya çıkardı. Biz kelimesi, insan kaynakları profesyoneli veya bir ulus olarak ‘biz’i kullanarak kendimizi ifade etmiş oluyoruz. Kendimizi nasıl tanımlarsak tanımlayalım kendimizle ilgili anlayışımızın pozitif, kalıcı ve farklı olmasını istiyoruz. O yüzden lider dediğimiz zaman insanların farklı görünmesini istiyoruz. Hayatlarında anlam ve amaç eksikliği olan insan çok fazla kendine odaklanıyor. Bunun tek tedavisi de grup kimliği kazanmaktır. Grup kimliği insana bir anlam katar. Liderlikle grup kimliği arasındaki ilişkiye bakılırsa grup kimliği size ’bizlik’ duygusunu katar. Bu anlattıklarımı 4 temel unsurla anlatmak istiyorum:
1-Hepimiz Birimiz İçin Anlayışı
Burada en önemli istatistik seçim zamanı alınmıştır. Biz kelimesini kullanan siyasetçilerin seçimi kazanma oranının daha fazla olduğu görülmüştür. Kazanan liderlerin tamamı grubun bir parçası olmuştur.
2-Bunu Bizim İçin Yap
3-Liderlik Kimliği Yaratılması
Atatürk ve Kennedy gibi kişilerin başarısına baktığımızda ulus algısını yaratmaları kimlik girişimciliğinin başarılı örnekleridir. Aynı zamanda kimliği yöneten kişilerdi. Nelson Mandela bu örneklerin en önemlilerinden bir tanesi... Mandela da güçlü bir kimlik duygusu vardı.
4-Fikir Yönetimi
Liderler gruplara önem vermek zorundadır. Farklı kimlikleri farklı arzuları farklı becerileri öğrenin onlara hitap edin. Onları belirleyin ve entegre edin, bunlar politikalarınızın bir parçası olsun...
Alex Hastam konuşmasını liderlik sırları adlı çalışmasının video gösterimiyle tamamladı.
 
IK2014 
Nigel Nicholson /Profesör, London Business School
"Liderlik hayvan dünyasından insan dünyasına geçerken çok farklı bir süreç işlemiştir."
"Evrimsel biyolojiden yola çıkarak insan ve hayvanı yönetmek konulu kitabımı yazdım. Aşkla iktidar bir arada çalışırsa çok iyi işler ya da berbat işler. Liderlik bir süreçtir ve bazen liderlik paylaşılmak zorundadır. İyi bir lider olmanız için doğru zamanda doğru işi yapan doğru kişi olmak zorundasınız." diyerek sözlerine başlayan Nigel Nicholson, salondaki katılımcılara hiç birilerini değiştirmeye çalıştınız mı diye sordu? "Sizi değiştirebilecek tek kişi sizsiniz başkası değil. İnsanlara farklı bir bakış açısı getirmelisiniz böylece dünyayı farklı açılardan görmelerini sağlayabilirsiniz. Sürekli bir şeyler yapma isteği, insanları lider yapmaz. Peki, liderler neden başarısız olurlar? Bu tip liderler kendilerini seçilmiş zannederek yüksek egoları yüzünden kaybederler."

"Bill Gates'i büyük lider yapan özelliği, yapamayacağı şeylerde başkalarıyla işbirliğine gitmesidir."
Nicholson sözlerine şöyle devam etti; "Tüm başarılara sahip olmanız için öz disipline sahip olmanız gerekiyor. Etrafınızdaki insanlardan size doğruları söyleyecek olan insanları bulun. Liderler geri bildirimlerle beslenmelidir. Her liderin kendisine ait bir değer önerisi olması gerekiyor. Lider olarak sizin işiniz hikâye anlatmak ve bu hikâyeyi tutkulu bir şekilde anlatmaktır. Hikâyedeki mesaj, gelecek ve geçmiş arasında köprü kurarak geleceğin geçmişteki gibi olmayacağını göstermelidir."
İnsanlar bazen patronlarından nefret eder, 'salak' der. Empati yapmaya çalışmalalı, onun yerinde düşünmelisiniz.

Nicholson 4 temel noktadan bahsederek sunumunu tamamladı;
1-Gerçekçi Ol
2-Psikolojik Düşün
3-Bir Asamble İnşa Et
4-Scan & Scout
"Liderlikte kilit unsurlar; öz kontrolü sağlamak, olaylara farklı açıdan bakabilmek, stratejik olmak...
Otantik lider, muhteşem olduğu fikrinin arkasına saklanmamalı, hatalarını kabul edebilmelidir...

IK2014 
Haridimos Tsoukas / Profesör, Warwick Business School, University of Warwick
Profesör Tsoukas'ın "Çalışanlarınızdan en iyi verimi mi almak istiyorsunuz? Kişileri değil, ilişkileri yönetin" başlıklı sunumundan öne çıkanlar şöyleydi; "Çalışan verimliliğini ilişki yönetimi ile sağlayabilirsiniz. İlişkileri göremeyiz ilişkileri yaşayan bireyleri görürüz. Bu bireyler ya aktiftir ya pasif."
"Kendi varsayımlarınızı, alıştığınız düşünce şeklini askıya almalısınız. Arka planı ortaya çıkarmalısınız. Çözüm için; Kendinizi sorundan bağımsız görmemeli, sorunun bir parçası olarak görmelisiniz." diyen Tsoukas ünlü bir şefi hem kendi ağzından hem de çalışanlarının ağzından anlatan bir video izleterek, "Ben merkezci, narsist, empati yeteneği olmayan bir şef, mutfağında mutlaka sorun yaşar." şeklinde sözlerini sürdürdü. 
Morgan Freeman'ın Mandela'yı canlandırdığı filminden yardımcısıyla arasında geçen bir diyaloğu izleten Tsoukas; "Affetmek ruhu özgür kılar, korkuyu uzaklaştırır. Bu yüzden güçlü bir silahtır. Liderlik ilişki odaklı olmaktır. Her ne kadar etrafımızda bireyleri görsek de aslında bir ilişkinin parçasıyız." diyerek konuşmasını tamamladı.

IK2014 
Çoklu Oturum: "Türkiye’de İş Yaşamında Kadınların Varlığı"
Didem Gürcüoğlu Tekay, Hande Yaşargil, Muzaffer Akpınar, Lale Saral Develioğlu, Melsa Ararat ve Deniz Uzunçarşılıoğlu


"Türkiye'deki büyük şirketleri yöneten 3700 direktörün sadece 270'i kadın, akraba ilişkileri hariç sayı:130"
Tüm konuşmacılar toplumdaki erkek egemenliği ve kadının toplumdaki ve iş yaşamındaki yerinin kısıtlılığı konularında konuştular. Konuşmada kadının toplumda yerinin ciddi anlamda az ve erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü toplumlarda eşitliksiz olduğu konusu dile getirildi. Kadının toplumdaki yeri ve kadının toplumdaki gücü tartışıldı.
Kadınların şirketlerde yönetim kurulunda kota uygulaması olmadan artış gösteremediğini ve bu artışın devamı için gerekli yan düzenlemeler yapılmazsa başarılı olunamayacağının belirtildiği oturumda Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu (CGFT) Direktörü Melsa Ararat görüşlerini şöyle dile getirdi; "Kadın direktörlerin tecrübelerinin erkeklerden daha iyi olduğunu görüyoruz, süzülerek geliyorlar tepeye... Kota önemlidir. Kadınlar daha çok şey biliyor, paydaşları daha çok düşünüyor, daha çok soru soruyorlar, çok daha dakikler. Yönetim kuruluna bir kadının girmesi, bir erkeğin çıkması demek. Hiç bir erkek bunu kendi isteğiyle yapmaz."
Şirket performansının iyileşmesi için kotaları destekleyerek ve mentorluk sistemini yaygınlaştırılması gerektiğinin vurgulandığı söyleşide, Toplumsal sürdürülebilirlik konusundaki temel kavramın fırsat eşitliği olduğu belirtildi. 
İnsan kaynakları uygulamaları açısından bakılırsa kadınların esnek çalışma saatleri uygulamasının ardından çalışma hayatına ve sosyal hayata daha rahat entegre olabildiğinden söz edildi.

Yönetici Koçu Hande Yaşargil; "Ayrımcılık hayatımıza o kadar işlemiş ki ayrımcılığın farkında olamıyoruz. Kadınların performansları daha yüksek olmasına rağmen terfi oranları düşük. Ev-çocuk gibi etkenler nedeniyle kadınlara güvenilmiyor. Yönetim kurullarında kadın isteyince, hemen katkısı sorgulanıyor. Bu yüzden az olmamalıyız, az olunca sorgulanıyoruz, çğalarak doğal hal almalıyız." şeklindeki sözlerini şöyle bitirdi; "Hocam Türkan Saylan 'Başarıyla yetinmek geriye gitmenin başlangıcıdır' derdi, kendimi hocama borçlu hissediyorum."

2012 yılı Mayıs ayında başlayan “Yönetim Kurullarında Daha Çok Kadın için Şirketlerarası Mentorluk Programı” bünyesinde mentörlük yapmakta olan Muzaffer Akpınar, 2013 yılı şubat ayından bu yana da programın Danışma Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyor.
Oturumun tek erkek konuğu Akpınar şöyle konuştu; "Herkes kendi evinin önünü süpürsün deniyor. Neden komşumuzun evinin önünü de süpürmeyelim? Hedefimiz sürdürülebilir bir örnek olmak. Toplumsal sürdürülebilirlik için odak noktamız kadın..."

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Lale Saral Develioğlu, 'Türkiye’de İş Yaşamında Kadınların Varlığı' başlıklı söyleşide şunları aktardı; "Tamamı erkek olan yönetim kurullarına tek bir kadın girmesi işe yaramıyor, kadın marjinalize ediliyor. Mentörlük programı öncesi daha çok erkekleri suçluyorduk. Fark ettim ki kadın olarak daha çok sesimizin çıkmalı. Etrafımızdaki kadın liderlerle çok fazla iletişim içinde olmadığımızı gördük. Artık 40 kız kardeşiz..."  

IK2014 
John Mattone / Liderlik ve Yetenek Yönetimi Uzmanı
‘’Yetenek yönetimini en iyi şekilde uygulayanlar dünya markası haline geldi.’’
Liderlik ve Yetenek Yönetimi Uzmanı John Mattone "Konu Her Zaman Yetenekti ve Hep Öyle Olacak!" başlıklı konuşmasında şunlara değindi; "Bugün dünyada bizi daha etkin hale getiren şey bağlantıdır. Fark yaratmak için motive olmanız gerekir ve bu durum düşünmenin de ötesinde bir durumdur. En çok çalışan şirketler ve en çok çalışılmak istenen 100 şirket araştırması yapıldı. Liste en az 3 kez tekrar edildi. Özel insanların bulunduğu şirketlerin hisse paylarına baktılar. Bu noktada 2001-2011 arasında çok büyük farklar var insan şirketleri için. Bu kavram beni çok heyecanlandırıyor.
İyi bir iş yaparsanız yetenek açısından ve doğru insanları işin içine katarsanız o zaman sonuçlara ulaşırsınız. Kalbinizle ruhunuzla ve aklınızla insan kavramını kucaklayabiliyor musunuz?"
Hazırladığı slaytlarda Coco-Cola, Mc Donalds vb. markaların yetenek yönetimini en iyi şekilde uygulayarak dünya markası haline geldiklerini belirten Mattone, dünyaca ünlü markalardan bazılarıyla çalıştığını ve başarılı çalışmalar gerçekleştirdiğini söyledi. İnsanları geliştirmek için uygun ortamı ne kadar yakalıyorsunuz? Performans değerlendirmesini ne ölçüde yapıyorsunuz? diye soran Mattone, 360 derecelik değerlendirmenin performansı kalibre etmek açısından çok önemli olduğunu belirtti. "Birçok şirketin bu anlamda objektif davranmadığını düşünüyorum" diyerek devam eden John Mattone, 'Konumlandırma, Teşhis, Geliştirme, Değerlendirme, Kabiliyet ve Taahhütten oluşan 'Gizli Savaşçı Modeli' ile sunumunu tamamladı.
 
Tanyer Sönmezer / CEO, MCT Danışmanlık 
IK2014Tanyer Sönmezer "Ya Lider Aramızdan Hepimiz ise?" sorusunu yönelterek başladığı sunumuyla tüm salonun ilgi odağı oldu. 
Tanyer Sönmezer sevilen oyuncuların yer aldığı, kurum içi bilgi paylaşımının önemine dikkat çeken bir de video izletti. İlker Ayrık'ın bir şirket yöneticisini canlandırdığı videonun sonunda oyuncunun İK Zirvesi salonunda belirmesi ilgiyle karşılandı. 
Sönmezer sunumuna "Bi' Afrika kabile lideri diyor ki hızlı gitmek istiyorsan tek git, uzağa gitmek istiyorsan kalabalık git!" sözleriyle devam etti. 
Kolektif liderlik kültüründen bahseden Sönmezer'in, "Bazen küçücük bir park için bir araya gelinir, hiç birleşmeyecek üç şey bir araya gelir. Bunu bir CEO yapabilir mi?" sorusu büyük alkış aldı.
"Yeni çıkacak ürünün kağıdının kalitesiyle ilgilenen liderler gördüm ki kağıt işinde de değiller" diyerek "Y³ Yön, Yöndeşlik, Yemin" konusunu örneklerle açıklayan Tanyer Sönmezer bir de film önerisinde bulundu; "The Hobbit'i seyretmeyen varsa mutlaka seyredin hem de defalarca. Bildiğiniz liderlik gelişim programı" 

Sönmezer sunumunu tüm salonla birlikte söylediği, "Bul bakalım bul bakalım liderleri bul bakalım, unvanı çıkar, makamı bırak delikanlı kim bakalım." şarkısıyla noktaladı...
  
IK2014Laurie Ruettimann / Konuşmacı, Yazar, Sosyal Medya Stratejisti
Konuşmacı, Yazar, Sosyal Medya Stratejisti Laurie Ruettimann sordu: "İnsan Kaynakları Nasıl Sevilir?"
Zaman cesur ve provokatif olma zamanı!
"Eskiden İnsan Kaynakları alanında çalıştığımı söylemekten utanırdım." diyerek insan kaynakları alanındaki kendi gelişiminden bahseden Ruettimann, "İkiyüzlü ve negatif olmamak için işinizi sevmelisiniz. İşinizi sevmiyorsanız gidin başka bir kariyer yapın. Sevgi başlamak için iyi bir noktadır." şeklinde sözlerini sürdürdü.
Laurie Ruettimann şunlara değindi; "İK’da kimi kabiliyetlere odaklanmak, evrim geçirmek gerekir. Negatif olmamak için işinizi sevmelisiniz. Sizi ikna etmeye çalışan ilerici bir insan kaynakları grubu var ve bu gruptakiler sizi ikna etmeye çalışıyorlar. Dünyadaki meslektaşlarınızla sosyal medya aracılığıyla ne kadar sık bağlantıya geçerseniz o kadar çok mesleğinizi seveceksiniz. Böylelikle dünya üzerinde mesleğiniz hakkındaki yenilikleri daha rahat takip edebilirsiniz. Zaman cesur ve provokatif olma zamanı, artık duygularınızı ve düşüncelerinizi rahatlıkla açıklayın ve geri bildirim isteyin. Eğer bir değişim eylemcisi olacaksanız fikrinizi rahatlıkla yerine getirebilmeli, değişimi sağlayabilmelisiniz. Eğer değişimi sağlayamazsanız kariyer yolunuzu değiştirmelisiniz. Sosyal medyayı aktif olarak kullanmalısınız."
Ruettimann sunumunu bir tavsiyeyle sonlandırdı; "İşte insan kaynakları üzerine size önerebileceğim bir site http://www.hr.com "
 
IK2014
Raj Sisodia /Profesör, Babson College, Conscious Capitalism Inc. Kurucu ve Ortak Başkanı

"İş dünyası, yeni hayat biçimlerine adapte olamadı."
Babson College Conscious Capitalism'den Profesör Raj Sisodia, "Bilinçli Kapitalizm Çağında İş için Yeni Gerçekler" başlıklı konuşmasında şunları söyledi:
"Bu gezegen üzerinde çok fazla açlık ve sıkıntı çekildi. Depresyon ve gerileme dönemlerinde insanların büyük iş dallarına olan güveni azaldı. ABD de günümüzde bu oran % 16’ya düştü.
İş ile toplum arasında bir boşluk oluştu. Dünya 30-40 yıl öncesine göre çok daha farklı. Dramatik bir şekilde büyüdük ve iş dünyası, yeni hayat biçimlerine adapte olamadı. 1989dan itibaren dünya değişmeye başladı ki bu tarihteki en önemli olay Berlin duvarını yıkılmasıydı. Çok fazla ülke sosyalist düzenden kapitalist düzene geçti, dünya artık tamamen değişti ve çok hızlı bir etkileşim sağlandı.
Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde insanların IQ’su da arttı. İnsanlar daha sofistike, bundan dolayı kompleks konuları daha iyi anlayabiliyorlar. Her türlü ilişkinin içinde sevgi, aşk ve esneklik aranır oldu. Artık bütün yaptıklarımızın sonuçlarını görebiliyoruz.
Önümüzdeki 20 yıl içinde müthiş bir yoksulluk yaşanacak, bunun kaynağı yine insanlar olacak."
 
IK2014 
Freddy Ehlers Zurita / Ekvador Cumhuriyeti Mutluluk Ekonomisinden Sorumlu Devlet Bakanı
‘’En zengin olanın değil en mutlu olanın kazanması önemlidir.’’
Ekvador Cumhuriyeti Mutluluk Ekonomisinden Sorumlu Devlet Bakanı Freddy Ehlers Zurita konuşmasına, Ekvador Cumhurbaşkanı Rafeal Correa tarafından, toplumun mutluluk ve refahını sağlamak ve bunun ekonomik rekabetin önünde gelmesi için görevlendirildiğini anlatarak başladı.
Zurita şöyle devam etti: “Türkiye’ye 'iyi yaşam' (Buen Vivir) anlamına gelen görevimi anlatmak ve bu konudaki deneyimlerimi herkesle paylaşmak için geldim. Ekvador’daki Mutluluk Ekonomisi Bakanlığı, eğitim, sağlık gibi alanlarında topluma daha iyi bir yaşam sunmak için çalışıyor. Sadece almak yerine vermeyi de bilmek gerek. Sahip olduklarımıza şükretmeliyiz. Şirketler, her yıl ne kadar para kazandığı ile ilgilenmek yerine, ne kadar insanı mutlu ettikleri ile ilgilenmeli. Biz Ekvador’da Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin felsefesini uygulamaya çalışıyoruz.”
Mevlana'nın şiirlerini ve sözlerini daha iyi hissetmek için İstanbul’da ilk iş olarak sufi - tasavvuf müzesine gittiğini söyleyen Zurita, Türkiye ile ilgili şu yorumlarda bulundu: “İstanbul doğu ve batıyı aynı anda etkileyebilecek bir şehir. İstanbul'da sizin ortaya koyacağınız değişim, hem doğuyu, hem de batıyı etkileyecektir. Değişim derken; mutluluktan, farklı bir yaşam biçiminden ve paylaşımdan bahsediyorum. Aç gözlülükten bahsetmiyorum."
Panama kanalı açıldığı yıllarda Ekvador halkı orada yaptıkları şapkaları sattı. Daha sonra bu şapkaları alan Avrupalılar nereden alındığı sorulunca Panama'dan aldıklarını söylediler. Biz yıllardır bunun savaşını verdik ve şu an Birleşmiş Milletler Ekvador şapkasını koruma altına aldı. Simon Belivar bir hükümetin yapması gereken tek şeyin vatandaşlarına mutluluk vermek olduğunu söylerdi. Son 200 yıldır devlet başkanları bunu unutmuş olacaklar ki artık uygulamıyorlar. Ekonomideki en önemli konu mutluluktur. En zengin olan değil en mutlu olanın kazanması önemlidir."

Perry Timms / Kurucu, PTHR
IK2014Çalışma Hayatının “Yeni Normali” konulu konuşmasına "Sosyal medya bir network aracı gibi düşünülüyor. Oysa burada profesyonel olarak yapılabilecekler var" açıklamasıyla başlayan Timms, yöneticilerin açık olmaları ve güven yaratmaları gerektiğinin altını çizerek sosyal bir tarzları olması gerektiğini belirtti. "Eğer sosyal birisiyim diyebiliyorsanız, geleceğe hazırsınız demektir. Bu artık bilgi çağı değil, zeka ve network dönemi" diyen Perry Timms, Sosyal Medya devriminin, sanayi devriminden bu yana gerçekleşmiş en büyük devrim olduğunu sözlerine ekledi." İK profesyonellerinin psikoloji bilimine de yönelmeleri gerektiğini söyleyen Timms, tüm iş alanlarıyla ilişkide olmalarının önemine değinerek etkileyici sunumunu tamamladı.
 
Genco Orkun Genç / Kıdemli İletişim Müdürü, Linkedin
IK2014"Linkedinin geleceğini öğrencilerde görüyoruz.’’
"Linkedin’in 'Dünü, Bugünü, Yarını'. Aradığınız Yeteneğe Şu Anda Ulaşılamıyor. Ama Neden?" konulu sunumuna "Şu an mutlu olduğum işi yapıyorum ve sizlere de mutlu olduğunuz işi yapmanızı tavsiye ediyorum" sözleriyle başlayan Genco Orkun Genç, Linkedin ve hedefleriyle ilgili şunları söyledi;
"Linkedin 10 yıllık bir kuruluş, 277 milyon üyesiyle rekora koşuyor. Linkedin bir iş arama platformu değil, profesyonel bir ağ platformudur. Üye olanların yalnızca %21'i iş aramak için kullanıyor.

Bugün hayalindeki işi yapıyor olanlar çok az bir azınlığı oluşturuyorlar. Linkedin 2013 sonu itibarıyla Türkiye’de 3 milyon profesyonel kullanıcıya ulaştı. Burada aradığınız doğru adayı bulabilmek çok kolay ancak ikna edebilmek zor. Linkedin'in geleceğinin gençlerde görüyoruz. Şu an Linkedin’e kayıtlı 30 milyon öğrenci ve yeni mezun bulunuyor. Bunların başında gelen Anadolu Üniversitesi birinci sırada yer alıyor.
2014 yılı içinde Linkedin'in üniversitelerle anlaşmaları artarak işbirliği sağlanacak. Linkedin'e girişlerin %34'ü mobil cihazlardan. Mobil işe alım dönemi baslayacak, bu sistemi şiddetle tavsiye ediyorum. 

Kendi kariyerini geliştirmek için blogları takip eden gruplara üye olan, tanışabilecekleri kişilerle iletişime geçenler kendini geliştirme fırsatı buluyor. 
Linkedin’in Recrueter sistemi ile mobil işe alım sistemiyle birlikte, önümüzdeki 3 sene içinde global yetkinlik haritası oluşturacağız.
Hayalinizdeki işe sahip olmak için harekete geçin. Bir diğer sorumluluğunuz da hayalindeki işe sahip olabilmesi için geri kalan %90’daki kişilere yardımcı olun.”

Mehmet Y. Özel / Danışman, MCT Danışmanlık
IK2014"Ya cevher olacağız ya da çaba gösterip mücevher olma yolunda gideceğiz."
"Lider deyince aklımız pozisyona gidiyor. Hepimizin liderlik ipotansiyeli var, pozisyonla ilişkilendirmediğimiz sürece" diyerek konuşmasına başlayan Mehmet Y. Özel, "Liderlikte 3P-Provokasyon, Performans, Potansiyel" başlıklı konuşmasında şunları söyledi. "Hedeflerinizden hiç bir zaman vazgeçmeyin. Olumsuz anlamdaki provokasyonları kaldırdığımızda içimizdeki cevher mücevhere dönüşür.
Provokasyondan olumsuz etkilendiğimizde performansımız düşer, olumsuz olanı olumluya çevirdiğinizde potansiyel ve performansınız artar. Varlığınızla çevrenize değer katın. Kendi hayallerinizle kendi fikirlerinizle kendi düşüncenizle ilerleyin."
Son olarak, Chris Gardner'ın hayatını anlatan ve başrolünü Will Smith'in oğluyla birlikte paylaştığı The Pursuit of Happyness filminden örnek veren Özel, filmdeki babanın oğluna söylediği şu sözün altını çizdi: "Ben dahil hiç kimsenin sana neyi yapamayacağını söylemesine izin verme!"

IK2014 
Mehmet Kızıltaş / Kurucu, Engelsizkariyer.com
Engelsizkariyer.com kurucusu Mehmet Kızıltaş “İK’da Engellilerle Doğru İletişim Metodları” başlıklı kısa bir konuşmayla zirvede yer aldı. "Engelliler sadece birey olarak kabul edilmeyi istiyor. İşte bu yüzden Engelsizkariyer.com ’u kurdum." diyen Kızıltaş konuşmasını şu cümleyle tamamladı; "Superman, Demiradam ve Batman’a maske verilmeseydi süper kahraman olabilirler miydi?"

IK2014 
Canan Efendigil Karatay / Profesör Doktor
‘’Sağlık olmadan hiç bir şey olmaz.’’
Karatay'ın konuşmasından dikkat çekenler sözleri şöyleydi; "Tıp fakültesinde rektörken kazanan öğrencileri aileleriyle birlikte odama çağırıp 'sen mi bu mesleği istedin yoksa ailen mi?' diye bu okulu isteyerek yazıp yazmadıklarını sorardım. Düşünün çocuk yazmış, kazanmış, üstelik de bir vakıf üniversitesi, para ödeyecek. Eğer annem çok istiyordu TIP okumamı gibi bir cevapla karşılaşırsam başka bir bölüm seç kendine yol yakınken derdim. Çünkü Tıp en zorlu eğitimlerden biridir. Eğer sevdiğin işi yaparsan, yorulmazsın...  

IK2014
Hakan Alp / İnsan Kaynaklarından Sorumlu GMY, Finansbank  
"İcatlar inatçı insanlardan çıkar." çıkar diyerek sözlerine başlayan Hakan Alp İcat ÇıkarMA! başlıklı konuşmasında şu çarpıcı cümlelere yer verdi; İcat denince hep mekanik şeyler gelir akla oysa o icat çıkaracak ortamı icat etmek daha önemlidir. 
20 yıldır bankacılık sektöründeyim… Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insan hâlâ karşısında insan arar. Şirketinde Y kuşağı araştırması yapmamış şirket var mı? Finansbank'ta çalışanların %70’i, yöneticilerin ise %3’ü Y kuşağı. Bizden sonraki kuşaklar belki de birden fazla işi bir arada yapacaklar ve biz buna hazırmıyız? Hayır... 
Bu çocuklar için fikirlerini zenginleştirebilecekleri ortamlar önemli, tapular arabalar değil. Peki biz bu çocuklara şirketlerde fikirlerini sunma şansı veriyor muyuz? Hayır, icat çıkarma diyerek oturtuyoruz yerine..."

Alp konuşmasını şu sözlerle tamamladı; "Y kuşağının bize uyum sağlamasını değil bizlerin onlara uyum sağlamamızı başarmalıyız. Unutmayın, icat çıkarabilmek için, icatçı bir yapıya müsade edebilmek gerekir."

Bahattin Aydın / İnsan Kaynakları Grup Direktörü, Avea 
“Doğal Liderlik” üzerine bir sohbet toplantısı gerçekleştiren Avea İnsan Kaynakları Grup Direktörü Bahattin Aydın; doğanın ilham verdiği “Avea Liderlik Modeli”ni katılımcılarla paylaştı
 
Aydın: “Avea’da herkes kendi işinin lideridir. Nasıl evde, sosyal hayatımızda kendi doğal özelliklerimizle liderliği üstleniyorsak, iş hayatında da hepimiz lideriz. Biz liderlik ile yönetici olmayı birbirinden ayırdık; tüm çalışanlarımıza liderlik sorumluluğu verecek bir modele geçtik. Aslında liderlik hepimizin doğasında var. Sadece uygun şartlara ihtiyaç duyuyoruz” dedi
 
Doğa’nın ilham verdiği Avea Liderlik Modeli 
Bahattin Aydın gerçekleştirdiği sohbette liderlik ile yönetici olmayı birbirinden nasıl ayırdıklarını ve çalışanlara liderlik sorumluluğu verecek bir modele geçişin hikâyesini anlattı. Katılımcılar doğada bulunan elementlerle sembolleştirilerek ‘Rüzgârı Yakala’, ‘Kaya gibi Ol’, ‘Alevlendir’ ve ‘Kabına Sığma’ sloganları ile yaşatılan Avea Liderlik Modeli’ni Avealıların nasıl deneyimlediklerini dinlediler.
 
Liderlik tanımlarında artık samimiyet, basitlik, ilham vermek, tutku gibi kavramların ön plana çıktığını ifade eden Bahattin Aydın, Avea’nın stratejilerini hayata geçirecek lider davranışlarının neler olması gerektiğini, Avea çalışanlarıyla birlikte tasarladıklarını anlattı.
 
Aydın, Avea Liderlik modelinin temelinde yatan özellikleri ise şöyle özetledi: “Avea’da herkes kendi işinin lideridir. Nasıl evde, sosyal hayatımızda kendi doğal özelliklerimizle liderliği üstleniyorsak, iş hayatında da hepimiz lideriz. Biz liderlik ile yönetici olmayı birbirinden ayırdık; tüm çalışanlarımıza liderlik sorumluluğu verecek bir modele geçtik. Aslında liderlik hepimizin doğasında var. Sadece uygun şartlara ihtiyaç duyuyoruz.”​

Aytuğ Işık, Mehpare Alp, Aycan Emre 
Liderler Kahvesi "Anla Beni! (Biraz da Y, X'i Anlasın)" 
Bilkent üniversitesinden 16 son sınıf öğrencisiyle toplam 8 saatlik derin bir sohbet yapılarak teknoloji ve dijital medyanın gençler üzerindeki etkisini araştırdıklarını belirten konuşmacılar sosyal medyanın gençlerin hayatında ciddi bir öneme sahip olduğunu ve hayatlarının önemli bir parçası haline geldiğini belirtti.
Bir başka dikkat çeken cümle ise: "X kuşağı patronuna saygı duymayı görev bilir, Y ise sevmezsem saygı duymam mentalitesindedir" oldu.

Beni Anla:
IK2014"Y kuşağı X kuşağındaki hiç bir özelliğe sahip olmak istemiyor.
Yetiştirilme tarzımız ve yetişme ortamımız gelişimimizi büyük ölçüde etkiliyor. X kuşağı ihtilal görmüş bir parça apolitik bir kuşak. Onlar iş hayatında bilgisayarla tanıştılar, bir işe girdiklerinde ve çalışmaya başladıklarında eğer sıkıntıları yoksa gerekmedikçe iş değiştirmeyi sevmiyorlar. Y kuşağı daha bolluk içinde yaşayan hızlı ve teknoloji tutkunu bir nesil, özgüvenli yetiştiler ve çok donanımlılar. Duygu ve düşüncelerini net bir şekilde ifade edebiliyorlar." 
Araştırmacılar izlenen videoda X ve Y kuşağına birbirleri hakkında ne düşündüklerini ve birbirlerinin hangi özelliklerini beğenip beğenmediğini sordular. Yine yapılan bir istatistiğe göre Y kuşağı X kuşağındaki hiç bir özelliğe sahip olmak istemiyor. İyi bir şirket performansı ve çalışma verimliliği için kurum içindeki kuşak çatışmalarının önlenmesi gerekiyor."
  
Çeviğim, Çeviksin, Çevik
IK2014"Çeviklik değişikliğe ayak uydurabilmektir. Scrum dünyada en sık kullanılan sistemdir. Scrum'ın değerleri: Odaklanmak, şeffaf ortam, saygı, cesaret ve taahhüt olarak sayılabilir. Scrum'a göre takımda 3-9 arası kişi bulunur. Ekibin sık sık kendisine ayna tutarak çalışma disiplinini belli bir evrime göre geliştirmesi gerekir. Çeviklik IT sektöründe bir gelişim aracı olarak kullanılır. Bir iş yapma, bir icra haline dönüştürdüğünüzde her alanda kullanabilir ve uygulayabilirsiniz. Avea Masters programıyla telekomünikasyon alanında kariyer yapmak isteyen üniversite 3. ve 4. sınıf ya da yeni mezun öğrenciler aldıkları eğitimle daha güçlü bir hale geliyorlar. 3000'in üzerinde gencin katıldığı programda 750 kişiye staj imkanı sunulurken 200 kişiyi de kadroya aldık. Yaptığımız uygulamalarla iş sonucu başarısı, kalite artışı, takım ruhu, sorumluluk alma, çevik organizasyon ve çoklu öğrenme gibi durumlar ortaya çıkar. Böylelikle müşterileriniz hızlı ve çevik olduğunuz için sizi bir sonrakinde de tercih ediyorlar."
 
Seda Terzi - Arıza İK
IK2014"Hiç bir konuda İK tek başına sorumlu değildir.’’

"Genel anlamda şirketler İK'nın görevinin mutlu etmek olduğunu söylerler. Hiç bir konuda İK olarak tek başımıza sorumlu olamayız.

Diğer departmanlarla birlikte bu sorumluluğu taşıyoruz. Çalışan gelişimi yöneticilere çok iş düşen bir alan günümüzde. Performans yönetiminde İK'nın sorumlu olması demek olası performans düşüklüklerinden de İK’nın sorumlu olduğu anlamına gelmez."

4271 kez okunmuş Şahnur Karaağaç

Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayınız.
Hayat denize güzel...   163 gün önce eklendi
Ay ne gerek vardı?   328 gün önce eklendi
#PZ2016 Katlı Değer Yaratmanın Yolları   346 gün önce eklendi
'HİÇ' kolay değil...   913 gün önce eklendi
Pirinç tanesi...   915 gün önce eklendi
Bazı zamanlar vardır utanırsınız...   1283 gün önce eklendi
Ailece harikalar diyarında...   1349 gün önce eklendi
• 19. İnsan Kaynakları Zirvesi Geniş Özeti   1370 gün önce eklendi
İletişimcilerden bir yeni mesajınız var...   1419 gün önce eklendi
'Pazarlama Zirvesi'nde neler konuşuldu?   1440 gün önce eklendi
Sıkıntılı Bir Durum Var!   1858 gün önce eklendi
Pardon Ama Fermuarınız Açık!   1956 gün önce eklendi
Kriz Benim Krizim Değil (mi?)...   2441 gün önce eklendi
Cuma sabahı çöplerimizi kapıya çıkarıyoruz!   2542 gün önce eklendi
O Bizim Kıymetlimiz   2578 gün önce eklendi
Artık meşe palamudu filizlenecek...   2654 gün önce eklendi
Havale Ediyorum...   2685 gün önce eklendi
Aman dikkat, yazılı iletişimde yanlış anlaşılmalar olabilir   2832 gün önce eklendi
Zor Yıllar...   2963 gün önce eklendi
Vurun Kahpeye   3050 gün önce eklendi
BÜMED Mezunlar Günü'ne Renk Kattılar   3438 gün önce eklendi
Onlar Oradaydılar...   3532 gün önce eklendi
Çocukları lösemi ile mücadele eden kadınlarımız...   3547 gün önce eklendi
Kol'u kullan!   3596 gün önce eklendi
Bir ürünün marka olabilmesi konusunda, siz ne dersiniz?   3659 gün önce eklendi
Yaşamın kavranması gereken özü...   3830 gün önce eklendi
Söz uçar, yazı kalır   3951 gün önce eklendi
Finans ve Halkla İlişkiler?   4011 gün önce eklendi
Her 10 Kasım'da...   4026 gün önce eklendi
Büyüyünce Ne Olsam?   4126 gün önce eklendi
İşte size bir hikaye;   4140 gün önce eklendi
Bir Sen bir ben bir de deniz olsa   4162 gün önce eklendi
Hayır efendim, anlatamadınız!...   4224 gün önce eklendi
Kadınlar Pazarı diye bir yer   4245 gün önce eklendi
Altın Müşteri Ödülü   4260 gün önce eklendi
Islak gündem   4265 gün önce eklendi
Deveye sormuşlar...   4272 gün önce eklendi
Ben ki Tanrıça İştar'ım   4273 gün önce eklendi
Öylesi de var böylesi de   4299 gün önce eklendi
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir   4322 gün önce eklendi
Yıldırır :)   4351 gün önce eklendi
Sen hiç deve gördün mü?   4373 gün önce eklendi
Başımla Beraber...   4418 gün önce eklendi
Ne kadar az veri, o kadar çok bilgi(!)   4482 gün önce eklendi
Bitlis'ten misafir geldi!   4513 gün önce eklendi
Kendi İletişiminiz İçin...   4553 gün önce eklendi
Bu Şehirde   4565 gün önce eklendi
Dünyaca ünlü marka 5 lira Regal 4 lira   4571 gün önce eklendi
Seviyorum,   4586 gün önce eklendi
Ta ki karıncalar çıkana kadar...   4595 gün önce eklendi
Kutlu Olsun!   4595 gün önce eklendi
Erman Hocayla iletişim sanatı   4597 gün önce eklendi
Hey, Başın dertte!   4603 gün önce eklendi
PR'ciler! Şebin Karahisar'dan Çağrınız var!   4608 gün önce eklendi
Alışveriş Merkezi diye bişey...   4610 gün önce eklendi
Sen taviz kapısını bir defa aralarsan..   4618 gün önce eklendi
Turizm sektöründe tartışma bitmiyor   4621 gün önce eklendi
Haftasonu Uludağ Gözlemleri   4625 gün önce eklendi
Aziz Nikola out, Noel Baba in olmuş...   4630 gün önce eklendi
Marka bebekler   4632 gün önce eklendi
Turizm Acenteleri PR firması değildir!   4643 gün önce eklendi
Slogana vuruldum   4650 gün önce eklendi
Dilerim...   4661 gün önce eklendi
Hoş Geldi   4680 gün önce eklendi
Sinek Küçük...   4681 gün önce eklendi
Hilal Ay demektir, Ahmer ise kırmızı....   4688 gün önce eklendi
Virüsü Başka Yerde Aramayın   4692 gün önce eklendi
Evin Reisi kim?   4694 gün önce eklendi
Umarım hafızası zayıf insanlar olmaktan kurtuluruz   4721 gün önce eklendi
Pırlanta, Sonsuza Kadar   4726 gün önce eklendi
İyi niyet   4737 gün önce eklendi
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmış olmalısınız.